İlk Şehitlerimizi Verdikten Sonra... ( Türk kadınını anladılar ) )

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve SENACE tarafından 10 Ağustos 2007 başlatılmıştır.

    10 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : SENACE
  1. SENACE

    SENACE Guest

    İlK ŞEHİTLERİMİZİ VERDİKTEN SONRA ROBERT BROCK un YAZISI...

    Çanakkale’de ilk saldırılarda Türklerin “temizlenmeye” başlandığı haberi Londra’ya ulaştığında
    sevinç çığlıkları yükselmekte gecikmez.
    İngiliz şairi Robert Brock, kalemi eline alır ve ağzından salyalar aka aka şunları yazar:

    -Hurraa! Bu inanılamayacak kadar güzel bir şey!
    Talihimizin bize bu kadar yardım edeceğini hiç sanmıyordum.
    Haydi gidiyoruz!...
    Galata kulesi on beş pusluk toplarımızla yerle bir edilecektir.
    Deniz kana boyanıp leş gibi olacaktır. Ayasofyanın’nın mozaiklerini,
    halılarını, ikonalarını yağma edeceğiz! Türk lokumları (kadınları) benim olacak!
    İnanamıyorum ki, bir devrin kapanışına şahit olacağım!
    Tanrım, hayatımda bu kadar mesut olmamıştım!
    Sırf bir tarafa akan bir ırmak gibi çocukluğumdan beri
    içimdeki bu arzunun İstanbul’a gidecek askerlerin arasında bulunmak
    hevesinin varlığını şimdi daha iyi anlıyorum.

    (Asker – Yönetici - İnsan T.C. Genel Kurmay Başkanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Ankara – 1995 Sayfa. 56)



    Brock’un savaşın ta ilk günlerinden çözmeye başladığı uçkuru,
    düşlerinde o Londra’dan kalkıp da İstanbul’a gelene kadar
    tüm emperyalistler adına bir albay tarafından onun boğazına geçirilecektir !
    Ve onun “yemeyi” düşlediği “Türk lokumları”, boğazına takılıp
    onun şahsında tüm işgalcileri boğup atacaktır;
    Çünkü Boğaz’ın adı Çanakkale’dir…

    Çanakkale’den sonra başka bir iştahla Anadolu’nun tamamını
    kollarıyla saranlar ise, alayvari bir şekilde “lokum” diyerek akıllarınca aşağıladıkları
    Türk kadını ile bir kez daha tanışacaktır.
    Ve göreceklerdir ki; ondaki yüce ruh, cepheye taşıdığı cephaneyi samanla
    gizleyip içine bebeğini de yatırarak sırtındaki battaniyeyi onların üzerine örten
    Şerife Bacı’nın ruhudur.
    Kışlaya varmasına az bir mesafe kala donarak ölen bedenini güçbela
    İnebolu’dan Kastamonu’ya getiren,
    “bebeğini kendinin, cephaneyi milletin” bilen bu erişilmesi olanaksız ruhu,
    Brock adlı bu densiz İngiliz şairin anlaması mümkün değildir.
    Elleri bir değil, bin kez öpülesi Türk kadını, Çanakkale’de de işbaşındadır!

    Avustralyalı Piyade Er J.C. Davies’in annesine cepheden yazdığı mektubu okuyalım:

    “Benim de vurulduğum 18 Mayıs 1915 günü keskin nişancı bir Türk kızı,
    pusuda çarpışıyordu. Gizlendiği yerden gün boyunca ateş etti
    ve çok sayıda adamımızı vurdu.
    Ancak gün batmadan bir Avustralyalı tarafından vurulmasına gene de üzüldüm.”