İlk Sığınmaevi "Karılar Tekkesi"

Konusu 'Bunları biliyor muydunuz ?' forumundadır ve anne-10 tarafından 5 Ocak 2009 başlatılmıştır.

    5 Ocak 2009
    Konu Sahibi : anne-10
  1. anne-10

    anne-10 eşim ve oğullarıma aşığım Üye

    Katılım:
    19 Haziran 2007
    Mesajlar:
    1.111
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    [​IMG]
    Mimar Dr. Fatma Sedes, 18.yüzyılda batıda kadınların kendilerini manastırlara kapatırken Osmanlı'nın mağdur ve mazlum kadınlarının ise Hatuniye Dergâhı olarak kayıtlara geçen "Karilar Tekkesi"ne sığındıklarını açıkladı

    Mimar Dr. Fatma Sedes uluslararası bir toplantıda mimarlıkta 30 yıl plaketini aldı
    Günümüzde büyükşehirler başta olmak üzere nüfusu 50 binin üzerindeki belediyelerin yasal yükümlülüklerine karşın, "oy kaybı" endişesiyle açmaya yanaşmadıkları kadın sığınmaevlerinin dünyada ilk kez amacına uygun olarak Osmanlı döneminde 18. yüzyıl başlarında İstanbul'da açıldığı belirlendi.
    İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu restorasyon uzmanı Yüksek Mimar Dr. Fatma Sedes, Tarihi Mirası Koruma Vakfı bünyesinde 2002'de başladığı çalışmalarda tesadüf eseri dergâhla ilgili bilgilere ulaştı.Kültür Bakanlığı'ndan emekli olan Veli Sarıkamış'ın danışmanlığında yürütülen çalışmalarda 17. yüzyıl sonlarında başkent Dersaadet'in (İstanbul) Eyüp semtinde kurulan ve 1900'lerin ortalarına kadar hizmet veren "Karilar Tekkesi" adı altında kadın sığınmaevi hizmeti veren Hatuniye Dergahı'na ait kalıntılar ortaya çıkarıldı. Baba ve kocalarının baskısından kaçıp, "Karilar Dergâhı" olarak da adlandırılan Hatunlar Dergâhı'na sığınan Osmanlı tebaalı kadınlar, burada ilgi alanlarına göre çeşitli zenaatlar öğrendi. Böylece erkeklere ihtiyaçları kalmadan geçimlerini sağlamayı başardılar. Dergâhta 16-80 yaşları arasında 100 kadar kadın bulunuyordu.
    Mimar Dr.Sedes'in verdiği bilgiye göre, Bektaşi Tarikatı'na ait olan Hatuniye Dergahı, Hoca Hüsam Efendi Tekkesi ve Ahmet Dede Mescidi'nin de bulunduğu bir yapılar kompleksi içerisinde yer alıyor. Yapılar topluluğundan günümüze sadece mescit duvarı kalırken Dergâha ait kalıntılar ise apartman ve gecekonduların altında bulunuyor. Kurtuluş Savaşı yıllarında silah deposu olarak kullanılan Hatuniye Dergahı'nın16-80 yaşları arasında 100 kadar kadının barındığı, İmparatorluk
    sınırlarında ilk kez kadınların bir araya gelip dayanışma başlattığı bir kurum olarak büyük önem taşıdığın ifade eden Mimar Dr. Fatma Sedes, KAZETE'nin sorusunu şöyle yanıtladı:
    "18. yy. da da İstanbul, diğer kentlere oranla kalabalık bir yerleşimdi. Demografik yapısı da çok çeşitliydi. Kalabalık ve kozmopolit bir Osmanlı başkentinde sadece kadınların barındığı, bir tür 'kadın sığınma evi' işlevini yerine getiren bir yapının yer alması bana ilk başta çok garip gelmedi. Ancak batı ile kıyaslanınca, olayın olağanüstülüğü ortaya çıkıyor. Batı hristiyan toplumlarında sadece dinsel amaca yönelik kadın topluluklarının, kendilerini dünyadan soyutlayarak manastırlara kapandıklarını görmekteyiz. Oysa İstanbuldaki bu izleri kalmış mekanda, Osmanlı mağdur ve mazlum kent kadınlarının yaşamın içinde yer alarak, mahallenin bir parçası olarak bu mekanda biraraya geldiklerini ve değişik zenaatlar öğrendiklerini, barındıklarını ve kişilik bulduklarını, yaşama, varolan dertlerinden bir ölçüde arınarak katıldıklarını, ayakları üstünde durabildiklerini çeşitli kaynaklardan öğrenmekteyiz. 21. yüzyılda, kadınların hala ayakta kalma, hatta hayatta kalma mücadelesi verdikleri günümüz koşulları içinde, bir kadın mimar olarak, bunu hayranlık ve hayretle karşıladığımı ifade etmek isterim."
    "Kadın hakları savunucusu değilim" diyen ancak Osmanlı'da böyle bir kurumun varlığından etkilendiğini vurgulayan Sedes, "Her şeyin ilki Batı'da oluyor gibi bir kanaat var. Fakat görüyoruz ki Osmanlı'da da böyle kurumlar var. Batı'yla aramızdaki en büyük fark bizim tarihimize sahip çıkmayı bilmeyişimiz" dedi.
    Sedes, Osmanlı mimarlık tarihinde Hatuniye Dergahı gibi daha pek çok konunun henüz inceleme konusu olamadığından yakınarak, "Osmanlı topraklarında da yaşanmış gerçekler var. Sosyolojik araştırmalar ve yayınlar, hiç kuşkusuz yapılmış ve bu konuda birçok uzman yetişmiştir. Ancak bunların resmi tarih dışına çıkamamaları, olaylara hep '' at gözlüğü'' ile bakmalarına neden olmuştur" diye

    İSTANBUL ,EYÜP HATUNİYE DERGAHI
    Eyüp, Piyer Loti tesislerinin kara tarafında yer alan HATUNİYE DERGAHININ arsası Geniş ve ağaçlarla kaplı idi.1950'lere kadar İstanbul'un ünlü mesire yerlerinden olan bu alan, İdris köşkü Tepesinden BÜLBÜLDERESİ'NE doğru alçalan yamaç üzerinde bulunmaktadır.İstinat duvarları ile setlemeler yapılmış olan arsada farklı yönlere doğru AÇILAN ÜÇ KAPISI bulunmaktadır.Bu kapılar arasında ayakta kalmış olan Hüsam
    Efendi sokağına açılan , Hazire tarafındaki kapıdır.Bu kapının dikdörtgen açıklığı Mermer sövelerle çevrelenmiştir. Lento kısmında, HATTAT M. İZZET EFENDİ'nin Sülüs tarzında 1886 tarihli besmelesi yer almıştır.İki söveli kapının kesme taş sövesi yıkılmıştır. Hatuniye Dergahı, ''KARİLER TEKKESİ'' olarak da kayıtlarda geçmektedir.
    Hatuniye Dergahı'nın kimsesiz kadınlara yuvalık yapmasının yanı sıra, İstiklal Savaşı Sırasında,Anadolu'ya silah sevkiyatı yapan bir işlev üstlenmiş olmasıdır.