içinizdeki çocuğa

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve talin tarafından 2 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

    2 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : talin
  1. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    Bir psikolog olarak yıllardır elimden geldiğince, insanlara dik yokuşlarda yol arkadaşlığı yapmaya, dışarıda deniz kudurduğunda sığınabilecekleri ve yola devam etmek için yeniden güç kazanabilecekleri bir liman olmaya çalışıyorum…

    Bu işi severek yapıyorum…

    Bu yaşamda, hizmet etmeyi ve yardımı seçmişim ve iyi ki bunu fark etmişim diyorum.

    Danışmaya gelen herkesle çalışmaya başladığımızda, eninde sonunda o kritik soruyu sorma zamanı gelir. Bütün psikolojik filmlerde de olur ya hani, o can alıcı an gelir ve espriyle karışık söylerim bunu: ”Hadi çocukluğuna inelim, bana çocukluğunu anlat”….

    Sanki o çocukluk birkaç satıra sığabilirmiş, bir çırpıda anlatılabilirmiş gibi…

    Bunu iki taraf da bilir aslında ama asıl yaptığımız ya da yapmak istediğimiz şey, içimizdeki çocuğu fark etmek, onunla yeniden bir bağ kurmaya çalışmaktır…

    Onu yeniden hatırladığımızda, onun varlığını kabul ettiğimizde, önümüzde koca bir kapı açılır ve o çocukla çalışarak yaşamımızdaki birçok şeyi yeniden şekillendirme şansımız olur.

    Hepimiz için içimizdeki bu çocuk çok önemli diye düşünüyorum.

    Hepimizin içinde üzgün, korkmuş, kendini yalnız hisseden bir çocuk var. Hepimiz bu duyguları yaşadık, kimimiz daha şiddetli travmalarla yaşadı, kimimiz daha rahat geçen bir çocukluk sırasında düştü kaldı bu çukurda.

    Çünkü hiç birimiz mükemmel, kusursuz ailelerde büyümedik, zaten böyle bir şey olamaz…

    İnsan olmanın özelliklerinden en önemlisi bu “hata” dediğimiz şeyler değil mi? Bunları dönüştürerek tam ve bütün olmaya çalışmıyor muyuz?

    Dönüştürecek bir şey kalmadığında zaten artık “insan” olmaya gerek kalmayacak. Bütün yaşamın aslında bu “dönüştürme” oyunundan ibaret olduğunu ve yaşanan ne olursa olsun, büyük resme baktığımızda her şeyden keyif alınabileceğini yürekten bilseydik ve bunu çok küçükken öğrenmiş olsaydık… İyi olmaz mıydı?

    Yaptığım grup çalışmaları için oluşturduğum “İçimdeki Çocuğa Öğretiyorum” meditasyonu böyle bir duyguyla oluştu. Okuduğum, dinlediğim, paylaştığım, yaşayarak oluşturduğum birçok fikirden doğan bir çalışma bu, kısaca ‘BİR’ e ait ve ‘BİR’ olmak için…

    Bunu sevgili Meryem’in teşvikiyle, sizlerle paylaşmak istedim… Bu öğretilere sizler de kendi içinizdeki çocuğun ihtiyaçlarına göre, ona ne öğretmek istiyorsanız, ekleyebilirsiniz… Ve sizden ricam bunları hem kendi içinizdeki çocuğa hem de eğer varsa, kendi çocuklarınıza, yeğenlerinize, öğrencilerinize, kısacası çevrenizdeki çocuklara öğretmeniz, daha doğrusu “HATIRLATMANIZ”, onlar bunların tümünü zaten biliyor…

    Gevşe ve…

    10 basamaklı bir merdivenin başına gel ve basamaklardan yavaş yavaş aşağıya in… 10..9..8..7..6..5..4..3..2..1

    Merdivenin sonunda bir kapı var… Kapıyı aç… Burada bir oda var… İçerisi oldukça loş… Yavaş yavaş gözlerin alışıyor ve içeride bir çocuk olduğunu fark ediyorsun…

    Bu çocuk için bir şeyler ters gidiyor… Biraz üzgün, kızgın ya da korkmuş olabilir…

    Onun yanına git ve sarıl… İstersen ne olduğunu sorabilirsin… Cevabını dinle…

    Gözlerine bak ve onu sevdiğini, her zaman onun yanında olacağını söyle… Bu odaya ona bir şeyler öğretmek için geldiğini söyle…

    Ona öğreteceğin şeyler belki de o ana kadar ona öğretilmiş olanların tam tersi… Şimdiye kadar belki de hiç kimsenin ona anlatmadığı şeyler…

    Odanın köşesinde sallanan bir koltuk var… O koltuğa otur ve küçük çocuğun da kucağına oturmasına izin ver… Bırak başını göğsüne, tam kalbinin üzerine yaslasın… Sallanan koltukta bir ileri bir geri, yavaş yavaş sallanırken ona yaşamın görünenin arkasındaki gerçeklerini öğretmeye başla.

    Ona de ki:

    Beni iyice dinle küçüğüm;

    Mutlu olmak için kendi dışında bir şeye ihtiyacın yok… Ne bir kişi ne bir yer ne de herhangi bir şey mutlu olman için gerekli değil çünkü gerçek mutluluk sadece senin içinde…

    Kendini yalnız hissediyorsan, hatırla… Sen her bakımdan kendine yetebilecek potansiyele sahipsin…

    Aslında başarısızlık diye bir şey yok, bu insanların yarattığı ve sonra da inandığı bir kurgu. Yapmış olduğun çalışmalar, göstermiş olduğun gayret ve çaba, senin gerçek başarındır.

    Gerçek zafer, bir şey için sarf edilen emek ve gösterilen gayrettir aslında, dolayısıyla birinci ya da sonuncu olmak senin daha çok ya da daha az değerli olduğunu göstermez.

    Sen ve ben, ikimiz biriz… Ve ikimiz de dünyadaki diğer tüm varlıklarla biriz, bir aileyiz… Yaşamla olan derin bağını fark et küçüğüm… Biz hepimiz, Tanrı ile o sonsuz enerji kaynağıyla çok derinden bağlantı içindeyiz, O’nunla biriz…

    Bazen her şey tam tersi gibi görünse de muhteşem bolluğa sahip bir dünyada yaşıyorsun…

    Bu dünyada herkese yetecek kadar bolluk var çünkü her şey o sonsuz İlahi kaynaktan geliyor. Ama bolluğu yaşamak için elindekileri biriktirip saklamak değil paylaşmak gerek…

    Ne kadar çok paylaşırsan ve bunu ne kadar gönülden yaparsan o kadar bolluk içinde olursun…

    Seçkin ve başarılı bir hayat sürmeyi hak ettiğini her zaman hatırla…

    Bunları hak etmek için hiç kimseyle yarışmak, hiç kimseyle rakip olmak zorunda değilsin çünkü Tanrı’nın gözünde birbirimizden farkımız yok…

    Yaşadıklarını hak etmediğini ya da şansının olmadığını düşünüyorsan eğer başına gelenlerin gerçekte senin kendi gücünü fark etmen için olduğunu bil… Gücünü hatırladığında artık böyle zorlu yaşantılara ihtiyacın kalmayacak…

    Bilmen gereken çok önemli bir şey daha var… Parçası olduğumuz o büyük güç, Tanrı, seni hiçbir zaman yargılamaz ve cezalandırmaz…

    Ona korkuyla değil, yüreğinle, sevgiyle bağlan… Yapmış olduğun ve yapacağın hatalar seni onun gözünde değersiz yapmaz… Hata yapma özgürlüğüne her zaman sahipsin... Önemli olan, hatalarından öğrenmen gerekenleri fark etmendir…

    Yanlış bir şey yaptığında bunun sonucunda başına gelenler ceza değil sonuçlardır…

    Her davranışın bir sonucu vardır ve davranışlarını sen seçersin… Sonucunu beğenmediğin davranışını değiştirme ve yapmama özgürlüğüne sahipsin…

    Biliyor musun küçüğüm, aslında ölüm de yok…

    Sen bu büyük enerjinin, bu beden içinde var olan bir parçasısın… Enerji hiçbir zaman yok olmaz, bunu her zaman hatırla…

    Koşulsuz sevgi, hiçbir nedeni olmadan tam yüreğinden taşan coşkun bir duygudur ve hiçbir zaman tükenmez. Tanrının sana duyduğu sevgi de koşulsuzdur ve hiçbir zaman bitmez…

    Sen de yüreğinde var olan bu sevgiyi fark edip koşulsuz bir şekilde paylaştığında dünyaya çok büyük bir hediye vermiş olursun…

    Sevmek için bir neden arama…

    Sen çok özelsin küçüğüm ama özel oluşun diğerlerinden daha iyi olmandan kaynaklanmıyor… Özelsin çünkü sen bu mükemmel ve çok özel sistemin parçasısın…

    Eğer kendini birilerinden daha iyi, daha üstün buluyorsan, bil ki diğer kişilerin gerçekte kim olduklarını görmekte zorlanıyorsun…

    Bu seni bütünden ayırır ve kimseye Tanrı’nın gözüyle bakmadığını gösterir…

    Sana çok önemli bir şey söyleyeceğim küçüğüm, bunu her zaman hatırla, “Kendi yolumuz diğerlerine göre daha iyi değildir, sadece başka bir yoldur…” Evrenin bize sonsuz yollar ve seçenekler sunduğunu her zaman hatırla, yaşamın güzelliği de bu değil mi? Herkes tek bir yolda yürüseydi her şey ne kadar sıkıcı olurdu…

    Mucizeyi fark et!

    Bugün yaşamın kendisinin bir mucize olduğunu fark etmeyi seçebilirsin ve sırf bu yüzden bugün, şimdiye kadar yaşamış olduğun günlerin en güzeli olabilir…

    Çimenlerin yeşermesi bir mucizedir… Gökyüzünde geçip giden bir bulut… Yanından geçen adamın yüzündeki gülümseme… Gözyaşların ve kendi kalbinin çarpması…

    Güne, bu sayısız mucizeye şahit olduğun için şükrederek başla küçüğüm…

    Düşünebildiğin ya da hayal edebildiğin her şeyi gerçekleştirebilme kapasiten var…

    Kendi iç gücünü fark ettiğinde ve bu güvenle yola devam ettiğinde, hayallerinin nasıl kolayca gerçekleştiğini hatırla.

    Sen Tanrı’nın, Kozmik Zeka’nın bir parçasısın…

    Bu zeka, her şeyi bilen ve her şeyi içinde taşıyan sonsuz bir kaynaktır… Bu kaynağın içinde olduğunu, Tanrıyla birlikte yarattığını hatırla ve bu dünyadaki her şeyin seninle birlikte var olduğunu hatırla…

    Bir’i hatırla…

    Kendini hatırla…

    Mutlu olma özgürlüğünü hatırla…

    Bütün bunlar senin ve benim ve hepimizin doğum hakkıdır…

    Hatırla!…

    ***

    Şimdi küçük çocukla vedalaşabilirsin… Artık yeni bilgilerle dopdolu… Sana sevgi dolu gözlerle bakıyor… Oda artık çok aydınlık… Sanki altın bir ışıkla yıkanmış gibi… Onunla yeniden kucaklaş ve yavaşça odadan çık…

    Dilediğiniz zaman bu buluşmayı tekrarlayabilirsiniz, bunu ikiniz de biliyorsunuz… İçindeki duyguları fark et… Yavaşça basamaklardan yukarı çıkmaya başla… 1..2..3..4..5..6..7..8..9..10

    Derin bir nefes al… Ellerini, kollarını yavaşça oynat… Hazır olduğunda yavaşça gözlerini açabilirsin…



    sevgilera.s.

    alıntıdır
     
  2. 2 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : talin
  3. DatluCadu

    DatluCadu Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    23.145
    Beğenildi:
    708
    Ödül Puanları:
    203
    teşekkürler canım . küçük çocuk günlerdir mutsuz. hep birinin onu mutlu etmesini bekliyor. umarım kendi kendine mutlu olmayı öğrenceke. ve paylaşımının bunda büyük payı olacak.a.s.
     
  4. 7 Eylül 2008
    Konu Sahibi : talin
  5. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    o zaman ne mutlu bana canıma.s.
     
  6. 7 Eylül 2008
    Konu Sahibi : talin
  7. Yaxsxama Dair

    Yaxsxama Dair Hercai hayat... Üye

    Katılım:
    9 Eylül 2007
    Mesajlar:
    621
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    İçimizdeki çocuk yaşamımıza yön veren güçlü bir varlıktır aslında.
    O avuç içlerin kalsın tertemiz,
    Dokunamadığım güzellikler kadar aydınlık,
    Kirlenmesin umut kandilleri yakan ellerin,
    Kal!.. dur!.. aynı halinle,
    Büyüme ne olur, içimde ki çocuk.