Hayat bir salıncaktır.

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve kraker kız tarafından 17 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    17 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : kraker kız
  1. kraker kız

    kraker kız Guest

    Ona doğduğumuz andan itibaren bineriz ve sallanmaya / yaşamaya başlarız.Küçükken çok hızlı sallanamadığımız için pek bir şey göremeyiz dünyaya dair. Bu yüzden mi yoksa bildiğimiz tek şey olduğu için mi bilinmez ama sürekli ağlarız. Ellerimiz ilk olarak gözyaşını keşfeder. Sonra ellerimizi keşfederiz gözlerimizle, sonra ayaklarımızı. Ayaklarımızı keşfedince daha bir hızlı sallanmaya / yaşamaya başlarız. Fakat henüz sallanmaya dair pek bir şey bilmediğimizden düşecek gibi oluruz salıncaktan kimi zaman. Ama korkmamalıymışız; düşe kalka büyüyecekmişiz çünkü.

    Bir ara bir de bakarız ki düşmeden daha hızlı sallanmayı öğrenmişiz. Çok seviniriz ve hemen incelemeye koyuluruz dünyayı, insanları. Fakat dünya çok şaşırtır bizi. Zira salıncakla ön tarafa doğru gittiğimizde, yeşilliklerle bezeli, mavilerle süslü, tertemiz bir dünya ile karşılaşırken; arka tarafa doğru gittiğimizde ise, ucu bucağı görünmeyen binalarla, zehirli olduğunu sonradan öğreneceğimiz gazlar çıkaran arabalarla ve fabrikalarla ve tabii oldukça kirlendiği gözlenen bir dünyayla karşılaşırız. Bir daha arka tarafa doğru sallanmak hiç istemeyiz. Fakat sallanmanın / yaşamanın vazgeçilmez kuralıdır bu; bir ön tarafa gitmelisiniz, bir arka tarafa. Ama yine de salıncağımızın temiz olan dünyaya yada dünyanın temiz yanına doğru kurulması ile teselli bulurken, salıncakları kirli tarafa bakan arkadaşlarımızı esefle izleriz. Bir yandan da düşünmeden edemeyiz; neden dünyayı da bizim gibi, bir leğene koyup da yıkamıyorlar? diye.. Ancak sonradan anladığımıza göre kirli olan dünya değil, insanların yürekleri imiş!..

    Bunu anlayınca insan olduğumuzdan utanırız. Sonra yavaş yavaş insanlarla ilişki kurmaya başlarız. Önce arkadaşlığı öğreniriz ve arkadaşlı hayatın daha zevkli ve anlamlı olduğunu fark ederiz. Çünkü beraber sallanıyoruzdur ve birimiz sallanmaktan / yaşamaktan yorulunca diğerimiz onun salıncağını da sallamaya başlıyor ve böylece de tek başına sallanırken / yaşarken ki yorulup da yere düşme tehlikesi ortadan kalkmış oluyor. Ama bu durum da çok uzun sürmüyor. Çünkü ?arkadaş? dediğimiz bazı insanlar bizi sallarken öylesine haşin davranıyorlar ki sürekli yere düşüyoruz. Fakat bu düşmeler de pek diğerlerine benzemiyor. Yani diğer düşmelerimiz de sadece dizimiz yada dirseğimiz kanarken, bu tür düşmelerimiz de (Yani arkadaş düşürmelerinde) yüreğimiz kanıyor!..

    Bunu görünce de insanlarla arkadaşlık kurmaktan vazgeçiyoruz ve tek başına sallanmaya/yaşamaya devam ediyoruz.

    Sonra sevmeyi öğreniyoruz;
    İhanete uğruyoruz.
    Sonra dostluğu öğreniyoruz;
    Aldatılıyoruz.
    Sonra kardeşliği öğreniyoruz;
    Boş veriyoruz.
    Sonra sevdalanmayı öğreniyoruz;
    Beceremiyoruz.
    Sonra ümit etmeyi öğreniyoruz;
    Beceremiyoruz.
    Sonra gülmeyi öğreniyoruz;
    Beceremiyoruz.
    Sonra mutlu olmayı öğreniyoruz;
    Beceremiyoruz.
    Sonra korkmayı öğreniyoruz;
    Korkuyoruz, alabildiğine?.

    Sonra?.
    ??
    Sonunda hep korksak ta; hep seviyoruz, hep dost oluyoruz, hep kardeşliğin o erişilmez tadını boş veriyoruz, hep hayal kuruyoruz, hep sevdalanıyoruz, hep gülüyoruz inadına, hep mutlu olmayı deniyoruz ve hep korkuyoruz. Çünkü bunları öğrenirken artık salıncağı da son hızla sallamaya başlamışız ve her an düşme tehlikesi geçiriyoruz.

    İki yüzlülükleri, yüzsüzlükleri, çıkarcılıkları, nemelazımcılıkları, sevgisizlikleri, kalpsizlikleri gördükçe düşecek gibi oluyoruz ama yinea de iyi şeyler de görüyoruz. Mesela umut; insanlar bıkmadan usanmadan, aralıksız umut üretiyorlar. Bunu nasıl becerdiklerini bir türlü anlayamıyoruz. Sonra mesela hayal kuruyorlar. Gerçi hayalle karın doymuyor ama yüreklerin doyduğu kesin. Bir de sabrediyorlar; öyle ki şaşılacak derecede ve aşırılıkta sabırlılar. Biz ise ağlıyoruz. Bildiğimiz ilk şey olan ve nedense sürekli baş vurduğumuz bir davranış olan ağlamayı bir türlü bırakamadık. Her halde biz de bir tür ağlama tiryakiliği başladı.

    İşte böyle; bir öne bir arkaya sallanıyoruz ve kötü şeyleri gördükçe düşecek gibi oluyor, iyilikleri, sevgi kırıntılarını gördükçe de umutlanıyoruz.
     
  2. 17 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : kraker kız
  3. Needababy84

    Needababy84 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    9 Nisan 2008
    Mesajlar:
    137
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    108
    Harika bu yazının üstüne gelde ağlama :)
     
  4. 11 Kasım 2008
    Konu Sahibi : kraker kız
  5. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.