İlkel zafer dürtüsü ve sevgi sözcükleri

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve SalvaMea tarafından 25 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    25 Eylül 2007
    Konu Sahibi : SalvaMea
  1. SalvaMea

    SalvaMea Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    762
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    İlkel zafer dürtüsü ve sevgi sözcükleri
    Ne zaman kadınların erkeklerden duygusallık, ilgi ve şefkat beklediklerinden söz etsem... Dostlarım ve okurlarım çok mutlu olur.

    Ne zaman kadın ve erkek eşitliğinden söz etsem, kadının yaşamda her alanda eşit pay alması gerektiğine değinsem... Yalnızca gençler alkış tutar. 30'una, 35'ine gelmiş kesim ise buruklaşır, susar. Yaşamının hiçbir döneminde kendini erkekle eşit görememiş kadın, birazcık aklı varsa söylediklerimizin doğru olduğunu bilir. Ama bunca alışkanlığı, yıllardır yaşanan hayat biçimini değiştirme gücü yoktur çoğunun. Yıllardır erkekle eşit yaşamamış, eşit düşünmemiştir. Alışmış, durumu benimsemiştir. Değiştirmeye çabalamak, akıntıya kürek çekmek gibidir, yıpratıcıdır ve de mümkün değildir!
    Ama erkeklerin kaba saba, nemrut, suratsız olmayıp, şefkatli ve ilgi gösteren insanlara dönüşmeleri olabilir gibidir.

    Evet, kadınlar daha duyguludur; birini sevmişlerse sevdikleri sürece aynı biçimde ilgilerini, sevgilerini gösterebilirler, içlerine atmaz, saklamazlar.

    Erkekler öyle değildir. Çoğu için sevgi göstermek, ilgilenmek bir çeşit zayıflık belirtisidir. Hele işlerinde ilerlemiş, para pul sahibi olmuşlarsa, kadın onların bir oyuncağı gibi olur artık. Yaş gününü filan hiç unutmaz... Ona demet demet güller gönderir... (Büyük bir olasılıkla bunu sekreterine yaptırır.) En pahalı mağazadan, en değerli armağanları da alır. (Büyük bir ihtimalle sekreterine seçtirir.) Ve bu erkek düşünür ki, görevini yapmıştır. Çünkü bunlar onun için gerçekten bir görev olmuştur.

    Oysa kadın "göre" olmak istemez. Bunu hemen hisseder. Evliliği meslek edinmeyip sevgi dolu bir ilişki biçimi gibi gören kadın, sekreterin seçip aldığı pırlanta yüzüktense, eşinin dolaşıp bulduğu, sevdiği renkteki eşarbı almasından daha çok mutlu olur. Ve erkeklerin hiç bilmediği bir şey daha vardır.

    Kadınların cinsellikle ilgili görüşleri, erkekten farklıdır. Çeşitli anketlerden ve bize gelen mektuplardan çıkardığımız sonuçlara göre, kadınlar şu düşünce içinde: Eşim (her ne sebeptense) benimle aylarca cinsel ilişkiye girmeyebilir, hiç önemi yok. Ama yeter ki geceleri bana sanlıp yatsın. Sevdiğini hissettirsin. Sıcacık... Şefkatli... İlgili olsun. Cinsel yaşamın tüm inceliklerini, tekniğini bilen bir erkek, kadını duygusal bakımdan tatmin edemiyorsa... Hayır... Hiçbir kadın bu tip erkeği yeğlemez.

    Oysa erkekler bunun tam tersini düşünürler. Yaşamlarının en önemli bölümü cinsel ilişkidir. Hep bunun peşinde koşar dururlar. Bir çeşit zaferdir bu onlar için. Konuşmaları, sloganları, tezahüratları, küfürleri hep cinsel ilişki üzerinedir. Onları var eden sanki bu olaydır. Bu olayla güçlüdürler, sahiptirler, alırlar... Bir kez olsun maça gitmişsinizdir. Galibiyet ifadeleri hep cinsel terimlerle vurgulanır.... "Geçirirler", "oyarlar", "koyarlar"...
    Oysa sekreterine pahalı bir armağan aldırmakla, teknik bir sevişmeyi bitirdikten sonra arkasını dönüp uyumak arasında hiçbir fark yok. İşte kadınlar bu yüzden şefkat ve duygusallıkla ilgili yazılara çok ilgi gösterir. Bir gün, bu ilkel zafer dürtüsünün yok olacağını yerini sevgi sözcüklerinin alacağını hayal ederler.

    Mayıs 1985
    Duygu Asena 15 Mart 2005