insan tadında yaşamak...

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve talin tarafından 30 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    30 Eylül 2007
    Konu Sahibi : talin
  1. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    Güneşin sıcaklığında, okyanusun derinliğinde, bulutun hafifliğinde, aşkın kucağında, rüzgarın her esintisinde "Kendine" savrularak yaşamak.

    Anlaşılmış olmanın mutlu derinliğinde, kucaklaşmanın sevincinde, verebilmenin yüceliğinde, yüreğini insan kardeşlerinin yüreklerinde kaybederek, kaybolmuşluğun sarhoşluğu içinde var olabilmek.

    Yaşamı İnsan tadında yaşayabilmek.

    Damla damla Yaşamın her hücrene sızmasına izin vermek ve "Kendini" var oluşun sevinciyle kutlayabilmek

    Gecenin koyu karanlığında, şafağın sökeceğini, ektiğin tohumların vakti saatinde yeşereceğini, kara bulutların içinden rahmetin yağacağını, acının arkasında sevincin beklediğini, yalanın doğruyla beraber gelip gittiğini, öfkenin de sevgiden doğduğuna tanık olmak.

    Dünya denen gezegende, Hayat Oyunun her sahnesindeyiz.
    Biz varsak dünya anlamlı.
    Biz dünyaya bir anlam verdiğimiz için Yaşam anlamlı.
    Biz varsak sevgi nefret var.
    Biz varsak acı keder var.
    Biz varsak yaşam ve ölüm var.
    Biz varsak başlangıç ve son var.

    Yaşamın; bütün maddi manevi her türlü aracı, tuvale düşmüş bir parça renk gibi. Bir ise ressam edasıyla Yaşam sahnesini her fırça darbesiyle renkten renge boyayan ve anlamı yaratmaya çalışan sanatçılarız. Yarattığımız anlamların içinde saklanıyoruz. Bazen de kendimizi bu anlamların içine hapsediyoruz.

    Hepimizin hep birlikte kendi renklerimizle boyadığı dünya sahnesine bakarsak karanlık ve manası belli olmayan bir anlatım gibiyiz. Hapsolmuşuz kendi İnsanoğlu renklerimizin içinde.
    Dramın, kederin, acının sefaleti, ayrılığın, açlığın, savaşın, açgözlülüğün, kibrin, nefretin renkleri var dünya gezgenin de.
    Hatta resim bile denemez, kabataslak bir karikatür gibi duruyoruz, bin bir ışıltılı renkleriyle parlayana Evrenin kuytu bir köşesinde.

    Binyıllarca gelip büyük yaşam üstatları bizlere dersler verdi ama biz hiç birini sanırım anlamadık. Ya da anladıklarımızı da kendi renklerimizle bulandırdık.

    İnsanoğlunun kendisini, fırçasını, renklerini değiştirme zamanı geldi.
    İnsanoğlunun Kadim Zihnin karikatüründen çıkma zamanı geldi.

    İnsanoğlunun şimdi muhteşem bir Yaşam Tablosunu yaratma vakti geldi.

    Binlerce yıldan bu yana yaşanan her şey, bu muhteşem Tabloyu yaratmak içindi.

    Şimdi sadece siyah ve tonlar yok elimizde. Gökkuşağının bütün renkleri ve tonları ışıltıyla duruyor tuvalimizde.

    Sevgi ve aşkla, kendimize imanla, özgürcesine boyayabiliriz tablomuzu.

    Yeter ki; yüreğimizin içindeki ilhamın fısıltılarını duyabilelim.
    Yeter ki; "Kendimizin" en güzeli yaratabileceğine iman edelim.

    İnsanoğlunun şimdiye kadar yeryüzünde üretmiş olduğu hiçbir şeyden vazgeçmesi gerekmiyor. Veya bırakması gerekmiyor.
    İnsanoğlunun sadece kendinde ne var ise; inançlarını düşüncelerini, duygularını diğer kardeşlerini ve hatta tüm Evreni içine alacak kadar genişletmesi gerekiyor.
    İnsanoğlunun genişlemesi gerekiyor.

    Genişlemek; olmakta olanı içine sindirmek demek.
    İçine sindirmek demek; her ne olduysa veya oluyorsa hoşgörüyle kabul edip, "Kendiniz" olmaya devam edebilmek demek.
    Olmakta olanı da içinize alarak "Kendiniz" olmak demek.

    Olmakta olanı içinize alarak genişlediğinizde ve onunla "Kendiniz" olmaya devam edebildiğinizde, olmakta olan da sizin kendinizle renklenecek ve "Kendinizde" olan sizde yerini alacaktır.
    Olmakta olanın Sizin genişlemiş halinizde manası değişecektir. Ve her genişlediğinizin ve içine alabildiğinizin, siz olduğunu genişlemiş "Kendinizde" görebildiğinizde tabloyu nasıl da tamamladığını fark edeceksiniz.

    Yaşam sürekli genişlemektir. Bir yerden bakıldığında sürekli değişimdir.
    Değişim; sürekli genişleyen "Kendinizin" eylem halidir. Bir önceki Kendiniz değilsinizdir. Her An yenisinizdir.

    Her an yeni "Kendinizin" tadında olmak, Yaşamı insan tadında yaşamaktır.

    Bütün bu Evren denen Kaosun ortasında; Yaşamı anlamlı kılabilmektir.
    Kendin için, sevdiklerin için, insan kardeşlerin için belki de dünya için yaşamı insan tadında yaşanabilir kılmaktır.

    Yaşamı anlamlı kılmak; sevgiyi, aşkı, sevinci, bereketi, başarıyı, sevinci, coşkuyu çoğaltmak ve diğerleriyle paylaşabilmektir.

    Paylaşmak, diğerlerinin yüreğinde kendinizi kaybedebilmektir.

    Güneşle doğmak, geceyle uykuya yatmaktır, kuşlarla şarkı söylemek, topraktan bir çiçekle birlikte yeniden filiz vermektir, denizin dalgalarıyla kumsallara vurmak, yağmurla birlikte yağmaktır.
    Bazen bir çocuğun yüzündeki gülümseme, bazen de yaşlı bir teyzenin duası olmaktır. Bazen bilen bazen bilmeyen olmaktır, Bazen öğreten bazen öğrenen olmaktır.
    Bazen umut bazen de çare olmaktır.

    Bütün bu dünya denen kesmekeşin ortasında her güne sevinçle başlayabilmek ve coşkuyla günü tamamlayabilmektir. Her şey ters giderken ve herkes halinden şikayet ederken, siz kendinize ve yaşama inandığınız için, diğerlerine her şey yolunda diye gülümseyebilmektir. Dengede, sevgide ve kendinizde kalabilmektir.

    Evren denen kaosun ortasından ve dünya kesmekeşinin içinden en muhteşem renkleri seçerek bir şaheser, bir başyapıt yaratabilmektir.

    Yaşamdan ve kendinizden illaki bir şaheser yaratmak istemiyorsanız bu da pekaladır.

    Hatta anlamlı bir yaşam sürme zorunluluğu bile yoktur. Bu da pekaladır.

    Seçim İnsanoğlunun kendisine aittir.

    Bütün renkler ihtişamla önünüzde serili durmaktadır. Tuval fırça ve siz de oradasınız.

    Ne dilerseniz dünyaya ve evrene o renkleri sürün.
    Resmin karşısına geçip baktığınızda yeter ki seyredebileceğiniz bir şey olsun.

    Karalama bir şeyler yapacaksanız o da pekaladır.

    Yalnız her şeyin, bütün kullanılan malzemelerin tek seferlik olduğunu unutmayın.

    Bütünlük bitmiş bir tablo gibidir.
    Huzur ve hayret içerisinde seyredilmek içindir.
    Yaşamın coşkusu resmi yaparken, her fırça darbesinde ve onun neye benzeyeceğini anlamaya ve bulmaya çalışırken duyulur.
    Coşku doruk noktasına vardığında yerini dinginliğe bırakır.
    Ve siz eserinizi huşu içinde seyredebilirsiniz.
    Dinginlik; yaşanmış tüm coşkuların ve sevinçlerin toplu olarak vardığı yerdir.

    Ve dinginlik yaşamı insan tadında yaşamış ve yaşıyor olduğunuzun onayıdır.

    Yaşamı insan tadında yaşamanız dileğimle.
    sevgiylea.s.
     
  2. 6 Ocak 2008
    Konu Sahibi : talin
  3. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    Her an yeni "Kendinizin" tadında olmak, Yaşamı insan tadında yaşamaktır.........

    sevgiler