İlk Göz Ağrıma

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve realist tarafından 15 Ağustos 2007 başlatılmıştır.

    15 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : realist
  1. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    İlk Göz Ağrıma

    Hasibe Gezgin


    Merhaba ilk göz ağrım, en gizli yaram, en deli çağım, yıllanmış sevdam, bugün şarkılardan fal tuttum ikimize; saçlarıma hüzün bulaştı. Yarın diye bir şey yokmuş bizim için, öyle dedi papatya falları.
    Nasıl kokar aşk? Tadı neye benzer, nabzı kaçta atar? Çoktandır rastlamadım o büyüye ben. Unuttum o heyecanı o solumayı. Oysa senin yanında yanaklarımı al basardı. Bir rüzgar ruhumu sarsardı. Bir üşürdüm, bir yanardım… Yani seninle ben beşinci mevsimi yaşardım.
    Sende bana ait bir şeyler kaldı: evet, evet kalbim… Senden sonra onu kimse bulamadı. Bende sana ait bir şeyler kaldı: gülüşün. Kahkahaların kim bilir benden sonra hangi yürekleri ısıttı?
    Bugün seni duyumsadım, damarlarıma ılık ılık bir şey aktı; bu sen olmalısın. Seni düşünmek iyi geldi galiba bana. Sesini anımsamaya çalıştım, heyhat! Duvarda hıçkırıklarım asılı kaldı. Ense köküme apansız bir ağrı yapıştı. Burnumun direği sızladı. Saat on ikiye beş vardı.
    En büyük vurgunum, benim payıma da aşkta bozguna uğramak düştü işte. Kirpiklerim çok sızladı senden sonra. Çığlıklarım parçalara bölündü. Gözlerimdeki parıltı söndü. Ellerim buruştu. Yüzüme bir yabancının yavan bakışları oturdu.
    Çok denedim yeniden başlamayı, hayata bir yerlerinden tutunmayı. Kalbimi yapay aşklara açtım. Bedenimi başka kollar sarıp sarmaladı, saçlarımda başka eller gezindi. Oysa ne çok isterdim ruhunda asılı kalmayı. Evet gençlik kokum, en temiz duygum, sen bende hiç eskimedin. Biliyorum bense sende… hiç olmadım.
    Senden sonra hayal kırıklıklarım oldu bir düzine. Hiç biri dişlerimi kanatmadı. Biraz kalbim ağrıdı, sonra geçti, sahiden geçti. Anlayacağın hiçbir aşk bende senin kadar iz bırakmadı. Çünkü hiçbir el kalbime dokunamadı. Benim en büyük hayal kırıklığım sensin. Yani bu deli bozuk yürek en büyük yarayı senden aldı. Seninle tattı yalnızlığın acımtrak yanını.
    Şimdi nerdesin, ne yapıyorsun? Bilmek ister miyim acaba? Ben galiba içten içe hala sana… Yıllar geçti, ben değiştim. Ellerim, yüzüm, gözlerim… Kim bilir neye benziyorum şimdilerde? Ya sen deliverenim? Çiçeklenecek bir mevsim buldun mu? Başka kalplere de taht kurdun mu? Kocaman adam, kocaman bir yüreği taşıyabiliyor mu? Seni özledim; sende bir parça ben olmayı ne çok isterdim.
    Bugün yazmak istedim sana, Ve işte kan damlıyor satırlara. Yüreğim felç oldu. Seni anımsamak iyi gelmedi galiba bana.
    Canımın çekirdeği, ruhumun göz bebeği, bilmeni istediğim son bir şey var: ben bütün aşklarımda seni yaşadım, yaşattım. Seninle yaşamadıklarımın iç sancısıyla acıdım, acıttım. Seni sever gibi, sana dokunur gibi… Ve ben bütün sevgililerimden senden ayrılır gibi ayrıldım. Sessizce, derinden, salt birkaç damla gözyaşıyla… Evet benim tek ruh ikizim sendin. Bu yüzden ben tüm aşklarımı, ayrılıklarımı, iç hesaplaşmalarımı sana bir tek sana hediye ettim.
    Kalbim ağrıyor ilk göz ağrım, müthiç sızlıyor parmaklarım. Çürüyor sol yanım. Islıklarım da serserileşti. Yaş yirmi. Başımda kavak yelleri esmesi lazım ama… İçimde, çok derinlerde her an çoğalan, beni sağırlaştıran bir boşluk var. Seni mi özlüyorum ne? Oysa sen hiç benim olmadın ki… Sende bana ait hiçbir şey yok ki… Ama bende sana ait öyle çok şey var ki… Evet, kalbin… Senin kalbin, avuçlarımda atıyor, damarlarımı kanın tutuşturuyor. Sonu vurgun da olsa, bozgun da olsa, iyiki sende açtım gözlerimi.
    Bilirsin; zordur yenik bir yüreği taşımak. Üşüyen ellerini ısıtacak kimse bulamazsın çoğu kez. İçini ışıtacak bir yürek olsa, ah bir güleç yüz olsa… Değer o vakit yeniden başlamaya. Ama nerde… Nehir gözlüm, ne olur sanki apansız şöyle pat diye düşüversem dilinin ucuna. Besin olsam, tenin olsam, şarkın olsam, düşün olsam, senin olsam, sen olsam… Seninle başlasam hayatı yeniden yazmaya,
    Seninle öyle çok şey yaşayamadık ki… İçimde kaldı sözler… Seninle öyle çok şey konuşamadık ki… Eksik kaldı yürekler…
    Hepsi bu kadar iştE…
    Salt çocuk gülüşün kaldı heybemde.
    Hatırlayamadığım kokun genzimde… Yüreğim zamansızlıkların eşiğinde. AşkIN UÇURUM RENKLİ TADINDAN ÖYLE VAZGEÇİLMİYOR HAA DEYİNCE.
    Aelamıyorum kumral yüreğim; hüzünleri de biriktirmiyorum artık ceplerimde. Sadece bir şarkı tutturdum tüm çürüyen yıllara inat. Seni mırıldanıyorum dilsiz duvarlara, sağır kaldırımlara. Üzülmüyorum kumral yüreğim; ne vakittir bir bulut değmedi gözlerime. Sadece adını aklımda tutuyorum; kulakların çınlasın diye.
    İlk yazım, yaram, yarim, yarınım… biliyor musun nasıl üstüne titriyorum senli anların? Sesini unutmamak için nasıl yırtıyorum dehlizlerini yılların? Senden sonra yalnızlığı giyindim ben ve zorba geceleri örtüm üstüme. Hayalin de olmasa… kimi saracağım sevda diye sineme.
    Tüm ağrılı yıllara, sancılı anlara, bulanık yarınlara inat, bilmelisin ki seninle başlamak güzeldi bu hikâyeye. Çünkü sen bir insanın başına gelebilecek en güzel şeysin. Beklide sırf bu yüzden en derinimsin. Seninle biz olamadık ama...... Yine de… seni kocaman bir yürekle seviyorum hâlâ.