Her mutlu son bir sabır yokuşunun zirvesindedir...

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve MissBiricik tarafından 18 Eylül 2009 başlatılmıştır.

    18 Eylül 2009
    Konu Sahibi : MissBiricik
  1. MissBiricik

    MissBiricik Yeni Üye Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2009
    Mesajlar:
    6.242
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Her mutlu son bir sabır yokuşunun zirvesindedir...

    Gerçeği görüp bildikten sonra her faniye sırt çevirmek, ebediyyen ebedi nağmeyi terennüm etme azmi içinde olmak ve yakin gelip çatıncaya kadar her işkenceye katlanmak... İşte sabır yokuşu!

    En sarp sabır yokuşu içimizdedir.

    Nefsimizin terennüm ettiği nağmelere kulak tıkamak, ondan gelen isteklere kıymet vermemektir.

    Nefis, günde bin defa önümüze zehirli ballardan sofralar sürerken, cemiyet içimize isyan tohumları saçarken ve şeytan her köşebaşında yolumuzda pusu kurmuş beklerken, yol ve yön değiştirmemek ve mutlu sona doğru emin ve kararlı adımlarla yürümektir.

    Gözün görüşüne, dilin söyleyişine, kulağın duyuşuna bir ölçü tayin etmek, daha doğrusu, tayin edilen ölçü çerçevesinde bir sınır çizmektir.

    Binbir çirkef ve labirentin içinde sabredebilmek ve kurtuluşa doğru azimle didinmek en büyük yokuştur. Ve iman aştığı bu yokuşlara göre kıymet kazanır.

    En büyük insan en sarp yokuşları aşmıştır. Aşılmazları aşmış ve akılların anlamaktan aciz kaldığı makamlara ulaşmışken, en sarp yokuşu aşarak, yoluna diken serpenlerin, kendisini yurt ve yuvasından kovanların, kadir bilmezlerin arasına dönmüş ve böylece bize yokuşların nasıl aşılması gerektiğini öğretmiştir. Her sabır yokuşu çileli ve ızdıraplı olduğu kadar zevkli ve tatlıdır. Çünkü mutlu son sabır yokuşunun zirvesindedir.

    Fedakârlık bekleyen her iş bir sabır yokuşudur. Ve ona el uzatan her fedakar da iç âlemindeki binbir yokuşu tırmanan insandır.

    Her muhasebe bir yokuştur.

    Her sabır yokuşu ümitle aşılır. Ümitsiz insan sabır yokuşunu aşmak için gereken enerjisini kaybetmiş bir iradesizdir.

    Sabır yokuşunda en sarp geçit sürçmemektir. Fakat bir kere sürçüp düştükten sonra yeniden doğrulup sabır yokuşunu tırmanmak, hatta yeni bir güç ve enerji kazanmı olarak tırmanmak da mümkündür.

    Sabır yokuşunu tırmanmak için Bilali tanımak gerek. Bilal sabır yokuşunun muzaffer bir kahramanı, kızgın çölün bağrına döktüğü her damla ter ve kan ise zafer narasıdır. Aslında, saadet asrının her ferdi bir Bilal olmuş ve yokuşlar hep böyle aşılmıştır.

    Hicret sarplardan sarp bir yokuştur. Çoluk-çocuk cıvıldaşırken, at kişnemeleri kuzu melemelerine karışırken ve dünya her şeyiyle tebessüm ederken, Elveda diyerek sonsuzluk kervanına, ebed yolculuğuna katılmak ve Pişdarın işaret ettiği beldeye doğru yol almak... İşte bir başka sabır yokuşu!

    Bedir sarp bir yokuştur. Fakat sabır yokuşunu aşmış erlerin cengidir. Uhud, sabır yokuşunu aşanlarla aşamayanları ayıran bir ibret tablosudur.

    Her gönül eri nefsiyle yaptığı çetin mücadeleler neticesinde, ebed yolcusu olmaya karar vermişse, kendisi için gayri yolların yokuş olduğunu da bilmelidir. Fakat unutulmamalıdır ki mutlu son sabır yokuşunun zirvesindedir. Akabe böyle bir yokuştur.

    Gerçeği bütün çıplaklığıyla gören insanların, bunu dünyanın dört bir bucağına ulaştırmak için bir araya gelerek and içmesi, sabır yokuşunu aşmaya azmetmeleridir.

    Bugün dostlar şaşkın, düşmanlar çetindir. Dert büyük, yol yokuştur. Ve çeşitli taarruz ve tahriklere kapılmadan, sağa sola toslamadan hak istikametinde yol almak en sarp yokuş halini almıştır...

    Herşeye rağmen bilmeliyiz ki en sarp yokuş içimizdedir. Ve mutlu son bu yokuşun zirvesindedir.

    Gözlerin hayata kapandığı son demde sabır yokuşunu aşmış olan insan, mutlu sona ulaşmış insandır...