Kaan İnce Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve seaBahAR tarafından 3 Ekim 2008 başlatılmıştır.

    3 Ekim 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  1. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.194
    Ödül Puanları:
    238
    2 Şubat 1970 tarihinde Ankara'da doğdu, 11 Ağustos 1992 yılında İstanbul'da kendi isteğiyle yaşamdan ayrıldı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nde okudu.

    Şiirleri Çağdaş Türk Dili, İzlek, Promete, Yazılı Günler gibi dergilerde yayımlandı. Ölümünden sonra İzlek dergisinin girişimiyle Kaan İnce Vakfı kuruldu. 1992 yılında Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödüllerinde "Dikkate Değer Şairler" arasında yer aldı.




    YAŞAMA SEBEBİ
    sıkmışım dişlerimi gözlerim kanayana kadar
    çeyizimizde hüzün motifleri
    göçebe bir ağıt göğsümün derinliklerinde
    bu aşkın dönüşü yoksa
    duman kırığı gözlerinde gecenin hıçkırıklar
    kırık keman sesi ve adağım var
    moraran hercai düşlerim ateşi delip ıslatır mendilimi
    kalbime dolar-sonsuz uykuma-korkuya susamış yasadışı bir rüzgar

    bu aşkın dönüşü yoksa
    suya düşer kokusu menekşelerin
    deniz her zamankinden daha köpüklü
    serçeler bir garip ötüşlüdür
    martıları mavnalarla başka türlü danseder hamuruna sevgi katılmış bu dünyanın

    küflü yüzler yok hiçlik de
    hani ne derler gözlerinden öperim çocuk,
    gamlı sevda, şiir
    ne'm kalır geriye gülüm seni alırlarsa benden
    tiksintiler toplamı umutsuzluk sapağında ölüm.

    [​IMG]

    PUS GECENİN ZEMİN KATI
    Suya gömdük yıldırım ayetlerini
    ayışığında boğulan gecenin
    Sararmış saatler durduğunda
    eşit aralıklarla dizilmiş fenerlerde
    buruk gözlerin kadar serüvencidir
    düşakıntısında martı kahveleri an an
    Çocuk kokusu
    Kanlı elişi mendil
    Usulca eskitilir yatağında sessizlik
    Yalnızlık kus zehrini
    Pus
    gecenin zemin katı
    Men dil
    (Sıkıştık bulutlara
    kanat kaldık gökte
    binlerce çift
    unutulduk yıllarca)
    Ay eskisi göbeğim çatlar
    ince öfkemden
    Sular kaynağını yitirir
    yüreklere ezgi düşer ah sesleri
    dilsiz ağızlardan
    Yer değiştirir kendiliğinden
    yengeçle oğlak
    Şimdi gözlerim güzeleği

    (KA N, İzlek Yayınları, Mart 1997)
     
  2. 3 Ekim 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  3. o.m.a.y.r.a

    o.m.a.y.r.a Aktif Üye Üye

    Katılım:
    18 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    377
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    ''''
    ve ben güzün ağlayacağım
    sulara çekileceğim dönerken balıkçılar
    yakamoz göreceğim dümensiz simsiyah gözleri
    öleceğim
    ve ben
    ''''
     
  4. 25 Ekim 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  5. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.194
    Ödül Puanları:
    238
    GİZDÜŞÜM

    Boşlukta kemiklerin kanattığı karanlık: Sürekli,
    geceye bölünen saatlerin asıldığı yer. Kıyı boyunca
    çalınan sabah: Esrik tin. Sehpada unuttum başımı, us yitik.
    Divansızların bembeyaz ayetleri gibi peşin hüküm giydik.
    Gözlerim deniziğnesi.
    Kırıl benliğimin benli gözenekleri
    İçinde, sürgünlerin gizli sessizliği.
    Alnıma dayarım güz görümlük ömrümü, seherin cılız eliyle.
    Uzaktaki vahşi güle hüzün kokarım. Ve ölüm ardıma leke
    düşer, gözlerimden çekilen sıcaklık korkuluk yüzümde
    soğur soğur, iki kaş arasında yenilir kendine uzun yol.
    Çiçek tüter düşler karanlığı kısıp pencerede
    gök uçurtma çeker yıldız çölüne
    Bir ışık örtüsü açılacak göğe, acılaşan gecede; suya ateş
    düşüp kirpiklerime gömülecek, yüzüme sıkışmış erguvan
    ölüleri. Dilenci kızlara serpinti yağmurun kırık sesi.
    Ay batışı gözlere iki ezgi gibi hüzün çökerim, tetikte
    yalnız kalan gölgemle. Sıkıntımın yıldız sefası, n'olur
    kapatma kollarını, sakalıma basma sabah. Denk cepheli
    çalışmalar ederi kadar başlık paramız, asmayın bizi.
    Güvencin uçuşu, alabildiğine rüzgâr;
    gez arpacık göz tetikte.
    Ölüm açmazda bekleyen kuş seslerine sağanak: Bakire
    umutlar. Görünmez viranlığım. Çiğ damlacıkları...
    Soluğunda sevişen fesleğenlerin, üç kulaç kurşuni sudan
    gözlerini saran kokusu; sendeleyen hoş bir yaşam,
    inanç yüklü gülüşlerde. Gecenin sararmış mühründe billurlaşan
    sessizliğe dolunay doğarım.
    Düş artık yakamdan
    güneş kırıklarına dadanan sevda.

    Kaan İNCE
     
  6. 2 Aralık 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  7. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.194
    Ödül Puanları:
    238

    Anne

    hüznün damlalarıdır sevgime yağan
    dolduğunda çatırdayan kalbim uçurum yarıklarıyla
    dilim dilim kesilmekte gözbebeklerim
    sarkarak toza bulanan
    işte o zaman
    ışığına dolanıp düşlerinin göğsüne yatardım
    karışık sesinle kanat çırpardı sesim
    elllerine erir karışırdım ıslaklığına
    eğirmek isterdim kestane saçlarını iğle saçlarıma
    zorlu anlarımda çıkıp gelirdin hep yanıma
    eziyetle yürüdüğün yeter
    dökünüyorum yorgunluğunu bedenime
    sarnıçlarda yağmurlar dinlenirken senin için
    anne, gül et beni kederine

    Kaan İnce