Hermann Hesse

Konusu 'Yazarlar' forumundadır ve sercansenay tarafından 25 Aralık 2007 başlatılmıştır.

    25 Aralık 2007
    Konu Sahibi : sercansenay
  1. sercansenay

    sercansenay Popüler Üye Üye

    Katılım:
    18 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    2.267
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    (1877-1962) [​IMG]
    Klasik-romantik yapıtlarıyla 20. yüzyılın en çok okunan yazarları arasında bulunan Hermann Hesse, Würtemberg eyaletinin Calw kasabasında 2 Temmuz 1877'de doğdu. Alman-Estonya kökenli bir misyon papazıyla Doğu Hindistan'da büyümüş Suebya-İsviçre kökenli misyoner kızının oğludur. Çocukluğunu üçü öz olmak üzere beş kardeşiyle birlikte Calw ve Basel'de geçiren Hermann Hesse, teoloji alanında kariyer yapmayı reddetti. Ancak gerek yaşamında gerekse eserleirnde piyetizmin etkileri çok büyüktür.

    1892'de Maulbornn'deki Protestan Teoloji Semineri'nden kaçan Hesse, sinir buhranları, intihar teşebbüsü ve sanatoryumda yatarak geçirilen günlerden sonra kısa bir müddet teknisyen ve daha sonra da Calw ve Basel'de kitapçı olarak çalıştı.

    Pek ses getirmeyen ilk şiir kitabı "Romantik Şarkılar"ı yayınladıktan sonra çok sayıda eleştiri yazısı kaleme alan Hesse, Basel'de geçirdiği ilk yılın ardından bir itirafname niteliği taşıyan Herrmann Lauscher'in Bıraktığı Yazılar ve Şiirler adlı yapıtını yayınladı. Hesse burada ilk kez hayali bir yayına hazırlayan kişi rolünü üstlendi ve bu tekniği sürekli olarak geliştirdi. Yeni romantik akımının etkisi altında geliştirdiği romanı Peter Camenzind'de figürler dünyasına değişmez bir tip kattı.

    İlk mesleki başarısını elde ettiği 1904 yılı içerisinde kendini tamamen yazarlığa vermeyi düşünen Hermann Hesse, İsviçreli Maria Bernoulli ile evlendi ve bu evlilikten üç oğlu oldu. Ailesiyle birlikte Konstanz Gölü yakınlarında sapa bir bölgeye, Gaienhofen köyüne yerleşti. Bu bölgeye yerleştikten sonra yazar için öncelikle otobiyografik nitelikli öykülerin yer aldığı üretken bir dönem başlamış oldu. Örneğin "Çarkların Arasında" adlı roman Hesse'nin öğrencilik yıllarına dayanmaktadır. Romanın baş kahramanı Hesse gibi duygusal bir öğrencidir ve bu öğrenci burjuva dünya ile katı eğitim sistemi karşısında yıkılır.

    Knulp adlı serserinin hayatını konu alan üç öyküde gezi ve özlem gibi romantik motifleri, bu dönem için tipik bir özellik olan melankolik bir hava içerisinde işledi. Bu öykülerde sanatla burjuva varoluş uyuşmazlığını konu alan yazar, 1911 yılında Hindistan'a bir yolculuk yapmış ve kısıtlandığını düşündüğü aile hayatından ilk kez kaçarak kendi içinde ikilem oluşturmuştur.

    Birinci Dünya Savaşı'nı 'kanlı bir saçmalık' olarak niteleyen Hermann Hesse, savaş sırasında esirlerin bakımıyla ilgilenir. Bir yandan evliliğinin çok kötü koşullarda ilerlemesi bir yandan savaş esirleriyle ilgilenme Hesse'nin bunalıma girmesine neden oldu. Başka nedenlerin yanında bir de ruh hastası olan karısında 1918 yılında ayrılmasıyla da ağır bir buhran geçirmeye başladı. Uzun süre tedavi gördükten sonra 1917'de Emil Sinclair takma adıyla çıkardığı romanı tamamladı. Bu roman yazarın kendi kendini analizinin ve giderek kurtuluşunun belgesidir. 1918'de Klingsor'un Son Yazı adlı öyküsünün hemen ardından adının dünya çapında duyulmasını sağlayan "Sidarta"yı yazdı. Hesse, lirik özellikler taşıyan bu romanında, dini temel sorunlarla hümanizm ve insan sevgisini ön plana çıkardı.

    1924'te İsviçre vatandaşlığına geçen Hermann Hesse, aynı yıl İsviçreli opera sanatçısı Ruth Wenger ile evlendi. Ancak bu evliliği de ilk evliliğinin akibetine uğrayarak üç yıl sonra sona erdi. Hesse için bunalımlı yıllar bir kez daha başlamıştı. Depresyonları nedeniyle psikoterapi tedavisi gören yazar başarılı sayılan "Bozkırkurdu" romanı sayesinde biraz olsun bunalımlarından kurtuldu. Kitabın kahramanı Harry Haller, burjuva toplumuna uyum sağlayamaması nedeniyle kendi kendini sorgulamaya başlar. Ancak bu eziyet verici otobiyografide yazar, faşizmin arifesinde kültürde genel bir çöküntüyle burjuvazinin manevi krizine teşhis koydu. 1929 yılında halk tarafından büyük beğeniyle karşılanan Narzis'le Goldmund'ı yayınladı. Narzis'le Goldmund o dönemin tipik konularından biri olan ruh ile hayatın zıtlığını anlatmaktaydı. Her iki evliliğinin ardından psikolojik tedavilerle ayakta kalmayı başaran Hermann Hesse, 1931 yılında mutluluğu Avusturyalı sanat tarihçisi Ninon Dolbin'de aradı. Yazar yeni eşiyle birlikte Montagnola'ya taşındı.

    Hesse aynı yıl yaratıcılığının toplamı olarak gördüğü Boncuk Oyunu adlı romana başladı. Bu romanda ruhsal ve dünyevi hayat arasındaki uyum meselesini bir kez daha gündeme getirerek yıkılmış bir çevre içinde bir grup insanın ruh dünyasını bilimlerle sanatları birleştirerek ortaya koydu. Sonunda ruhun dünyevi hayattan ayrılamayacağı sonucuna vardı.

    Nasyonal Sosyalizm dönemi boyunca kendi seçimiyle bir tür iç göçe çekilen yazar, 1946'da Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık göründü. Dünya edebiyatına bir çok eser kazandıran Hermann Hesse, 9 Ağustos 1962 yılında Montagnola'da hayata gözlerini yumdu.

    Eserleri
    Öyküleri: Knulp (1915), Klingsor'un Son Yazı (Klingsors letzter Sommer, 1918), Narzis'le Goldmund (Narziss und Goldmund, 1930).
    Roman: Peter Camenzind (1904), Gençlik Bunalımları (Unterm Rad, 1906), Gertrud (1910), Demian (1919), Sidarta (1920), Step Kurdu (Der Steppenwolf, 1927), Boncuk Oyunu (Das Glasper lenspiel, 1943)
    Şiir: Romantik Şarkılar (Romantische Lieder,1899)
    Deneme/Gezi Notları/Biyografi: Hindistan'dan (Aus Indien, 1913), Zarathustra'nın Dönüşü (Zarathustras Winderkehr, 1919), Goethe'ye Teşekkür (Dank an Goethe, 1946), 1900 Öncesi Çocukluk ve Gençlik (Kindheit und Jugend vor 1900)
     
  2. 3 Ocak 2008
    Konu Sahibi : sercansenay
  3. papatyaalkan

    papatyaalkan Guest

    İnanç da , sevgi de aşkın yolunu izlemez !
    Hermann Hesse
    Sanırım bu sözünün üstüne diyebilecek pek de fazla birşey bırakmamış bizlere..
     
  4. 14 Ekim 2009
    Konu Sahibi : sercansenay
  5. sara35

    sara35 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    26 Şubat 2009
    Mesajlar:
    2
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    bir de '' Bozkır kurdu'' vardır ki..........okunasıdır çok..