Izmir///Bergama

Konusu 'Adım adım Türkiye' forumundadır ve Elif tarafından 2 Eylül 2006 başlatılmıştır.

    2 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.608
    Beğenildi:
    5.137
    Ödül Puanları:
    438
    Üç bin yıllık tarihi boyunca dinlerin, kültürlerin ve bilimin odak noktası olan antik kentte İlk kez müzik, tiyatro, spor, güneş, su, çamur kullanımıyla doğal tedavi uygulanmış. Ülkemizin ilk festivali düzenlenmiş.İlk kazı müzesi Bergama'da kurulmuş. İncil'de adı geçen ilk 7 Hristiyan Kilisesinden birine ev sahipliği yapmış. İlk işgali kıran (15 Haziran 1919 ) yer olmuş. İlk kent İmar yasası, ilk 3 dereceli öğretim burada uygulanmış...
    Tarihçesi[​IMG]
    Bergama günümüzde de Akropol, Akslepion ve diğer antik eserleri ile turistlerin odak noktası olurken doğal özellikleri ile de şifa dağıtıyor.
    Pergamon adı, Anadolu kökenli olup "kale" anlamı taşıyor. Çevrede bulunan yerleşimlerden anlaşılacağı üzere bölgenin Neolitik Çağ'dan itibaren iskan edildiği anlaşılıyor. Efsanelere göre ilk halkın Troia Savaşı sonrası göçmenlerinden Herakles'in oğlu Telephos tarafından bölgeye yerleştirildiği belirtiliyor. Bergama önce Lidya sonrada Pers egemenliğine girmiş. M.Ö. 285 de Philetarios Bergama Krallığını kurmuş. Eumeles II zamanında M.Ö.190'da krallık en güçlü dönemini yaşamış en geniş sınırlara ulaşmış.M.Ö.133'de Attalos III'ün vasiyetiyle krallık Romaya devredilmiş. M.S.300'de Bizans kontrolü altına giren şehir, 1320'de Türk hakimiyetine geçmiş.
    Bergama kent girişinde ilk karşılaşılan sağlık merkezi olarak hizmet veren Akslepion oluyor. Sağlık Tanrısı Akslepion önemini Hristiyanlık dönemine dek korumuş. Adına yapılan sağlık yurtlarında çok sayıda insana sağlık bulmuş. Akslepinlar dinsel özelliklerinin yanında tıp alanında yaptıkları araştırma ve deneylerin yapıldığı, ünlü doktorların yetiştiği okullar olarak işlevlerini sürdürmüşler. Sağlık Tanrısı Akslepion'a adanmış kutsal suyun bulunduğu yerde M.Ö.4 yy' da kurulduğu belirlenen Pergaman Akslepion'u Helenistik devirde gelişmiş, en parlak çağını ise Roma döneminde yaşamış. Hergün yüzlerce hastanın barındığı Akslepion'da uygulanan çeşitli yöntemlerle iyileşen hastalar ayrılırken Akslepion Tapınağını da ziyaret ederek güçlerine göre bağışlarda bulunmuşlar. İmparator Carakalla hastalanıp Bergama Akslepionuna getirilmiş ve burada şifa bulunca kente bağışta bulunmuş, Dionysos Tapınağını yeniden yaptırmış.[​IMG]
    Amphitheater sağlık Merkezi Akslepion'a giden kutsal yolun başlangıcı olan Viran kapının 300 m. Kuzeyinde yer alırken, Romalıların su oyunları gerçekleştirmek üzere Tellidere üzerine kurdukları bu muhteşem yapının Anadolu'da Kyzikosla birlikte sadece iki örneğinin bulunması bile önemini vurgulamaktadır. 50 bin kişi kapasiteli eserin bugün gözle görülen dere yatağındaki tonozları, Carea ayakları kazı çalışmalarını beklemektedir. Viran Kapıdan gelen kutsal yol ile Propylonun önündeki küçük meydan ve doğusunda kütüphane, batısında ise Monoptheros planlı Zeus Akslepios Tapınağı yer almaktadır. Kent merkezine yaklaşırken yolun sol tarafında bulunan Bergama Müzesi 1910-1913 yıllarında Alman kazı Evinde kurulan arkoloji deposu, genç Türkiye Cumhuriyetinin ilk depo müzelerinden biri olarak anılıyor. Müze binası geçtiğimiz yıllarda yeniden restore edilerek eserlerin sunuluşu düzenlenmiş. Bugün müzede sergilenen eserlerin çoğu Akropol, Akslepion ve Bazilika ile Gryneion (Yeni Şakran), Pitane ve Kestel'de ki kazılar sonucu ortaya çıkarılmış eserlerden oluşmaktadır. Kent içinde 2000 yıldır akan çeşme olarak tanınan "Kale Çeşmesi", 1399 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılan tek minareli "Ulucami", taş, tuğla duvar örgüsü ile dikkat çeken "Parmaklı Mescit", iki sıra 6 kubbeli 16-17. yy eseri "Bedesten" ve tarihi binalar olup mimarileri ile ilgi çeken "Gazipaşa Okulu" ile Bergama lisesi" görülebilir.
    Bergama Evleri
    Akropole giden yolun başında birbirinden güzel bakımlı ve karakteristik mimariye sahip Bergama evleri ilginç sokakları ve devam eden yaşantısı ile hem farklı bir gezi alanı oluştururken fotoğraf, resim, film gibi görsel sanatlara meraklı kişilere, kompozisyon zenginliği yaşamalarına sebep olacak olanaklar sunuyor. Genellikle daracık sokakların her iki yanına bitişik düzenli ve bir iki katlı olarak kesme, moloz taştan inşa edilen yığma evler Osmanlı-Türk yapılarının kültürünü, karakteristik özelliklerini yansıtıyorlar. Çıkmaz sokaklara da rastlanan mahallede geniş saçaklı alaturka kiremitli çatılar, kitabeli çephe süsleri ilginç motifli kapı tokmakları çarpıcı renkli cepheleriyle tiyatro sahnesi,film platosu hissi uyandırıyor. Ocak 2002 tarihi itibariyle Bazilika karşısında olmak üzere 21 yapının restorasyonu "sokak sağlıklaştırılması" projesi çerçevesinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun izni alınarak yapılıyor.
    Hediyelikler
    Bergama çarşısı ve çeşitli bakır kaplar, siniler, kilim, heybe gibi dokumalar, içine toprak koyup dekoratif saksı amaçlı olarak kullanılan eski zamanın demir ütüleri gibi hediyelik turistik eşya satan dükkanlarda ilk fark edilen yöreye has Bergama Halıları oluyor. 16. yy'da Holbein ve Lotto gibi Avrupalı ressamların resimlerinde hayat bulan ve adını dünyaya duyuran Bergama Halıları için Anadolu Halılarından Bergama Halısını ayıran özellik olarak nazarlık işareti gösteriliyor. Halı dokuyucusu, halısını dokurken ani olarak gelen bir ziyaretçinin nazarı değmesin diye yumağından bir parça koparıp ve halının baştaki kilim kısmının bir tarafına diktiği söyleniyor. Buna neden olarak ta genellikle genç kız olan dokuyucuların dokudukları bir ölçüde yaşamıdır,özlemidir,ya da sevdasıdır.Kırılsın, incinsin istemez deniyor!
    Bazilika
    Bergama'da mutlaka görülmesi gereken eserlerden biride "Kızıl Avlu" olarak adlandırılan Bazilikadır. Roma İmparatorluk döneminde de tapınılan Mısır tanrılarından Serapis, İsis ve Osiris kültürüne ait alışılmışın dışında bir tapınak olan yapı 30x200 m ebatlarında dikdörtgen planlı olarak inşa edilmiş. Günümüzde büyük bölümü Bergama evleri altında kalan yapının altından ise iki tünelle Selinos Çayı geçiyor. Çatısına kadar 25 metre yükseklikte duvarlar bulunan ve kırmızı tuğladan yapıldığı için Kızıl Avlu ismini alan yapı Anadolu'nun en büyük dini ve anıtsal yapılarından biri sayılıyor. Ana yapıya 7x14 m boyutlu kapı aralığından girilirken salonda Serapis kültürü ile ilgili olduğu düşünülen havuz ve kuyu bulunuyor. Bizans döneminde iki bölümü nefi ve apsisi ile kiliseye döndürülen Seramis Tapınağında bugün kulelerden biri cami olarak kullanılıyor. Tapınağın arka bölüne rastlayan mahallede ise antik bir köprü görülebiliyor.
    Akropol
    Bergama'nın en hakim manzarasına sahip tepede yer alan Akropol 1878 yılından bu yana kazı çalışmalarına devam ediliyor. Çevresini saran surların arasında da yükselen Akropolün en önemli yapısı şu anda Berlin Pergamon Müzesine götürülen Zeus Sunağıdır. Eumeles II tarafından Galatlara karşı kazanılan zaferin anısına inşa edilen Zeus Sunağının yeri turistler tarafından ilgiyle izleniyor. Batıya bakan yamaçta 10.bin kişi kapasiteli Antik çağın, sahnesi portatif olan tek tiyatrosu bulunuyor. Dünyanın en dik tiyatrosu olan Akropol tiyatrosuna arkasında bulunan Dionysos tapınağına giden yolu kesmemek ve aynı zamanda tapınağın görüntüsünü engellememek tiyatronun sahne binasını ahşap olarak inşa etmişler, oyun oynanmadığı zamanlarda bu portatif ahşap sahneyi sökerek zaten dar olan kutsal teras, tapınak yoluna geçiş sağlamışlar
     
  2. 31 Ocak 2008
    Konu Sahibi : Elif
  3. EU1

    EU1 Guest

    begendikleriniz icin rep ve tesekkur butonlarini kullaniniz aksi takdirde mesajlariniz silinecektir resim ve bilgi paylasimi disinda sohbet etmeyiniz