Hayvanlar hakkında bilmediklerimiz

Konusu 'Bunları biliyor muydunuz ?' forumundadır ve Exorcist tarafından 18 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    18 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Exorcist
  1. Exorcist

    Exorcist bertaraf et Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    805
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    Monark Kelebeklerinde Biyolojik Pusula Keşfedildi...

    [​IMG]

    Bilim adamlarının son yaptığı araştırmalardan birinde, Monark kelebeklerinin gizemlerle dolu göçünün sırlarından biri ortaya çıkarıldı. Buna göre kelebekler 'içsel saat'leri sayesinde yönlerini tayin ediyorlar.

    Güveler ve Sesüstü Dalgalar

    1- Güvenin çıkardığı ses yarasanın algılama sistemini bozmaktadır.

    2- Ses yayan güveler yarasaların sevmediği bir tada sahiptir. Yarasa bu sesi algıladığında tatsız bir av ile karşılaştığını düşünmektedir.

    Güvelerin ultrasonik dalgalar yayarak yarasaları kaçırmaları bir yana sadece ses algılamaları bile başlı başına bir mucizedir.

    Akrepteki Bilgisayar Ağı

    Kelebek konması gibi, akrebin yakınındaki en ufak bir hareket kumda titreşim dalgası oluşturur. Her iki dalganın yayılma hızları farklıdır. Akrep bu iki dalganın kendisine ulaşma süreleri arasındaki farktan Ava olan mesafesini belirler.

    Akrebin bir saniyede yüzlerce defa tespit ve hesaplama yapan alıcıları adeta bir bilgisayar ağı gibi işler.


    Kendini yemek olarak feda eden anne


    [​IMG]

    Hem karada hem de suda yaşayabilen Boulengerula taitanus sürüngen türünün dişileri yavrularını kendi derisiyle besliyor.

    'Nature' dergisinin son sayısında yayımlanan araştırmaya göre, Boulengerula taitanus adı verilen tropikal etobur sürüngenin dişileri, yetişkinliğe erene kadar yavrularına kendi derilerini ikram ediyor.

    Bilim adamlarına göre bu durum hayvanlar aleminde şimdiye dek görülmemiş bir olay. Çünkü 20-30 santimetre boyundaki yavrular, annelerinin dış deri hücrelerini kemirmeye elverişli özel dişlerle dünyaya geliyor.

    Yavru büyüyor, anne küçülüyor

    Londra'daki Tabiat Tarihi Müzesi'nden Mark Wilkinson başkanlığındaki araştırma ekibi, kemirilen epitel dokunun lipide (yağ) dönüştüğünü tespit etti. Yağ hücreleri, minik yavruların hızla büyümesini sağlıyor.

    Laboratuvar şartlarında yapılan gözlemlere göre, yavrular bir hafta içinde yüzde 11 büyürken, annenin vücut kütlesi yüzde 14 azaldı.

    Tek yiyecekleri anneleri

    Yavruların midesinde neler olduğunu da inceleyen araştırmacılar, annelerinin derisinin yavruların tek besin kaynağı olduğu sonucuna vardı.

    Nudibranch​


    [​IMG]

    Nudibranch, olağanüstü renklere sahip, kabuğu olmayan, son derece yumuşak bir bedene de sahip bir salyangoz türüdür. Her türlü saldırıya açık olmasına karşın çok az hayvan Nudibranchlarla beslenir.

    Bu deniz salyangozu kuvvetli bir zehir taşıyan "ısırgan hücreleri"ne sahiptir. Hayvan, bu hücreler sayesinde düşmanlarından kolaylıkla korunur. Nudibranch bu hücreleri kendisi üretmez.

    Hydroid adlı canlılarla beslenen nudibranch onları sindirim sisteminde öğütmek yerine koruyucu bir mukusla kaplanır ve ısırgan hücre olarak ona bir koruma sağlarlar.

    Nautilus​


    [​IMG]

    Nautilus'ün vücudunda 19 cm. çapında salyangoz kabuğu biçiminde spiral bir organ vardır. Bu organda birbiriyle bağlantılı 28 tane "dalış hücresi" bulunur.Nautilusun vücudunda biyokimyasal yolla özel bir gaz üretilir ve bu gaz kan dolaşımı ile hücrelere aktarılarak hücrelerden suyun çıkması sağlanır. Bu şekilde Nautilus avlanırken ya da düşmanlarından kaçmak için daha derine inebilir veya yüzeye çıkabilir.

    Bir denizaltı sadece 400 m. dibe batabilirken, Nautilus için 4000 m. derinliğe dalmak son derece kolaydır. Bu derinlikte nautilusun üzerindeki suyun etkisi, hayvanın her cm2'sine 400 kilodan fazla ağırlığın etkimesiyle eşdeğerdir
  2. 12 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : Exorcist
  3. Dünyada yaklaşık üç bin sivrisinek türü olduğu bilinmektedir. Bunların çoğu insana saldırmaz. Zaten aksi olsaydı dünyanın her yerinde bulunabilen bu yaratıklar ormanda, dağda, insan bulunmayan yerlerde yaşamlarını idame ettiremezlerdi.

    İnsanların kanlarını emerek yaşayan sivrisinek türlerinin yalnız dişileri kan emer. Dişiler de insanların kanlarını kendi yumurtalarını üretebilmek için protein sağlayabilmek amacıyla emerler. Birçok cinste dişi sivrisinekler en azından ilk yumurtalarını kana ihtiyaç duymadan üretebilirler, fakat sonraki yumurtaları için kana ihtiyaçları vardır. Bulabildikleri her canlının kanını emerler, hatta deniz yüzeyine gelen balıklar bile ellerinden kurtulamaz.

    Erkekler çiçek özleri ile beslenirler. Yumurta üretme gibi bir dertleri olmadığından insanları sokmazlar.

    Dişi sivrisinekler avlarının yerlerini duyargaları ve üç çift bacaklarındaki alıcılarla bulurlar. Alıcılar ile nem, ter ve ısı özelliklerini saptarlar. Sivrisineğin duyargaları bir santigradın binde biri kadar sıcaklık değişimlerini algılayabilecek kadar hassastır.

    Dişi sivrisinekler insanın nefes verirken çıkardığı karbondioksit bulutu içinde, ileri geri hareketler yaparak bu bilgileri değerlendirirler, avın yararlı olacağına karar verirlerse eyleme geçerler. Bazılarının 'sivrisinek bana dokunmaz' demelerinin esas nedeni ter ve nefes kokularının, sivrisinek için cazip ve özendirici olmamasıdır.

    Sivrisinek sanıldığı gibi içi delik ve sivri uçlu bir boruyu deriye sokarak kanı emmez. Sivrisinekte ağzın altındaki kesede iki tüp, iki de neşter olarak kullandığı testere ağızlı bıçak vardır. Önce bıçaklarla deride delik açar, sonra tüplerden biri ile tükürüklerini bu deliğin içine akıtır.

    Bu tükürük insan kanının pıhtılaşmasını önler, böylece ikinci tüpü sokarak, sıvı kanı size fark ettirmeden kolayca emer. Eğer bir dakika içinde hala fark etmediyseniz, deposu kanınızla dolu olarak, kafayı bulmuş şekilde derinizden ayrılır.

    Sivrisinekleri tahrik eden şey nefesinizdeki karbondioksit oranı ile derinizdeki ısı ve nem oranı olduğundan, özellikle geceleri sivrisinek hücumlarını geçiştirebilmek için, çok sık nefes alışverişi gerektirecek fiziksel hareketler yapmamanız, teninizi serin ve kuru tutmanız gerektiğini unutmayın.
  4. 15 Aralık 2007
    Konu Sahibi : Exorcist
  5. yessillim

    yessillim Yeni Üye Üye

    Katılım:
    16 Haziran 2007
    Mesajlar:
    694
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    [​IMG] [​IMG]
    Güneydoğu Kanada’da yaşayan Monark kelebeklerinin göç öyküsü ise, kuşlarınkinden daha da karmaşıktır.Monark kelebekleri, normalde, tırtıllıktan kurtulup tam bir kelebek olduktan sonra ancak 5-6 hafta yaşarlar. Bir yıl içinde, 4 Monark nesli yaşar. Bu dört neslin üçü, ilkbahar ve yaz aylarında yaşar.

    Sonbahar geldiğinde durum değişir. Çünkü sonbaharla birlikte, göç başlayacaktır ve bu göçü üstlenecek olan Monark nesli, aynı yıl içinde gelip-geçmiş olan diğer nesillerden çok daha uzun yaşayacaktır.Göç edecek olan Monarklar, mevsimin dördüncü kuşak kelebekleridir.

    Göç, çok ilginç bir biçimde, tam sonbaharda gecenin gündüze eşitlendiği gecede başlar Güneye göçen bu kelebekler, önceki diğer üç kuşaktan altı ay daha fazla yaşayacaklardır. Çünkü çıktıkları yolculuğu tamamlayıp geri dönebilmeleri için bu kadar süre yaşamaları şarttır.

    Güneye inen kelebekler, Yengeç Dönencesi’ni geçip soğukları geride bıraktıklarında dağılmazlar. Kıtanın yarısını aşan bir göçten sonra milyonlarca kelebek Meksika’nın ortasında konaklar. Burası üzeri zengin bitki örtüsü ile kaplı volkanik dağların sırtlarıdır. 3000 m. yükseklikteki bu yer kelebeklerin yaşayabileceği kadar sıcaktır. Burada Aralıktan Mart’a kadar 4 ay boyunca hiç bir şey yemezler. Yaşamlarını vücutlarındaki yağ stoklarıyla sürdürürken, yalnızca su içerler.

    İlkbaharda açmaya başlayan çiçekler Monarklar için önemlidir. 4 aylık bir bekleyişten sonra ilk defa kendilerine bir bal özü ziyafeti çekerler. Artık Kuzey Amerika’ya dönüş için gerekli enerjiyi depolamışlardır. İki aylık yaşam süresini sekiz aya genişletilmiş olarak yaşayan bu kuşağın başka yönlerden diğerlerinden hiç bir farkı yoktur. Mart sonunda yola koyulmadan önce çiftleşirler. Tam gece ile gündüz eşitlendiği gün koloni kuzeye uçmaya başlar. Yolculuklarını tamamlayıp Kanada’ya vardıktan az sonra da ölürler. Ancak, ölmeden önce, soylarının devamı için gerekli olan kuşağı da dünyaya getirirler.

    Yeni doğan kuşak, yılın ilk neslidir ve yaklaşık bir buçuk ay yaşayacaktır. Daha sonra ikinci ve üçüncü kuşaklar… Dördüncü kuşağa gelindiğinde göç yine başlayacak, bu kuşak yine diğerlerinden altı ay daha fazla yaşayacaktır ve zincir böyle sürüp gidecektir…

    Bu ilginç sistem, akla bir çok soru getirmektedir: Nasıl olmaktadır da, her dört nesilden biri altı ay daha uzun yaşayacak şekilde doğmaktadır? Nasıl olmaktadır da, bu uzun yaşayan nesil binlerce yıldır tam kış aylarına denk gelmektedir? Nasıl olmaktadır da, kelebekler göçe tam gece ile gündüzün eşit olduğu günde başlamakta, bu ince hesabı tutturabilmektedir, yoksa takvim mi kullanmaktadırlar?

    Kuşkusuz bu soruların Evrim ya da benzeri teorilerin içinde hiç bir cevabı bulunamaz. Çünkü, kelebekler bu ilginç özellikleri var oldukları andan beri taşıyor olmalıdırlar. Eğer dünya üzerindeki ilk dördüncü Monark nesli uzun yaşama özelliğine sahip olmasaydı, bütün kelebekler o kış içinde ölürdü ve hayvanların nesli tükenirdi.

    Monarklar, var edildikleri andan itibaren bu olağanüstü özelliği taşıyor olmalıdırlar. “Tesadüf”ler, hayvanın neslini göçe göre ayarlama gibi bir yeteneğe şüphesiz sahip değildir. Kelebekler, şöyle bir düşünüp, dördüncü nesillerini uzun yaşatmaya karar vermiş, sonra da metabolizmalarını, DNA’larını, genlerini buna göre ayarlamış da olamazlar.

    Açıktır ki, Monarklar, böyle bir özelliğe sahip olarak yaratılmışlardır.

    Monarkların binlercesi bir ağaca konduklarında, ağaç neredeyse görünmez olur.

    alıntıdır....


  6. 16 Aralık 2007
    Konu Sahibi : Exorcist
  7. dilara

    dilara Yeni Üye Üye

    Katılım:
    7 Kasım 2006
    Mesajlar:
    120
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    Kedi görüşü
    Kedilerin gözlerinin arkasında ayna görevi gören ve Topetm adı verilen bir zar vardır.

    Bu organ ışığın göz içerisinde her tarafa yayılmasını ve nesnelerin daha parlak görülmesini sağlar. Böylece kediler insanlara göre 6 kat daha karanlık ortamlarda görebilirler.



    Yılanların görüşü

    Yılanların iki çift görme organları bulunur. İlki neredeyse insanlarınki gibi gören normal göz diğerleri ise bu normal gözlerin hemen önünde bulunan ısıya duyarlı özel bir bölüm. Yılan bu organı sayesinde sıcak kanlı kemirgenlerin yaydığı vücut ısılarını algılayabilir.



    Şahin görüşü

    Şahin gibi avcı kuşların görme duyuları olağanüstü gelişmiştir. Tam 30 metrede tırnaklarının kirlimi yoksa temiz mi olduğunu görebilirler. Bilim adamları şahinlerin gözlerinde teleskopa benzer bir sistemin olduğunu söylüyorlar.



    Arıların dünyası

    - Bir kilo bal için 40 bin arının 6 milyon çiçeği dolaşması gerektiğini

    - Bir arının saniyede 200-250 kez kanat çırptığını

    - Bir arının vücut ağırlığının 330 katı kadar yük taşıyabildiğini

    - Arıların bir peteği doldurabilmesi için 100 bin km kanat çırptığını biliyor muydunuz?



    Hamam böcekleri
    Hamam böcekleri tam 40 dakika nefeslerini tutabilirler. Bu nedenle suda boğulmazlar. Hiçbir şey yemeden tam bir ay yaşayabilirler ve eksi 32 dereceye kadar dayanabilirler. Evinize gelen bir misafirini ev sahibesinden ayırt edebilecek kadar keskin bir koku alma duyuları vardır. 320 milyon yıldır yeryüzünde yaşarlar ve radyoaktiviteden etkilenmeyen tek canlı onlardır. Ve böcek spreylerinin çoğuna karşı bağışıklık kazanmış durumdadır.
  8. 28 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : Exorcist
  9. shiftcan

    shiftcan Yeni Üye Üye

    Katılım:
    4 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.781
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    Erginleri ortalama 2-3 cm boyunda kanatlı kırmızımsı kahve renginde en büyük hamam böceği türüdür. Bütün insanların yediği ve yemediği her şeyi yerler, kağıda kadar. İçinde 14–16 yumurta bulunan paketler yaparak her mevsim ürerler. Genelde toplu koloniler halinde yaşarlar, 15 ay kadar ömrü vardır. Nemli, sıcak ve pis yerleri severler kanalizasyon, kazan dairesi, depo, bodrum, toprak altı galerileri ambalaj içleri gibi yerleri istila ederler. Genelde endüstriyel işletmelerde çok görülürler. Çok pistirler ve her şeyi yerler. Her pisliği, mikrobu taşır ve bulaştırırlar. Gıda, su ve sıcağa ihtiyacından dolayı insan olan her yerde aktiftir. Evlerde ilk yerleşeceği yer mutfak ve banyolardır. Hemen hemen bütün zamanını yuvalarında, delik ve çatlaklarda saklanarak geçirirler, karanlığı sever ve geceleri aktiftirler, çok dayanıklıdırlar, bilinçsiz yapılam amatör mücadelelerde ilaçlara çok çabuk direnç kazanırlar. Marketten ufak bir poşet içinde veya bir yumurta paketinde evinize gelebilir. pazar eşyaları ile,sebzelerle veya kolilerler ile bilinmeden taşınmış olur..Apartman temizse sakinlerin dikkatli olması, ilk böcek geldiğinde ise o dairenin böcek yayılmadan ilaçlatılması gerekir. İhmal edilirse diğer dairelere de yayılarak rahatsızlık verir ve masraflara neden olur. Örneğin 30 daireli bir apartmanda 6-7 dairede üreme başlamışsa, bütün apartman dairelerinin komple ilaçlatması en doğru harekettir. Bu yapılmazsa böcekler daireler arasında dolaşır ve sorun zaman içinde kronikleşir.20 gün aralıklarla en az iki kez ilaçlama gereklidir.kısmi ve ferdi mücadele başarılı olmaz ."Dizanteri, Gıda zehirlenmeleri, Verem, Gastroenteritis, Antrax, Pnomoni, Hepatit, Mantar hastalıkları, Astım, Allerjik Reaksiyon gibi çeşitli hastalık mikroplarını taşır ve bulaştırırlar."

    DICTYOPTERA familyasından olan bu böcekler yumurta yöntemiyle çoğalırlar .İçinde 35–40 yumurta bulunan paketler yaparak her mevsim ürerler.Yumurtalarını sırtlarında taşıyabilir ve dolaştıkları her yere dökülebilir.Bir defafada 200 yumurta üretebilirler. ve bir yumurta paketinden 35-40 adet larva(yavru) meydana gelmektedir. yumurtaları 18 gün'de yavru olarak çıkar.Çok hızlı ürerler.Üredikleri ortamda koloniler halinde yaşarlar,yılda 8-10 defa yumurtlarlar. Dişi ergin hamam böcekleri öldükleri anda bile yumurtalarını bırakırlar.Böcek yumurtaları herhangi bir insektisitle ölmemektedir.Bu nedenle ilk ilaçlamada mecut böcekler öldürüldükten sonra yumurtadan çıkabilecek olan yavrular için 20 gün sonra ilaçlama mutlaka tekrarlanmalıdır.

    Çok pistirler ve her şeyi yerler. Her pisliği, mikrobu taşır ve bulaştırırlar. Gıda, su ve sıcağa ihtiyacından dolayı insan olan her yerde aktiftir. Evlerde ilk yerleşeceği yer mutfak ve banyolardır. Hemen hemen bütün zamanını yuvalarında, delik ve çatlaklarda saklanarak geçirirler, karanlığı sever ve geceleri aktiftirler, çok dayanıklıdırlar, bilinçsiz yapılam amatör mücadelelerde ilaçlara çok çabuk direnç kazanırlar.

    Genellikle geceleri aktif olan bu böcekler ışığa karşı hassastırlar.

    Bir Binada 10 kat birden bir gecede dolaşabilirler. yaklaşık bir gecede 4,5 km yol katedebilirler.

    Bütün insanların ve diğer canlıların yediği ve yemediği her şeyi yerler, kağıda kadar.

    Genelde toplu koloniler halinde yaşarlar, 15 ay kadar ömrü vardır.

    Nemli, sıcak ve pis yerleri severler kanalizasyon, kazan dairesi, depo, bodrum, toprak altı galerileri ambalaj içleri gibi yerleri istila ederler. Genelde endüstriyel işletmelerde çok görülürler.

    Yılda 8-10 defa yumurtlarlar.

    Antenleri çok küçük miktarlardaki nem ve yiyeceği tespit edebilir.

    Karınlarının arka tarafindan uzanan duyargaları çok hafif hava akımlarına bile duyarlıdır; öyle ki, potansiyel bir tehlikeden saniyenin binde 54'ü gibi bir zamanda kaçmaya başlayabilirler.

    Sayıları itibariyle ekosistemin önemli bir parçasi olan bu böcekler, bağırsaklarındaki protozoa ve bakteriler yüzünden hemcinsleri de dahil olmak üzere bir çok şeyi yiyebilirler. Bu sebeple de ormanlardaki çör-çöp ve diğer hayvanların artıklarının yeniden tabiata dönmelerini hızlandırırlar. Bu arada kendileri de bir çok hayvana, hatta bazen insanlara yiyecek olurlar.

    Evlerde,ve dışarıda yaşayan Hamamböceklerinin hastalık vektörleri olduğu kanıtlanmıştır.Isırmadıkları ve sokmadıkları için bakımları kolay, kullanımları güvenli ideal laboratuar hayvanıdırlar.

    Kanları beyazdır.

    Bazı türleri kanatlıdır, fakat uçmaktan ziyade yürümeyi tercih ederler.

    Dünyanin en büyük hamamböceği Güney Amerika'da yaşar ve yaklaşık 15 cm uzunluğunda olup iki kanat arası uzunluğu da 30 cm civarındadır.

    İskeletleri vücutlarının dışındadır.Yılda birkaç defa iskelet, yani kabuk değiştirirler. Kabuğunu yeni değiştirmiş bir hamamböceğinin rengi beyaz, göz kısmı siyahtır. Kabuk 8 saat sonra normal rengini kazanır.

    Bazı türlerde dişiler sadece bir defa çiftleşir ve bu onlara ömürleri boyunca yeter.

    Kafası kopmuş bir hamamböceği 1 hafta daha yaşayabilir. Sonuçta ağzı olmadığından su içemediği için susuzluktan ölür.Yüzebilirler, ama ağız veya burunları ile değil de yanlarından nefes aldikları için su yüzeyine doğru yüzerken çok zorlanırlar.

    Saatte 4.800 m kadar koşabilirler, maraton rekoru olmasa da boylarına göre çok çok iyi koştukları bilinmektedir..

    6 ayakları vardır. Bir çoğunda 18 eklem bulunur.

    40 dakika boyunca nefeslerini tutabilirler.

    Hayatlarının % 75 ini dinlenerek geçirirler, bu günde 18 saat demek olur ki, bayağı tembel olduklari anlamına geliyor

    Ağızları sağa-sola doğru hareket eder.

    Yiyeceksiz 1 ay, ancak susuz 1 hafta yaşayabilirler.

    Kalbi basitçe valfli bir tüpten ibarettir. Tüp kanı ileri ve geri pompalayabilir. Kalp böceğe hiçbir zarar vermeden durabilir de.

    Yavru hamamböcekleri milimetrenin yarısı kadar bir deliğe sığabilir.

    -32 dereceye kadar dayanabilirler.

    Ayaklarındaki pençeleri sayesinde duvarlara tırmanırlar.

    Koku alma duyuları o kadar gelişmiştir ki ev halkını misafirlerden ayırt edebilirler.

    Dişiler feromon denilen bir tür koku salgılayarak erkekleri davet ederler.

    Hamamböceklerinin zor koşullara dayanıklılığını ölçen çalışmalar:

    Bu deneyler minimum bilimsel kesinlikle yapıldı.Aynı hamamböceğini bir daha kullanma imkanı olmadığından hiç bir kontrol yoktu. Bu da bir referans hamamböceği tanımlamanın gerekliliğini kanıtlıyor. Aslında deneyler özellikle hamamböcekleri üzerinde kurulmamıştı, ancak bir deney yapılırken her yerde olduğu kadar laboratuarlarda da bulunan bir hamamböceği, istemeden de olsa, deneyin bir parçası oldu.

    Sıvı Azotta Dondurma: Öldü.

    Havasız Bırakma: Hava boşaltılırken şiddetle titredi, sonra hareketsiz kaldı. Vakum 10 dakika boyunca uygulandı. Tekrar havaya çıkarıldığında yavaş yavaş canlandı ve 2 dakika sonra normale döndü. Havasız maruz kalmanın kesin limiti belirlenemedi.

    Maksimum vakum zamanı: belirlenemedi.

    Radyasyon: 40 kW gücünde ve dönen bir anot kaynağından üretilen X-ışınlarına uzun süre maruz kalmış hamamböceklerinin yaşamaya devam ettikleri biliniyor. Kıyaslama için söylemek gerekirse insan vücudunun buna 1 saniye bile maruz kalmasi ölüm nedenidir.Brookhaven Ulusal Laboratuarindaki synchrotronun ürettiği 10 keV X-ışınına maruz kalan bir hamamböceği öldü. Buradaki synchrotron demetinin yoğunluğu dönen bir anot kaynağından üretilen demetin yoğunluğundan yaklaşık 1000 kat büyüktü.Radyasyonda Yaşamını sürdürebileceği en düşük sıcaklık belirlenemedi.


    12 Molar HCl e Batırılma: 30 saniyede öldü.

    12 Molar NaOH e Batırılma: 30 saniyede öldü.

    Suya Batırılma: Suya batırıldıktan 10 dakika sonra dışarı çıkarılan böcek yaşamaya devam etti.Maksimum suda kalma süresi belirlenemedi.

    20 Atmosfer Hava BasıncıUygulama: Görünür hiçbir etki olmadı.Maksimum basınç belirlenemedi.

    100 Derece Sıcaklıktaki Fırına Koyma: Ölmesi çok uzun sürdü. Termal etkiye maruz kalma sınırı belirlenemedi.

    Ayakkabı ve Taban Arasında Ezilme: Dış iskeleti ezmek için yaklaşık 29.4 N kuvvet gerekti. Bu, ezme noktası olarak biliniyor.

    Santrifüj: Hamamböceğinin maksimum santrifüj kapasitesi belirlenemedi. Ayakkabı ile ezme deneyindeki sonuçtan bir tahmin yapilabilir.

    Sapanla Duvara Atma: Bu deney hamamböceğinin ani yavaşlama travma sinirini ölçecekti ve sonucun ezme noktasından epey büyük çıkması bekleniyordu. Bu deney yapilmadı.

    Mikrodalga:1 dakika boyunca hiçbir etki gözlenmedi.Hamamböceğinin maksimum mikrodalga kapasitesi belirlenemedi.

    Böcek kıran Spreyi: Öldü.

    Patlama: Patlama sirasinda bir M60 tan 1 cm uzakta bulunan bir hamamböceği yaşamaya devam etti.

    Uzatılma Dayanıklılığı: Belirlenemedi.

    Civa: 30 derecedeki civa buharı basıncına uzun süre maruz bırakılan hamamböceğinin yaşayıp yaşayamayacağı belirlenemedi.

    Elektroşok: Bu deneyler yapılmadı.


    -alıntı derleme toparlama-
  10. 4 Eylül 2008
    Konu Sahibi : Exorcist
  11. Hayvanların davranısları hakkında birkac bilgi;

    *Ciftlesme zamanında olmayan bir hamster yanına koyulan erkek cinsi ciftlesmek isteyince
    parcalar,Eger dişi tavsan ciftlesme zamanında değilse ve ciftlesmek isteyen erkek tawsanın yanına
    atıldıysa erkek tawsan onu yaralar.
    *Dişi gerbillar tek eslidir(monogabik) ve sadece bir erkekle ciftlesir.
    *Yeni dogurmus bir tavsan boynundaki tüylerini yolarak yavrularını soguktan korur.Bir diger
    dawranısı ise yawrular yeni dogdugunda bir insan tarafından ellenirse yawruların üstüne koku
    sinceginden o yawrulara bakmaz ölümüne neden olur.
    *Sıcan ve tavsanlar yeni dogum yaptıkları zaman saldırgan olurlar
    *Sıcanlarda laktasyon(emzirme) dönemi bittikten sonra yavrulardan anne ayrılmalıdır yoksa yavrular
    emmeye calısırken annenin canını yakarlar.Anne sıcanda acı nedeniyle yawularını öldürmek zorunda
    kalır
    *Eger hayvan basını omuzları arasına almıssa,kamburu cıkmıs bir pozisyonda duruyorsa ve hareket
    etmiyorsa ,kaldırıdıgında tepki weriyorsa agrısı vardır.
  12. 7 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Exorcist
  13. ilaydolunay

    ilaydolunay Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    way be neymiş bu hayvanlar ya tavşan tüylerini yoluyormuş ısınsın diye anne işte
  14. 16 Şubat 2009
    Konu Sahibi : Exorcist
  15. Eylul

    Eylul Yeni Üye Pro Üye

    Katılım:
    1 Ekim 2007
    Mesajlar:
    6.223
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    İlk sürüngenler ne zaman yaşamıştır?
    Bilinen en eski sürüngen, 290 milyon yıl önce Kanada'da yaşamıştır.

    En büyük sürüngen
    Günümüzde yaşayan en büyük sürüngen bir cins tuzlu su timsahıdır. Boyu 3.5-4 m. arasındadır. 1823 yılında Filipinler'de öldürülen bir tuzlu su timsahının boyunun 8 m. ve ağırlığının da 2 ton olduğu söylenmektedir

    En büyük kertenkele
    Komodo ejderhası, 3 m.'lik boyu ve 140 kg.'lık ağırlığıyla yeryüzünün en büyük kertenkelesidir.

    En büyük su kaplumbağası
    Deri sırtlı kaplumbağanın boyu yaklaşık olarak 2 m., ağırlığı ise 360 kg.'dır. Fakat, 1961 yılında Kaliforniya kıyılarında 858 kg. ağırlıkta, deri sırtlı bir kaplumbağaya da rastlanmıştır.


    En büyük kara kaplumbağası kaç kilodur?
    1847'de Hint Okyanusundaki Aldabra Adası'nda 405 kg. ağırlığında bir kara kaplumbağası yakalanmıştır.
    En uzun yılan
    Güney Amerika'da yaşayan anakondalar, genellikle 6 m. boyundadır. Anakondalara yakıştırılan 9 m. boy, büyük bir olasılıkla abartılmış bir ölçüdür. Çünkü yılanların boyları genellikle abartılarak söylenir.

    En uzun ömürlü kaplumbağa kaç yaşında ölmüştür?
    1766 yılında Mauritius Adası'nda bulunan bir erkek kara kaplumbağası 1918 yılında kaza sonucu öldüğünde yaşı 152'ydi.

    En hızlı yüzen dört ayaklı hayvan
    Büyük Okyanus'ta yaşayan deri sırtlı kaplumbağa saatte 35 km. (22 mil) hızla yüzebilir.

    Bir timsah en fazla kaç kilometre yüzebilir?
    4,5 m.'lik bir deniz timsahı, Solomon Adaları'ndan Kuzey Fiji Adaları'na kadar 960 km (600 mil) boyunca açık denizde yüzmüştür.

    En öldürücü zehirli kara yılanı
    Güney Avusturalya'da yaşayan kaplan yılanı, 118 koyunu öldürecek kadar zehir taşır.

    Bir yılan tarafından yutulan en büyük hayvan nedir?
    1955 yılında 5 m.'lik Afrika kaya pitonu, 57 kg.'lık bir antilopu yutmuştur.

    İlk kurbağagiller ne zaman yaşamıştır?
    Bilinen en eski kurbağagiller, 300 milyon yıl önce Grönland'da yaşamış olan Ichthyostega'lardır.

    En büyük kurbağagil
    Çin'de yaşayan dev semender, 1 m. boyunda ve 13 kg. ağırlığındadır. Bunların en büyüğü 50 yıl önce Güney Çin'de yakalanan 1,5 m. boyundaki bir semenderdir.

    En küçük kurbağagil
    En küçük kurbağagil, Küba'da yaşayan ok zehiri kurbağasıdır. En büyükleri 8,5-12,5 mm. boyunda olurlar.

    En uzun yaşayan kurbağagil
    Bir erkek Japon dev semenderi, Amsterdam Hayvanat Bahçesi'nin akvaryumunda 55 yıl yaşamıştır.

    En uzun havada kalan kurbağa
    Malaya, Saravak ve Borneo'da yaşayan süzümlen kurbağa, aralarında 30 m. uzaklık bulunan bir ağaçtan diğer bir ağaca havada süzülerek gidebilir.

    En zehirli kurbağa
    Dünyanın en zehirli hayvanı Kolombiya ve Güney Amerika'da yaşayan kokoi ok zehiri kurbağasıdır. Bunun zehirinden yalnızca 0,0001 gramının bir insanı öldürebileceği saptanmıştır.

    Kuşlar nasıl oluştu?
    Milyonlarca yıl önce, yeryüzünde en fazla bulunan hayvanlar sürüngenlerdi. Bunlar, soğukkanlı hayvanlardı. Gövdeleri pullarla örtülüydü. Sürünerek hareket ediyorlardı. Bu devirde yeryüzünde henüz insan yoktu. İlk sürüngenlerden bazılarında kanat ve tüyler gelişti. Uçmayı öğrendiler. İşte bunlar ilk kuşlardı.

    Karada yaşayan en büyük kuş hangisidir?
    Karada yaşayan en büyük kuş devekuşudur. Devekuşu 2.7 m. yükseklikte ve 156 kg. ağırlığındadır.
  16. 16 Şubat 2009
    Konu Sahibi : Exorcist
  17. Eylul

    Eylul Yeni Üye Pro Üye

    Katılım:
    1 Ekim 2007
    Mesajlar:
    6.223
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    Uçan en ağır kuş hangisidir?
    Sessiz kuğu uçan kuşların en ağırıdır. Ağırlığı bazen 23 kg.'dan fazladır.

    En hızlı kuş
    Düz uçuşta; kuyruklu kırlangıç saatte 161 km.; yarış güvercini saatte 152 km. Hızla uçabilir. Balık yiyen kuşların hızı saatte 145 km., kuzu kuşunun dalış yaparken hızı ise saatte 128 km.'dir.

    Havada en uzun süre kalma rekoru
    Kırlangıçlar yaşantılarının çoğunu havada geçirir. Yuva yaptıkları zaman bile zamanlarının yarısını uçarak geçirirler. Havada uyurlar. Uçmayı öğrendiklerinden itibaren yuva yapıncaya kadar asla karaya inmezler. Bu süre 21 ay olabilir.

    Eskimo kervan çulluğunu tanımak ister misiniz? (Numenius borealis)
    Yüzyıllar önce Eskimo kervan çulluğu sürüleri Kanada'nın kuzey kutbu bölgelerinde yuva yapardı. Her yıl Güney Amerika'nın doğu kıyılarına göç ederlerdi. İlkbaharda sürüler Missisipi Vadisi'nden yukarı tekrar kuzeye uçardı. Göç boyunca her yerde avlandıkları için sürülerden ancak bir veya birkaç tane kurtuluyordu. Son 30 yıldır kervan çulluğuna hiç bir yerde rastlanmamıştır. Kimsenin bulamadığı bir yerde yuva yaptıkları sanılıyor.

    Fildişi gagalı ağaçkakanı tanımak ister misiniz? (Campephilus principalis)
    Fildişi gagalı ağaçkakan, bütün ağaçkakanların en büyük ve en güzel olanıdır. Tüyleri, siyah, beyaz ve kırmızı renklidir. Gagası fildişine benzer. Her bir çiftin kendilerini ve yavrularını böcek kurtçukları ile beslemesi için yaşlı ve kurumuş ağaçlı 800 hektarlık ormana ihtiyacı vardır. Fildişi gagalı ağaçkakanın yaşadığı Güneydoğu Amerika ve Küba ormanları zamanla kesilip yok edildi. Soyunun tükendiği sanılıyordu. 1960 ve 1961'de üç tane, 1963'de bir tane, 1966'da beş tane daha görülmüştür. Yaşamalarını sağlar ümidi ile bazı orman ağaçları bu kuşlar için ayrılıp, bırakılmıştır.

    En büyük deniz balığı
    Bir balinanın uzunluğu yaklaşık olarak 15 m.'dir. Büyük beyaz köpekbalığının uzunluğu ise 12 m.'dir.

    En büyük nehir balığı
    Güney Amerika nehir sularında görülen Arapaima balığı, 2 m. uzunluğunda ve 111 kg. ağırlığındadır.

    En küçük balık
    Filipinler'de yaşayan bir kaya balığı 1 cm. boyundadır.

    En uzun yaşayan balık
    Karadeniz'de yaşayan Mersinmorina'ların 120 yıl kadar yaşadığı görülmüştür. Bu balıkların ağırlıkları bir tondan fazladır.

    En az yaşayan balık
    Afrika ve Güney Amerika nehirlerinde en fazla bir yıl yaşayan 26 cins balık vardır. Yağmurlu mevsim sonunda nehirler kuruduğu zaman ölürler. Ölmeden önce, kuraklığa dayanıklı yumurtalarını yumurtlarlar. Yağmurlu mevsim başladığı zaman yumurtalardan yavrular çıkar. Bu balıklar bir yıldan daha az yaşarlar.

    En hızlı balık
    Yelken balığının saatte 68 mil (109 km.) hızla yüzdüğü bilinmektedir.

    En zehirli balık
    Hint Okyanusu'nda ve Büyük Okyanus'ta yaşayan taşbalıkları en zehirli balıklardır. Son derece acı veren zehirleri altı saat içinde ölüme sebep olur. Fakat bütün sokmalar öldürücü değildir.

    Elektrikli yılanbalığında kaç volt elektrik vardır?
    Elektrikli yılanbalığında 550 voltluk elektrik vardır.

    En yükseğe sıçrayan balık
    Bir Tarpo'nun 5 m. yükseğe sıçradığı ve 9 m.'lik yay yaptığı bilinmektedir.

    En süslü balık
    En süslü balık hindi balığıdır.

    En çirkin balık
    En çirkin balığın taşbalığı olduğu söylenir.

    En büyük balık sürüsü
    Ringa balığı sürüsünde 300 milyon balık bulunur.

    En uzun isimli balığın adı nedir?
    Çütre balığı Hawai'de
    humuhumunukunuku-apuaa adıyla tanınır.

    Balık yağmuru nedir?
    Kasırga ve hortumlarla denizden taşınan balıklar, gökyüzünden yağmur gibi yağarlar. Bu duruma, balık yağmuru denir. 1806'da Almanya'nın Essen kentinde büyük bir dolu tanesi bulundu. Dolunun içinde 4 cm. uzunluğunda bir sazan vardı. 2.7 kg. ağırlığında bir başka balık gökten, Hindistan'daki Jelapur'a düştü.

    Kılıçbalığını tanıyor musunuz?
    Bir kılıçbalığı kılıcının; bakır zırhı 10 cm.'lik levhayı, 30 cm.'lik beyaz meşe kerestesini, 65 cm.'lik sert meşeyi delip geçtiği bilinmektedir.

    Oltayla tutulan en büyük balık
    1959'da Güney Avustralya açıklarında 1.208 kg. ağırlığında bir büyük beyaz köpekbalığı yakalandı.

    Köpekbalıklarında kaç tane solungaç bulunur?
    Her ne kadar köpekbalıklarında beş tane solungaç yarığı varsa da bazılarında altı solungaç yarığı bulunur. Yedi solungaç yarıklı köpekbalıkları da vardır.

    Solungaç nedir?
    Balıkların solunum organıdır. Solungaçlardaki ince deri tabakasının altında kan damarları bulunur. Kan çevresindeki sudan oksijen alır, artık olan karbondioksiti dışarı verir.

    Balıklar suda nasıl haraket eder?
    Sandıkbalığı ve denizaltıların dışında bütün balıklar vücutlarını ve kuyruklarını sallayarak yüzerler. Balığın bu haraketi, yılanın karadaki haraketine benzer. Onun için buna yılankavi haraket denir. Yılan, yerde haraket ederken vücudunun farklı kısımlarını yer üzerindeki ufak çıkıntılara bastırarak vücudunu öne iter. Balıklar da vücudunu kıvırırken suyu bastırır ve böylece kendini öne götürür.

    alıntı
  18. 17 Şubat 2009
    Konu Sahibi : Exorcist
  19. rknydn55

    rknydn55 GÜLSENEM Üye

    Katılım:
    13 Şubat 2009
    Mesajlar:
    711
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    bunlar ılgınc ya gercekten
Benzer Konular: Hayvanlar hakkında
Forum Başlık Tarih
Bunları biliyor muydunuz ? Genpet( Genetiği değiştirilmiş hayvanlar) 21 Kasım 2010
Bunları biliyor muydunuz ? Hayvanlara dair bilmediklerimiz 23 Mart 2010
Bunları biliyor muydunuz ? Hayvanlarda İdam Edilirmiş !!! 18 Ocak 2010
Bunları biliyor muydunuz ? Hayvanların Gözüyle Dünya nasıl görünüyor? 12 Mayıs 2009
Bunları biliyor muydunuz ? Hayvanlarla İlgili İlginç Bilgiler 28 Şubat 2009