İnternet Çağında Sansür!!!!

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve Che tarafından 26 Ekim 2007 başlatılmıştır.

    26 Ekim 2007
    Konu Sahibi : Che
  1. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    Önceki akşam, Kuzey Irak'ta insan haklarıyla ilgili bir örgütten telefon geldi.
    Telefondaki ses, Dağlıca saldırısında "kaybolan" askerleri gördüğünü söylüyordu.
    "Biri ayağından yaralı, diğerlerinin sağlık durumu iyi; aileleri merak etmesin" diyordu.
    Askerleri "kaybeden"lerle görüştüklerini, görüşmede Amerikalı yetkililerin de bulunduğunu ve onları 3-4 gün içinde "hiçbir karşılık beklemeden" bırakmaya razı ettiklerini anlatıyordu.
    Türkiye ile ilişkilerin düzelmesi için çabaladıklarını belirtiyordu.
    Konuşan, 90'lı yıllarda yaşanan benzer bir kaçırma olayında da devreye girip, askerlerin ailelerine teslimini sağlayan isimdi.
    O yüzden söyledikleri önemliydi. Yine de teyide muhtaç bilgilerdi.
    Teyit etmeye çalışırken hükümetin yasak kararı geldi.
    * * *
    Kararda, "halkın moral değerlerini (herhalde 'moralini' denmek isteniyor. 'Moral değer', 'ahlak' anlamında kullanılır) olumsuz etkileyen, güvenlik güçlerine dönük zaaf imajı yayan" yayınlar yasaklanıyordu.
    Bazı askerlerin "kaybolmuş" olması, halkın moralini bozabilirdi.
    Bir "zaaf imajı" da yaratabilirdi.
    O yüzden hükümet, ancak sıkıyönetim dönemlerinde görülen genişlikte bir sansür koydu.
    Sonuç ne oldu?
    Bütün zamanların en yüksek tirajlı yayın organı sayılan ve böyle dönemlerde satışı katlanan Fısıltı Gazetesi devreye girdi.
    Örgütün internet sitelerine girildi.
    Uydu aracılığıyla Roj TV'den görüntüler kaydedildi.
    Örgütün açıklaması ve askerlerin fotoğrafları önce sanal ortamda elden ele, sonra konu komşu dilden dile gezdirildi.
    Gerçekte çok daha vahim gelişmelerin olduğu, ancak sansür nedeniyle yayımlanmadığı kaygısı hâkim oldu.
    Yani tam da önlenmek istenen şey oldu; "panik havası" doğdu.
    * * *
    Kanal D Haber'in "manifesto"sunda Birand, yasağın daha çıkar çıkmaz Meclis TV tarafından delindiğini, çünkü Meclis'teki sert tartışmaların aynen ekrana getirildiğini belirterek, yasağın komikliğini belgeledi.
    Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay, sansürü, "demokrasilerde görülmeyen bir dikta anlayışı" olarak niteledi:
    "Halkın psikolojisi bozulmasın istiyorsanız önce Başbakan'ı susturun" dedi.
    Ve Deniz Baykal, hissiyatımızı özetledi:
    "Acı ne kadar büyük olursa olsun, milletle paylaşılmalıdır. Acımızın boyutunu bilmek istiyoruz."
    * * *
    Bu kritik süreçte bazı yayın organlarının gerçekten tüyler ürpertici bir kışkırtıcılıkla yayın yaptığının farkındayız.
    Ayrıca dünyanın en gelişmiş demokrasilerinin bile terörle mücadelede yayın denetimine başvurduğunu da biliyoruz.
    Buna rağmen bu sansüre kesinkes karşı çıkıyoruz.
    Çünkü:
    Bir: Bu sansür, bizim de eleştirdiğimiz bir avuç sorumsuz medya mensubunu engellemek adına, (Kanal D'nin deyimiyle) "toplumsal sorumluluk imbiğinden süzerek habercilik yapan" medyayı da cezalandırıyor.
    İki: Batı demokrasilerinde çok özel durumlarda ve sınırları çok net belirlenmiş (terör örgütü lideriyle yapılacak röportajda sesinin kullanılmaması gibi) bir denetim getirilirken hükümetin sansüründe neredeyse her habere yapıştırılabilecek "toplumsal duyarlılığa uymayan yayın" gibi kıstaslar kullanılıyor.
    Bu da -birçok sansür uygulamasında olduğu gibi- asıl amacın halkı değil, zaaf içindeki kurumları, özellikle de hükümeti korumak olduğunu düşündürüyor.
    İnternet çağındaki devekuşu sansürü, "moralimiz"i düzeltmiyor, ama "moral değerlerimiz"i bozuyor.

    Yayın Tarihi : 25.10.2007

    CAN DÜNDAR
     
  2. 26 Mayıs 2011
    Konu Sahibi : Che
  3. SadLisa

    SadLisa Aktif Üye Üye

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesajlar:
    751
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41