İbrahim Sadri Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve graf tarafından 15 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    15 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : graf
  1. graf

    graf Popüler Üye Üye

    Katılım:
    14 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    702
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    108
    EĞER



    Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,

    Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,

    Merak ediyorum neler yapacağınızı...

    Biliyorum ama

    Böylesine şerefli bir konuğa açacağınızı en güzel odanızı,

    Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını,

    Ve inandırmaya çalışacağınızı,

    Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı;

    Gerçekten evinizde ona hizmet etmekten alacağınız hazzı.

    Fakat söyleyin bana,

    Efendimizi evinize doğru gelirken gördüğünüzde,

    Onu kapıda mı karşılayacaksınız?

    Yoksa onu içeri almadan önce, aceleyle,

    Bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp

    Yerine Kur'anı mı koyacaksınız?

    Peki hala Amerikan filimlerini seyredecek misiniz televizyonda?

    Yoksa kapatmaya mı koşacaksınız aceleyle,

    O size kızmadan önce?

    Kimbilir?

    Belki de ağzınızdan hiç çıkmamış olmasını mı dilerdiniz,

    Hatırlayamadığınız en son çirkin kelimeyi...

    Peki ya dünyalık müziğinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız?

    Ve bunun yerine ortalığa,

    Kitaplığınızın raflarında tozlanmış,

    Hadis kitapları mı çıkaracaksınız?

    Hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz?

    Yoksa teleşla ne yapayım diyerek,

    Sağa sola mı koşturacaksınız?

    Merak ediyorum:

    Eğer Peygamber Efendimiz,

    Bir kaç günlüğüne sizinle birlikte yaşasa,

    Yapmaya devam edecek misiniz,

    Her zaman yaptığınız şeyleri?

    Ailenizdeki sohbetler eski halini koruyacak mı?

    Her yemekten sonra sofra duası etmeyi,

    Yine zor mu bulacaksınız?

    Hiç yüzünüzü asmadan,

    Oflayıp puflamadan,

    Her vakit namazınızı kılacak mısınız?

    Ya sabah namazı için,

    Sıcacık yatağınızından,

    Erkenden fırlayacak mısınız?

    Peki ya yine mırıldanacak mısınız,

    Her zaman söylediğiniz şarkıları?

    Ve okuyacak mısınız,

    Her zaman okuduğunuz kitapları?

    Peki bilmesine izin verecek misiniz,

    Aklınızın ve ruhunuzun beslendiği şeyleri?

    Yoksa hiç bilmemesini mi isterdiniz?

    Şöyle diyelim ya da:

    Gideceğiniz her yere götürebilecek misiniz Peygamberi de?

    Yoksa birkaç günlüğüne değişecek mi planlarınız?

    Tanıştırmaktan onur duyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla?

    Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız,

    Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle?

    Şimdi söyleyin açık yüreklilikle,

    Onun kalmasını ister misiniz sizinle?

    Sonsuza dek, hep birlikte...

    Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız,

    Ziyareti bitip gittiğinde?

    Gerçekten bilmek ilgi çekici olabilir değil mi?

    Bilmek ve düşünmek,

    Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse

    Yapacağımız şeyleri...

    Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,

    Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,

    Merak ediyorum neler yapacağınızı ...


    İbrahim SADRİ.
     
    cevvisema bunu beğendi.
  2. 9 Ekim 2006
    Konu Sahibi : graf
  3. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    ADAM GİBİ

    Ben seni hiç sevmedim ki
    Durgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim
    Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
    Birde yıldızları sevdim
    Eylül akşamlarında gelip,
    Gözlerinde tutulan.
    Ben seni hiç sevmedim ki
    Beni yola koyduğunda ayrılmayı sevdim
    Kurşunları sevdim beni vurduğunda
    Ağlamayı sevdim unuttuğunda
    Yalnız olduğumu anladığımda
    Ayakta kalmamı sevdim
    Yıkılmamı sevdim seni hatırladığımda
    Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği
    Su gibi özledim Temmuz güneşinde sesini
    İkindide yağmur gibi
    Geceleyin yağan yağmur gibi sevdim seni sevdiğimi
    Ben seni hiç sevmedim ki
    Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim
    Menekşeyle konuşmanı
    Nisan'a hatırlatmanı
    Baharın bir adının da yalnızlık olmadığını
    Düştüğün zaman kanayan yaralarını
    Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
    Sakız satan çocukları
    Yeni çıkan şarkıları
    Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
    Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
    Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
    Ben seni hiç sevmedim ki
    Bir gece bir ceylan indi dağdan kalbine
    Bir gece bir şiir gibi kibrit alevinde
    Alemin ortasında, kimsesizliğin sesinde
    Buğusunda sabahın, acımasızlığında ahın
    Ağlayan yüzünde İsa'nın
    Ferahlatan gücüyle duanın
    Korkutan yanıyla nar'ın
    İncenin, zeytinin ve kalbin üstüne
    Gülün üstüne
    Tutunduğum umudun üstüne
    Korkunun üstüne
    Hep senin üstüne, hep senin üstüne
    Ben seni hiç sevmedim ki
    Gittiğin zaman gitmeni sevdim
    Evreni sevdim geldiğin zaman
    Kalmanı sevdim
    Korkuyordum sana alışmaktan
    Yine de sevdim gülümsemeyi
    Mendilimi sallarken, seni götüren trenin arkasından
    Kırlara ilk kar düştüğü zaman
    Ölümünün ne güzel olduğunu sevdim
    Seni içimde öldürdüğüm zaman
    Ben seni hiç sevmedim ki
    Durgun akşamlarda söylenen şarkı neyse
    Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
    Birde yıldızları sevdim
    Eylül akşamlarında gelip,
    Gözlerinde tutulan.
    Düştüğün zaman kanayan yaralarını
    Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
    Sakız satan çocukları
    Yeni çıkan şarkıları
    Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
    Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
    Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
    BEN SEVDİM Mİ ADAM GİBİ SEVERİM

    İBRAHİM SADRİ
     
  4. 9 Ekim 2006
    Konu Sahibi : graf
  5. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    ADIN BATSIN

    yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile
    yaktın beni küle döndüm dumana döndüm
    nasıl edem nere gidem dertli baş ile
    bilemedim teli kırık kemana döndüm

    canım aldın, can evimden vurdun ya sende
    küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de
    sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
    sen de vicdansız çıktın adın batsın

    zaman ola devran döne sen de çekesin
    yitiresin umudunu heder olasın
    aşka düşe kahrolasın candan bıkasın
    ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin

    sen ki beni rezil ettin yedi cihanda
    yalan oldum talan oldum senin sayende
    sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
    sen de vicdansız çıktın adın batsın

    beni özleyince bir nehir yatağını bulsun
    kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin
    sesime bakıpta ağlıyorum sanma
    seni özleyince böyle olsun birazda

    ayrılıversin yaprak dalından
    insan sevdiğinden ayrılıversin
    kan damarımdan can pazarından
    adam baharından ayrılıversin

    dağda dört mevsim erimeyen kar varya
    yokluğum öyle erimesin
    sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
    sen de vicdansız çıktın adın batsın

    İBRAHİM SADRİ
     
  6. 9 Ekim 2006
    Konu Sahibi : graf
  7. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    ALDIRMA REİS

    Sen içerdeyken ben
    Sinemalara gittim
    Bütün filmlerini seyrettim
    O sevdiğimiz artistin
    Sen içerdeyken ben
    Vita kutularında çiçek yetiştirdim
    Sokakta top oynadım çocuklarla
    Ayakkabılarımı eskittim
    Güneşe karşı durdum sabahları
    Geceleri bir başıma yıldızları bekledim
    Annenin gönlüne su serptim
    Aldırma dedim aldırma
    Bir şarkı söyle bir dilek tut herkes için
    Bir ada rüzgarı gibi
    Sürtünerek geç hayata
    Bir sarmaşık gibi tutun
    Ve değer ver hatıralara
    Aldırma dedim
    Sen annesin, aldırma
    Sen içerdeyken ben
    Kiramı ödedim pijamalarımı giydim
    Haber bültenlerini izledim
    Gazetelerden kupon kestim
    Sen içerdeyken ben
    Sigara içtim, öksürdüm
    Otobüse bindim
    Fotoğraflarımıza baktım
    Acıyan yanlarımı körelttim
    Deniz kıyısında yürüdüm
    Manavdan soğan aldım
    Yeni çıkan şarkıları dinledim
    Kafeste beslediğimiz kuşu saldım
    Islık çaldım
    Sen içerdeyken ben
    Hep uyandım, sayıkladım
    Kanadım boyuna
    Takvimlur aldım
    Her gün bir yaprağını kopardım
    Deli ayrılığın
    Sen içerdeyken ben
    Gömleğimi ütüledim
    Sobada elimi yaktım
    Bir şiir yazdım
    Bir hercai menekşe aldım çiçekçiden
    Hani o alnına kader değmiş
    Hani o dudaklarına deniz tuzu dokunmuş
    Hani o erken vurulmuş
    Gençliğimiz gibi dağıldım
    Sen içerdeyken ben
    Bir adını söyleyemedim
    Şöyle bağıra bağıra
    Bir yüzünü göremedim
    Görüş günlerinde
    Bir de eline değemedim
    Bir de yüreğine
    Şöyle kucaklayamadım bir de
    Ölümüne
    Sen içerdeyken ben
    Kapı kapattım, pencere açtım
    Mutfakta oyalandım
    Kanepede yattım
    Hatta bir yolluk aldım odaya
    Çok ta kulak asmadım
    Çokta koymadı bu bana
    Alt tarafı içerdeydin
    Alt tarafı bir yanımı alıp götürmüştün
    Bir yanımı
    Yani adamlığımı
    Yani gözlerimin ferini
    Yani canımı
    Alt tarafı şarkılar ölecekti
    Alt tarafı kanayacaktı kalbim
    İşte sensiz
    İşte nefessiz
    İşte kimsesiz bir sesti alt tarafı
    Her tarafım
    Yıldızlar yine oradaydı oysa
    Yazdıklarım
    Gözden kaçan o defter yapraklarında
    Boşver yüzyirmisekiz
    Hayat bir gemi
    Yürüt onu göreyim seni
    Boşver yüzyirmisekiz ha...
    Boşveriyor ya
    Aldırma reis
    Reis aldırmıyor ya
    Bir adını söyleyemedim
    Şöyle bağıra bağıra
    Bir yüzünü göremedim
    Görüş günlerinde
    Bir de eline değemedim
    Bir de yüreğine
    Şöyle kucaklayamadım bir de
    Ölümüne
    Sen içerdeyken ben
    Vitrinlerin önünden geçtim
    Minibüs duraklarında bekledim
    Simitçilerle yarenlik ettim
    Üstüme bir ceket aldım
    El tezgahlarında kitaplara baktım
    Sen içerdeyken ben
    Hiç oturup ağlamadım
    Hiç karartmadım umudu
    Hiç bulandırmadım onuru
    Öyle dimdik durdum ortada
    İşte burada ulan işte burada
    Böyle burada
    Hiç yıkılmadan
    Hiç utanmadan
    Ve hiç unutmadan
    Sen içerdeyken ben
    Gülen resmimi yaptırdım
    Sokaktaki ressama
    Her zaman yaptığım gibi
    Buzdolabını ayağımla kapadım
    Parkların banklarına adını kazıdım
    Adını kazıdım duvarlara
    Adını, adımın yanına yazdım
    Hiç unutmadım, utanmadım
    Korkmadım

    İBRAHİM SADRİ
     
  8. 9 Ekim 2006
    Konu Sahibi : graf
  9. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    ALİ MUNZUR

    Açıldı ömrümün haritası
    Bir omzu düşük ağır delikanlı
    Ey Ali Munzur, ey dağların kartalı
    Sağ yanım bıçak yarası sol yanım hicran
    Ve emanet kalmıştır bir köylü kızında kalbimin yarası
    Ey Ali Munzur, ey dağların kartalı

    Benim ömrümde, bir kırlangıç ağıdı vardır bildiğim
    Benim ömrümde, tel örgüler kuşluk ayazında
    Kör karanlık yağlı kurşun
    Birde yanık türküsü anamın
    Her biri bir başka seherinde güz dönümümün
    Vurup gitmiştir sessizce oğulları
    Şu gurbet denen şu belalı buğ yılanı, şu bilinmez sefere

    Benim ömrümde, bir ırmak vardır
    Durup önünde taş yüzdürdüğümüz ak köpüklerinde
    Sesine sesimizi kattığımız
    Ve anamızın patiskadan biçtiği uzun donlarımızla
    Bir turna balığına gençliğimizi sattığımız
    Aylandığımız,
    adamdan sayılıp delikanlı halaylarına karıştığımız
    Yıldızların altında, dam bacalarında aşık attığımız

    Benim ömrümde, yarı çıplak popil delikanlısı ortalığın
    yağmurların sevdalısı ve parlayan yusuftutan kuşları
    Benim ömrümde, mor menekşe
    Yediveren gülleri ve böğürtlen
    Birde sen!
    İçime işleyen ah sen!
    Ondokuz yaşımın
    Ve ırmağımın
    Ve toprağımın hakkına birde sen! ..
    Bulutlarıma kına yaktığım sebebin
    Namerd olayım sevmedim hiç kimseyi böyle bu kadar! ..
    Ya da sevemedim
    Ey Ali Munzur, ey dağların kartalı
    Sağ yanım bıçak yarası sol yanım hicran
    Ve emanet kalmıştır bir köylü kızında kalbimin yarası

    Bu da bir gurbettir yıkar adamı içine
    Bu da bir rivayettir, on iki yıl bilmem kaç bin gece
    Bir türkü sesinde..
    Dumanlı dağları duman kaplamış
    Yine mi gurbetten kara haber var?
    Seher vakti bu yerlerde kimler ağlamış?
    Çimenler üstünde gözyaşları var..
    Benim ömrümde..

    Şimdi vur, vur içine onca talanı
    Onca sevdayı vur, vur Ali Munzur
    Bu sol yandaki hicran yarası öyle çok ki..
    Benim ömrümde çiçeğin bozamadığı
    Karanlığın düşemediği yüzüm
    Bana mahsus kor ayazda üşüdüğüm
    Hercanın yeşili, Cemilin üzüm gözlü güzeli
    Ve hüzün yaprağını dökende dut ağacın
    Kalbime bir gül dikeni, fikrime sevda batanda.
    Kemahın istasyonuna doğu expresi demir atanda
    Murat suyu Fırata karışır üç gün üç gece kan akanda
    Ben belki bin gece sayanda gurbet akşamlarında yıldızları
    Emanetime iyi bakasın köylü kızı
    O elinde tuttuğun kanayan şey Ali Munzurun kalbinin yarası

    Benim ömrümde, yarı çıplak popil delikanlısı ortalığın
    Yağmurların sevdalısı
    Ve parlayan yusuftutan kuşları
    Benim ömrümde, mor menekşe
    Yediveren gülleri ve böğürtlen
    Birde sen!
    İçime işleyen ah sen!
    Ondokuz yaşımın ve ırmağımın ve toprağımın hakkına
    Birde sen!
    Bulutlarıma kına yaktığım sebebin
    Namerd olayım sevmedim, hiç kimseyi böyle bu kadar
    Ya da sevemedim.
    Ey Ali Munzur, ey dağların kartalı
    Sağ yanım bıçak yarası sol yanım hicran
    Ve emanet kalmıştır bir köylü kızında kalbimin yarası
    Açıldı ömrümün haritası..

    İBRAHİM SADRİ
     
  10. 9 Ekim 2006
    Konu Sahibi : graf
  11. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    ANNE

    Kan ter içinde gece
    Kan ter içinde her yanım
    Her yanım bu gece vurgun içinde
    Kurşun yemişim, sürgün yemişim
    Bu sana ilk gelişim
    Vur emriyle düşmüşüm kapına
    Düşmüşüm kucağına, bu yara sıcak ana

    Yok elimde bir demet menekşe
    Yok elimde sevdiğin gül şekeri
    Yok işte sana bir şey
    Bilmem ki ne demeli
    Bir tek ağır yaralı özlemim
    Ve birtek gözlerine sürdüğün gözlerim
    Anne benim, aç kapıyı
    Oğulcuğun, küçük tavşanın, körolmayasıcağın
    Ölmeyesin, bitmeyesin
    Yürekyarısı gitmeyesin dediğin
    Anne benim, aç kapıyı
    İşte geldim, işte bu sana ilk gelişim

    Hep senin için gökyüzünde bir evimiz olsun isterdim
    Hep senin için bulutları isterdim
    Ellerimi açtırıp dua ettirirken
    O küçük evimizde sokulurken göğsüne her gece
    Hani her gece sorduğumda
    Anne babam nerde
    Nerde kuşların dilinden anlayan adam
    Ve menekşelerle konuşan adam
    Nerde anne
    Ve sen bastırıp bağrının kızılca kıyametine acını
    Gelecek oğul, sen uyu şimdi
    Baban gelecek bir yağmur gibi yağmurla
    Rahmete boğacak yoksulluğumuzu derken
    Ben uyur, düşümde
    Senin için bir ev görürdüm gökyüzünde
    Sen, babam, ben ve melekler
    Ve melekler anne
    Anne melekler
    Önce babam sonra onlar terkettiler gecelerimizi
    Ben de çekip gittiğimde
    Yani oğulcuğun yani yürek yarın
    İçinden geçen şarkın gittiğinde
    Sen nasıl yaşadın anne

    Kan ter içinde gece
    Kan ter içinde her yanım
    Her yanım bu gece vurgun içinde
    Kurşun yemişim, sürgün yemişim
    Bu sana ilk gelişim
    Vur emriyle düşmüşüm kapına
    Düşmüşüm kucağına, bu yara sıcak ana

    Vakit yok artık
    İstersen kalayım böylece
    Ama bir kere öpseydim elinden
    Ama bir kere sürseydim gözlerimi gözlerine yeniden
    Yok elimde bir demet menekşe
    Yok elimde sevdiğin gül şekeri
    Yok işte sana bir şey
    Bilmem ki ne demeli
    Bir tek ağır yaralı özlemim
    Ve birtek gözlerine sürdüğün gözlerim
    Anne benim, aç kapıyı
    Oğulcuğun, küçük tavşanın, körolmayasıcağın
    Ölmeyesin, bitmeyesin
    Yürekyarısı gitmeyesin dediğin
    Anne benim, aç kapıyı
    İşte geldim, işte bu sana son gelişim

    Üzülme, kapanıyor diye gözlerim
    İşte gidiyorum vakit doldu
    İşte kapanıyor gözlerim kapının önünde
    Öğrettiğin gibi ellerimi kaldırıp gökyüzüne
    Ve eğip başımı önüme dua ediyorum
    Üzülme anne, vakit doldu
    İşte şimdi bir oğlun oldu
    Bir oğlun oldu anne

    Kan ter içinde gece
    Kan ter içinde heryanım

    İBRAHİM SADRİ
     
  12. 9 Ekim 2006
    Konu Sahibi : graf
  13. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    BENİ KAVGADA GÖR

    Geçer gözüm
    İçimizden bir aşk geçer
    Ve keder
    Ve heder olmuş bir hayat
    Nasıl geçerse zehir damarlarımızdan
    Öyle yavaş öyle deşer de geçer
    Koyarlar cesaretimizi bir sokağın tabelasına
    Binlerce çocuğa adımızı verirler
    Bize ölüm bize kurşun bize hançer neyler
    Neyler ömrünü cebine koymuş adama yağlı mavzer

    Geçer gözüm
    Memleket kadar bir nağra düşer yıkılmış sokakların pusularına
    Akşam sofralarına aç karnına yüreğim düşer
    Beni adamdan sayma
    İlk gözyaşı
    İlk yere düşen damla
    İlk kancık tuzaklara düştüğümüz hayınlığın hatrına
    Hani cebimizde iki satır mektubu yarım bıraktığımız sevdanın

    Hani son bir umutta tutunduğumuz arkadaşlarımız
    Ve kaygan ve ıslak ve kaypak sabahı Ankara'nın
    Ve bilsen
    Tek başına büyür intikam aşk ve sen
    Tek basma büyür elif misali
    mezarıma bıraktığın menekşen
    Geçer gözüm
    İçimizden bir aşk geçer
    Ve keder
    Ve heder olmuş bir hayat
    Nasıl geçerse zehir damarlarımızdan
    Öyle yavaş öyle deşer de geçer

    Beni son kez kavgada gör
    Son kez ölsün arkadan vurmacasına bütün ihanetler
    Sonra şöyle saçlarımı savurup ecel saatine
    Sonra son kez alnından vurulmacasına aşkın
    Bir eşkıyalık yapıp
    Basınca bütün evlerini bu şaşkın İstanbul'un
    Bir de kendimi denize dökünce Üsküdar'dan
    Nasıl da patlar içimde çığlığın
    Bana bu şehri yakmış desinler
    Beni son kez kavgada gör
    Bana kendini satmış desinler
    Beni son kez kavgada gör

    Koyarlar cesaretimizi bir sokağın tabelasına
    Binlerce çocuğa adımızı verirler
    Bize ölüm bize kurşun bize hançer neyler
    Neyler ömrünü cebine koymuş adama yağlı mavzer

    Ya bir de sen düşersen ellerimden
    Ya bir de kimsesizsem
    Ya ölüm kadar sevdiğim cesaretim yan çizmişse
    Sonu yok uğraşlarda yılgınsam
    Son mermim avucumda
    Fiyakalı bir eylül sabahı
    Basar giderim kalbine namımın
    Sıkar giderim
    Avucumda mermim menekşem ve arkadaşlarım

    Geçer gözüm
    İçimizden bir aşk geçer
    Ve keder
    Ve heder olmuş bir hayat
    Nasıl geçerse zehir damarlarımızdan
    Öyle yavaş öyle deşer de geçer

    İBRAHİM SADRİ
     
  14. 9 Ekim 2006
    Konu Sahibi : graf
  15. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    BİR ADIN KALMALI

    Bir adın kalmalı geriye

    Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde

    Aynaların ardında sır

    Yalnızlığın peşinde kuvvet

    Evet nihayet bir adın kalmalı geriye

    Birde o kahreden gurbet

    Sen say ki ben hiç ağlamadım

    Hiç ateşe tutmadım yüreğimi

    Geceleri koynuma almadım ihaneti

    Hele nihavend hele buse hiç geçmedi aklımdan

    Ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın

    İçimin nehirlerinden

    Evet yangın

    Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan

    Evet kaybetmenin o zehirli buğusu

    Evet isyan

    evet kahrolmuş sayfaların arasında adın

    Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı

    Bu sevda biraz nadan

    Biraz da hıçkırık tadı

    Pencere önü menekşelerinde her akşam

    Dağlar sonra oynadı yerinden

    Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca

    Sen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam

    Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdı

    Yani ben seni sevdiğim zaman

    Ayrılık kurşun kadar ağır gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın

    Yine de

    Bir adın kalmalı geriye

    Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde

    Aynaların ardında sır

    Yalnızlığın peşinde kuvvet

    Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye

    bir de o kahreden gurbet

    beni affet

    kaybetmek için erken

    sevmek için çok geç

    İBRAHİM SADRİ
     
  16. 9 Ekim 2006
    Konu Sahibi : graf
  17. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    BİR AŞK DEĞİYOR

    Kapına biri gül bırakıyor tanımadığın
    Trafik birden açılıyor
    Köprüden geçişte para almıyor gişedeki kadın
    Bi o kadar yakışıyor üstüne siyah kazağın
    Menekşe tutuyor köşe başında yalnızlığın
    Sarı kanaryalar hep senin için kazanıyor
    Ne de güzel geliyor insana sırtından vurulması insanın
    Oğlum sana bir aşk değiyor
    Bi yerinden bakınca nede keyifli hayat
    Bi yerinden bakınca rahat
    Oğlum sana bir aşk değiyor
    Bundan sonrası tufan, talan, fırtına, bora, kar
    Aşık-ı mecnun sensin mecnun'un ancak adı var
    Oğlum sana bir aşk değiyor
    Oğlum seni bir aşk sarıyor
     
  18. 9 Ekim 2006
    Konu Sahibi : graf
  19. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    BİR BAVULLA GELMİŞLER

    Bir bavulla gelmişler
    Karaların memet, ince ali ve bir de bekir
    Puslu bir alaman sabahında münihe inmişler trenden
    Biraz memleket peksimeti mendil içinde üçbeş lokum
    Bir de yar ilen ana baba hasreti
    Bildikleri birkaç sıla türküsü
    İnmişler üçüncü mevki kompartımandan
    Başlarında kasketleri
    Şenolasın bakalım gurbetlik şenolasın yabaneli

    Nere baksan bir soğukluk değmiş içlerine
    Nere baksan insanı üşüten kocaman bir yalnızlık
    Dönelim demiş memet yıkıp kaşlarını arkadaşlarına
    Nere baksan deli bir ayrılık düşecek burada bahtımıza
    Dönelim demiş memet yıkıp kaşlarını arkadaşlarına

    Bir bavulla gelmişler
    Münihe, viyanaya, berline, rotterdama
    Çorum nire memec, lozan nire
    Brüksel nire ali, emirdağ nire
    Konya nire bekir, strasbourg nire
    Ve frankfurta ve kölne ve lyona
    Hamburga, liege, bonna
    inmişler içlerinde memleket döne döne, yana yana

    Bir bavulla gelmişler
    Önce geceler bitmemiş sonra soğuk ve karanlık gündüzler
    Herbir işini, tamam eylemişler atamanın
    Herbir vidasını sıkmışlar
    Herbir makinasına terlerini akıtmışlar
    Eksilerek, didinerek ve direnerek
    Sağlam basmasını bellemişler yere
    Kancık pusuların yaban belaların
    Ve hayın ve namert ve itkopuk Pazar sabanları çanlarının arasından

    Geçirmişler yüreklerinin filiz filiz umutlarım
    Hey canım
    Hey adam yanlarım
    Hey karaların memet, ince ali ve yetim bekir
    Keşke gelip bir görebilseydiniz torunlarınızı
    Bir kere öpebilseydiniz
    O makinayağı bulaşığı elleriniz, kavruk yüzleriniz
    Ve cengaver bakışlı kara gözlerinizle hepimizi
    Hey canım
    Hey adamlarım
    Hey karanlığına atamanın ıslık çalan kahraman yanlarım

    Bir bavulla gelmişler
    Karaların memet, ince ali ve bir de bekir
    Puslu bir ataman sabahında münihe inmişler trenden
    Biraz memleket peksimeti mendil içinde üçbeş lokum
    Bir de yar ilen ana baba hasreti
    Bildikleri birkaç sıla türküsü
    İnmişler üçüncü mevki kompartımandan
    Baştarında kasketleri
    Şenolasın bakalım gurbetlik şenolasın yabaneli

    Şimdi onlar
    Herbir sokağına değerek avrupanın
    Ve herbir dağında şahin olup uçarak özge vatanın
    Bize bir sabahı indirirler öyle gülümseyerek çocuklarımıza
    Öyle kara öyle ince öyle yetimdirler
    Öyle konya öyle maraş öyle adana
    Öyle trabzon öyle afyon öyle erzurumdurlar
    Öyle dadaş öyle ele öyle uşak öyle yörük öyle çerkez öyle doğudurlar

    Ve doğururlar
    Herbir sıkıştığında kalbimiz
    Münihin, viyananın, roterdamın, brükselin ve nice şehirlerin
    Dumanların, çanların, köprülerin, kanalların
    Acıların, yalnızlıkların, hasretlerin, mektupların
    Ve hepsinin ötesinde o ağır gurbetliğin çöktüğünde efkarı
    Gelip tutarlar ellerimizden
    Karaların memet, ince afi ve bir de bekir

    Varsın bize alamancı desinler
    Varsın bizi sofralarındaki ekmekten sonra sevsinler
    Varsın yüzümüzden önce bavullarımızı gözlesinler
    Biz yine de memleket kadar bir yürekte sevmekteyiz memleketi
    Çünkü karaların memet, çünkü ince ali ve bir de bekir çünkü

    Bir bavulla geldiler
    Puslu bir ataman sabahında münihe
    Çünkü
    Biraz memleket peksimeti mendil içinde üçbeş lokum
    Bir de yar ilen ana baba hasretini
    Ve bir de bildikleri birkaç sıla türküsünü hiç düşürmediler
    Sokağına avrupanın
    Hey canım
    Hey adam yanlarım
    Hey karaların memet, ince ali ve bekir
    Keşke gelip bir görebilseydiniz torunlarınızı
    Bir kere öpebilseydiniz

    O makinayagı bulaşığı elleriniz, kavruk yüzleriniz
    Ve cengaver bakışlı kara gözlerinizle hepimizi
    Hey canım
    Hey adamlarım
    Hey karanlığına alamanın ıslık çalan kahraman yanlarım

    İBRAHİM SADRİ