Kadınlar için sağlık önerileri

Konusu 'Jinekoloji' forumundadır ve husel tarafından 2 Ağustos 2007 başlatılmıştır.

    2 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : husel
  1. husel

    husel er:) Üye

    Katılım:
    16 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.849
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    Kadınlar için sağlık öğütleri - I -
    Doğum kontrol ilaçlarından başlayalım. Bu ilaçlar vücuttaki folik asit (B9), vitamin B12, vitamin C düzeylerini azaltarak vücut savunma sistemini (immün sistem) zayıflatıp papilloma virüs enfeksiyonlarına ortam hazırlar. Sonuç; rahim ağzı (servikal) kanseri.

    B vitaminleri yiyeceklerin çoğunda bulunur ama doğum kontrol hapı alanlarda tüketim arttığından besinlerle alınan miktar yeterli olmaz. B vitamini vücutta, ne yazık ki depo edilemez. C vitamini de öyle. “Haplarla birlikte bu vitaminleri de alalım” demek vücut dengesizliğine çıkartılan bir başka davetiye olur. Doğru olan, doğum kontrolünü doğal yollarla sağlamaktır. Siz değil beyefendi bulsun çözümü.

    Akne-sivilce tedavisinde accutane kullanan kadınlar lütfen doğum yapmasın. Yaparlarsa, kolsuz, bacaksız, kulaksız, damağı yarık, iç organları bozuk çocuklarının olabileceğini akıllarından çıkarmasınlar.

    Otistik çocukların doğum oranı son yıllarda 8 kat artmış. Son 30 yılın tedavilerine bir bakın. Bırakın hasta olmayı, hasta olma şüphesinde bile antibiyotik kullanılıyor. Evlerimiz ilaç depolarına döndü. Bir de cıva içeren aşılar. O aşılarla büyüdü 2 nesil. Her şikayete bir ilaç modelli tedavi yöntemleri uygulandığı sürece, doğanın gerçek tedavilerinden uzaklaşıp rafine olmuş ağır metal ve toksin çöplüğüne dönen bünyelerimizden nasıl sağlıklı çocuklar doğabilir?

    B vitamininin bir türü olan folik asit, hamile iken alındığında omurilikte olan doğumsal bir hastalığı önleyebiliyor. Doktorlar kadınlara folik asit almasını öneriyor. Norveç gibi entelektüel düzeyi yüksek bir ülkede bile tüm hamileliği buyunca düzenli folik asit alan kadınların oranı %10 iken, bunun önemini sosyokültürel düzeyi düşük kadınlarımıza nasıl anlatacağız ? Anlatamadığımız ortada. Hala spina bifida hastalığı olan çocuklar doğuyor ülkemizde. Önlenebilir doğumsal hastalıkları gördükçe çıldırmamak elde değil.

    Tamam kadınlar aldı diyelim folik asiti. Ama hangi folik asit. Hap biçiminde sıkıştırılmış olan folik asit mideden emilmiyor. Kapsüllü, içinde tozu olan haplardan kullanmak gerek. Ve günde 800 mikrogram ve B 12 vitaminiyle birlikte. (Kadın doğum uzmanları 500 yeter diyor ama yetmez)

    Vücudumuzun tüm vitaminlere ihtiyacı var. Özellikle hamile iseniz. Doğal yoldan almak en güzeli. D vitamini için sadece güneşlenin. İnancınız gereği örtünüyorsanız uygun güneşlenme yeri mutlaka bulun ve her gün güneşlenin (Solaryum olmaz). Teninize hiçbir şey sürmeyin. Güneş yağları D vitamininin yapılmasını sağlayan UV-B ışığını engeller. Sadece UV-A’nın cilde girişine izin verir. Pencere ardından güneşlenmek de faydasız. D vitamini eksikliği ile bağışıklık sisteminizi zayıflatıp, güneş cenneti ülkemizde cehennemi yaşamayın. Doğal olanı varken ilaçla D vitamini almak gibi yapay sağlık yollarına çok gerekmedikçe başvurmayın.

    Söz D vitaminine gelmişken, kalsiyumdan bahsetmemek olmaz. Günlük besinlerle alınan kalsiyum miktarı yeter hatta fazla bile. Şaşırmayın. Menapoz döneminde Japon kadınlarının günlük yiyeceklerle aldığı kalsiyum miktarı, Amerikalı kadınlardan yarı yarıya daha az olmasına rağmen Japon kadınlarda kalça kırığı oranı çok daha az. Demek ki dışardan fazla kalsiyum almakla kemik erimesi önlenemiyor. Menapoz öncesi vücudunuz bu önemli değişikliğe uyum sağlamak için sağlıklı olmalıdır. Bir hastalıkla menapoz karşılanırsa, uyum süreci de zorlu olacaktır.

    Menapoz, vücudun görevlerinden birinin süresinin dolması ile başlayan yeni bir süreçtir. Doğal bir olaydır. Beyin, regl için gerekli olan FSH ve LH hormonları salgısını azaltır. Dolaylı olarak östrojen yapımı da azalır. Hormon dengelerinin değişmesine bağlı olarak gelişen yeni vücut düzenine önce beynin hazır olması gerekir. Beyin ön bölgesi, kişilik özelliklerini sağlayan, beynin ve vücut çalışmasını kontrol eden bölümdür. Beyin ön bölge çalışması duyarlı olan kadınlar zor bir menapoz dönemi geçirir ve sonrasında yeni düzene ayak uydurmada zorlanırlar. Ateş basmaları, kemiklerden kalsiyum kaybı, beyin ön bölge duyarlılığı olan kadınlarda daha şiddetli olur. Yaygın vücut ağrıları, halsizlik, kolay yorulma, isteksizlik, baş ağrısı ve baş dönmesi görülen diğer yakınmalardır.

    Menapoz ile birlikte azalan östrojen (kadınlık hormonu) etkisiyle kemikteki kalsiyum azalıyor. Bu dönemde dışarıdan alınan kalsiyum, kemikten kalsiyum kaybını önleyemiyor, üstelik fazla kalsiyum damarlarda birikip beyin ve kalpte damar tıkanıklığına yol açıyor, böbreklerde ve kalp kapağında birikiyor, kabızlık yapıyor, meme dokusunda birikiyor, çarpıntı, göz seyirmesi ve bel ağrısına neden oluyor. Kemiklerden kalsiyum alınımını artırıcı östrojen tedavisini de, kanser ve kalp hastalıkları riskini arttırdığı için uygun değil. Üstelik, fazla alınan kalsiyumun D vitamini düzeyini azalttığı bildirilmiştir.

    Bir de şu meşhur taramalarda kullanılan kemik yoğunluğu (dansite) ölçümü var. 2 yıl önce yanımda çalışan sekreter komşu hastanede yapılan ücretsiz kemik ölçümü testine katılmış ve sonuç osteoporoz çıkmıştı. Kızcağız 20 yaşındaydı. Kemiklerim eriyor diye üzülmüştü.

    Gerçek kemik sağlamlığı ölçümü kriterleri için 3 değer gerekir. Yoğunluk tek başına bir anlam ifade etmez. Birlikte, kemik esnekliği (fleksibilite) ve sertliğinin de ölçülmesi gerekir. Esnekliği, kemikteki kalsiyum kristalleri arasında yer alan magnezyum sağlar. Esneklik, kemiğin gevrekleşmesini önler. Kemik sertliğini sağlayan mineral ise bor (boron)’ dur.

    Menapoz doğal bir olaydır ve bu nedenle tedavisine gerek yoktur. Sadece dengeli beslenme ve doğal yöntemlerle ile kemiklerin daha güçlü olması sağlanabilir. Öncelikle, kemik esnekliğini sağlamak için alınan kalsiyum ve magnezyum oranı birbirine eşit olmalıdır. İçtiğiniz pet şişe sularını ve eve alınan suları kontrol ediniz ve magnezyum-kalsiyum miktarı birbirine en yakın, ya da eşit olan suyu tercih ediniz. Alınan doğal kalsiyum miktarını, magnezyumla eşit olması şartıyla arttırabilirsiniz. Tüm koyu yeşil sebzelerde magnezyum bolca bulunur.

    Kalsiyum ve magnezyumun vücut içine girmesi için D vitamini gerekir. Bunu da güneşten, güneşlenerek alınız. Kışın 3 ay, güneş görmeyen yörelerde ek olarak D vitamini ilaç olarak alınabilir. D vitamini kalsiyumdan çok daha önemli ve gereklidir. Kanserden korur, hipertansiyon riskini azaltır. Yapılan çalışmalar, kalsiyum almadan, sadece D vitamininin kemik kırıklarında önemli azalmalar sağladığını göstermiştir. Bu arada hemen belirtelim; güneşin cilt kanseri dahil cilde olan zararı, D vitamini yararı yanında önemsiz kalır. Günlük toplam yarım saatlik güneşlenme, ihtiyacınız olan tüm D vitaminini karşılar. Kışın günlük 2400 IU dozunda D vitamini ilaç olarak alabilirsiniz. Bu doz yaz güneşi altında vücutta yapılan D vitamini miktarıdır. Bu alınabilen üst limit olarak belirtilse de bir çalışma, yaygın vücut ağrıları olan kadınlarda günlük 4000 IU dozun tedavi edici olduğunu belirtiyor. Çoklu vitamin haplarında bulunan D vitamin dozları ortalama 400 IU olup çok azdır.

    Sıra geldi östrojene. Tabiî ki doğal östrojen alacaksınız. Fito-östrojen içeren tüm besinler. En önemlisi keten tohumu. Taze, kurumamış tohumları öğütün ve günde 3 tatlı kaşığı yutun. Keten yağı zayıf içeriklidir. Gerekmez. Keten tohumu ile yemek hazırlayın. Bu konuyu araştırmak ta size düşüyor artık.

    Menapoz sonrası demir ilaçlarını kullanmayın. Regl döneminde yıllarca demir kaybetmeye alışkın vücudunuz, menapoz sonrası ilaçlarla alınan demiri biriktiriyor ve ciddi sorunlara yol açabiliyor (kanser, diyabet, enfeksiyonlar, demans ve kalp hastalıkları).

    Menapoz dönemi ve sonrası, hamilelik, bebekler ve genç kadınlar için daha çok önerilerim olacak.

    edit

    Dr Güçlü Ildız

    Kaynaklar:
    Teratology 64: 142-47, 2001
    J Am Academy Dermatology 45: 515-19, 2001
    Annals Pharmacotherapy 37: 1124-27, 2003
    Archives Biochemistry Biophysics 344: 404-12, 1997
    Mutation Research 18;475:57-67, 2001
    Cancer Causes Control 16: 83-95, 2005
    Journal Steroidal Biochemistry & Molecular Biology, 2005
  2. 2 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : husel
  3. husel

    husel er:) Üye

    Katılım:
    16 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.849
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    Kadınlar için sağlık öğütleri - II -
    Sağlık öğütlerine doğum kontrol haplarıyla devam edelim. Her ay tamamlanan adet döngüsünde östrojen'in kan düzeyinde inişli çıkışlı hareketliliği vardır. Kadının doğal yapısı östrojenin bu hareketliliğine göre biçimlenir. Östrojenin görevleri sadece kadınlık organları üzerine değildir. Beyin, karaciğer, kalp gibi pek çok organda, vücudun çalışması için gereklidir. Vücut, östrojen kan düzeyinin iniş ve çıkışlarına göre de çalışmasına yön verir.

    Doğum kontrol hapları östrojen düzeyini sürekli yüksek tutarak hamile olduğu mesajını verir. Bu nedenle vücut diğer bir hamilelik olasılığı olmayacağından gerçek hamileliğe izin vermez. Yani doğum kontrol hapları, vücudu kandırır. Doğal çalışma dengesini bozar. Kimi haplar da rahim iç yapısını değiştirerek, döllenmiş yumurtanın rahime yapışmasını önler. Kısaca, doğum kontrol hapları vücudun normal çalışmasını bozarak hamileliği önlemeye çalışır.

    Bu icraatları sırasında vücudun çalışması için gerekli olan kimi maddeleri kullanarak eksikliklerine neden olur. Bu maddeler B6, B12, C vitaminleri ve folik asittir. Normalde besinlerle alınan bu maddelerin eksikliği sonucu vücut savunma sistemleri zarar görerek rahim ağzı kanseri görülme sıklığını artırırlar. Ayrıca meme ve akciğer kanseri, migren, kalp ve beyin krizi, böbrek taşı, kan basıncında artış (hipertansiyon), kilo alımı, regl düzensizliği, iyi huylu karaciğer tümörü ve meme duyarlılığı bilinen diğer zararlarıdır. Bunun yanı sıra antibiyotiklerin etkilerini de azaltırlar.

    Kullanımına başlanılan ilk yıllarda vücut uyumu nedeniyle bir sıkıntıya yol açmayabilir ya da öyle görünebilir. Doğum kontrol haplarıyla ilgili asıl sorun, uzun süreli kullanma zorunluluğunun olması nedeniyle, vücudun çalışmasının bu anormal çalışma düzenine uyması sonucu ortaya çıkabilecek olan hastalıklardır. Bu gerçekler ışığında "bu hapları kullanmaya değer mi ?" sorusuna yanıtı kullanan hanımlar verecektir.

    Sellülitin tedavisi halen bulunamadı. Kimi yöntemlerin az da olsa etkisi var ama tamamen ortadan kaldırılamıyor. Yağ, su ve metabolizma artıklarının bir araya gelerek cilt içine sıkışmasıyla oluşuyor. Kadınlarda olmasının nedeni ise östrojen. Çünkü östrojenin yağ yapıcı bir etkisi var.

    Ancak japon kadınlarında sellülit pek görülmüyor. Doğal bir ürün olan ve kırmızı şarap, yeşil çay, soğan gibi besinlerde bulunan flavonoidler, yağ yapımını sağlayan enzimi engelledikleri için sellülit oluşumuna da izin vermiyorlar. Japon mutfağının temel besin maddeleri içinde bulunan flavonoidler, kilo kontrolünde de çok faydalı olduğundan Japon hanımlarının ince görünmesine katkı sağlıyor.(1) Bu nedenlerle soğanı, kırmızı şarabı, yeşil çayı hem sellülit hem de kilo kontrolü önerilerinde unutmamak gerekiyor.(2) Kırmızı şarabın yağ oluşumunu (lipogenesis) önlediği bilinmektedir.(3)

    Tahıllarda bulunan kepek, yağ oluşumunu ve dolayısıyla sellüliti önleyen bir maddedir.(4) Ancak kepekli ekmek yerine kepeğin doğrudan kendisini tüketmekte fayda var. Bir başka çalışma kepeğin aynı yöntemle meme kanserini de önlediğini bildiriyor.(5)

    Özet olarak soğanı kepekle karıştırıp kırmızı şarapta bekletin. Sonra da yeşil çayla afiyetle yiyin. Bu bilgilerden elde edilen sonuç bu oluyor. (Bu konuda acemi aşçı olarak daha iyisini düşünemedim. Sizler daha iyi bilirsiniz).

    edit


    Dr Güçlü Ildız

    Kaynaklar:
    1.Molecular Nutrition Food Research 50: 211-17, 2006
    2.Current Pharmaceutical Biotechnology 7: 483-93, 2006
    3.Experimental Clinical Endocrinology Diabetes 115: 2007
    4.Anticancer Research 19: 3695-98, 1999
    5.Journal Biological Chemistry 280: 5636-45, 2005
  4. 12 Mayıs 2011
    Konu Sahibi : husel
  5. alirada

    alirada Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    Hocam merhaba,

    öncelikle bizlere çok faydalı ve değerli bilgiler sunduğunzdan dolayı teşekkür etmek isterim. Ben 35 yaşımdayım evliyim yumurtalıklarım tembel olduğu için yumurtam yeterince büyüyemiyor ve hamile kalamıyorum. adet seyirimde gün olarak azalma var eskiden 5-6 gün sürerken şimdi 3-4te kesin bitmiş oluyor. Doktorum henüz kan tetkiklerimi istemedi ama artık kendim isteyecem ve önümüzdeki adetimin 3.gününde testimi yaptıracam ama sanki hissediyorum erken menopo başlangıcındayım :KK43: ve bu beni çok korkutuyor. Değerleri görünce sizinle de paylaşmak isterim bildiğim kadarıyla FSH değeri 25-40 altında olmalı ve hatta 20lerde olursa çok daha iyi ama 40ın üzerindeyse kesin menopoz tanısıdır ki bu bende henüz mümkün değildir çünkü adetlerim düzenli. Benim size sormak istediğim keten tohumuyla ilgili, tazesini bulamazsam kurusunu çay gibi demleyip içsem faydası olur mu. yoksa mutlaka tazesi mi olmalı ? Tekrar Teşekkürler
Benzer Konular: Kadınlar için
Forum Başlık Tarih
Jinekoloji BABYSTART Fertil Care - Kadınlar İçin Vitamin Desteği 11 Aralık 2011
Jinekoloji Kadınlar İçin Üç Önemli Yaş 9 Nisan 2007
Jinekoloji Hayıt otunun kadınlar üzerindeki etkileri 26 Nisan 2013
Jinekoloji Neden normal kadınlar gibi adet olamıyorum 9 Şubat 2013
Jinekoloji iç dudakta şişme, kabarma, kaşıntı. KK Kadınları bana yardım edin 22 Eylül 2012