Hormonlar

Konusu 'Endokrinoloji' forumundadır ve EU3 tarafından 13 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    13 Nisan 2007
    Konu Sahibi : EU3
  1. EU3

    EU3 Guest

    Vücudun iç ve dış değişen çevre şartlarına ayak uydurabilmesi için iki genel sistem yaratılmıştır. Bunlardan biri sinir sistemi, diğeri hormonlar dediğimiz yapıyı kullanan endokrin sistemdir.

    Hormon belirli hücreler tarafından yapılan ve aktivitesini etkilediği uzak yerdeki hücrelere, kanla taşınan bir fizyolojik-organik bileşiktir. Hormonlar vücudun düzenli çalışması için mutlaka gerekmektedirler. “Hormon” terimi, “aktiviteyi uyarma” anlamında Yunanca kökenden gelmektedir.
    İnsanda 2000 kadar farklılaşmış hücre tipi vardır. Bunların çok azı hormon üretir, ancak insanda mevcut tüm hücrelerin yaklaşık 50 adet kadar tanımlanmış hormonun biri veya daha fazlası için hedef oluşturmaları söz konusudur.Yani bir hormon tek dokuyu veya birçok dokuyu etkileyebilir.

    Hormonların hareketine örnek; heyecanlandığınızda veya korktuğunuzda, sinir hücrelerimiz derhal sinyal sistemini uyarır ve büyük bir hızla, yolunu şaşmadan hedefe ulaşarak böbrek üstü bezlerinizi hareketlendirir. Mesajı alan böbrek üstü bezleri adrenalin hormonu salgılar. Adrenalin hormonu ise kana karışarak, neredeyse bütün vücudu alarma geçirir.

    Hormonlar hangileridir?
    Bilinen başlıca hormonlar, hipofiz bezinden denetlenenler ve diğerleridir. Hipofizden denetlenen hormonlar tiroit hormonu, kortizol hormonu, büyüme hormonu, prolaktin, seks hormonları ve su dengesinde rol alan hormonlardır. Ayrıca eksikliğinde diyabet (şeker) hastalığı oluşan ensülin ve ensülinle koordineli olarak salgılanan glukagon, adrenalin, büyüme hormonu, kortizol ve sindirim sistemindeki sindirime yardımcı sayısız hormonlar akla gelir.

    Hormonal hastalıklar nelerdir?
    Hipofiz, tiroit, paratiroit, böbreküstü bezi, over ve testis gibi salgı bezlerinden hormonların az veya çok salgılanması hormon hastalıklarını oluşturur. Diyabet, obezite, beslenme, metabolizma bozuklukları, kemik erimesi, lipid (kolesterol, trigliserid), ürik asit yüksekliği, polikistik over hastalığı, tüylenme gibi problemler ile karşılaşmak mümkündür.

    Genç kızlarda görülebilen hormonal hastalıklar neler?
    Aşırı tüylenme dışında genç kızlarda görülebilen hormonal hastalıkların başında; yumurtlama fonksiyonlarının sağlıklı olmadığı polikistik over sendromu gelir. Bu hastalığın seyrinde genellikle tüylenme ve adet düzensizliği de görülür. Bunun dışında yumurtalık kistleri görülebilir. Bu kistler de hormonal dengesizliklere neden olabilir. Yine süt hormonu olan prolaktin hormonunun yüksek olması adet düzensizliğine ve göğüslerden süt gelmesine neden olabilir. Hattâ göğüslerden süt gelmesi birçok genç kızda panik meydana getirir. Bu durum; prolaktin hormonunu baskılayıcı ilâçlarla tedavi edilebilir. Genç kızlarda görülen hormonal dengesizliklerden biri de tiroit hormonunun dengeli çalışmadığı durumlarda ortaya çıkar. Tiroit hormonundaki dengesizlik, üreme fonksiyonlarında bozukluklar görülmesine neden olur.

    Tedavi edilmediğinde ilerleyen yıllarda nasıl problemler doğurur?
    Tüylenme iyice ilerler. Âdet düzensizliği giderilmediği takdirde ileride yumurtlama fonksiyonlarının sağlıksız olmasına, aşırı kilo alımına neden olabilir. Hormonal dengesizlik kişinin beden sağlığını bozduğu gibi ruhsal dengesini de sarsar.

    Kısa Kısa...

    Dıştan normal, içten şişman olanlar dikkat!
    İngiltere’de yapılan bir araştırma, 10 katılımcıdan 4’ünün dışarıdan formda, ancak içeriden şişman olduğunu ortaya koydu. Araştırmada, dışarıdan formda, içten şişman olan kişinin kilolu birine oranla daha yüksek oranda tehlikeli ve gizli yağ bulundurabildiği, bu yağların da genellikle hayatî iç organların çevresinde toplandığı ifade ediliyor. Araştırmacılara göre, karaciğer, kalp ve pankreasında yağlanma olan kişinin, dış yağları fazla olan birine oranla tip 2 diyabete yakalanma ya da kalp krizi geçirme ihtimali daha yüksek.

    Ekinezya soğuk algınlığına birebir
    İlk olarak Kuzey Amerika yerlileri tarafından keşfedilen bu çiçekli bitki, eski zamanlarda zehirli böcek ve yılan sokmalarına karşı kullanılırmış. Ekinezya, birçok yararlı maddenin yanı sıra tanenler, protein, yağ asitleri, A, C ve E vitamini de içeriyor. Tüm bu zengin içeriği ile ekinezya, bağışıklık sistemini güçlendirerek vücut direncini artırıyor ve ekinezyanın, enfeksiyon tedavilerine büyük katkı sağladığı düşünülüyor. Uçuk, grip, bademcik iltihabı gibi virütik hastalıklara karşı kullanılan ekinezya, soğuk algınlığının önlenmesinde çok yaygın olarak tercih edilen mucizevi bir bitki. Ekinezyayı, pastil veya kapsül olarak bulabileceğiniz gibi çay olarak da içebilir ve kış aylarını zinde geçirebilirsiniz.

    Nanenin özellikleri
    İdrar söktürücüdür. İçerdiği mentol, midenin normal fonksiyonunu görmesini sağlar. Vücuda giren grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Sabahları mide bulantısını keser. Nane çayı, baş ağrısı, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da birebirdir. Ancak nane çayını aç karnına değil, tok karnına içiniz.

    Baharda alerji testi yaptırın
    Astım hastalarının mutlaka testlerini yaptırarak neye karşı alerjileri olduğunu belirlemeleri gerekiyor. Polene alerjisi olan hastalar sabah saatlerinde dışarı çıkmamalı, araba ile seyahat ediyorlarsa ya camları kapalı tutmalı ya da polen filtreleri kullanmalı, kuru havalarda mümkün olduğunca dışarıda az kalmalı, dışarı çıktıklarında gözü ve burunu bir nebze koruyacağı için şapka giymeli, eve gelince de elbiseleri yatak odasının dışında çıkararak duş almalıdırlar.