Hz.Mehdi gelmi midir?

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve devrimc66 tarafından 24 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

    24 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : devrimc66
  1. devrimc66

    devrimc66 Yeni Üye Üye

    Katılım:
    17 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    3.854
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    Mehdi ve Ahir Zamanla İlgili Hadislerin Büyük Çoğunluğu "Müteşabih"tir

    Mehdi'nin çıkış alametlerine geçmeden önce, bu alametleri bildiren hadislerin önemli bir özelliğinden bahsetmek gerekir. Bu özellik, Mehdi ve ahir zaman hakkındaki hadislerin müteşabih bir anlatıma sahip olmasıdır.

    "Müteşabih", açık, görünür (zahiri) anlamı kastedilmeyen, benzetme ve örneklerle yapılan imalı anlatımlara denir. Peygamber Efendimiz de, ahir zamanda olacak olaylara yönelik hadislerinin bir kısmını böyle imalı bir şekilde, çeşitli benzetme ve örneklerle tarif etmiştir. Böyle hadislere müteşabih (teşbihler içeren) hadisler denir.

    Peygamber Efendimiz'in, Allah'ın kendisine bildirdiği geleceğe dair olayları bu şekilde üstü kapalı, imalı olarak bizlere nakletmesinin çok önemli hikmetleri vardır:

    Dünya bir imtihan yeridir. İnsanlar bu dünyada vicdanlarını kullanarak Allah'a ve O'nun bildirdiği gerçeklere iman edip etmemekle denenirler. Bu nedenle bu dünyada insanların mecbur kalarak, ister istemez iman etmek zorunda kalacakları bir durum imtihan mantığına aykırı olur. Çünkü iman, insanın vicdanını ve samimiyetini ortaya koyan bir seçimdir.

    İşte, insanların mecbur kalarak değil de, seçme ve araştırma yeteneklerini, vicdanlarını, iradelerini kullanarak karar verebilmeleri için, geleceğe yönelik işaretler içeren pek çok hadis üstü kapalı bir şekilde haber verilmiştir. Eğer bu hadislerde herşey açıkça bildirilmiş, gelecekte olacak olan olaylar açıkça tarif edilmiş olsa, o zaman imtihan ortamı kalkardı. Tüm insanlar bu gerçekleri kabul etmek, ister istemez Peygamber'e iman etmek zorunda kalırlardı. Bu durumda ise seçme ve vicdanını kullanma diye bir konu kalmazdı. İman etmenin vicdanlı ve vicdansız kimseleri ayırt edici özelliği kalkar, gerçek imana sahip kişileri tanıma imkanı olmazdı. Çok üstün ahlaktaki imanlı bir kişi ile imansız bir kişi aynı derecede görülürdü. İşte bu nedenle Peygamberimiz Hz. Muhammed' (sav)in geleceğe yönelik pek çok hadisi imtihan ortamını kaldırmayan müteşabih hadislerdir. Bu hadisler benzetmelerle, örneklerle ve işaretlerle doludur, derin manalar içerir.

    Geçtiğimiz hicri yüzyılın büyük İslam alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi hazretleri de "Şualar" isimli eserinde, ahir zamanda meydana gelecek kıyamet alametlerinin, hadislerde çoğunlukla müteşabih olarak bildirildiğini belirtmiştir. Bunların ise ancak "tevil edilerek", yani yorumlarla açıklanarak insanlara anlatılabileceğini bildirmiştir. Ayrıca yapılan bu yorumların doğruluğunun da ancak Peygamberimiz'in bildirdiği olay meydana geldikten sonra anlaşılacabileceğini izah etmektedir. Bediüzzaman bu durumu şu şekilde ifade etmektedir:

    Ahir zamanda vukua gelecek hadisata (meydana gelecek olaylara) dair hadislerin bir kısmının müteşabihat-ı Kuraniye (Kuran'daki müteşabih anlatımlar) gibi derin manaları var. Muhkemat (açık, net, hüküm bildiren ifadeler) gibi tefsir edilmez ve herkes bilemez. Belki tefsir yerinde tevil (geleceğe yönelik yorumlanırlar) ederler.

    sırriyle, vukuundan (gerçekleştikten) sonra tevilleri (yorumları) anlaşılır ve murad ne olduğu (ne kastedildiği) bilinir. (Şualar, s.486)


    Tüm bunlardan ortaya çıkan gerçek şudur: Müteşabih hadisler, manası açık olan hadisler gibi yorumlanamaz ve herkes bu hadislerin gerçek manalarını bilemez. Ancak yorumları yapılır, gerçek manaları ise olaylar yaşanınca anlaşılır, kesinleşir.

    Durum böyleyken, ahir zamana işaret eden hadislerin bir kısmındaki benzetme ve örnekler, zamanla halk tarafından kelimelerin görünürdeki (zahiri) manalarıyla yorumlanmıştır. Oysa müteşabih hadislerde, olacak olayları haber veren mecazi ifadeler "zahiri" anlamlarıyla yorumlandığında, bu olayların sebepler dairesi içinde gerçekleşemeyeceği çok açıktır. Bu nedenle hadiste müteşabih olarak bildirilen olay gerçekleşmiş olsa bile, bu olaylarla hadisler arasında bir ilişki kurulamamıştır. Bunun sonucunda da birer birer gerçekleşen alametler fark edilememiş ve insanlar bu işaretleri anlayamamışlardır.

    Mehdi Hakkındaki Hadislerin Yorumunda Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

    Mehdi'nin çıkışı ile ilgili alametler incelenirken en çok dikkat çeken husus, bu alametlerin 15-20 yıl gibi kısa bir dönemde, arka arkaya gerçekleşmiş olmalarıdır. Bu kitapta yer alan ya da almayan yüzlerce alametin aynı yüzyılda, belirtilen yer ve zamanda, muntazam bir şekilde, birbiri ardınca ve tam izah edildiği şekilde çıkması söylediğimiz meseleye büyük bir delil teşkil etmektedir. Belki bu olayların ayrı ayrı farklı dönemlerde gerçekleşmesi fazla birşey ifade etmeyebilirdi. Ancak hepsinin bir arada ve aynı zaman dilimi içinde gerçekleşmesi bunların hiçbir şekilde sıradan ve rastlantısal olaylar olmadıklarının çok açık bir göstergesidir. İşte bu bakış açısıyla değerlendirildiğinde söz konusu olayların hadislerde bildirilen ahir zaman olayları, bir başka deyimle "kıyamet alametleri" olduklarına dair kanaat güçlenir ve kesinleşir.

    Örneğin, "Bir kuyruklu yıldızın doğması" rivayetinde haber verildiği gibi kuyruklu yıldız her zaman doğabilir, "Ramazan ayında güneş ve ay çoğu kereler tutulabilir", "büyük bir olayın" meydana gelmesi rivayetinde belirtilenlere benzer olaylara her devirde raslanabilir. Fakat önemli olan hadiste kastedilen olayı tespit edebilmektir.

    Bunu tespit ederken alınacak en önemli ölçü ise bu olayların birbiri ardınca ve aynı dönem içinde meydana gelmeleridir. Yine bu olayların, hadislerin ve İslam büyüklerinin dikkat çektikleri yer, ortam, dönem ve zaman dilimi içinde gerçekleşmeleri de bunların hadislerde kastedilen alametler olduklarının önemli bir kanıtı olacaktır. Bu kitapta da ahir zamanla ilgili haberlerin yorumlanmasında bu ölçüler esas alınacaktır.

    Mehdinin Çıkış Zamanı

    Kıyamet Kopmadan Önce Mutlaka Gönderilecektir

    Hadislerde Mehdi'nin İslam ahlakını hakim etmek için, kıyamet kopmadan önce yeryüzüne mutlaka geleceği özellikle vurgulanmaktadır. Bu konudaki rivayetler şu şekildedir:

    Hz. Ali'den rivayet olduğuna göre Resulullah şöyle buyurdu: Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa, Allah (cc) benim Ehl-i Beytimden bir zatı gönderecek. (Sünen-i Ebu Davud, 5/92)

    İbn-i Mace ve Ebu Naim, Ebu Hüreyre'den tahric ettiler. O dedi ki Peygamber buyurdu: Eğer dünyadan bir gün kalsa, Allah o günü uzatır ve Ehl-i Beytimden birisini Melik kılar. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Muntazar, 10/El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 27/Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s.437)

    Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalmış olsa, onun başa geçmesi için Cenab-ı Allah o günü behemehal uzatır. (Sünen-i Tirmizi, 4/92)


    Hicri İkinci Bin Yılın İçinde Gelecektir

    İmam Rabbani, Mehdi'nin Peygamberimiz'in vefatından 1000 (bin) sene geçtikten sonra hicri ikinci binin içinde geleceğini bildirmektedir. Mektubat-ı Rabbani'nin pek çok bölümünde Mehdi'nin, Hz. İsa ile birlikte olacağı da vurgulanmaktadır:

    Ancak beklenen odur ki; aradan bin sene geçtikten sonra bu saklı devlet tecid edile (yenilene). Ona bir üstünlük verilip suyu bulması, artırıla... Böylece kemalatın aslı zuhur edip, onun zilletini örte… Ve nisbet-i aliyyenin mürevvici Mehdi gelsin. Allah ondan razı olsun.

    (Mektubat-ı Rabbani, 1/569)

    Resulullah S.A. efendimizin ümmeti arasından çıkanlar pek kamildirler. Yani Resulullah efendimizin irtihali üzerinden bin sene geçtikten sonra isterse az olsunlar. Onların pek kemalli olmaları şunun içindir ki: Şeriatın takviyesi, pek tamam şekliyle hasıl ola.

    Aradan bin sene geçtikten sonra, Mehdi'nin gelişi de bunun içindir. Onun mübarek kudümünü (gelişini), Hatem'ür-rüsul Resulullah efendimiz müjdelemiştir. Hz.İsa dahi aradan bin sene geçtikten sonra nüzul edecektir. (Mektubat-ı Rabbani, 1/440)

    Şeriatın teyit hasletleri, milleti tecdidi bu ikinci bindedir. Bu davanın doğruluğuna adil şahid: Hz. İsa'nın a.s. Mehdi'nin r.a. bu bin içinde var oluşlarıdır. (Mektubat-ı Rabbani, 1/66)


    Hz. Muhammed'in vefatından bin sene geçtikten sonra, hicri ikinci bin yılına girilir. İmam-ı Rabbani'nin yukarıdaki açıklamalarına göre ikinci bin yılı içerisinde Hz. Mehdi gelecektir. İkinci binin başlangıcından içinde bulunduğumuz 14. yüzyıla kadar geçen üç yüz yılda Hz. Mehdi ve Hz. İsa gelmemişlerdir.

    Hicri 1500'den Önce Gelmesi Gerekmektedir

    Peygamber Efendimiz'in bir hadisinde ümmetinin ömrünün bin seneyi geçeceği fakat bin beş yüz seneyi aşmayacağı bildirilmiştir:

    Bu ümmetin ömrü bin (1000) seneyi geçecek, fakat bin beş yüz (1500) seneyi aşmayacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 299, Celaleddin Suyuti'nin "El-Keşfu Fi Mücazeveti Hazin el-Ümmeti El Elfe Ellezi Dellet Aleyh el-Asar" isimli kitabından nakil)


    Daha önceki rivayetlerden öğrendiğimize göre Mehdi hicri 1000. yıldan sonra gelecektir. Yukarıdaki hadise göre de ümmetin ömrünün bitimi olan hicri 1500. seneden sonra gelmesi beklenemez. Bugüne kadar gelmediğine göre de geriye tek ihtimal olarak hicri 14. yüzyıl, yani hicri 1400'ler kalmaktadır.

    İmam Suyuti gibi pek çok İslam alimi gelecek olan bu hayırlı ümmetin yeryüzünde hakim olacakları sürenin Hicri 1500 yıllarına kadar devam edeceğine, bu barış ve güvenlik dolu yılların ardından, daha önceki kavimlerde olduğu gibi ahlaki açıdan çok büyük bir bozulmanın başlayacağına, "en doğrusunu Allah bilir" diyerek işaret etmektedir.

    Hadis-i şeriflere göre Hz. Mehdi çıktıktan sonra 40 sene yaşayacaktır. Hz.İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişi ile ilgili hadis-i şeriflerde de, onun yeryüzünde kalış müddetinin 40-45 sene olacağı bildirilmektedir. Bunun bir kısmını Hz. Mehdi ile Hz. İsa beraber yaşayacaklardır. Bu iki kutlu insanın beraber yaşayacakları dönem 7 ile 10 sene arasında olacaktır. Bu bilgilere göre Hz. Mehdi ve Hz. İsa'nın vefatına kadar olan 1475-1480 senelerine gelinmiş olacaktır. Bu tarihten 1500'e kadar devam eden 20-25 yıllık bir süre de, temin edilen barış ve adalet ortamının korunmasına çalışıldığı bir devre olacaktır.

    Yüzyıl Başlarında Çıkacaktır

    Rivayetlerde Mehdi'nin çıkış tarihine ilişkin başka bilgiler de bulunmaktadır. Bu hadislerden birinde tüm inananların büyük bir umutla bekledikleri Mehdi'nin yüzyıl başında geleceği bildirilmektedir.

    Zira onun (Hz. Mehdi'nin) yüzyıl başında zuhur edeceği (çıkacağı) bildirilmektedir. (Mektubat-ı Rabbani)


    Daha önce izah edildiği gibi, İmam Suyuti'den aktarılan rivayetlere göre Ümmet-i Muhammed'in ömrü 1500 (bin beşyüz) seneyi aşmayacaktır. Hicri 1500 yılına ulaşmaya bir yüzyıl başı kalmıştır. O da Hicri 1400 yılı başlarıdır.

    Buraya kadar incelediğimiz tüm rivayetlerden varılan ortak sonuç, Mehdi'nin Hicri 14. asrın başlarında çıkması gerektiğidir. Nitekim bir sonraki bölümde inceleyeceğimiz Mehdi'nin çıkış alametlerinin de, toplu olarak hicri 1400 yılının başlarında arka arkaya gerçekleşmeleri bu sonucu kuvvetli bir biçimde doğrulamaktadır.

    Mehdi'nin çıkış tarihi ve çıkış alametleri ile ilgili tüm rivayetler bize Hz. Mehdi'nin hicri 1400'lü (miladi 1979) yıllardan itibaren İslam ahlakını tebliğ faaliyetine başlamış olduğunu ve yine rivayetlerin işaretine göre bu faaliyetin herkes onu Mehdi olarak bilmeden, tanımadan önceki başlangıç safhasını tamamlamak üzere olduğunu göstermektedir.

    Mehdi'nin Çıkış Alametleri

    Mehdi'nin çıkış alametleri ile ilgili Peygamber Efendimiz'in pek çok hadisi bulunmaktadır. Bu hadisler birçok büyük İslam aliminin kitaplarında bizlere nakledilmiştir. Bu bölümde söz konusu hadislerin günümüzle olan bağlantıları incelenecektir. Bu hadislerin içinde bulunduğumuz dönemin ortam ve şartlarını açıkça tarif ettiklerini ve çok yakın geçmişte arka arkaya gerçekleşen bazı kritik olayları mucizevi bir biçimde haber verdiklerini göreceğiz.

    Daha önceki bölümlerde de belirttiğimiz gibi gerek Mehdi'nin çıkışı, gerekse kıyamet alametleri ile ilgili hadislerin art arda gerçekleşmeleri belirli bir döneme işaret etmektedir. Ve tüm alametlerin hicri 14. yüzyıl başından (1979-1980) itibaren sırayla ortaya çıkmaları, içinde bulunduğumuz dönemin Mehdi'nin yeryüzünde bulunuş yılları olduğunu çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. (En doğrusunu Allah bilir)

    Şimdi hadislerde bildirilen Hz. Mehdi'nin çıkış alametlerini ana maddeler halinde inceleyelim.

    1) FİTNELERİN ÇOĞALMASI

    2) HARAMLARIN HELAL SAYILMASI

    3) ALLAH'IN AÇIKÇA İNKAR EDİLMESİ

    4) MÜSLÜMANLARA BASKININ ARTMASI

    5) DÜNYANIN HER YERİNİ KARIŞIKLIK VE KARGAŞALARIN KAPLAMASI

    6) İRAN-IRAK SAVAŞI

    7) AFGANİSTAN'IN İŞGALİ

    FIRAT'IN SUYUNUN KESİLMESİ

    9) RAMAZAN'DA AY VE GÜNEŞ TUTULMALARI

    10) KUYRUKLU YILDIZIN DOĞMASI

    11) KABE BASKINI VE KABE'DE KAN AKITILMASI

    12) DOĞU TARAFINDAN BİR ATEŞİN GÖRÜLMESİ

    13) BÜYÜK OLAYLARIN VE HAYRET VERİCİ ŞEYLERİN MEYDANA GELMESİ

    14) GÜNEŞTEN BİR ALAMETİN BELİRMESİ

    15) BÜYÜK ŞEHİRLERİN YOK OLMASI

    16) DEPREMLERİN ÇOĞALMASI

    17) BİR KÖYÜN YOK OLMASI

    1) Fitnelerin Çoğalması

    Fitne kelimesi, insanların din konusundaki imtihanlarının şiddetlendiği olayları, ortam ve şartları tarif eder. İnsanların yaşam şartlarının güçleştiği, Allah'ın ve dinin çeşitli şekillerde yalanlanarak insanların imanlarının zayıflatılmaya, yok edilmeye çalışıldığı şiddetli imtihan ortamları dini terminolojide fitne ortamı olarak tanımlanır.

    Aşağıdaki hadis de Hz. Mehdi'nin çıkışından önce müminlerin imanlarının zayıflayacağını ve buna sebep olacak hadiseleri haber vermektedir.

    Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi; ölüm, açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid'atlerin ortaya çıkması, emri bil maruf ve nehyi anıl münker (iyiliği öğütleyip kötülükten menetme) imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman benim evlatlarımdan Mehdi ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi ile müminlerin kalbi ferahlar, Acem (Arap olmayan) ve Arap milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 66)


    Eğer kısaca özetleyecek olursak, Mehdi öncesi şu olaylar belirecektir:

    1- Ölüm: Anarşi ve yaygın katliamlar neticesinde halkın can güvenliğinin kalmaması ve bunun meydana getirdiği tedirginlik ortamı.

    2- Açlık: Hayat pahalılığı sebebiyle meydana gelen geçim sıkıntısı. Felaketler ve doğal afetler sonucunda kıtlıkların, açlığın artması.

    3- Fitneler: Haramların küçük-büyük herkesin arasında, alabildiğince yaygınlaşması ve teşvik görmesi. Her türlü ahlaksızlığın herkesin gözleri önünde yapılması.

    4- Bidatlerin ortaya çıkması: Dinin aslında olmadığı halde sonradan ortaya çıkarılan adetlerin dinin esaslarıymış gibi kabul edilmesi.

    5- Dini anlatma imkanlarının kaybolması: İyiliğin emredilmesi ve kötülüğün engellenmesi, kısacası tebliğ imkanının kaybolması ile meydana gelen boşluk.

    Fitne ortamları sağlam imana sahip müminler için imanlarının, sabırlarının ve ahiretteki derecelerinin artmasına vesile olurken, zayıf ve yüzeysel imana sahip geniş kesimlerin ise imanlarını kaybetmelerine ya da daha da zayıflamalarına yol açar. İşte Mehdi bu tür bir fitne ortamının en yoğun ve şiddetli olarak yaşandığı bir dönemde ortaya çıkacaktır:

    Mehdi, fitnelerin zuhur ettiği bir zaman aralığında gelecek. (Mektubat-ı Rabbani, 2-258)

    .
     
  2. 25 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : devrimc66
  3. devrimc66

    devrimc66 Yeni Üye Üye

    Katılım:
    17 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    3.854
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    0
  4. 28 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : devrimc66
  5. devrimc66

    devrimc66 Yeni Üye Üye

    Katılım:
    17 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    3.854
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    0
  6. 28 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : devrimc66
  7. devrimc66

    devrimc66 Yeni Üye Üye

    Katılım:
    17 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    3.854
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    0