Johann Wolfgang von Goethe Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve seaBahAR tarafından 11 Aralık 2008 başlatılmıştır.

    11 Aralık 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  1. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238

    Goethe'nin Marienbad Ağıdı'ndan


    Artık ne bekleyebilirim, yeniden
    Buluşsam da o gonca çiçekten
    Cennet ve cehennem seni bekliyor
    Duygular kararsızlık dalgalarında sarsılırken,
    Bitsin bu kuşkular artık! İşte gök kapında
    Kaldırıyor yerden seni kollarıyla


    İşte cennete kabul edildin, keşke
    Değer olsaydın sonsuz güzel hayata
    Artık ne istek, ne umut, ne tutku kaldı
    Burasıydı yöneldiğin içten çabalarla
    Karşında görünce eşsiz güzelliği
    Yanık gözyaşlarının kaynağı tükendi

    Gün nasıl da hızla çarptı kanatlarını
    Zamanı önüne katıp sürer gibi
    Akşamki öpücük bir mühür dudaklarda
    Yarınki güneşin de aynen göreceği
    Sakin bir yürüyüşteydi zaman,
    Kız kardeşler gibi, benzer ve benzemeyen

    Son öpücüğün nasıl da tatlı kıyıcılığı
    Kesiveriyor aşkın kusursuz örgüsünü
    Şimdi acele, tedirgin koşan, sakınıp eşiğinden
    Ardından alevler içinde bir melek geliyor gibi
    Göz, karanlık yola yorgun bakıyor
    Dönüp baktı: Kapı kilitli duruyor

    Şimdi kendine bile kilitli olan bu gönül
    Sanki hiç açılmamış, mutluluk saatlerini
    Gökteki bütün yıldızlarla yarışarak
    Onun yanında hiç yaşamamış gibi
    Usanmış, utanmış, bungun, hüzünlü
    Karanlıklar içinde soluksuz gönlü

    Bu dünyadan geride ne kaldı? Sarp kayalar
    Kutsal gölgelerle taçlandırılmadı mı?
    Ürünler olgunlaşmadı mı? Yeşillikler canlı,
    Irmak ve otlaklar boyunca uzanmıyor mu?
    Ve yeryüzü ötesinin büyüklüğü
    Biçimli ve biçimsiz kubbelenmiyor mu?

    Nasıl da aydınlık ve kırılgan, hafif ve ince
    Ciddi bulutlar korosundan altı kanatlı melek
    Tıpkı o, yukarıdaki mavi gök
    Buhar gibi karışıveren maviliğe
    Böylece gördün danslar içinde sevinçli
    O, sevgililer sevgilisini.

    Yalnızca birkaç dakika izin sana
    Onun yerine bir hayli tutup bırakmaya
    Yüreğine geri dön, daha kolay bulabilirsin orda
    Değişen biçimlere oynarken onu.
    Pek çok resim giderek oluşturuyor birini
    Böyle binlerce kez ve hep hep sevgili

    Kapılarda bekliyordu, karşılar gibi
    Adım adım mutlu etti beni
    Bir daha koştu son öpücükten sonra
    Bir son daha kondurmaya dudaklarıma
    Nasılda canlı şimdi anısı
    İçimde alevden harflerle yazılı.

    O gönül ki, yüksek surlar yaptırmış
    İçinde korumak için kendini ve sevdiğini
    Onun yerine de sevinç duyuyor bu aşktan
    Yalnızca ona açınca kapılarını tanıyor kendini
    Böylece kendi sınırları içinde daha özgür
    Ve yalnızca ona teşekkür için atıyor yüreği

    Sevme gücü ve gereksinim
    Karşılıklı sevgiyle yok edildi
    Sevinçli tasarılar için umudun neşesi
    Karar ve eylem için hemen bulundu
    Aşk bir heyecansa seven için,
    Ben en hoş örneğiyim bunun.

    Beni böyle kılan onun varlığı! Nasıl bunaltıcı
    Bir korku akıl ve beden üstünde, istenmeyen ağırlık:
    Tüyler ürpertici hayaller dolu
    Yürek boşluğunun ıssızlığında.
    Şimdi eşikte umudun bilinen şafağı
    Işıyor güneşin yumuşak aydınlığında.

    Tanrı'nın verdiği huzuru bu evrende
    Akıldan çok mutluluk veren - okuduğumuza göre -
    Karşılaştırıyorum aşkın huzuruyla,
    Sonsuzca sevdiğin yanındaysa bu dünyada
    Gönül rahatlar, bozamaz hiçbir şey o derinde
    Duran anlamı, o anlam ait olmaktır sevdiğine...


    Johann Wolfgang von Goethe


    Goethe biyografisi için tıklayınız.
     
  2. 11 Aralık 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  3. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238

    Gürgen Kralı (Der Erlkönig)


    Kim bu süvari, geceyarısı fırtınada giden?
    Bir Baba ve çocuğu, atın üstünde binen
    Oğlanı kollarıyla emince sarmış
    Sımsıkı ve sımsıcak tutmuş, sormuş;

    Oğul, neden korku içinde suratını gizlersin? -
    Sen Baba, Gürgen Kralını görmezmisin?
    Gürgen Kralını, tacı ve şanıyla? -
    Oğlum, o sadece bir sis kuşağı.-

    ‘Gel Çoçuk, gel, benimle gel!
    Güzel oyunlar oynarım seninle, gel;
    Sahilde kimi rengarenk çiçekler var,
    Annemin kimi altın sarısı elbisesi var.’

    Baba, Babacığım! Duymazmısın,
    Bana Gürgen Kralı neler söylüyor? -
    Sakin ol, uslu kal, aman evladım;
    Kuru yapraklarda yeller fışıldıyor-

    ‘Benimle, Şeker Oğlan, sen gelmek istermisin?
    Kızlarım seni beklesinler, birbirinden güzeller;
    Kızlarım gecelerin Reihn’ini sürerler,
    Ve seni sallar, okşar, şarkılarıyla ser severler’

    Baba, Babacığım! Görmezmisin orada
    Gürgen Kralının kızlarını karanlıkta? -
    Oğul, Oğlum, tabiki görüyorum,
    Çorak çayırlar bayağı sol ışıldıyor.-

    ‘Seni seviyorum, endamın beni deli ediyor;
    Gönüllü vermezsen, zorla alırım! ’ diyor
    Baba, Babacığım! Şimdi bana dokunuyor!
    Gürgen Kralı bana acı veriyor!

    Babanın hali perişan, aha nal toplayacak,
    Kucağında çocuk, inim inim inliyor ancak,
    İşte vardı, ulaştı son kıvraklığıyla, sefil;
    Kucağında çoçuk, ölmüş, zavallı rezil.


    Johann Wolfgang von Goethe
    Çeviren: Musa Aksoy

    Not:
    Gürgen Kralı’ bir Babanın geceleyin atla seyrini anlatır. Çocuğunun yüksek ateşi vardır, ve kabuslarında ‚Gürgen Kralının’ endamını görür, ondan babasına sığınırcasına endişelenir. Baba oğluna teselli vermeye çalışır ve onun hayallerini gerçeklere benzetmeye uğraşır, misalen sis, yaprakların hışırtısı, ağaçların pırıltısı… gibi. Lakin çocuk gitgide huzursuzlaşır, ateşinden fantezilerindeki mahluklardan iyice korkar. Bu kuşkulu suretler - ‚Gürgen Kralı ve Kızları’ - çocuğun bakış açısından şekillendirilir ve dolayısıyla hakikiymişcesine gözetlendirilir. Neticesinde oğlan bir çığlıkla tamamen çaresizliğini belirtmeye çalışır, Baba tümüyle çilelenir ve nal toplarcasına atı tepikler, yurduna varmaya can atar. Sonunda anlar ki, çocuğu çoktan ölmüştür.

    Alman edebiyatında tartışmasız yerini almış bu balat, sayısızca yeniden bestelendirilmiş ve/ya seslendirilmiştir: Franz Schubert, Ludwig van Beethoven, Carl Loewe….
     
  4. 11 Aralık 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  5. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238

    Güzel Gece (Die Schöne Nacht)


    Artık kulübeyi terk ediyorum,
    Sevdiklerimin meskenini,
    Yalnız, alçak adımlarla dolaşıyorum
    Issız ve karanlık ormanın içini.
    Luna (ay) doğuyor çalı ve meşeler ortasından,
    Zefir (meltem) seyrini bildiriyor,
    Huş ağaçları eğilerek serpiyor yukardan
    Ona doğru, en tatlı tütsüyü seriyor.

    Nasıl da tapınıyorum serinlikte
    Bu güzel yaz gecesine!
    Ah, ne damıtıcı burada duygulanma,
    Ruhu şen ve mutlu kılan;
    Neşene nafile dokunamadan!
    Ama, gene de isterdim ki, ey sema sana
    Binlercesine böyle gece bırakmak,
    Yarimi verseydin bir tek bana.

    Johann Wolfgang von Goethe
    Çeviren: Musa Aksoy

     
  6. 11 Aralık 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  7. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238

    Ormanda Yürüyordum


    Ormanda yürüyordum
    Öylesine ve kendimce
    Ve hiçbir şey aramamak
    İşte buydu niyetim.

    Sonra gölgeler arasında
    Bir çiçekçik gördüm,
    Yıldız gibi parıldayan,
    Bir göz gibi gülümseyen.

    Yerinden koparmak isterken onu,
    İncecikten bana:
    Solup ölmemi istiyorsun.
    Tutup kopararak beni? deyiverdi.

    Onu kökleriyle birlikte,
    Hiç incitmeden çıkarıp,
    Güzel evin başındaki,
    Büyük bahçeye taşıdım.

    Büyük sakin bahçede,
    Ektim onu yeniden.
    Şimdi o küçük, güzel çiçek
    Büyüyor durmadan, çiçek açıp, gülerek.

    Johann Wolfgang von Goethe

     
  8. 11 Aralık 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  9. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238

    Mülkiyet Üzerine


    Mülkiyet:
    Biliyorum ki ben,
    Ruhumdan akıp gelmek isteyen düşünceler
    dışında,
    Hiçbir şeye sahip değilim.
    Biliyorum ki ben,
    Tatlı bir sevgiyi, küçük bir sevinci tattığım
    anlar dışında,
    Hiçbir şeye sahip değilim.

    Johann Wolfgang von Goethe