İçindeki Devi Uyandır!

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve okyanuscuk tarafından 1 Ekim 2009 başlatılmıştır.

    1 Ekim 2009
    Konu Sahibi : okyanuscuk
  1. okyanuscuk

    okyanuscuk "Ol!" emrini verirse O, derhal oluverir... Üye

    Katılım:
    8 Şubat 2009
    Mesajlar:
    521
    Beğenildi:
    333
    Ödül Puanları:
    113
    Çok beğendiğim ve faydasını gördüğüm bir kitaptır " İçindeki Devi Uyandır ". Yazarı Anthony Robbins. Kitapdan alıntılarımı paylaşmak istiyorum...

    * Çoğumuzun asıl istediğimiz şeyi elde edemeyişimizin nedenlerinden biri, doğrudan odaklanmayışımızdır.

    * Yaptığımız her şey, kendimizi nasıl hissettiğimiz konusunda değişiklik yaratmak içindir.

    * Başarının sırrı, acıyla zevkin sizi kullanmasına izin vermektense, acıyla zevki kendiniz kullanmayı öğrenmektir. Bunu yaparsanız, hayatınızın kontrolünü elinize alırsınız. Yapmazsanız, hayat sizi kontrol eder.

    * Hayatlarımızı genişletmenin, zenginleştirmenin yolu, şimdiden başarılı olmuş insanların hayatlarını model olarak almaktır.

    * Birşeyin ne anlama geldiğini değiştirmek, vereceğiniz kararları değiştirecektir. Unutmayın ki hayatta hiçbirşeyin, sizin verdiğiniz anlamdan başka bir anlamı yoktur.

    * Bir insan sevdiği birinin kaybından sonra ne kadar kısa zamanda kendini toparlayıp farklı hissetmeye başlayabilir? Fiziksel olarak, bunu ertesi sabah yapabilme yeteneğimiz var. Ama yapamazlar. Neden? Çünkü kültürümüzdeki bir dizi inanç, belli bir süre yas tutmamızı şart kılar. Ne kadar bir süre sürdürmeliyiz bu yası? Bu bizim kendi şartlanmamıza bağlıdır. Bir düşünün. Sevdiğiniz birinin kaybından sonra, hemen ertesi gün yası kesseniz, hayatınızda pek büyük acılara yol açmaz mıydınız? Bir kere, insanlar sizin o kaybettiğiniz kişiyi aslında sevmediğinizi düşünürlerdi. Kültürel şartlanmanız sonucu, siz bile o kişiyi sevmediğinize karar verebilirdiniz. Ölümün bu kadar üstesinden gelme kavramı, çok acı bir kavramdır. Toplumun kabul ettiği uygun süre doluncaya kadar, duygularımızı değiştirmeden acı çekmeye, yası sürdürmeye razı oluruz.

    Aslında dünyada, birinin ölümünü kutlayan kültürler de var! Neden mi? Çünkü onlar, bizim dünyadan ayrılmamız gereken zamanı Tanrı' nın çok iyi bildiğine inanırlar ve ölümü bir mezuniyet gibi görürler. Ayrıca birinin ölümüne üzülmekle, ancak hayatı anlamadığınızı ortaya koyduğunuzu düşünürler. Bencilliğinizi sergilemiş olursunuz, o kadar. O kişi daha iyi bir yere gitmiş olduğuna göre, demek ki siz aslında kendinize acıyorsunuz. Yas bu insanların kültürü olmaktan çıkmıştır. Ben yasın kötü ya da yanlış birşey olduğunu söylüyor değilim. Yalnızca acıdan kurtulmanın uzun zaman alacağı inancının bizim kültürümüzden kaynaklandığını söylüyorum.

    * Hiçbirşey değişmez; biz değişiriz.

    * Bir şeyi ilk defa yaptığımızda bir fiziksel bağlantı yaratmış oluruz. İncecik bir nöral iplik, o duyguya ya da davranışa gelecekte yeniden dönmemize izin verir. Bunu şöyle düşünün: davranışı her tekrarlayışımızda, o bağ güçlenmektedir. Nöral bağa bir iplikçilik daha eklemekteyiz.

    * Beyninize karmaşık mesajlar verdiğinizde, karmaşık sonuçlar alırsınız.

    * Değişiklik yaratmanın ilk adımı neyi istediğinize karar vermektir ki, belli bir şeye doğru ilerleyebilesiniz.


    * Asıl anahtar, eski davranışın yerine geçecek yeni davranışları bilinçli olarak seçebilmemizde yatmaktadır.

    * Kendinize bir dizi kısa dönemler, amaçlar koyun. Her birine ulaştıkça, hemen kendinizi ödüllendirin.

    * Duygularınızın lideri vücüdunuzdur.

    * Hayatınızı değiştirmeyi gerçekten istiyorsanız, şu yedi gün içinde hergün beş kere aynada kendinize sırıtın. Bir kulaktan bir kulağa. Bu size çok budalaca görünecek, ama unutmayın, bu fiziksel hareketle, sürekli olarak beyninizde zevke giden bir nörolojik yol yaratacaksınız ve bu alışkanlık haline gelecek. Yapın ve bunu eğlence haline getirin!

    * Egzersiz için dışarı çıktığınızda koşmak yerine, sıçrayın. İp atlar gibi. Sıçramak, durumunuzu değiştirmenin çok güçlü bir yoludur, çünkü dört şeyi birden yapar.1)Harika bir egzersizdir. 2)Vücudunuzda yarattığı stres koşmaktan azdır. 3)Yüzünüzde ciddi bir ifadeyle bu işi yapamazsınız. 4) Arabasıyla yanınızdan geçmekte olanları da eğlendirmiş olursunuz!

    * Hayatınızı iyiye götürmeyi gerçekten istiyorsanız, gülmeyi öğrenin.

    * Yaşlanmanın yaşla ilgisi yoktur. Hareketsizliktir yaşlanmak. En son hareketsizlik de ölümdür.

    * Hayatımızın kalitesini değiştirmek istiyorsak, sormayı adet edindiğimiz soruları değiştirmemiz gerekir. Bu sorular bizim odağımızı yönlendiriyor, dolayısıyla nasıl düşünüp nasıl hissettiğimizi de yönlendiriyor.

    * Herhangi bir alanda, başarılı gözüken insanlarla öyle olmayan insanlar arasındaki esas fark, başarılı insanların daha iyi sorular sormaları,bunun sonucunda da daha iyi cevaplar almaları.

    * Kaliteli sorular, kaliteli bir hayatı yaratır.

    * Bazı insanlar sürekli depresyon içindedir. Neden? Bu insan bir anda kendini nasıl hissettiğini değiştirebilir mi? Hem de nasıl - yalnızca zihinsel odağını değiştirmekle. O halde odağı en çabuk değiştirme yolu nedir? Yalnızca yeni bir soru sormaktı.İnsanlar kendini sıkkın hissettiğinde, bu çok büyük olasılıkla kendilerine güçsüzleştirici sorular sordukları içindir. Örneğin şöyle sorular : Ne yararı var? Neden ben Tanrım? hiçbirşey yolunda gitmiyor ki denememe gerek var mı ki?Neden hiçbirzaman başarılı olamıyorum?.... Unutmayın isteyene verilir. Korkunç bir soru sorarsanız korkunç bir cevap alırsınız. Zihinsel bilgisayarınız size hizmet etmeye her an hazırdır. Ona nasıl bir soru yüklerseniz, o da size öyle bir cevap verecektir.

    * Güçlendirici Sorular

    " Durumumu nasıl değiştireyim de kendimi mutlu hissedeyim? "

    " Şu anda hangi konuda mutluyum? Eğer mutlu olmak istesem beni ne mutlu ederdi? "

    " Bunu nasıl kullanabilirim? "

    " Benim en değerli anılarım nelerdir?"

    "Şu anda hayatımda harika olan ne var?"

    "Bu sorundan ne öğrenebilirim ki bir daha hiç olmasın?"

    "Eğer bu tutumum/hareketimi/düşüncemi/huyumu değiştirmezsem ödeyeceğim bedel ne olur? Uzun vadede bu bana neye mal olur? Bunu şimdi yaparsam bütün hayatım nasıl değişir?"

    "Bu durumdan ne öğrenebilirim?"

    " Bu durumu nasıl tersine çevirebilirim?"

    " Şu anda hayatımın nelerinden mutluyum?"

    " Neler için minnet duyuyorum?"

    * Eğer kendinizi gerçekten üzgün hissediyorsanız, bunun bir tek nedeni olabilir: demek ki kendinizi iyi hissetmenizi gerektirecek herşeyi kapsam dışı bırakıyorsunuz.

    ** Amaç seçmek, görünmezi görünür kılmanın ilk adımıdır.- ve hayattaki tüm başarıların temelidir.

    ** Bazen uğradığımız hayal kırıklıklarının aslında kılık değiştirmiş fırsatlar olduğuna inanmamız gerekebilir.

    ** Ne yapılması gerektiğini bilmek yetmez, o bildiğinizi yapmanız gerekir.

    ** Kontrol edemedikleri şeylere odaklanan insanlar sürekli olarak güçsüzleşirler.

    ** Eğer bir insan, hayatın belli bir alanında bizden daha başarılı oluyorsa, nedeni olayları değerlendiriş biçiminin farklı oluşu, bu konuda ne yapması gerktiğine ilişkin kararının da farklı oluşudur.

    ** Kişinin karakteri, onun koruyucu tanrısıdır. Heraclitus

    ** Sizin için neyin önemli olduğunu bildiğiniz zaman karar vermek çok kolaylaşır. Ama pekçok insan, hayatlarında neyin önemli olduğunu bilmez, bu yüzden de karar vermek onlar için bir tür işkence olur çıkar. Kişisel ve profesyonel hayatımızda olsun, küresel cephede olsun, hayatımızda neyin en önemli olduğunu bilmek ve ne olursa olsun bu değerlere göre yaşama kararını vermek zorundayız. Uzun vadeli mutluluğa kavuşmamızın tek yolu, en yüksek ideallerimize göre yaşamaktır. Ama değerlerimizin ne olduğunu açık seçik bilmiyorsak, bunu asla yapamayız! İşte birçok insanın hayatında en büyük trajedi budur.

    ** Şimdi sizden hayattaki en yüksek on değerin bir listesini yazmanızı, bunları önem sırasına koymanızı istesem zor becereceğinize bahse girerim.

    ** Önemli bir konuda karar vermekte ne zaman zorluk çekseniz, bilin ki değerleriniz konusunda kafanız karışık olduğu içindir.

    ** Karakterinize şöhretinizden daha çok önem verin, çünkü karakteriniz, aslında neyseniz odur, oysa şöhretiniz, başkaları sizi ne sanıyorsa odur. James Wooden

    ** Hayatınızın en yüksek değerleri ne... sıralama ne.. öncelikli olan ne...

    örnek değerler

    Sevgi Başarı Özgürlük Yakınlık Rahatlık Güvence Serüven Güç İhtiras Sağlık

    Kendi önem sıralamanızı yapın. Unutmayın, değerleriniz ne olursa olsun, hayatınızın yolunu etkiler.

    ** Kendi değerlerinizin ne olduğunu bilmek, neyi neden yaptığınıza bir açıklık getirir, daha tutarlı yaşarsınız. Ama başkalarının değerini bilmek de aynı derecede önemlidir. İlişkiniz olan ya da birlikte iş yaptığınız birinin değerlerini bilmek, yararlı olur mu sizce? O kişinin değerlerini bilmek, elinde pusulayı bilmeniz demektir. Nasıl karar verdiklerini anlarsınız.

    ** Hayatlarımızı kendi kontrolümüzün dışındaki birşeyden mutlu olacak biçimde yapılandırırsak, acı çekeriz.

    * Birine kızarsanız unutmayın, sizi rahatsız eden o kişinin davranışı değil, sizin kurallarınızdır.

    * Tekrarlar becerinin anasıdır.

    * Ben formda olmakla sağlıklı olmak arasındaki farktan söz ederken ne demek istiyorum? Formda olmak, "Bir atletik faaliyeti yapabilme konsundaki fiziksel yetenektir." Sağlıklı olmak ise " Vücuttaki bütün sistemlerin, yani sinir sistemi, kas sistemi, iskelet sistemi, dolaşım sistemi, sindirim sistemi,lenfatik sistem, hormonal sistem, vb.nin en iyi biçimde çalışıyor olması demektir. "

    * Egzersiz yaparken konuşabiliyor musunuz? yoksa soluk soluğa mu kalıyorsunuz? Egzersiz yaparken solumanız düzenli olmalı, sesi duyulmalı, ama fazla zorlanmamalıdır. Egzersizden önce ısınma süresi 15 dakika kadar sürmelidir. Bu krampı önleyecektir. Ayrıca da yağ yakma oranınız fazlalaşır. O zaman vücudunuz kanı ihtiyaç duyulan yerlere yavaş yavaş yayar, hayati organlardan kanı çekmeye kalkışmaz. Bu da egzersizlerinizin sistemi bozmadan salık ve formda olma durumu getirmesi için bilinmesi gereken önemli bir inceliktir. Soğumak için de 12 ya da 15 dakika ya yürüyüş yaparak ya da başka tür hafif bir hareket yaparak bunu sağlayın. Böylelikle kanınızın çalışan kaslarda havuz gibi birikmesini önlersiniz. Egzersiz en az 20 dakika, ideal olarak 30 ya da 45 dakika sürmelidir.

    * Başarı, eğer onu paylaşacak kimseyi bulamazsak, değersiz olur.

    * Kazandığınızdan az harcayın, aradaki farkı yatırıma yöneltin.

    * John Wooden ' in 7 maddelik düsturu " Kendi değerine ulaşmak "

    1-Kendine karşı dürüst ol

    2-Hergünü kendi şaheserin haline getir

    3-Başkalarına yardım et

    4-İyi kitaplardan bol bol su iç

    5-Dostluğu güzel sanatlardan biri haline getir

    6-Yağmurlu gün için bir sığınak yap

    7-Hergün sana yol gösterebilmesi için dua et ve her gün haline şükret

    * Çocuğunuzun sağlıklı bir özsaygıyla büyümesini garantiye almanın bir yolu, kendi kararlarıyla eylemlerinin, sürekli tekrarlandığında, çok büyük etkiler yapabileceğini göstermektir. Bunu nasıl yapabilirsiniz? Kendiniz örnek olarak, nelerin mümkün olduğunu gösterirsiniz. Çocuklarınıza güçlendirici sorular sormanın, bilinçli seçilmiş değer ve kurallara göre yaşamanın ve şimdiye kadar öğrendiğiniz tüm stratejilerin etkilerini gösterin.
    Not: bU yazıyı izforum adlı sitede iz rumuzuyla yazan kişiden alıntı yaptım....