Insanlığın kendini keşfetme sürecinde bir mit: Bilinçaltı

Konusu 'Psikoloji - Ruh Sağlığı ve Hastalıkları' forumundadır ve Kuzey tarafından 30 Eylül 2008 başlatılmıştır.

    30 Eylül 2008
    Konu Sahibi : Kuzey
  1. Kuzey

    Kuzey Popüler Üye Üye

    Katılım:
    30 Ocak 2007
    Mesajlar:
    2.039
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    İnsanlığın kendini keşfetme sürecinde bir mit: Bilinçaltı

    Bedenimizin en ücra hücrelerinin ileri görüntüleme teknikleriyle görüntülenebildiği, insanlığın kılcal damarların içinde gezindiği günümüzde bilinçaltı, bizler için hâlâ bilinmezliğini korumaya devam ediyor.

    İnsanlığın binlerce yıllık serüveninde doğudan batıya her din, her felsefe okulu, her tasavvufi ekol kendince bilinçaltını anlamaya ve tanımlamaya çalışmıştır. Son yüzyılda bu kervana bilim de katılmıştır. Ancak, insanlık hâlâ bilinçaltı gerçeğini tam olarak anlayabilmiş değildir. Kaldı ki yedi bilinmezden biri olan “ruh” gerçeğini anlayamadan bilinçaltının sırlarının tam olarak anlaşılabilmesi pek mümkün değil. Yine de insanlık, Mesnevi’de anlatılan “âmâların fili tarif etmeye” çalışmalarına benzer şekilde kendince tarifler ortaya koyma çabasındadır.

    Bizler psikolog olarak yaptığımız çalışmalarda insanın iç âlemindeki o karmaşık labirentin içinde bilinçaltının izini sürüyoruz. Aslını anlayamasak da işlevlerini biliyor ve onu tanımlamaya çalışıyoruz. Bununla birlikte bilim hâlâ Yunus Emre’nin “Bir ben vardır bende benden içeri” dizesindeki anlama ulaşabilmiş değil.

    Bilinçaltı nedir?

    Hepimiz, “içimde bir sıkıntı var”, “içime söz geçiremiyorum”, “içim içime sığmıyor” cümlelerini günlük hayatımızda sarf ederiz. İşte bu cümlelerde kastedilen “iç” esasında psikolojide “bilinçaltı” olarak tanımlanan yapıdan başkası değildir.

    Şuuraltı, alt benlik, bilinçdışı olarak da adlandırılan bilinçaltı kişiliğimizin farkında olmadığımız, kontrolümüz dışındaki parçasını temsil etmektedir. Diğer bir deyişle bu, buzdağının görünmeyen kısmıdır. Tabii burada aklımıza hemen, “bilinçaltı içimizdeki kişilik parçası ise bilinç neresi oluyor” gibi bir soru gelebilir. Bilinç, diğer bir deyişle “üst benlik” kişiliğimizin farkında olduğumuz parçası, yani “ben” dediğimiz zaman kastettiğimiz kişilik bölümüdür. Bilgisayarı kullanan kullanıcı, atı süren süvari ya da arabayı kullanan şoför misali.

    Beynimizin üstünde yerleşik olan ve sadece insan beynine özgü olan “korteks” adı verilen parça, bilincin beyinde konuşlandığı yerdir ve üst beyin olarak adlandırılmaktadır. Görüntüleme teknikleri, bilincin devrede olduğu her türlü etkinlikte bu bölgenin aktif olduğunu ortaya koymaktadır. Bilinçaltı ise “subkorteks” olarak adlandırdığımız alt beyin bölgesinde konuşlanmıştır ve bu bölgenin işleyişi üst beyinle koordineli olmakla beraber bağımsızdır.

    Bilinçaltımızı tanımadan insan gerçeğini doğru anlayabilmemiz zordur. Diğer bir deyişle kendimizi tanımamız, düşünce, duygu, davranış ve bedensel durumumuzun oluşumunda önemli derecede etkili olan bilinçaltını tanımakla mümkün olacaktır. Yunus Emre, “İlim, ilim bilmektir; ilim kendin bilmektir” diye boşuna söylememiştir.

    Medya, bilinçaltını etkiliyor

    Tanımlayamadığımız şeyi yönetemeyiz. Bilinçaltımızı tanımadan, dış dünyadan ve iç dünyamızdan yönelen uyarıcılardan nasıl etkilendiğini anlamadan, kendimizi doğru bir şekilde tanımlayabilmemiz mümkün değildir. Bilinçaltının insan benliğindeki etkisinin farkında olan reklam sektörü, potansiyel tüketiciler olan bizleri etkileme sürecinde çoğunlukla bilinçaltımızı hedeflemekte ve fark ettirmeden bilinçaltı düzeyinde bizimle iletişim kurmaktadır. Aynı şekilde medya da toplumlara yön verme sürecinde “radaraltı iletişim” olarak da adlandırabileceğimiz bilinçaltı yöntemlerini çoğunlukla kullanmaktadır.

    Gerek dış dünyadan yönelen radaraltı etkilere karşı koyabilmek, gerekse de iç dünyamızdan kaynaklanan faktörlerin düşünce, duygu ve davranışlarımızı istemediğimiz yönde etkilemesinin önüne geçebilmek için bilinçaltımızın özelliklerini bilebilmeliyiz.

    Nedir bilinçaltının özellikleri?

    1- Olumsuz yönergeleri algılayamaz: Özellikle çocuklarla olan iletişimde buna dikkat etmemiz gerekiyor. Eğer yönergelerimizin bilinçaltını da kapsayacak şekilde etkili olmasını istiyorsak bu, kesinlikle olumlu olmalı. Örneğin, “Pembe bir fil düşünme” dediğimizde alt beyin bölgesi bilinçten bağımsız olarak hemen pembe bir fil imgelemeye çalışacaktır.

    2- Geçmişi referans alır: Bilinçaltımız bir durum, nesne, kişi ya da olay ile karşılaştığında “Google” arama motoru misali, saniyenin onda biri kadar kısa bir süre içinde hafızayı tarayarak ilgili deneyimlere ulaşır. Bu özellik geçmişin günümüzü güçlü bir şekilde etkilemesine neden olur.

    3- Yararlılık ilkesiyle çalışır: Diğer bir deyişle, çıkarcıdır. Yönergelerimizin bilinçaltını harekete geçirebilmesi için kesinlikle birinci ya da ikinci derecede kazanımlar içermesi gerekir. Tavşanı kovalayan tazı gibidir.

    4- Korumacı bir tavrı vardır: Bizim açımızdan tehdit oluşturabilecek bir durumda bilincin onayına başvurmadan harekete geçer. Ani durumlarda ortaya çıkan refleks davranışları gibi...

    5- Acıdan uzak kalmaya çalışır: Diğer bir deyişle, kaçınmacıdır. Sorun yaşanabilecek durumlardan bizi uzak tutmaya çabalar. Eğer bir öğrenci ders çalışma süreçlerinde ailesiyle problem yaşamışsa, beyin onu dersten uzak tutmaya çalışır.

    6- Daima uygun olan seçeneği tercih eder: Bu özelliği ölümü görüp sıtmaya razı olmak şeklinde de açıklayabiliriz. Çoğu zaman üçüncü bir seçeneği aramak yerine mevcut ikisi içinden uygun olanını tercih eder.

    7- Peşin olanı vadeliye tercih eder: Acelecidir, beklemeyi sevmez. Çocuklarla yapılan bir araştırmada çocukların dörtte üçü, hemen verilen bir lokumu günün sonunda kazanılacak iki lokuma tercih etmişlerdir.

    8- İhtiyaçları karşılamaya çalışır: Günümüz tüketim toplumunda insanların bilinçaltlarını tüketime yöneltebilmek için sanal ihtiyaçlar üretilir. Örneğin gerekli olmadığı halde günlük vitamin hapları kullanmak, kullanmayacağımız özelliklerle donatılmış cep telefonları edinmek gibi.

    9- Eksik parçaları tamamlamaya çalışır: Yarım kalan işler ve süreçler beynimizi meşgul eder. Sonu belirsiz diziler, yarım kalmış projeler gibi.

    10- Problemleri çözmeye çalışır: Bilinçaltınızın bir konu ile ilgilenmesini istiyorsanız onu bir problem haline dönüştürün; bütün gücüyle ona yönelecektir.

    11- Eşleşmeler aracılığıyla öğrenir: Yeni bir bilgi ile ilgili yeni bir dosya açmak yerine onu zihnimizde var olan yerleşik bir bilgi ile eşleştirir.

    12- Tasarruf ilkesiyle çalışır: Diğer bir deyişle, tembeldir. Az emekle çok yemek peşindedir.

    13- Genellemeler yapar: Özel olaylardan hareketle genel yargılara ulaşır ve daha sonraki aşamalarda dünyayı bu genellemeler sonucu oluşmuş ön kabuller algılar.

    Yukarıdaki maddeler bilinçaltımızı tanımanın, daha nitelikli ve kendimize ait bir hayat yaşamamızda ne kadar gerekli olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

    Fatih Reşit Civelekoğlu