Hiç Bir Çocuk Annesiz Kalmasın

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve benbeyaz tarafından 6 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

    6 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : benbeyaz
  1. benbeyaz

    benbeyaz Aktif Üye Üye

    Katılım:
    4 Kasım 2006
    Mesajlar:
    237
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    HİÇ BİR ÇOCUK ANNESİZ KALMASIN



    Siz hiç kuş sesleriyle uyandınızmı yataginizdan?. Piril piril parlayan bir sabah güneşiyle merhaba dediniz mi güne? Siz hiç yüreginizde büyük bir mutlulukla kalkip (günaydin dünya, bugün hiç kizmak,kimseyi kirmak yok )dedinizmi? Sokaga çiktiginizda taniyip tanimadığınız önemli degil (günaydinnnnnnnn) diye bagirdiniz mi insanlara? Ben yaptim ve yaşadim dostlar.

    öylesine güzel bir gündü benim için, yıllardır bu köyde yaşamama rağmen, kuşların bu kadar güzel şarkı söylediğini, güneşin her sabah dağların ardından bu kadar parlak doğduğunu, pınardaki suyun bu kadar soğuk ve tatlı oluğunu ilk defa görüyordum. Öylesine mutluydum ki, o güne kadar bana yapılan her şeyi unutmuştum. İçimde duyduğum mutluluğun tadını doyasıya çıkarmak istiyordum. Biliyordum yataktan kalktığımda dedemin,"daha uyuyor musunuz tembeller,güneş doğalı ne kadar oldu, siz hala yatıyorsunuz" diye bağıracağını. Hiç önemli değildi bunları duymam. İçimde tarif edemediğim bu mutluluğumun nedenini bilmiyordum nedensizde olsa mutluydum işte.

    Öğle saati olmasına rağmen, mutluluğumun nedeni hala ortaya çıkmamıştı. Azık torbamı (bizler çobanlık yapıyorduk , hayvanları otlatmaya giderken yanımıza verilen yiyecek torbası) alıp koyunların peşinden tarlaya gittim. Kimseyle konuşmuyor,kimseyle oynamıyordum. (neden bu kadar mutluyum bugün, ne oluyor kızım ) diye kendi kendime sorup duruyor ama cevabını hala veremiyordum. Annemi özlemiştim ne kadar olmuştu onu görmeyeli, günleri saymamıştım 15 gün olmuş muydu? Evet olmuştu belki de daha fazla. Annemi evet canım annemi özlemiştim.onun kokusunu içime çekerek uyumayı özlemiştim. O maviş gözleriyle yüzüme bakıp. yumuşacık elleriyle "kızım benim küçük prensesim. tatlı meleğim" diyerek saçlarımı okşayıp,yanaklarımı öpmesini özlemiştim. Canım annem , benim talihsiz , güzeller güzeli bir tanecik annem.

    İki tane köyümüz vardı ve birbirlerinden uzaktı köylerimiz. Annem çalışmak için diğer köye gitmiş işleri bitiremediği için daha yanımıza gelememişti. (Gelmek istese de gelemezdi zaten) Dedem buna izin vermezdi. Dedem ne derse o olurdu evde ve oda böyle olmasını istemişti. Kardeşim ile beni anamızdan ayırmış alıp gitmişti. Bunları düşünüp durmuştum akşama kadar. Akşam olup köye geri döndüğümde mutluluğumun nedeni ortaya çıkmıştı. Evin önüne kadar geldiğimde, camda annemin o masmavi, sevgi dolu gözleriyle bana bakıyor "kızım,canım,ben geldim" diyordu. Koşarak eve girdim annemim boynuna atladım. onu öyle öpüyordum ki. "Demek bugünkü mutluluğumun nedeni senmişsin anneciğim,canımın içi annem seni çok özledim" diyor bir yandan da onu öpücüklere boğuyordum. Annemde aynıydı, özlemini söylüyor beni öpüyor öpüyordu.

    Mutluluğumun nedeni ortaya çıkmıştı. Annemin geliyor olması bana mutluluğu yaşatmış ve o güzellikleri görmemi sağlamıştı. Annem geldiğinden beri durmadan ağlıyor, bir yerlerinin ağrıdığından söz ediyordu ama onu dinleyen duyan yoktu. soracaksınız (baban yokmu? diye) bilmiyorum varmaydı babam , çünkü ben hiç görmemiştim babamı . Bir kaç gün sonra annem yataktan kalkamadı. Çok hastaydı. kimse onu doktora götürmüyordu. Kocakarı ilaçları yapılıyordu her gün ama annem iyileşeceği yerde her geçen gün çok daha kötü oluyordu. Artık yemek yiyemiyor,konuşamıyor, o maviş gözleriyle bize bakamıyordu. Yanından ayırmışlardı bizi kardeşimle birlikte. Artık annemi hiç görmüyorduk. Biz başka odada o başka odada yatıyordu. Anneanneme "anneanne, söyle dedeme anemi doktora götürsün ne olur." diye yalvarıyordum. Zavallı anneannem dedeme (onu doktora götür, kızım ölecek) diyor ama sesini duyuramıyordu. Ne kadar olmuştu annem yatağa düşeli bilmiyordum. Anneanneme sordum "annem ne kadar süredir yatıyor anneanne?" "altı ayı geçti kızım ." dedi. evet altı aydır yatıyordu ve onu doktora götürmemişlerdi. Altı ayın sonunda bir araba geldi kapının önüne annemi almaya gelmişti. Dedem annemi yatağından kaldırıp, anneannemi de alıp kasabaya götürdüler. Dedem köye geri döndü ama annem ve anneannem gelmemişti. Hastaneye yatırmışlar annemi. Rahatsızlığının ne olduğunu bilmiyormuş doktorlar. Teşhis için hastanede yatması gerekiyormuş onun için bırakıp gelmiş. Bunları anlatıyordu babaanneme. O günden sonra bizim yanımızda annemle ilgili hiç birey konuşmadılar.

    Ben ve kardeşim annemin iyileşip geleceği günü iple çekiyorduk. Ona henüz doymamıştık. Annemsiz bir yaşam düşünemiyorduk. Kardeşim çok küçüktü, şimdi annemde yoktu ve ben ona annelik yapıyordum. kimse kardeşime tek söz bile söyleyemiyor, kimse ona bir fiske bile vuramıyordu. Onunla yatıyor, sabah kalktığımızda onu sırtıma alıyor, nereye gidersem onu yanımda götürüyordum. Artık günleri saymaya başlamıştım. bir ağaca annem gittiğinden beri çizik atıyordum. ne zaman gittiğini unutmamak için. Tam 29 gün olmuştu annem hastaneye gideli. yirmi dokuz gündür onu görmemiştik. Dedem o akşam evde "artık gelin iyileşmiş, hastaneden çıkıp çıkmayacağına yarın karar verilecekmiş." dedi. Ben "annem yarın gelebilir o zaman değil mi dede?"dedim. Dedem "Bilmiyorum baban onun yanında inşallah gelir kızım." dedi.

    “Babam mı? Benim babam var mı? Diye birden şaşkınlığımı ifade edercesine sormuştum dedeme. Dedem" var tabi,ne biçim soru o?. Ben,(dede, ben babamı hiç görmedim, varmı, yok mu nerden bileyim" dedim .

    O gece hiç uyumadık kardeşimle, annem gelecek mi gelmeyecek mi diye merak içindeydik. Sabah oldu bizi tarlaya göndermediler evdekiler. Akşama doğru anemi bizden alıp götüren araba kapının önündeydi. Bu defa annemi bize geri getirmişti. Annem iyileşmiş. Yüzüne kan gelmiş, gözlerinin içi gülüyordu.

    Annemin rahatsızlığının ne olduğu bize söylenmedi. Önemlide değildi artık. Önemli olan annemin iyileşmiş olması ve aramıza dönmüş olmasıydı.

    Şimdi düşünüyorum da, annesi ve babası olmayan o kadar çok çocuk var ki. Onların da sıcacık anne kucağına, sevgi ile bakan anne gözlerine, karşılıksız sevecek olan bir yüreğe o kadar ihtiyaçları var ki. Buradan sesleniyorum. Lütfen sahipsiz kalmış olan çocuklarımıza kucak açın hiç değilse haftada bir yurtlarda onları ziyaret edin. O çocuklara ayıracağınız bir saat bile hayata bakışlarını değiştirecek ve sevmeyi öğreneceklerdir.

    HİÇ BİR ÇOCUĞUN ANNESİZ ve BABASIZ KALMAMASI DİLEĞİYLE........

    Türkan Dinçer