Insanca Yaşamak çok Mu Zor?

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve Exorcist tarafından 18 Eylül 2006 başlatılmıştır.

    18 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Exorcist
  1. Exorcist

    Exorcist Pantolonlu Bulut Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    805
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    286
    İNSANCA YAŞAMAK ÇOK MU ZOR?



    Her dışarı çıkıp insanların içine karıştığımda, hayretler içinde kalıyorum.. Sanki kendimi kimliksiz, yaşam belirtisi kayıp ruhların barındığı bir gezegene ışınlandım sanıyorum, inanın içim ürperiyor.. Bir yığın pusulasız, feri sönmüş gözler, kanı canı çekilmiş sapsarı yüzlerde mutsuz arabesk hikayeler, dillerinde korkulu, mecalsiz eksik kelimeler, tüm yolları "geçilmez" tabelalarla kesenler, bu türler, her türlü savaş çığırtkanları..

    Savaş çığırtkanları diyorum çünkü, hayırsız gönüllerdeki esir yürekler; sevgi nasipsizlerinin, ihanet kelimelerine gönülsüz postacılık etme durumunda kalan, hayırsız göğüslerde çırpınan esir hayat depoları.. Eminim yaşamını isteksiz desteklerken fesat bedenlerin, içleri kan ağlıyordur o şanssız yanlış adreslerdeki yüreklerin.. O da isterdi sanırım, seven bedenlerin göğsünde yer almayı, sevgi için çırpınmayı.. Ama o nefret için çırpınıyor hiç istemeden. Çünkü yürek ve beden masum, suçlu her türlü savaş tetikçisi terörist beyinler..

    Zorunlu mesailerle durmaksızın hayırsız düş ülkelerine bilet kesiyorlar, inanılmaz sıkı çalışıyorlar...En çirkini ise; canım güzellikleri, çıkar ve menfaatleri doğrultusunda kullanıyor olmaları.. Yaşamın her cilvesi, bunlar için savaş nedenleri... Hemen fesatla harmanlayıp şüpheyle yoğurup pazara sunuveriyorlar..

    Hayretler içinde kalıyorum inanın, yaşam bu kadar ucuz mu ? Sevgi, tebessüm ışık sunacağı veya alacağı yüzlerin adreslerini bulamadığından, tebessüm de terk etmiş bu kimliksiz ruhların beyinlerini, yüzlerini ve gözlerini.. Barışla, huzurla, neşe ve ümitle zaten hiç karşılaşmamış, hiç tanışmamışlar ki.. Ne mevsimleri tanıyorlar, ne renklerin sihirli oyunlarını, ne de hayal dünyasında seksen günde devri alem yolculuklarını..

    Güneşle hiç tanışmamışlar, bilmiyorlar mehtabı, yıldızları, hatta tanımıyorlar doğanın öz evlatlarını.. Tabiatın yüreğinde açan çiçeklerin adlarını bilmiyorlar, bilmiyorlar karşılıksız kutsal ilahi sevgiyi.. Dünyayı sahipsiz sanıyorlar.. İnançları yok.. İnançsızın zaten vicdanı olamaz ki.. Bunlar hayat değirmenini, sonsuza değin taşıdıkları kirli çer çöp mikrop yuvası sularıyla hep döndüreceklerini sanıyorlar. Kirli su bu, elbet bir gün bir yerleri tıkayacaktır, tıkanacaklar kaçınılmaz bir son bu. Hayatın tokadı hiç bir şeye benzemez. Bunlar sahipsiz sandıkları bahçelerde savaş oyunları oynayan düş fakiri zavallı kuklalar. Er veya geç oyunları bozulacak, Sevgi kazanacak.. SEVGİ KAZANACAK..

    Özgür, karşılıksız aşkların umut şarkılarıyla dilleri hiç tanışmamış ki bunların. Bunlar gece bile olamazlar, geceler sırdaştır, içini döker rahatlarsın... Koynunda uyur, rüyalarında hayallerinle sabahlarsın.. Umutlarını mayalarsın ve eksilmez, artarsın, baba kucağı gibidir gece.. Şafak, ana yarısıdır, şefkatli, aydın, sıcak.. Her yeni gün kucağında sevgi yağmurlarıyla yıkarsın sevginin ümit bebelerini..

    Hayret, çok mu zor, imkansız mı sevmek, kalp gözü, sevgi gücü ile karşılıksız alış veriş etmek ? Sevgisizler sevgiye, sevgi sevgisizlere hayret.. Şu üç günlük dünyada bana bunu kim cevaplar acep ? Bir gün merak edip sordum bu hal nedenlerini onlardan birisine, dedi ki:

    "Nasıl senin gibi olayım, sen hayal dünyasın da yaşıyorsun.. Sevgilere, aşklara kucak açıp cilveleşiyorsun, yaşam sanki oyun bahçesi, sen oyunlar oynuyorsun ! Sen kini, küsü, savaşı görmüyor musun, rekabetin çığırtkan sesini duymuyor musun, sen tesadüfen yaşıyorsun! Büyüyememişsin, hala çocuk kalmışsın bu günden sonra da olgun ergen olamazsın, sen artık iflah olmazsın, çok geç kalmışsın.. Senden ne köy olur, ne de kasaba ! Ben senin gibilere hiç mi hiç benzemem! Senin gibilerin gerçek hayattan haberi yok. Hayat çok zor ve pahalı, ekonomik kriz vs, vs, vs.. ( bundan bin yıl önce de aynı anlattığı sanal problemler yokmuydu yani? Dün vardı, bugün de var, yarın da olacak.. UMARIM KÖKLERİ SÖNER... - İçimden geçen sessiz yanıttı -) Çalışmam ve üretmem gerek. Sen ağustos böceğisin ben karınca.. Baksana bunca hakikat körü olmana karşın sen, hayata karşı gülebiliyorsun hala!" diye yanıt verdi..

    Söylenecek o kadar cevap var ki, bu maneviyat suikatçılarına ve insanlık sanatına nasip kapılarını kapatıp evrensel sevgilerin ve sevgilerin tüm kardeş kollarını görmezden gelen inkarcılarına ! Ama değmez, kıymetli nefesime değmez, düz yolları yokuşa salanlara.. Bunlar enerji hırsızları. Ne kadar çok bahsedersem kıymetli pozitif enerjilerimden taze kan emerler barış ve sevgi düşmanları..

    Yüreğindeki masum çocukları doğmadan öldürenler, yüreklerine doğum yasakları getirenler, çocuk kahkahalarını kalabalıkta bataklık sanıları ile zamanları kör kuyulara hapsedenlerin, sevgileri, aşkları, ne dünleri, ne yarınları ne de şimdiki anları asla olamaz! Onlar yaşamı işkence masasında yargılıyorlar.. Sevgi yolcuları ne demek istediğimi anlar.. Tüm bu ekşili, acılı, kapalı oturumdan hemen sonra, aralarından ayrıldım ben..

    Yine içimdeki çocuklarla, sevgilerle el ele luna parka gittik. Atlı karıncalar da dönerken, kahkahalarımızla şarkılar, türküler söylerken tüm söylenen o yabancı, sahte sözleri, içimdeki çocuklarla ben çoktan unutmuştuk bile..
    Bir sevgi fakirine tebessüm hediye etmesini bilmeyenlerden ne beklenir ki.. Ümitce...




    İ.Tun