Hayatı Değiştirebilecek Buluşlar

Konusu 'Bilim ve Teknik' forumundadır ve TaDukHePa tarafından 14 Ekim 2009 başlatılmıştır.

    14 Ekim 2009
    Konu Sahibi : TaDukHePa
  1. TaDukHePa

    TaDukHePa ♫♥♥_GLaM_Fa!rY_♥♥&#9 Üye

    Katılım:
    18 Eylül 2009
    Mesajlar:
    5.670
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    148
    Hayatı Değiştirebilecek Buluşlar



    Hayatı değiştiren buluşların büyük yatırımlarla gerçekleştirilebileceğini varsayılır. Örneğin, atom bombasının bulunması, insanın gen haritasının çıkartılması gibi. Oysa, hayatı değiştiren birçok buluş bir girişimcinin bodrum katında veya bir üniversitenin laboratuvarında ortaya çıkabiliyor. Global Business Policy Council’den Martin Walker’in son dönemlerdeki gelişmeleri irdeleyerek derlediği on önemli buluşa göz atmakta fayda var.

    Öncelikle insanlığın güneş enerjisinden faydalanmasını artırabilecek buluşlara göz atalım. Nevada’daki bir askeri tesisin damında kullanılan güneş enerjisini elektriğe çeviren ince film ile damın her metre karesinde bir Kwh’dan fazla elektrik elde edilmeye başlanmış. Oerlikon firmasının pazarladığı ince film teknolojisi satışları 2006’dan bu yana her sene 100% büyüyerek senede 1 milyar dolara ulaşıyor. Rensellaer Üniversitesinden Prof. Shawn Lin nanoteknoloji kullanımıyla ince film teknolojisinin güneş enerjisi kullanım verimliliğini %67’den %96’ya çıkartabildiği söyleniyor. Üstelik, bu teknoloji sayesinde güneş ışığının açısının da ayarlanması gerekmediği için ince film panellerinin güneşe yönelimini sağlayan mekanik aksama da gerek kalmıyor. Bu nedenle, önümüzdeki senelerde konut ve işyerlerinde hem ekonomik, hem de temiz güneş enerjisi kullanımının önemli ölçüde artması öngörülüyor. Üstelik, bu enerji kaynağını stoklamak veya herhangi bir yerden diğerine taşımak da gerekmiyor.

    MIT Profesörü Daniel Nocera’nın bitkilerdeki fotosentez sürecini laboratuvar ortamında gerçekleştirmesinin ise güneş enerjisinin stoklanmasının ve böylelikle bu enerjiden geceleri de faydalanılmasını sağlayabilecek bir buluş olarak görülüyor. Prof. Nocera’nın geliştirdiği cobalt-phosphate katalizörü sayesinde güneş enerjisiyle su molekülünden hidrojen ve oksijen olarak ayrıştırılan atomların bir enerji pilinde tekrar birleştirilmesi ve karbon salınımı yaratmayan bir enerji kaynağına dönüştürülmesi yeni ufuklar açan bir buluş olarak değerlendiriliyor.

    Birçok buluş ilk önce askeri amaçlarla geliştiriliyor, arkasından da birçok sivil kullanım alanı buluyor. Vermont’dan Seldon Technical firmasının Amerikan askerleri için nanoteknolojiyi kullanarak geliştirdiği kirli suların içerken temizlenmesini sağlayan pipetlerin, dünyanın fakir bölgelerinde su kirliliğine dayalı salgın hastalıkların önlenmesini sağlayabilir. 2003 yılında tamamen insanlara dayalı olan ABD’nin Irak askeri gücü 2005’te 2500, bugün ise 12000’e ulaşana bomba imha robotlarıyla her geçen gün şekil değiştiriyor. Bu sene ilk kez ABD silahlı kuvvetlerinde insansız uçak kullanım uzmanı olarak eğitilenlerin sayısı pilot olarak eğitilenlerin sayısını aşıyor. Florida Üniversitesinden Prof. Xiamei Jiang’ın silikon yerine organik sensörleri kullanıma alması minyatür robotların gelişimi için önemli bir gelişme olarak kabul ediliyor. Bu nedenle, yakında robotların sivil alanlardaki kullanımında da önemli atılımların yaşanması bekleniyor.

    Lozan Teknik Üniversitesinden Dr. Henry Makram’ın geliştirdiği yapay beyni yerleştirdiği robot farelerin normal farelere benzer tepkiler göstermesi ise önümüzdeki 10-20 yılda düşünebilen robotlara geçiş yapılabileceğinin işareti olarak algılanıyor.

    Vancouver’da yerleşik Cellfor şirketinin geliştirdiği teknoloji ile çam ağaçlarının büyümesi %40 kadar hızlandırabildiği ve böylelikle dünyanın kütük ihtiyacını karşılayan ormanların bugünkünün %10’u kadar bir alanda aynı verimi verebileceği belirtiliyor.

    Özetle, yeni teknolojik buluşların temiz enerji kaynaklarını, robotlarla verimliliği, dünya kaynaklarının daha verimli kullanımını önemli ölçüde geliştirerek hayatın değişmesine ve dünyanın daha yaşanabilir bir yer olmasına önemli katkılar sağlayabileceği düşünülüyor.

    Dr. Yılmaz Argüden
    Türkiye Bilim