İkinci çocuğa karar vermek

Konusu 'Çocuğum Büyürken' forumundadır ve Cicilikiz tarafından 4 Ocak 2010 başlatılmıştır.

    4 Ocak 2010
    Konu Sahibi : Cicilikiz
  1. Cicilikiz

    Cicilikiz Popüler Üye Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    1.972
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    106
    Çocuk sahibi olmak dünyanın en güzel ve en büyük sorumluluğudur. Tek çocuk iyi hoşda, ikinci çocuğa karar vermek bazı çiftler tarafından zorlaşabiliyor. Şimdi sizlere ikinci çocuğa karar vermenin önemini açıklıyoruz.



    Anne babalar bir çocuk daha yapmaya karar vermeden önce neleri düşünmeliler?

    Uzm. Danışman Psikolog Banu Dilerge:

    Bizim önem verdiğimiz konulardan bir tanesi, çocuğun (bu birinci de ikinci
    de olabilir) aile için herhangi bir kriz döneminde veya kriz döneminin hemen
    arkasından gündeme getirilmemesi. Bu kriz, aile içinde herhangi bir kayıp,
    ölüm, büyük bir değişim, örneğin ev değişimi ya da yuvaya ya da ilkokula başlamak olabilir. Bu tarzdaki büyük değişimlerin arkasından ikinci çocuğun gelmesinin, birinci çocuk açısından da sıkıntı yaratacak bir durum olduğunu düşünüyoruz. Özellikle birinci çocuk, yeni gelen kardeş fikrine alışmak için, bir adaptasyon süreci geçirecektir. Bu adaptasyon süreci birinci çocuk için zaten bir kriz durumu yaratır. O yüzden, farklı bir krizle başederken bir de böyle bir krizin geliyor olması işleri iyici içinden çıkılmaz hale getirir. Aile için de durum bundan farklı değildir, çünkü aile aynı şekilde bir krizle başederken, yeni çocukla gelecek ve çok doğal olan çatışmalarla başetmek zorunda kaldığında durum daha sıkıntılı bir hale gelecektir. Aile bu durumda
    sorunlarla daha zor başedebiliyor ve çatışmalar daha zor çözülebilir bir
    hale gelebiliyor. Mesela bir kaybın ardından çocuk yapmaya çok rastlıyoruz. Anne babanın hayatında önemli olan bir şeyin kaybı… Bu kayıp bir iş kaybı olabildiği gibi, bir insanın kaybı da olabilir bu. Kayıp yaşandığı zaman ailenin bir yas dönemi ve o süreci atlatma dönemi var. Atlatma derken, geçiştirmeden bahsetmiyoruz. Gerçekten o yasın tutulması, o ailenin tekrar toparlanmasından bahsediyoruz. Aile, deprem gibi bir sallantı geçiriyor.
    Sütunlar, kolonlar zarar görüyor. Oraları biraz onarıp, sağlamlaştırdıktan
    sonra yeni bir yaşama ve yeni bir şeye can vermeye açık olabiliyorlar. O
    yüzden aile içindeki çok önemli bir kaybın hemen ardından çocuk yapmamak
    çok faydalı. Böyle bir durum olduğu takdirde bir danışmanlık yardımı almak
    faydalı olabilir.

    Çiftlerin, anne baba olmaya hazır olması gerekir. Bu, birinci çocuk için
    de ikinci çocuk için de geçerli. Her yetişkin erkek ya da kadın anne baba
    olmaya, ergenlik döneminin sonrasından itibaren hazır olmuyorlar. Anne baba
    olmaya hazır olma, bir süreçtir. Kişilerin yaşamı içinde belirli basamakları
    tamamladıktan sonra ulaştıkları bir süreç, anne baba olmaya hazır olma
    süreci. Yani, başkaları istiyor diye çocuk yapılmamalı. Ya da ailenin diğer çocuğunun isteği doğrultusunda ikinci çocuğa karar verilmemeli.

    Çocuk anaokulu gibi eğitim ortamlarında ya da içlerinde bulundukları sosyal grupta kardeşi olan yaşıtlarını görerek sorduğu bir soruyu “kardeş istiyor, yapalım” gibi bir şekilde algılayıp, “çocuğumuz kardeş istiyor, onun için yapalım” gibi bir sebebe odaklanarak çocuk yapmamak çok önemli. Bir de “çocuğumuz tek çocuk olarak büyümesin , sorunlu olabilir” düşüncesi ile de anne babalar hazır olmadıkları halde ikinci çocuğu yapabiliyorlar , ki bu da oldukça sakıncalı bir durum.
    O zaman ikinci çocuk için en doğru zamanlama nedir?

    Duygusal olarak ne zaman hazırlarsa, o zaman. O yüzden de anne babanın ikinci çocuk için kendilerini hazır hissetmesi önemli. İstiyoruz, ama neden istiyoruz? Ailemiz buna müsait mi?

    Öncelikle birinci çocuğu belirli bir noktaya getirebilmek önemli. Bu, yaşla ilintili değil. Biz anne baba olarak bir çocuğu geliştirip büyütmekten zevk alıyoruz, keyif alıyoruz, mutluyuz. Bu konuda duygusal olarak iyi hissediyoruz. Gelinen bu noktada belki ikinci çocuk yapılabilir, Ama birinci çocukla problemler varsa, aile içi ilişkilerle ilgili sıkıntılar yaşanıyorsa, ikinci çocuk yapıldığı zaman gerçekleşen duruma birinci çocuk açısından bakalım: ?Ben bir şeyleri yapamadım. Kötü çocuk oldum. Benim yerime bu yeni bebeği yaptılar.?

    Anne babalar bazen çocukları disipline etmek için, bazı çatışmalarla karşılaştıklarında “kötü çocuk olma ya da yaramazlık yapıyorsun, ben çok üzülüyorum,” gibi sözler kullanıyorlar. Bir süre sonra çocuk çok kolaylıkla bir olay ile bu sözler arasında bir bağlantı kurabiliyor. “Ben yaramazım, anne babamı üzdüm, şimdi onlar benim yerime yeni bir çocuk yapacaklar, o daha uslu olacak”. Hatta özellikle doğru zamanlama noktasına bakarsak; çocuk anaokuluna veya ilkokula başlıyor, ilk kez aileden ayrılıyor. Ayrılma süreçlerinde kardeş geldiğinde, bir de az önce vurguladığımız kendisiyle ilgili kafasında olan “kötü çocuk” düşüncesiyle boğuşurken, çocuk şöyle düşünebilir: “beni evden uzaklaştırıyorlar, başka bir çocuk geliyor, yerimi dolduracak.Annem bütün günü onunla geçirecek” Eskiden annem o zamanı benimle geçirirdi o benim yerimi aldı.
    .
    İkinci çocuk yapma kararı ilk çocuğa ne zaman ve nasıl açıklanmalıdır?
    Burada çok tanımlı, yani şu yaşta, şu dönemde gibi bir şey söylemek pek
    mümkün değil. Bu sorunun, çocuğun gelişimine, yaşına, kişiliğine, aileye,
    ailenin gelişimine bağlı olarak değişen bir cevabı var.




    Anne babaların söylediği bir şey var: ona bir yetişkinmiş gibi
    davranıyorum. Bu, aslında ilk bakışta olumlu bir yaklaşım ve bakış açısı
    gibi görünüyor ama biraz önce de söylediğimiz gibi, o aile içinde anne ve
    baba yetişkin, o ise çocuk. Aile içindeki statüsü, çocuk olmak. Bu noktada
    bu karar ne zaman söylenmeli? Anne hamile kalmadan önce, buna karar
    verildiği zaman birinci çocuğa bu haber verilirse, bu, çocukta kaygı
    yaratıyor.

    Her ailenin dili farklıdır. Önemli olan oradaki temel şeyi söylemek. Yani
    ?seni seviyoruz ve bir tane daha çocuğu dünyaya getirmek istiyoruz.? Yani,
    ikinci çocuk, birinci çocuğa alternatif değil. En önemli nokta bu. Şu da doğru değil: ?Sen yanlız kalmayasın diye bir kardeş yapacağız.? Çocuğa yeni gelen çocuğu sevdirmek anlamında, ?sen onunla oynayacaksın? gibi, özellikle başlangıç döneminde, ikinci çocuk daha bebekken gerçekçi olmayacak ve birinci çocuğu belki de hayalkırıklığına uğratabilecek beklentileri de oluşturmamak önemli. Birinci çocukların, kardeşleri olduktan sonra yaşayacakları çok doğal bir süreç var. Sadece doğma sürecini kastetmiyorum; annenin hamilelik sürecini de kastediyorum. O dönemde birinci çocuklar öfke, kıskançlık gibi duygular yaşıyorlar.

    Mesela bazıları, annesinin memesini yeniden emmeye başlamak ister.
    Altına yapabilir. Annesinin küçük bebeği olmak ister. Oradaki duyguların da
    çıkması lazım; kıskançlığın da, öfkenin de. Dolayısıyla anne babalar, bunlara hazırlıklı olmalılar. “Çocuğu iyi hazırlayalım da, kıskanmasın” gibi bir düşünce aslında gerçekçi değil. “Sen onu çok seveceksin, ona oyuncağını vereceksin,” birinci çocuğa gizli olarak “sen onu kıskanmamalısın, ona öfkelenemezsin, öfkelenmemelisin” gibi bir mesaj verip ona yine aşırı bir sorumluluk yüklenmiş olunur. Çocuk doğal olarak bu duyguları yaşarken, bir taraftan da böyle mesajları aldığında kendisini suçlu hissedecektir. Suçluluk duygusu da, bu bahsettiğimiz öfke, kıskançlık gibi olumsuz duyguları aslında daha fazla olmasına neden olur ve çocuğu çatışmaları daha da artıracak bir sürece sokar. Anne baba da birinci çocukların öfkesini, kıskançlığını, verdiği çatışma oluşturacak tepkilerin anlaşılabilir olduğunu, doğal bir süreç olduğunu kabul ederse; birinci çocuk da bir süre sonra bunu kabul edecektir ve bu da çocuğun olumlu duygularını çıkarması için kendisine alan tanımlayabilmesine yardımcı olacaktır.

    Eşlerden birinin ikinci çocuğu istediği, diğerinin istemediği durumlarda ne
    yapılmalıdır?

    G.S Bu konuyu çok önemli buluyoruz. İki tarafın da isteği olmalı. Çiftler bu
    noktada birbirlerini zorlamamalı.

    Gizli olduğunu düşündüğümüz şeyler de dahil olmak üzere, her şeyi
    çocuklar anlayabiliyorlar. Bilmek denilebilecek tam bir farkındalık
    düzeyinde değil; sezgisel bir anlayış. Bu konunun da aslında çok farkında
    oluyorlar ve aile içi dinamiklerin çok farklılaşmasına neden olabiliyor.

    Çocuk da diğer ebeveyn ile olan ilişkisini, ebeveynin tavırlarından dolayı
    anlamlandırıyor. İsteyen taraf ise çocuğu aşırı korumaya alabiliyor. Ona
    yapışabiliyor. Özellikle iki çocuksa, iki ebeveyn arasında çocukları paylaşma
    durumu oluşabiliyor. Hem anne hem baba olmaya çalıştığı için sürekli ona
    konsantre oluyor. Bu durumda bütün ailenin değişmesi söz konusu. Birinci
    çocuk da bu durumda bu ilişkilerin dışında kalıyor.

    Eğer ebeveynden biri ikinci çocuğu istemiyorsa, bu noktada bakılacak
    asıl nokta çiftin ilişkisidir. Çift, kendisine zaman tanıyıp, bu dönemde belki bir çift danışmanlığı alıp düşünmeli. Bunların sonrasında bir karar vermek çok faydalı. Yoksa, çatışma bir yerlerde kalıyor ve devam ediyor. Ve yazık ki, çocuk üzerinden devam ediyor.

    Çocuğun iki ebeveyn tarafından da taşınması çok önemli. Bunu bir yük
    anlamında değil duygusal taşımadan bahsediyoruz. İki taraftan biri
    istemediğinde, çocuğu bir kişi taşıyacaktır.