İclal Aydın/Bitmiş Aşklar Emanetçisi kitabından

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve nevval tarafından 12 Ağustos 2007 başlatılmıştır.

    12 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : nevval
  1. nevval

    nevval Yeni Üye Üye

    Katılım:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    39
    Beğenildi:
    0
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    İşte Böyle Sevgili..

    Bitti…
    Bitmez sanıyordum ama bitti. Bu kadar acıtacağını sanmıyordum bu evden ayrılmanın beni. Nedense ayrılıklarda insan hep iyi ve güzel şeyleri anımsıyor. Şu küpleri İzmir yolundan almıştık… Halıdaki yeşil mum lekesinin sorumlusu sendin. Söndürmeyi unutup uyumuştuk. Sabah kalktığımda halıda yeşil,koca bir mum birikintisi vardı…


    Kapıdan sana bakışımı hatırlıyor musun? Sorumlusu ben değildim ya, oh, istediğim gibi bakabilirdim sana. Beraberliğimiz boyunca ne çok hırpaladın beni. Neyse, oldu bitti artık.
    Biliyor musun, artık beni üzemeyeceksin… bunu düşündükçe rahatlıyorum. Çalışma odanda istediğin kadar vakit geçir. Dolapların senin işte ferah ferah… Ne aptallık, seni zorla çiçek almaya götürmüştüm. Balkona çiçek dikersek sanki evin içinde de çiçek açacaktık. Küçük güveç kapları almıştım. Nane likörlü balık yapmıştım. Nereden geldi aklıma bunlar?... Neyse…
    Aslında sayende zayıfladım da… Beni kınaman çok dokunuyordu bana. Lokmalarımı sayıyordun yemekte… Şimdi gülüyorum yazarken, ama sana çatal batırmayı isterdim o anlarda. Bir Pazar akşamı aniden yemeğe gelmişlerdi arkadaşlarımız. Bezelye vardı… Pilav yapmıştım. Bezelyenin kıyması kokuyor diye yemeği çöpe boşaltmıştın. Acaba o gün neden öldürmedin seni?
    Aslında acaba neden öldürmedim diye düşündüğüm çok an var, ama hayret,geçip gitti hepsi…
    Şu anda ağlıyorum, ağlıyorum ama kendime sinir olduğumdan ağlıyorum. Bana bütün bunları yapmana izin verdiğim için ağlıyorum.
    Gitmeden, içimde ne varsa dökeceğim hepsini. Artık rahatladım. Artık bir başkasını seversin diye korkmayacağım. Artık eve geç kalmaktan, yemeği beğenmeyeceğinden, evde bir şeye zarar vermekten, uyumaktan, banyoda muslukları açık bırakmaktan korkmayacağım.
    Artık istediğim kadar ballı ekmek yerim… Çok komik, şu anda görsen beni salya sümük ağlıyorum. Sevinçten ağlar gibi. Oh, sonunda bitti…
    Her şeyi topladım… Bütün eşyalarımı, kitaplarımı, kasetlerimi, fotoğraflarımı, tabaklarımı, çoraplarımı, ne varsa işte…
    Gitmeden senin bütün fincanlarını ve mavi bardaklarını kırmak var ama…


    Niye bu kadar acıyor kalbim? Niye bu kadar zavallı hissediyorum kendimi? Nasıl yaptın bana bunu? Nasıl yaptırdım kendime bunu?
    Bitmez sanıyordum, bitti. Oysa ne güzel başlamıştı. Ne güzel karşılaşmıştık… Ne güzel şeyler yaşattın bana ‘iyi bir avukat olacaksın’ derdin hep. Sen inandırmıştın beni işimde yükseleceğime. ‘Bir boktan anlamıyorsun, cahilsin kızım, kitaptan madde ezberlemekle olmaz avukatlık, hayata aç gözlerini’ derken de seviyordum seni. Benim için konuşuyordun, beni uyarıyordun…
    Çok içki içmene, eski sevgililerini anlatmana da kızmıyordum. Çok kıskanıyordum seni. Bu kadar çok sevgilinin olması kahrediyordu beni… Şimdi düşünüyordum da mahsus yapıyormuşsun demek ki. Oysa ilk günlerde nasıl el üstünde tutardın beni…Fotoğraflarımı çekerdin…
    Tamam işte itiraf edebilirim.
    Sen evde yokken çalışma odanı karıştırp, eski fotoğraflarını ve sevgililerine ait notlarını buldum. Hepsini okudum. Senden nefret edeceğime daha çok sevdim seni. Deli gibi…
    Karşılaştığımız o sabahı anımsıyorum. Ne güzeldi… Selim Bey’in ortağı Derya Hanım senin avukatındı. Nasıl da aşıktı kadın sana…
    Ama sen benimle ilgilenirdin. Senin yüzünde az çekmedim o kadından. Senin yüzünden neler çekmedim ki aslında…
    Yemeğe çıktığımız o ilk akşam…
    Hepsini zaten niye anlatıyorum ki? Anımsamak istemeyen sensin.
    Bu ayrılığa nasıl da sürükledin beni… Senden nefret edeyim diye elinden geleni yaptın… Ah, ediyorum işte şimdi… Bravo bana söylettin, evet… Vicdanın rahat değil mi şimdi? ‘Ayrılalım’ diye ben dedim sana… Bu yüzden şimdi rahat rahat içiyorsundur içkini ve kim bilir kiminlesindir. Telefonlarda sesin değişmişti, evde sorunlar çıkarmaya başlamıştın, ne yapsam beğenmiyordun, her şeye bahane buluyordun. Ben ne yapıyordum? Katlanıyordum. Aferin bana. Neden aferin bana? Çünkü sevgime emek harcıyordum. Sevgime emek harcarken karşımdaki ne yapıyordu? Seyretmiyordu bile.. Bu ilişkiyi ayrılığa hazırlıyordu. Amacı neydi? Bana söyletmek…
    ‘Tamam yeter, ayrılalım artık…’
    Ayrıldık işte…
    Bundan sonrası daha güzel olacak, biliyorum. İlk birkaç hafta kanar kalbim. Sonra yavaş yavaş geçer…

    Sana bu mektubu neden yazıyorum?


    1.Şu anda yeni bir sevgilin olduğunu biliyorum. Ve bu beni kavuruyor.


    2.Evet, şu anda yeni bir sevgilin olduğunu ve muhtemelen bu ayrılığın sıkıntısını şu anda onunla dağıtmaya çalıştığını biliyorum. Bu yüzden senden nefret ediyorum.


    3.Birlikte geçirdiğimiz güzel birkaç haftanın anısını aylar süren bir işkence ile kalbimden sökme çabanı takdirle karşılıyor,bu yöntemlerin ve zekanla benden daha iyi bir boşanma avukatı olabileceğini söylemek istiyorum.


    4.Aslında hayvanın tekisin.


    5.Egoistsin,cimrisin,dengesizin birisin. Ama bunlar sen birini sevmeye başladığın zaman nasıl oluyor bilmiyorum, kayboluyorlar…


    6.Seni çok sevmiştim…


    7.Yeni sevgilinin kim olduğunu da biliyorum…


    8.Edith Piaf CD’si benimdi. Nilüfer kasetleri de…Hiçbir önemi yok, ama eşyalarımı topladığım gece salaonda uyurken uyandım ve ne gördüm? Kutularımı kontrol ediyordun. Senden bir şey aldım mı diye… Vay be…


    9.Belki de sen iyi bir derssin bana. Senden sonra sevebileceğim biri mutlaka olacaktır. Kötüler kötüsü şablonun daha iyilerini daha çabuk bulmama yardımcı olacak…


    10.Bu ayrılığa öyle güzel hazırladım ki kendimi… Öyle geri dönüşsüz, öyle derindi ki attığın kesikler… Bana yaşattığın her şeye teşekkür ederim… İyi ve kötüler… Ama yine de… Bitirmeden bilmeni istediğim birkaç şey var…

    Biz seninle…
    Kocaman bir bahça gibiydik. Büyük bir göl.
    Pufur pufur bir bulut..
    Her aşkın ilk günü böyle midir?
    İki kişi bir bütün olunca kaplar mı her yanı?

    Aral Gölü’nün hikayesini hatırlıyor musun? Televizyonda bir klibe rastlamıştık. ‘neresi burası?’ diye sormuştuk. Ahmet bizdeydi. ‘Aral Gölü’ymüş bir zamanlar’ demişti ve anlatmaya başlamıştı.
    ‘İnsanoğlunun kendi elleri ile doğaya verdiği gözle görülür en büyük zarar, en büyük ihanet’ diye…
    ‘Bir zamanlar Aral Gölü dünyanın en büyük dördüncü gölüymüş. Bu gölün kenarında bir liman kenti varmış. Munyak… Şimdi Munyak’ta gökyüzünü toz ve tuz kaplamış durumda. Ve bebekler orada çok yaşamıyor. Çünkü bir zamanlar su olan yerlerde şimdi çürümüş gemiler ve iskeleler var. Çünkü su artık çok içeride. Çünkü Aral Gölü’nü besleyen iki nehrin yollarını pamuk tarlalarını kapladığı için pamuk da yok… Aral Gölü haritada artık neredeyse birbirinden komak üzere olan iki küçük su lekesi…’
    Üzüntüyle ekrana bakmıştık… Ahmet anlatıp duruyordu. ‘Kuzeyde buzların erimesine ve sera etkisine neden olan tozların yüzde onu Aral’ın kurumuş tabanından çıkıyor…Artık kurtarma çalışmaları…’
    Ahmet konuşurken sana bakmıştım. İkimiz Aral Gölü’ne benzemeye başlamıştık…
    Sen ısrarla yollarımızı başka yönlere çevirmeye çalışıyordun. Israrla kurutuyordun beslediğimiz iç denizi… Bu güne geleceğimiz belliydi. ‘Kendi hayatlarımız’ derken ‘biz’ olmaya hevessiz gönlün kuruttu işte sonunda ‘biz’i…
    Evet, gidiyorum şimdi. Arkamda bir toz bulutu bırakarak. Sen belki çok sonra fark edeceksin çürüttüğün gemileri, ıssız bıraktığın iskeleleri…
    Ama bu senin kararındı…
    Dost olmak yok bende. ‘İstediğin zaman ara beni, başın sıkıştığında ben buradayım’ filan gibi sakın kurma bu cümleleri…


    Sana güzel bir yaz günü gelmiştim.

    Karlı bir sabahta gidiyorum.

    Beş mevsim yaşamışız beraber.

    Beş mevsim bir ‘iç denizi’ kurutmaya yetti.

    İşte böyle sevgili…

    Biz artık seninle haritada iki küçük su lekesi,

    Hiçbir nehir kavuşturamaz bizi..


    İclal AYDIN /Bitmiş Aşklar Emanetçisi kitabından...
     
  2. 13 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : nevval
  3. EU1

    EU1 Guest

    vay be çok güzeldi
     
  4. 13 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : nevval
  5. uslanmaz2.9

    uslanmaz2.9 Yeni Üye Üye

    Katılım:
    10 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    91
    Beğenildi:
    0
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    yazı gerçekten çok güseldi teşekkürler eline sağlık İşte böyle sevgili…

    Biz artık seninle haritada iki küçük su lekesi,

    Hiçbir nehir kavuşturamaz bizi..
     
  6. 13 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : nevval
  7. seyran

    seyran Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    851
    Beğenildi:
    2
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    18
    cok guzeldi..iclal aydinin yazdiklarini cok severim. tesekkurler.
     
  8. 13 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : nevval
  9. gamzelimm

    gamzelimm Guest

    çok hoş ya yıldım sağol....
     
  10. 13 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : nevval
  11. lonely girl

    lonely girl Yeni Üye Üye

    Katılım:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    38
    Beğenildi:
    0
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    kelimeler ancak bu kadar anlata bilirdi tebrik ediyorum kendisini :bbo: