Hiç Bir Zaman Yaşamin Içinden Hizli Geçme

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve aylacım tarafından 26 Ekim 2006 başlatılmıştır.

    26 Ekim 2006
    Konu Sahibi : aylacım
  1. aylacım

    aylacım Guest

    ...Genç ve başarılı bir yönetici, yeni Jaguar'ıyla bir mahalleden hızlı bir şekilde geçiyordu...Parketmiş arabaların arasından, yola aniden çıkabilecek çocuklara dikkat ediyordu..ve birşey gördüğünü sanarak yavaşladı...Araba ile caddeden yavaşça geçerken hiçbir çocuk göremedi fakat, arabasının kapısına bir tuğla atıldığını farketti...Aniden arabasını durdurarak, tuğlanın fırlatıldığı yere geri döndü...

    ...Arabadan indi, orada bulunan küçük bir çocuğu tuttu ve onu parketmiş bir arabaya doğru iterek bağırmaya başladı..."..Bunu neden yaptın?, sende kimsin?..ne yaptığının farkındamısın?.." iyice sinirlenerek devam etti..."..Bu yeni bir araba ve atmış olduğun tuğla bana çok pahalıya malolacak. Bunu neden yaptın?.." çocuk yalvararak cevap verdi..;

    .."..Lütfen efendim..çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim bilmiyordum..eğer tuğlayı fırlatmasaydım kimse durmazdı.." Parketmiş bir arabanın arkasını işaret ederken, çocuğun gözyaşları çenesine süzülüyordu...

    "..Kardeşim kaldırımın kenarından yuvarlandı..ve tekerlekli sandalyesinden düştü...ben onu kaldıramıyorum...Lütfen onu tekerlekli sandalyesine oturtmam için bana yardım edermisiniz? Benim için çok ağır.."

    ....Bu durumdan son derece duygulanan genç yönetici, boğazında büyüyen yumruyu zar zor da olsa yutkundu...Yerdeki genci kaldırarak, tekerlekli sandalyeye geri oturttu..Mendiliyle, çizik ve yaraları sildi ve ciddi bir yarası olup olmadığını kontrol etti...

    ..Küçük çocuk genç yöneticiye dönerek "..Teşekkür ederim efendim.." dedi..Genç yönetici, küçük çocuğun ağabeyini kaldırımdan evine doğru götürmesini izledi...Bulunduğu yerden arabasına geri dönmesi oldukça uzun sürmüştü...Uzun ve yavaş bir yürüyüştü...

    ..Genç yönetici, kapıyı hiç tamir ettirmedi...Kapıda oluşan çöküğü, hayatını, birisinin kendisine tuğla atmasını gerektirecek kadar hızlı yaşamaması gerektiğini hatırlatması için öylece bıraktı...

    ... Bazen ruhunuz kalbinize fısıldar ve konuşur...Bazen, dinleyecek kadar zamanınız olmadığında ise, size bir tuğla fırlatır...İster fısıltıyı, ister tuğlayı dinleyin...Tercih sizin..
     
  2. 26 Ekim 2006
    Konu Sahibi : aylacım
  3. aylacım

    aylacım Guest

    Genç bir Yönetici, yeni Jaguarı içinde kurulmuş,biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu.
    Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar gecen mesafede yola çocuk fırlamadı.
    Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir tas çarptı.Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti.Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı.

    Bunu yaparken de bağırıyordu:
    Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor?O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o tasın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir suru para ödemek zorunda kalacağım.

    Neden yaptın bunu???'
    Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi:
    "Lütfen, amca, lütfen kızmayın.Ben çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim, bilemedim.Taşı attım çünkü işaret etmeme rağmen diğer arabalar
    durmadı"




    çocuk gözlerinden süzülen yasları elinin tersiyle silerek park etmiş bir aracın arkasına işaret etti:"Abim orada. Yokuştan aşağı yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü ve ben onu kaldıramıyorum."
    Çocuğun simdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu:

    "Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardim edebilirmisiniz? Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır."

    Ne diyeceğini bilemez halde, genç yönetici boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı.Yerde yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp, çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı. Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan genç adam,abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı.




    Jaguar marka arabasına geri dönüşü yavaş yavaş oldu ve yol ona çok uzun geldi.arabanın yan kapısında tasın bıraktığı iz çok derin ve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiçbir zaman tamir ettirmedi.Oradaki izi, su mesajı hiç unutmamak için sakladı:
    "Hiçbir zaman yasamın içinden, seni durdurmak ve dikkatini çekmek için birilerinin tas atmasına mecbur kalacağı kadar hızlı geçme. Tanrı ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur. Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa,bize tas fırlatmak zorunda kalır.Fısıltıyı dinle. veya taşı bekle.
    Secim senin"

    Bir insani fark etmek için 1 dakika,

    Onun hakkında fikir üretebilmek için 1 saat,

    Ondan hoşlanabilmek için 1 gün

    Onu sevebilmek için 1 hafta

    Ama Unutabilmek için bir omur yetmezmiş.....
     
  4. 26 Ekim 2006
    Konu Sahibi : aylacım
  5. aylacım

    aylacım Guest

    Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen o'na,
    kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret.

    Kaybetmeyi öğrenmesini öğret o'na ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.

    Kıskançlıktan uzaklara yönelt o'nu. Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret o'na.

    Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını...

    Eğer yapabilirsen, o'na kitapların muzicelerini öğret.

    Fakat o'na sessiz zamanlar da tanı.
    Gökyüzündeki kuşların, güneşin altındaki arıların, ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği.

    Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret o'na.

    O'na kendi fikirlerine inanmasını öğret.
    Herkes ona yanlış olduğunu söylediğin de dahi.

    Tüm insanları dinlemesini öğret o'na, fakat tüm söylediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini, ve sadece iyi olanları almasını da öğret.

    Eğer yapabilirsen, üzüldüğün de bile nasıl gülümseyeceğini öğret o'na.

    Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.

    O'na kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını, fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.

    Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret o'na.

    Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, dimdik dikilip savaşmasını öğret.



    (Abraham Lincoln tarafından oğlunun öğretmenine yazılmış bir mektup)