İsraf

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve snmglr tarafından 21 Aralık 2006 başlatılmıştır.

    21 Aralık 2006
    Konu Sahibi : snmglr
  1. snmglr

    snmglr Anne Üye

    Katılım:
    14 Kasım 2006
    Mesajlar:
    361
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    İSRAF

    Ondokuz yıl evveldi. Stockholm' e gitmiştim. Bir otele
    indim.Geceydi.Sabahleyin, tıraş olmak için lâvaboya gittiğimde, aynanın
    yanında ilginç bir yazı gördüm. Lütfen diyordu, tıraştan sonra jiletinizi
    çöpe atmayın.Yanda bir kutu var, oraya bırakın. Bir tek jiletle dahi olsa,
    İsveç çelik sanayiine yardımcı olun.

    Doğrusu hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik eşya
    denince akla İsveç çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde " İsveç çeliğinden
    yapılmıştır" diye yazardı. İşte o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin
    bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.

    İsviçre' de zaman zaman, belli periyotlarda, radyolar,
    televizyonlar, basın bir haberi duyurur. Şu tarihte, şu saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın. Okumadığınız, ilgilenmediğiniz,
    kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kağıt, ambalâj, kutu
    varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapının önüne koyun.
    İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun.

    Beş yaşında idim, rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu. Bir tane
    yere düştü. Babaannem eğildi, aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor,
    bulmaya çalışıyor. Çocukluk işte, aman babaanne dedim. Bir pirinç tanesi
    için bu kadar çaba harcamaya, yorulmaya değer mi? Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu. Sen oturduğun yerden ahkâm
    kesiyorsun, dedi. Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar
    zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği,
    çilesi var biliyor musun? Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

    Aradan yıllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim. Alain'in
    proposlarını okuyorum. Birden irkildim. Babaannemi hatırladım. Alain, bir
    insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet
    etmiş olur diyordu. İlâve ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce
    insanın alın teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.

    Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevâzı yaşayan
    insanlardır. Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar japonlara göre
    ruhen tekâmül edememiş, hayatın mânâsını anlayamamış, zavallı
    kimselerdir.Böyleleriyle, zavallı, evini belediye mezat salonuna çevirmiş
    diye eğlenirler. Bir insanın gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar
    acıdır.

    Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış
    borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanı meclisi toplar. Kürsüye çıkar.
    Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve şu andan itibaren
    der, Allah şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar
    ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. Şu üstümdeki elbiseden
    başka elbise giymeyeceğim. Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan
    kaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun
    toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye
    gerek yok. Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm. Yarabbim, ne kadar
    sade, ne kadar mütevâzı, ne kadar gösterişten uzak...

    Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan boş yere
    akıtmakta, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek
    yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor
    muyuz? Hayat çok ince, akıl almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey
    o kadar birbirine bağlıdır ki, ilkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç
    unutmadım. Bir mıh bir nal kaybettirir. Bir nal, bir atı, bir at bir
    orduya savaşı kaybettirir diyordu. Maddî durumumuz ne olursa olsun, ister zengin
    olalım, ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız. Bunda parayı
    da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.
     
  2. 25 Nisan 2007
    Konu Sahibi : snmglr
  3. tualina

    tualina batuhan'ım can oğlum... Üye

    Katılım:
    15 Ocak 2007
    Mesajlar:
    5.858
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    146
    çok güzel bir yazı lerenim,bizde iş yerinde kağıt toplanmasını başlattık ve öncülüğünü ben yaptım denilebilir,yüzlerce kağıt çöpe gidiyordu ama artık gitmeyecek...
     
  4. 25 Nisan 2007
    Konu Sahibi : snmglr
  5. Lereenim

    Lereenim Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    17 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    4.224
    Beğenildi:
    169
    Ödül Puanları:
    353



    Yasemincim bu habere çok sevindim inan .Bende elmden geldiğince israf etmemeye çalışıyorum ve çevremide uyarıyorum bu konuda sık sık .
     
  6. 26 Nisan 2007
    Konu Sahibi : snmglr
  7. burcukutlu

    burcukutlu anne, eş, çocuk, kardeş.. Üye

    Katılım:
    14 Kasım 2006
    Mesajlar:
    3.396
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    348
    aaah ah, keske herkes bu kadar dikkatli olsa, musrif olmasa :KK43:
     
  8. 27 Nisan 2007
    Konu Sahibi : snmglr
  9. putzie

    putzie Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Mart 2007
    Mesajlar:
    161
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Bir insanın gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar
    acıdır.
    bu kısmı çok açıklayıcı gerçekten çok güzel bir yazı satır satır okudum teşekkürler.
     
  10. 27 Nisan 2007
    Konu Sahibi : snmglr
  11. EU1

    EU1 Guest

    çok güzel bir paylaşım emeğine ve ellerine sağlık.hepimiz bu konuda çok dikkatli olmalıyız.TÜRKİYE ÇÖL OLMASINNNNNNNNNNN.
     
  12. 28 Nisan 2007
    Konu Sahibi : snmglr
  13. Lereenim

    Lereenim Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    17 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    4.224
    Beğenildi:
    169
    Ödül Puanları:
    353



    Çok haklısın egecim .Keşke hepimiz bu konuda aynı duyarlılığı göstersek .