İyilesmeye inanmak

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve minasera tarafından 4 Aralık 2007 başlatılmıştır.

    4 Aralık 2007
    Konu Sahibi : minasera
  1. minasera

    minasera Aktif Üye Üye

    Katılım:
    7 Mart 2007
    Mesajlar:
    373
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Inanciniz ne durumda?

    derleme ve ceviri: Lale Kulahli
    alinti: internet

    Inandiginiz ne ise osunuz:

    Bir bir huzur evinde yogun bir medikal arastirma
    yapiliyor. Amac da burada kalanlarin bazilarinin neden
    digerlerinden daha saglikli ve uzun yasadiklarini
    ortaya cikarmak. Bu arastirmada binlerce kisi yer
    aliyor. Bu kisiler pek cok medikal teste ve sorulara
    tabi tutuluyor ve arastirmacilar bu kisileri onlarca
    yil izliyor. Ve sonunda en onemli faktorun "inanc"
    oldugunu ortaya koyuyorlar. Diger bir deyisle huzur
    evinde sagliginin mukemmel olduguna inanlar daha uzun
    yasiyorlar. Sagliginin iyi olduguna inanmayanlar ise
    daha kisa surede oluyorlar. Ve bu durumun bu kisilerin
    sahip olduklari hastaliklarla da bir iliskisi
    bulunamiyor. Ornegin iki kiside kanser tanisi mevcutsa
    ve birisi sagliginin mukemmel olduguna inaniyorsa, bu
    kisinin iyilesmesi daha hizli ve yasama suresi daha
    uzun oluyor. Digeri ise tam tersini deneyimliyor.

    Umdugunuzu alirsiniz:

    Arastirmacilar su sonuca variyorlar ki "sagliginizin
    mukemel olduguna inanmak" istatiksel olarak sigara
    icmemek kadar gecerli bir uzun omur formulu.

    Bir baska yogun ve derin arastirmada ise kanser
    hastalari uzerinde yapiliyor.Ortalama olarak kanser
    hastalarinin %50'si iyilesmekte, %50'si de olmekte
    oldugu tespit ediliyor. Ve bu oranlar arastirmanin
    basladigi 50 sene oncesinden beri gecerli. Hem de bu
    surede laboratuvarlarda yapilan onca arastirmaya ve
    saglanan gelismelere ragmen. Ve amac da bu %50'nin
    iyilesmesine hangi tedavi yontemlerinin yardimci
    oldugunu tespit etmek. Bu terapiler arasinda
    kemoterapi, radyasyon terapisi, ameliyat, yoga, hic
    bir sey yapmamak gibi seyler sayilabilir.
    Binlerce vaka incelendikten sonra ortaya cikan sonuc,
    ne yapilmis, ne tedavi uygulanmis olursa olsun, bir
    hastanin iyilesme sansi %50. Yani diger bir deyisle
    kemoterapi veya yoga, ne yaparsaniz yapin,
    sansiniz %50.

    Arastirmayi yapan doktorlar duruma sasiriyorlar. Cunku
    onlara gore bu sonucu saglayan en azindan bir neden
    olmali. Cunku sonucta %50 iyilesiyor. Oyleyse sir ne?
    Sonunda buluyorlar. "Iyilesmeyi uman" hastlar
    iyilesiyorlar. Olmeyi uman hastalar ise oluyorlar.
    Iyilesmeyi ummak, kanserle mucadele etmekten farkli
    bir durum. Ummak, inanmakla es. Ummak, icsel bir
    "bilis" durumu. Sadece iyilestiginizi
    "biliyorsunuz".

    Inanmanin gucu:

    Inanc hayatimizdaki en guclu etkenlerden birisi. Bizi
    kisisel ve toplu olarak etkiliyor. "kazanan"
    olduklarina inanan insanlar ve sirketler hep
    kazaniyorlar ve tam tersi de aynen gecerli.

    Diyebilirsiniz ki inanclar sadece birer illuzyondur.
    Inanclar zihnin derinlerinde yer aliyor gorunuyorlar.
    Ve objektif gerceklere dayansa da dayanmasa da, son
    derece gucluler. Boylece, eger ben cok zeki olduguma
    inaniyorsam (kotu bir akademik basariya ragmen) o
    zaman ben zekiyim.

    Ve tum davranislarim bu inancimdan cikacaklar, bu
    inancima uygun olacaklar. Ornegin siz sansli bir insan
    oldugunuza inanir misiniz? Ya da sanssiz oldugunuza mi
    inaniyorusunuz? Napolyon'a rutbesi yukseltilecek bir
    asker gosterildiginde ilk sorusu "sansli mi" olurmus.
    "Ben sadece sansli askerlerin rutbesini
    yukseltirim"...

    Daha sansli oldugunuza inanmak, tersine inanmaktan
    tabii ki daha hosnutluk verici. Hatta bu bir illuzyon
    bile olsa ve hic bir bilimsel arastirma ile
    ispatlanmamis olsa da! Pozitif inanclar iyi
    hissettiriyor ve bizi saglikli yapiyor. Negatif
    inanclar bize kotu hissettiriyor ve bizi hasta
    yapiyor.

    Birkac sene once "asya gribi" diye bir grip turu
    cikmisti ve "ben her kis grip olurum" inancini
    tasiyanlar gribe yakalandilar, "ben hic hasta olmam"
    inancini gercek anlamda(%100 inananlar) tasiyanlar ise
    hasta olmadilar. Agir depresyonda olan insanlar
    cogunlukla kendileri ile ilgili, cevreleri ile ilgili
    ve hayatla ilgili negatif inanclara sahip insanlardir.
    Ve bu inanclarinin kendi hayatlarinda dehset verici
    bir etkisi vardir.

    Sevgi ve sifayla kalin,