"incili kadınlar"...

Konusu 'Gebelik' forumundadır ve DerinSu tarafından 2 Haziran 2010 başlatılmıştır.

    2 Haziran 2010
    Konu Sahibi : DerinSu
  1. DerinSu

    DerinSu Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    1 Nisan 2008
    Mesajlar:
    20.893
    Beğenildi:
    34
    Ödül Puanları:
    198
    Selam kızlar..Bu güzel yazıyı buldum ve paylaşmak istedim...Benim gibi pko olanlara biraz da olsa moral olur diye düşündüm.neden derseniz;pkoyu korkulu rüya gibi gören birçok kadın var..ama durum öyle degil...bu yazıyı yazan doktoru kutlamak lazım,polikistikover sendromuna böylesi bir ifadeyle yaklaşarak kadınların ne kadar degerli oldugunu bir kere daha anlatmış adeta...
    evet biz "incili kadınlar",haydi üzülmeyi bırakalım bir kenara,elbette pko olup çocuk sahibi olan çok insan var...birgün sizde bu yazıları kucagınızda çocuklarınızala okur gülümsersiniz belkide...

    “İNCİLİ KADINLAR” (POLİKİSTİK OVER HASTALIĞI)

    “NEDEN BAZI KADINLAR ADET KANAMALARININ SAATİNİ BİLE BİLİRKEN BEN YILLARDIR DOKTOR, MUAYENE, TEST VE İLAÇLARLA YAŞAMIMI DEVAM ETTİRİYORUM?”

    “AİLEMDEKİ KADINLARIN İÇİNDE HER ZAMAN DİYET YAPMAK ZORUNDA OLUP HALA ŞİŞMAN OLAN NEDEN BENİM?”

    “YAKIŞACAĞINI DÜŞÜNSEM SAKAL, BIYIK BIRAKABİLECEK KADAR KILLANMAM VAR VE ARTIK GÜZELLİK MERKEZLERİNDEKİ GEÇEN ZAMANDAN BİTKİNİM!”

    “ÇOCUK İSTEYEN ARKADAŞIMLA BENZER KADERLERİ PAYLAŞIR MIYIM? O DA YUMURTLAMA SORUNU DİYE BAŞLAYAN PROBLEMİNİ ARTIK TÜP BEBEK TEDAVİSİ İLE AŞMAYA ÇALIŞIYOR.

    ŞİMDİDEN ÖNELEM ALMAM MÜMKÜN MÜ?

    Bu sorular uzar gider ama tek tanıda buluşulur; “POLİKİSTİK OVER”.

    Bu bir hastalık mıdır, sendrom mudur?

    Kafalar karışır, zaten ne fark eder ki?

    Tipik bir polikistik overli (PCO) kadını tanımak kolaydır. Yukarıdaki sorulardaki kadınların toplamıdır polikistik over hastası…

    Ama yetmez bazen yüzünde sivilceler onu ergenliğinden hiç kopartmaz ya da saçları zayıf, dökülme eğilimindedir. Ya da yemek yeryemez baygınlık hisseder çünkü reaktif hipoglisemisi vardır yani şeker dengesi bozulmuştur belki de ileri de şeker hastası olacaktır.

    Peki ya kanser, bu hastalık insanı öldürür mü? Bu hastalığın ultrasondaki görüntüsü “inci” gibi güzel bir taşa benzetilir; “yumurtalıkta çok sayıda inci kolye gibi dizilmiş foliküller” diye tabir edilir.

    Demek ki çok korkunç olmasa gerek, yoksa neden bir hastalık tanısında değerli bir taşın adına gönderme yapılsın ki? Aslında yumurtalıklardaki her ovule olan (yumurtlama yapan) folikül inci tanesi kadar kıymetlidir.

    Çünkü doğru zamanda spermle buluşup hayalini kurduğunuz bebeğinize sizi kavuşturabilir. Ama PCO’da bu inci taneleri kendi aralarında bir türlü hangisinin yumurtlayacağına karar veremezler, geçimsizliklerine neden olan da çok zaman etraftaki erkeklik hormonlarının (androjen) miktarının dengesizliğidir.

    Buna karşılık vücutta bu kez de kadınlık hormonları yükselir ama karşılıksız aşk gibidir östrojenin durumu, doğru zamanda doğru yerde progesteronunu bulamaz. Over (yumurtalık) bu kez üzüntüsünden şeker hastası taklidi yapar, insüline karşı direnç gösterir. Rahim içindeki doku (endometrium) kalınlaşır kalılaşır ama bir türlü kanayamaz, bekler sevdiğini.

    Ya progesteron er ya da geç gelir ya da doktor dayanamaz bu ayrılığa… ilaç niyetine kavuşturur sevenleri, dışarıdan müdahale eder ve kanama olur. Bazen de beklemekten yorulan endometrium üç ay da bir kanar, ince hastalığa kapılır gibi bazen de hiç kalınlaşamaz bile. Size doktorunuzun verdiği “progesteron” reçeteleri işte bunun içindir.

    Ama çok zaman “doğum kontrol hapları” önerilir bilirsiniz, kullanırsınız. Çünkü östrojen-progesterona aşkı öğrtemek gerekir, etraftaki androjenlere biraz sakinleyin demek gerekir. Bunun için size her derde deva farklı özellikli doğum kontrol hapları verilir. Bazen de insüline haddini bildirmek için şeker (diyabet) hastalarının kullandığı ilaçlardan yardım istenir.

    Tüm bunlar yumurtlamayı başaramayan yumurtalıklarda ahengi sağlamak içindir. İncilerin sahibi kadına da diyet yapması, kilo vermesi, yaşam tarzını aktifleştirmesi öğütlenir.

    Biraz spor yapsa, kilo verse incileri mi dökülür?

    Hayır dökülmez aslında çünkü onlar onun kimlik kartıdır, ameliyatla yerinden sökülüp alınmadıkça o inciler yumurtalıklarda üretken yaşında kadınla beraber kalır. Yani bu hastalıkla birlikte yaşamayı öğrenmek, kendinle barışmak gerekir. Adet görmemeyi dert etmeyen kadınlar da vardır, gün gelipde çocuk istediklerinde neden düzenli adet gören kadınların şansı her ay %15’ler civarındayken kendilerinde bu oranın çok çok azaldığı anlatılır.

    Östrojen-progesteron aşkı bir matematik heasptır aslında ve her ay yeniden, yeniden kurulur. PCO’lu kadın da bu matematik hesap çok zordur o yüzden yumurtlama takiplerinden başlayan ve tüp bebek tedavilerine uzanan geniş bir yolda çocuk sahibi olabilmeleri için destekler verilir. Şeker hastası gibi davranan metobolizma kan yağlarını da yükseltir.

    Genç yaşlarda bu pek önemsizmiş gibi görünür ama yıllar hızla geçer ve sürekli kan yağları yüksek olan ve androjenleri diğer kadınlardan biraz daha yüksek olan bu kadınlar erkeklerdeki yüksek kalp hastalıkları risklerini taşırlar. Hele de kilo problemiyle de başedemiyorsa riskler birbirini fasit bir dairenin içinde kovalar durur. Bunları önemsemek ve basit önlemlerle hayatı güzelleşitirmek mümkündür. Genç yaşlarda kozmetik sorunlar nedeniyle doktora gitmek daha yaygındır. Sivilceler başa beladır ve tedavi edildikleri sürece iyileşme olur.

    Görünen bölgelerdeki tüylere kozmetik dermatoloji çözümler üretir, antiandrojenik ilaçlarla da yeni oluşacak başıbozukluğun önüne geçilmeye çalışır. Ameliyatla bu hastalığın tedavisi için yıllardır süren tartışma hala ateşli bir şekilde bilimsel platformda devam etmektedir. Yumurtalıkların bir kısmının çıkartılması ya da yakılması ile incilerin sayısının azaltılması hedeflenir.

    Böylece yumurtalıklar elindeki zenginliğin azalmasından dolayı kendi içindeki geçimsizlikten kurtulup ahenkle kimin ayın şanslı yumurtası olacağına karar verebileceği düşünülür. Ameliyatta hırslı davranılarak incilerin fazla sayıda yok edilmesi kadınların erken yaşta yumurtalık faaliyetlerini yitirmesine neden olacağından (menopoz) doğru planlamayla, gerekli hastalara uygulanılabilir bir yöntem olarak düşünülmelidir.

    Aynı düşünce tarzıyla devam edersek PCO hastalarının ergenlikte yaşayamadıkları yumurtlama fonksiyonlarını daha ileri yaşlarda kendiliğinden kazanabilecekleri yönündedir. Yani ömür boyu ilaç kullanmak gerekmemekte hatta kendi yaş grubundaki kadınlara göre bazı hastaların ileri yaşlarda doğurganlık potansiyellerinin daha geç tükendiği söylenebilir.

    Kanser?

    Bu ürkütücü sorunun karşılığı olarak “Evet, risk vardır!” demek gerekir. Nedeni de östrojenle uzun zaman progesteronu olmadan yaşamak zorunda olan rahimiçi dokunun yıllar içinde değişiklikler yaşamasındandır.

    Polipten, endometrial hiperplaziye (kalınlaşma), oradan rahim kanserine kadar olan değişiklikler bu kadınlarda ileri yaşların riskidir. Gençken sivilcelerini, kilo artışnı, adet düzensizliklerini ya da çocuk sahibi olamamayı önemsemeyen ve tedavi görmeyen kadınların ileri yaşlar için riskleri şeker hastalığı, kalp hastalıkları ya da rahim kanseri olabilir.

    Bunlar önlenebilir, tedavisi olan durumlar. Bu nedenle vücudunuzun saati size birşeyler anlatmak için normal ritminden çıktığında onu tekrar kurmak için doktorunuza başvurun. Bir sonraki yazıda aynı yerde buluşmak üzere, sağlıcakla kalın...

    Op. Dr. Aytun Aktan Alman Hastanesi-Bahçeci Kliniği


    ALINTIDIR.
     
  2. 12 Haziran 2010
    Konu Sahibi : DerinSu
  3. chablisss

    chablisss Su akar yolunu bulur Üye

    Katılım:
    19 Kasım 2008
    Mesajlar:
    3.456
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    106
    süper bir yazı. o zaman allah ibrahim saraçoğlundan razı olsun demekki tıpta yeni bir aşama kaydetti. çünkü ömürlük değil artık incilerimiz ben kurtuldum darısı başınıza
     
  4. 13 Haziran 2010
    Konu Sahibi : DerinSu
  5. DerinSu

    DerinSu Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    1 Nisan 2008
    Mesajlar:
    20.893
    Beğenildi:
    34
    Ödül Puanları:
    198
    evet canım yaaa..bende sogan kullandım 3 ay..adet düzenim geriledii..yani 3 ayda oluyodum neredeyse...şimdi 45 günde oluyorum:)o bile sevindiriyo beni düşün...
    sagol yorumun için canım..bi an sitede hiç pkolu olmadıgını düşündüm:)inşallah bigün hiç pkolu kalmazzzzzalkisalkisalkis
     
  6. 13 Haziran 2010
    Konu Sahibi : DerinSu
  7. chablisss

    chablisss Su akar yolunu bulur Üye

    Katılım:
    19 Kasım 2008
    Mesajlar:
    3.456
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    106
    inşallah canım üşenmeyip herkes bi yapsa şu kürü valla yaptım yapalı 30 günü geçmedi adetlerim. klomenler d.kon.hapları hep geçici çözümler kalıcısı varken önce ondan başlamak gerek bence
     
  8. 13 Haziran 2010
    Konu Sahibi : DerinSu
  9. edut

    edut Oğlum can parem... Üye

    Katılım:
    28 Nisan 2008
    Mesajlar:
    7.845
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    146
    kızlar valla ben maşallah 28-30 günde hep adet oldum...ama bende de inciler hep orda:KK43:((
     
  10. 14 Haziran 2010
    Konu Sahibi : DerinSu
  11. DerinSu

    DerinSu Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    1 Nisan 2008
    Mesajlar:
    20.893
    Beğenildi:
    34
    Ödül Puanları:
    198
    evet canım bende tkrar iki ay yapmayı düşünüyorum yaa...
    inciler zamanla gider sgan kürüyle canım inan buna..benim azaldılar.ultrasonda kendim bile gördüm yani...biraz daha yapsam inanıyorum ki çok azalıcaklar...ama arka arkaya 6 ay falan yapılmıyo bide rahim duvarını inceltiyomuş...ara verdim çok oldu yapmayalı.