hiç bir şey eskisi gibi değil

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve CakmaKleopatra tarafından 18 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    18 Eylül 2007
    Konu Sahibi : CakmaKleopatra
  1. CakmaKleopatra

    CakmaKleopatra asabiyim kompleksliyim!!! Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2007
    Mesajlar:
    833
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Hiçbir şey eskisi gibi değil. Çocukken hayat çok daha kolaydı korkarım. Üstelik böyle bir söylemde bulunmak çok acı verici. Geçmişe özlem duymakla hiçbirşey kazanılmaz ki öyle değil mi?

    Simule anılar olarak tabir ettiğim yaşanmamış anıları gerçek gibi yaşadığım 26 yıllık hayatıma, şahsen tecrübe ettiklerimi de ekleyince, öyle ya da böle bir sürü mutluluk, bir sürü hüzün sığdırdım ben. Ne gerekliydi ama. Peki ya şimdi? Ruhum kendini yorgun hissettiğini ifade etti geçenlerde. Aldı karşısına beni ve şöyle dedi:

    "Çoook yoruldum. Artık eskisi gibi sabırlı davranamıyorum. Git gide nefret ettiğim bir insan haline geliyorum. Çok çabuk sinirlenir oldum. Kendimi harap etmekten başka bir şey yapmıyorum. Herkese her şeye kızar oldum. En ufak bir şey bile beni kızdırmaya yetiyor. İlk kez kendimi fiziksel olarak da yorgun hissediyorum. Kimseye tahammül edemiyorum. Kendim sandığım bana bile. (kendim her neredeyse tabii) tek istediğim yalnız kalmak. Bu kadar zor olabileceğini bilmiyordum. Tam tabiriyle kafamı dinlemek istiyorum. Bu hayatı yaşamak istemiyorum artık. Bana mümkün mertebe 4 - 5 kilo bir başka hayat verebilir misiniz acaba?"

    Gündüz, gece, yemek yerken, çalışırken, yolculuk ederken, ve hatta huzur dolu bir hayal alemindeyken, birden kendini kapkaranlık bir oda içinde bulmak nasıl bir histir tahmin edebilir misin?

    Esaret. Elini uzattığın her kapı üzerine kapanır hoyratça, kaçmana engel, ve görünmez bir el öylesine ağır bir tokat olarak iner ki yüzüne kendini yerde bulursun boylu boyunca, bilinçsiz…kimse yoktur yardım edecek. Sonra birden bire gözlerini kör edecek parlaklıkta, ince, keskin bir kılıç bedenini parçalara böler ama zihnin açık tüm acıyı hissettir bedenine… tüm bunlar olurken ruhun umutsuzluğuna ağlar sessizce kapana kısılmış dört duvar içerisinde…

    İşte her gözlerini kapatışında böyle hissederek başlarsın ruh ve bedenin ayrıklığına inanmaya ve ruhun yaşaması için gerekliliğine bedenin yok olmasına.

    Bir parça huzur… hiç huzur olmadan yaşamaktan öylesine yoruldum ki...

    Çekip gitmek istiyorum uzaklara, herkesten, her şeyden uzağa...