hayat dersleri

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve xsxulem tarafından 13 Şubat 2007 başlatılmıştır.

    13 Şubat 2007
    Konu Sahibi : xsxulem
  1. xsxulem

    xsxulem Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    695
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    86
    Birinci Ders:

    Okuldaki ikinci ayimda, hocamiz test sorularini dagitti. Ben okulun en iyi
    ögrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orad
    çakildim kaldim. Son soru söyleydi :
    "Hergün okulu temizleyen hademe kadinin ilk adi nedir ?"
    Bu her halde bir çesit saka olmaliydi. Kadini, yerleri silerken, hemen
    hergün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçli bir kadindi. 50'lerinde falan
    olmaliydi. Ama adini nerden bilecektim ki ! Son soruyu yanitsiz birakip
    kagidi teslim ettim. Süre biterken bir ögrenci, son sorunun test sonuclarina
    dahil olup olmadigini sordu.
    "Tabii, dahil" dedi, Hocamiz...
    "Is yasaminiz boyunca insanlarla karsilasacaksiniz. Hepsi birbirinden farkli
    insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hak eden insanlar bunlar.
    Onlara sadece gülümsemeniz ve 'Merhaba' demeniz gerekse bile..."
    Bu dersi hayatim boyunca unutmadim. Hademenin adini da...
    Dorothy idi.


    Ikinci Ders :

    Bir gece vakit gece-yarisina dogru Alabama Otoyolunun kenarinda duran
    bir zenci kadin gördüm. Bardaktan bosanirca yagan yagmura ragmen,
    bozulan arabasinin disinda duruyor ve dikkati çekmeye çalisiyordu. geçen her
    arabaya el salliyordu. Yaninda durdum. 60'li yillarda bir beyazin bir
    zenciye, hem de Alabama'da, yardima kalkismasi pek olagan seylerden
    degildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi duragina biraktim. Ayrilirken
    ille de adresimi istedi, verdim. Bir hafta sonra, kapim çalindi. Muazzam
    bir konsol televizyon
    indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armaganda...
    "Geçen gece otoyolda bana yardiminiza tesekkür ederim. O korkunç yagmur
    sadece elbiselerimi degil, ruhumu da sirilsiklam etmisti. Kendime güvenimi
    yitirmek üzereydim, siz çika geldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan kocamin
    yataginin bas ucuna zamaninda ulasmayi basardim. Biraz sonra son nefesini
    verdi. Tanri bana yardim eden sizi ve baskalarina karsilik beklemeksizin
    yardim eden herkesi kutsasin...
    En Iyi Dileklerimle,
    Bayan Nat King Cole."



    Üçüncü Ders :

    Size Hizmet Edenleri Hep Hatirlayin...

    Bir pastanin üç otuz paraya satildigi günlerde 10 yasinda bir çocuk
    pastaneye girdi. Garson kiz hemen kostu... Çocuk sordu:
    "Çikolatali pasta kaç para ?"
    "50 Cent."

    Çocuk cebinden çikardigi bozuklari saydi. Bir daha sordu:
    "Peki, Dondurma Ne Kadar ?"
    "35 Cent." dedi garson kiz, sabirsizlikla. Dükkanda yiginla müsteri vardi ve
    kiz hepsine tek basina kosusturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit
    geçirebilirdi ki...
    Çocuk parasini bir daha saydi ve
    "Bir dondurma alabilir miyim, lütfen ?" dedi.
    Kiz dondurmayi getirdi. Fisi tabagin kenarina koydu ve
    öteki masaya kostu. Çocuk dondurmasini bitirdi. Fisi kasaya ödedi. Garson
    kiz
    masayi temizlemek üzere geldiginde, gözleri doldu, birden. Masayi sanki akan
    gözyaslari temizleyecekti. Bos dondurma tabaginin yaninda çocugun biraktigi
    15 Cent'lik bahsis duruyordu..


    Dördüncü Ders :

    Yolumuzdaki Engeller...

    Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya
    koydurmus, kendisi de pencereye oturmustu. Bakalim neler olacak diye
    gözlüyor... Ülkenin en zengin tüccarlari, en güçlü kervancilari, saray
    görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öglene kadar. Hepsi kayanin
    etrafindan dolasip saraya girdiler. Pek çogu krali yüksek sesle elestirdi.
    Halkindan bu kadar vergi aliyor, ama yollari temiz tutamiyordu.
    Sonunda bir köylü çikageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sirtindaki
    küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarildi ve ikina sikina itmeye
    basladi. Kan ter içinde kaldi ama, sonunda, kayayi da yolun kenarina çekti.
    Tam küfesini yeniden sirtina almak üzereydi ki, kayanin eski yerinde bir
    kesenin durdugunu gördü.
    Açti... Kese altin doluydu. Bir de kralin notu vardi içinde...
    "Bu altinlar kayayi yoldan çeken kisiye aittir." diyordu kral.
    Köylü, bügün dahi pek çogumuzun farkinda olmadigi bir ders almisti.
    "Her engel, yasam kosullarinizi daha iyilestirecek bir firsattir."


    Besinci Ders :

    Önemli Olan Vermektir..

    Yillar önce hastanede çalisirken, agir hasta bir kiz getirdiler. Tek yasam
    sansi, bes yasindaki kardesinden acil kan nakli idi. Küçük oglan ayni
    hastaliktan mucizevi bir sekilde kurtulmus ve kaninda o hastaligin
    mikroplarini yok eden antikorlar olusmustu. Doktor durumu bes yasindaki
    oglana anlatti ve ablasina kan verip vermeyecegini sordu. Küçük çocuk bir an
    duraksadi. Sonra derin bir nefes aldi ve
    "Eger kurtulacaksa, veririm kanimi" dedi.
    Kan nakli yapilirken, ablasinin gözlerinin içcine bakiyor ve gülümsüyordu.
    Kizin yanaklarina yeniden renk gelmeye baslamisti, ama küçük çocugun yüzü de
    giderek soluyordu...
    Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu :
    "Hemen mi ölecegim ?"
    Ufaklik, doktoru yanlis anlamisti, ablasina vücudundaki
    bütün kani verip, ölecegini düsünüyordu.