insanların yaşama güven içinde sarılmaları

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve xsxulem tarafından 13 Şubat 2007 başlatılmıştır.

    13 Şubat 2007
    Konu Sahibi : xsxulem
  1. xsxulem

    xsxulem Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    695
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    86
    BİR ÖYKÜ

    Zamanın birinde, eski Çin’de yaşlı bir Feng Shui üstadı yaşarmış. Şehir dışında, elinde Lo P’an pusulası, hassas ölçümler yaparmış. Ölülerin gömülmesi için en uygun araziyi bulmakta onun üstüne kimse yokmuş. Günün birinde, sıcak bir yaz günü, yine bir ailenin ölen yakını için ölçümler yapıyormuş. Sıcaktan bunalmış, terlemiş. Yakınlarda bir viranede yaşayan fakir mi fakir bir aile varmış. Ailenin yanına gitmiş ve çocukların annesinden kendisine su vermesini rica etmiş.

    Kadın yaşlı adama bakmış ve buz gibi suyu doldurduğu tası ihtiyara vermeden önce içine yerdeki tahıllardan alarak serpiştirivermiş. Yaşlı adam suyu içerken kadının bu hareketine çok kızmış. Kendisine hakaret edildiğini düşünmüş ve intikam almak için bir plan yapmış.

    Ölçümlerini yapıp işini bitirdikten sonra fakir aileyi ziyarete gitmiş. Aile üstadı görmekten çok memnun, kendilerine daha rahat bir yaşam sürebilmelerini sağlayacak, uygun bir arazi göstermesini rica etmiş. Yaşlı üstat da aile için hiç uygun olmayan ve kendilerine şanssızlık getirecek bir araziyi göstererek; buraya yerleşmelerini, bu tepenin tüm yaşamlarını olumlu yönde değiştireceğini ve zengin olacaklarını söyleyerek oradan ayrılmış.

    Aile sevinç içinde yaşlı üstadın söylediği araziye yerleşme kararı almış. Aradan yıllar geçmiş, aynı yaşlı adamın yolu yine aynı yere düşmüş. Yıllar önce karşılaştığı aileyi hatırlamış ve ne durumda olduklarını merak etmiş. Oraya vardığında, gördüklerine inanamamış. Kocaman bir ev, mutlu insanlar… Yakınlaştığında ihtiyarı tanımışlar ve sevinçle kendisine doğru koşmaya başlamışlar. İçeriye buyur edip, izzet ikramda bulunmuşlar.

    Üstat hiçbir şey anlayamamış. Ve anlatmaya başlamış. “Ben” demiş. “Bana üstüne tahıl saçılmış su verdiğiniz için o kadar kızmıştım ki, bu küstahlığınızı cezalandırmaya karar vermiştim. Ve size bu bölgede en uygun olmayan, en şanssız araziyi gösterdim. Ama şimdi bakıyorum. Siz hiç etkilenmemişsiniz. Tam tersine, keyfinize diyecek yok! Bunca yıldır böyle şey görmedim!”

    Çocukların annesi şaşkınlıkla cevap vermiş: “Üstadım, hiç hakaret olur mu? Benim niyetim bambaşkaydı. Siz öylesine yorgun ve terliydiniz ki, eğer o buz gibi suyu bir dikişte içseydiniz hasta olacaktınız. Ben tahılları suya serperek sizin onları ayıklanarak oyalanacağınızı ve yavaş yavaş içerken hasta olmaktan kurtulacağınızı düşündüm. Eve gelince… Biz bu arazinin bize uygun olduğuna yaşamlarımıza güzellikleri getireceğine o kadar inandık ki! Şimdi anlıyorum ki insanların yaşama güven içinde sarılmaları aslında en büyük şans ve uğurmuş!”