ilk Türk uzaya çıktığında.....

Konusu 'Komik Yazılar' forumundadır ve royall tarafından 23 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : royall
  1. royall

    royall yaşamak herşeye rağmen Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.214
    Beğenildi:
    13
    Ödül Puanları:
    106
    İlk Türk uzay adamı (artık astronot mu denir, kozmonot mu denir,
    uzay fatihi mi denir bilinmez) uzaya çıktığında atılacak olası gazete
    manşetleri

    - Kendimizi aştık...
    - Bekle ay geliyoruz...
    - Galaksi galaksi duy sesimizi, işte bu Türklerin ayak sesleri!..
    - Uzaya kapak attık...
    - Artık biz de uzaylıyız
    - Türkler uzayda
    - Türk'üz doğruyuz uzaylıyız...
    - Bu bizim için büyük, insanlık için küçük bir adım!

    Gaza gelmiş bazı gazete başlıkları

    - Alemin kralı geliyor..
    - Bekle bizi İngiltere..
    - Uzay tamam sıra güneş'te!
    - Bekle bizi samanyolu
    - Marslılarla Türkler arasında genetik bağ bulundu!

    Star - Açın mekiklerimizin önünü! durduramazsınız...
    Hürriyet - Uzanlara rağmen...
    Milliyet - İstikbale eriştik (yanda üzerinde oynanmış bir Atatürk
    resmi, yanında mekik)
    Sabah - İlk biz duyurmuştuk..
    Zaman - Ve mümin uzayda
    Türkiye - Allah'a şükür..
    Vatan - İşte Hezarfenin torunları.
    Bulvar - Uzaya da girdik yada milli olduk
    Star - Uzayın ulen
    Hürriyet - Aydın doğandan Türk astronotlara jest
    Akit - Uzayda duyulan ezan sesi
    Sabah - Aydın doğandan büyük şantaj
    Şamdan - Marslı erkeğimin geyşası olurum
    Bulvar - Ay fena oluyorum
    Star - Güneş ufuktan şimdi doğar yürüyoruz uzayaaaa
    Star - Welcome to space

    Spor sayfasının manşeti..

    Hürriyet - Fenerbahçe rüya takımı kurdu..
    Fanatik - Uzaylılar da Fenerbahçeli mi?
    Fotomaç - Bir gün her uzaylı fenerli olacak
    Milliyet - Uzay Fener'e dar gelecek..

    Köşe yazarı başlıkları..

    Oktay Ekşi - Marslılara savaş açalım..
    Ertuğrul Özkök - En pahalı mars şarabını içtim..
    Erman Toroğlu - N'aber hıncal bak gönderdik çocuğu uzaya..
    Nihat Genç - Uzaylı olmanın topluma negatif etkisi..
    Hıncal Uluç - TK00XV2 plakalı uzay aracı'nın sorumsuz astronotu..O
    ne dönüş öyle kardeşim ?
    Emin Çölaşan - Uzay mekiğinin yapımı için neden iki firmadan teklif
    alınmadı ?
    Bekir Coşkun - Bindik bir alamete gidiyoz kıyamete..
    Ahmet Altan - Astronotları çıldırtan kadınların öğleden sonraları
    ten kokusu ne ola ki ?
    Ayşe Arman - Yine evleniyorum..
    Turgay Şeren - Ben geçen haftaki yazımda belirtmiştim..
    Haydar Dümen - Aktif seks uzayda olmaz.
    Haşmet Baboğlu - Uzayda mı olmak, dünyada mı olmamak konusuna dikkat
    etmek lazım..

    Yabancı basından başlıklar..

    Washington Post : Insanlı ilk Türk uzay aracı astronotu almadan
    uzaya çıktı..
    Le Figaro : Astonotlar arasında hiç Kürt yok....
    Die Zeitung : Verhaugen : 'Büyük başarı, eğer mekiği sağ salim
    indirirlerse, 2034'de müzakerelere başlarız' dedi..
    Die Welt : Aya gitmesi gerekirken mars'a yönelen insanlı ilk Türk
    uzay aracı İstanbul üssünün yardımıyla Jüpiter'e indi..
    Corierra Della Serra : Incedibile..Berlusconi, Türk Astronot'un
    çocuğunun sünnetinde kirve olacak....
    Elefteros Rimos : Yunan hükümetinin büyük hezimeti....
     
  2. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : royall
  3. royall

    royall yaşamak herşeye rağmen Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.214
    Beğenildi:
    13
    Ödül Puanları:
    106
    Seri No: B 89 478201
    PARA KONUŞUR!
    Yıl 1995. Basıldık. Banknot olarak pırıl pırılız, cillop gibiyiz. Yeniyiz, heyecanlıyız, havamız da büyük. Piyasa ilk kez bir milyonluk görücek, kolay değil. Nereye dağıtılıcaz, görev yerimiz neresi olacak diye meraktan ölüyoruz.
    Beni önce merkeze aldılar. Merkez Bankası'na gittim. Sonra bi sürü arkadaşımla birlikte, teşvik kredisi olarak bir işadamına verildik. İhracatta kullanıcak, memlekete hizmetimiz olucak diye beklerken, önce beni rulo yapıp kokain çekti, sonra da bi gece kulübünde garsona bahşiş olarak verdi. Aygır derisi cüzdandan, dandik bi kotun arka cebine gitmek koydu tabii.
    Sonra sırasıyla bi ganyan bayiine, şarküteri kasasına, Madam Manukyan'a, istikbal Yaylı Yatakları müessesesine, hamburgerciye, bi tavernada dansözün göğsüne, haraç olarak bitirim lavuğun tekine, taksiciye, Milli Piyangocuya, Eyüp Sabri Tuncer kolonyaları kurumuna, stadyum gişesine ve bir futbolcunun cebine girdim. Kebapçıya geldiğimde çok yıpranmıştım. Bu yetmiyormuş gibi, kebapçının, askerden izne gelen sinirli oğlu, üstüme "Şafak 340. Eşanjörden Hidayet" yazdı.Ne haysiyetim kaldı, ne değerim. Elalemin bir dolarına eşitim yahu. Yıllarca oradan oraya süründük, yakında ekmek fiyatı olucaz. Üstelik 20 milyonluklar da çıktı, artık bi anlamım yok. Dünyanın en değersiz 3. parasıyım.
    Çekin beni piyaan, götürün. Arkamdaki baraj resminde keder, içimden geçen telde hüzün. Altı sıfırımın altısını da atın, yırtın beni yırtın. Ölmem mi, beni masa camının altına koyun!
    Bir devlet memuruna rüşvet olarak verildiğim gün ölmek istedim. Ama emir birimisin, elinden bi şey gelmiyo ki. Memur, yine de iyi adammış, yırtılmak üzereyken bantladı beni.
    O zaman henüz Türklere kapalı değildi kumarhaneler, 100 jeton karşılığı kasaya girdim. Orada çok zorlandım, ne kadar görmüş geçirmiş, ipten kazıktan kurtulmuş para varsa ordaydı. Kimisi para bile değildi, sahteydi. Bazılarının da üstündeki Atatürk resmine kurt bıyığı yapılmıştı. Neyse bizi toplu halde bi yere götürüp akladılar. Yakalanıcaz diye ödüm koptu. Ben karalanıp aklanmak için değil, ekonomiye bi miktar katkımız olsun diye yaşıyodum. Yine ölmek isledim.
    Elden ele geze geze alemin kaşan olmuştum. Bi süre Didem adlı bi travestide kaldım. Hatta o süre içinde, kebapçının oğlu Hidayet, Didem'e müşteri olarak geldi. Askerliğini bitirmiş hıyar. Didem beni gazete bayiine verip tuhaf isimli dergiler aldı. Oradan sinema gişesine, oradan da bi barın kasasına girdim.
    Barmen çocuğun hünerli ellerinde ikinci operasyonumu geçirdim. Çapraz bantladı. Sağlığıma kavuştum. Fakat beni bi votka bardağının altında unuttu! Bi süre hiç arayan soran olmadı. Sonra birisi alıp çorbacıya verdi.
    Tekrar arka cepteydim. Pantolon yıkanırken bile. Kuruduğumda rengim solmuş, Michael Jackson gibi acıkmıştım. Boğaz Köprüsü'nden geçerken gişeye verdiler. Merkez Bankası'na dönüş yaptım.
    Hayatımdaki çete süreci böyle başladı. Bir politikacıya oradan bir aşiret reisine ve daha sonra da bi kahramanın iç cebine yerleştim.
    Uyuşturucu kuryesine ödendiğim gün, ece ölmek değil, paramparça olmak istiyordum. Ahım tuttu, herif cüzdanını düşürdü, biz rüzgârda dağıldık, ben bir çalıya takıldım kaldım
     
  4. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : royall
  5. Mune

    Mune Administrator Yönetici

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    27.568
    Beğenildi:
    58.529
    Ödül Puanları:
    663
    :laugh: :laugh: :laugh: :laugh: :laugh: :laugh:
    çokkk güzel yaa ellerine sağlık royalimmm
    ahhh ahhhh nerde o günler keşke çıksalarda bizde bağırsak Galaksi galaksi duy sesimizi, işte bu Türklerin ayak sesleri!.. diyeee:yes: :laugh: :laugh:
     
  6. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : royall
  7. royall

    royall yaşamak herşeye rağmen Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.214
    Beğenildi:
    13
    Ödül Puanları:
    106
    Fransız bir adamın trajikomik intihar vakası.

    1998'de bir Fransız oldukca karmaşık bi intihar girişiminde bulundu. Bir deniz kıyısında yüksek bir yamacın tepesine çıkıp boynuna bi ip bağladı, ipi de büyük bi kayaya bagladi. Sonra zehir içti ve kendini ateşe verdi. Uçurumdan atlarken de tabancayla kafasına ates etti! Ama devamı daha ilginç. Çünkü kurşun onu ıskalayıp ipi kesti, böylece adam suya düştugünde asılı kalmadı.Soğuk su yanan elbiselerini söndürmekle kalmadı aynı zamanda onu şoka sokarak yuttuğu zehri kusmasını sağladı. Sudan bir balikçı tarafından çıkarılıp hastahaneye götürülen adam orada hipotermi (vücut ısısının aşırı düşmesi)den dolayı öldü..
     
  8. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : royall
  9. Mune

    Mune Administrator Yönetici

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    27.568
    Beğenildi:
    58.529
    Ödül Puanları:
    663
    :rolleyes2: :rolleyes2: :rolleyes2: :rolleyes2:
    Çok ilginç adam deli miymiş acaba:dead: yani tek bir çeşit yetmemiş mi?Zaten hiçbiriyle ölmeyi başaramamış,ısı kaybıyla ölmüş,yaw dünyada ne tuhaf insanlar var:uhoh: Millet dermansız dertlere düşüyor yaşamak için,böyleleride ölmek için çabalıyor:cool2:
     
  10. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : royall
  11. caba gerçekten çıksak nasıl olur merak ediyorum sanırım burdaki yazıların hepsi yazılır hemde on sayfalarda:eyes: :biggrin:
     
  12. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : royall
  13. :bigeek2: çok ilgnç ya o kadar şeyden sonra olmuyoda nasıl oluyo:bigeek2:
     
  14. 18 Aralık 2006
    Konu Sahibi : royall
  15. royall

    royall yaşamak herşeye rağmen Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.214
    Beğenildi:
    13
    Ödül Puanları:
    106
    Sünnetçinin biri yillardir kestigi deri parçalarini saklarmis ve bir gün artik emekli olmaya karar vermis.
    Elindeki derileri alipterzinin birine gitmis ve bana bunlardan birsey yap, manevi degerleri çok fazla"demis.
    Terzi de "abi sen bir tatile çik gel o zamana kadar ben de s iparisini bitiririm" demis.

    Sünnetçi tatile gidip gelmis ve ilk is olarak terzinin yanina ugramis.
    Ne oldu benim siparis demis.
    Terzi de sünnetçiye bir cüzdan uzatmis.
    Sünnetçi hisimla "Ulan bunca yilin emegi bu kucuk cuzdan mi? demis.
    Terzi hemen cevaplamis "öyle deme abi, biraz oksayinca valiz oluyor!


     
  16. 18 Aralık 2006
    Konu Sahibi : royall
  17. denizyosunu

    denizyosunu Guru Üye

    Katılım:
    1 Eylül 2006
    Mesajlar:
    123
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    306
    :1yes2: :1yes2:
     
  18. 8 Ocak 2007
    Konu Sahibi : royall
  19. royall

    royall yaşamak herşeye rağmen Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.214
    Beğenildi:
    13
    Ödül Puanları:
    106
    General
    General Kirk yillik kairisiyla muntazaman
    sevismektedir. Gene bir sevisme esnasinda aklina bir soru takilir. Ulan ben
    40 yildir ayni kariyla yatiyorum ve surekli ayni kadinla seks hayatim var.
    Acaba bu zevk mi kulfet mi?
    General gunlerce dusunur, kafa patlatir. I-ih bir turlu cevabi bulamaz. Bu
    sefer Emir subay ve astsubaylarini yanina cagirir.
    Arkadaslar benim gunlerdir kafami kurcalayan bir soru var size de
    soracagim belki bir cevap bulabilirsiniz. Benim karimla 40 yillik yataktaki
    birlikteligim zevk midir
    kulfet midir?
    Subaylar ve astsubaylar kipkirmizi olurlar.
    Birbirlerinin suratina
    bakarlar. Ne desinler, karsilarindaki koskoca General.
    Surer valla diye
    General den birkac gun dusunmek icin musaade isteyip
    ayrilirlar ama tabii
    ki guler boyunca da cikip bir cevap vermezler. Subay
    ve astsubaylardan
    umudu kesen General kisla da yururken bir asker gorur
    ki O asker Er dir.
    Omzuna dokunup evlat der. Bizimki hemen kunye patlatip
    emredin komutanim
    der. Beni rahatta dinle oglum der General. Bizim ki
    her ne kadar rahatta
    dinle komutu alsa da karsisisindaki General oldugu
    icin tedirgindir.
    General sorar, evladim sana bir soru soracagim.
    Emredin komutanim.
    Benim karimla 40 yildir yasadigim sex hayatim var. Bu
    zevk midir,
    kulfetmidir?Asker yapistirir; ZEVK tir komutanim.
    General sasirir. Oglum ben bu sorunun cevabini
    gunlerce dusundum. Benim
    emir Subaylarim gunlerce dusunduler bulamadilar.Sen
    nasil bu kadar cabuk
    cevap verebildin.
    Asker;
    -Komutanim kulfet olsa bize yaptirirdiniz.!!!
    )))))))))))))))))))))