Kadın Erkek İlişkileri

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve yesilim tarafından 27 Mart 2009 başlatılmıştır.

    27 Mart 2009
    Konu Sahibi : yesilim
  1. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    Elde edebilme olasılığı, birlikte yaşamaya uygunlukları, kadına sahip olmanın getireceği tehlikeler, bu birleşmenin ileride doğuracağı etki tümüyle incelenmelidir. Bir erkek başkasının karısıyla, kadına olan aslanın derece derece yoğunlaşarak arttığını fark ettiğinden hayatının mahvolmasına engel olmak için birlikte olabilir. On tane olan bu dereceler şöyle sıralanır:

    1. Gördüğünde beğenmek.
    2. Aklına takmak.
    3. Devamlı düşünmek.
    4. Uykusuzluk.
    5. Bir deri bir kemik kalmak.
    6. Keyif verici şeylerden uzaklaşma.
    7. Utanmanın kalmaması.
    8. Çılgınlık.
    9. Bayılma.
    10. Ölüm.

    Eski yazarlar bir erkeğin genç bir kadının karakterini, doğruluğunu, saflığını ve isteğini bilmesi, aynı zamanda tutkularının yoğunluğunu ya da zayıflığını vücudunun biçiminden ve özel işaret ve izlerinden anlaması gerektiğini söyler. Ama Vatsyayana'ya göre karakteri anlamak için vücudun biçimine ya da özel işaret ve izlere bakmak insanı yanıltır. Kadınlar davranışları, düşüncelerini ortaya kovuşları ve vücut hareketleriyle değerlendirilmelidir.

    Gonikaputra'ya göre, genel bir kural olarak her kadın yakışıklı bir erkek gördüğünde ve her erkek ise güzel bir kadın gördüğünde âşık olur. Ama birçok koşuldan dolayı ileri adım atmaz. Aşkta şunlar kadınlara özgüdür: Doğru ya da yanlışı gözetmeden severler ve bir erkeği elde etmeye yalnızca belirli bir amaca ulaşmak için çalışmazlar.

    Bir erkek ilk gözüne girmeye çalıştığında, kadın erkekle birleşmek istese de kendini uzaklaştırır. Kadını elde etme çabaları tekrarlandığında sonunda kabul eder. Bir erkek ise, sevmeye başlamış olsa da duygularını ahlâk ve akla göre yönetir. Düşünceleri genelde kadınlarla dolu da olsa, ele geçirilmeye çalışıldığında teslim olmaz.

    Bazen isteklerinin nesnesini elde etmek için çabalar ve başarısız olunca kadını bırakır. Aynı şekilde kadım bir kere elde edince genelde ona ilgisizleşir. "Bir erkek kolay elde ettiğini önemsemez ve yalnızca zorluk olmadan elde edemediği bir şeyi arzular" diyen sözler ise sadece laftan ibarettir.

    Bir kadının erkeğin ilgisini reddetmesinin nedenleri şunlardır:

    1. Kocasına sevgisi.
    2. Soyunu yasal olarak sürdürme arzusu.
    3. Daha uygun fırsatlar arayışı.
    4. Erkeğin fazla yakın ilgi göstermesine kızmış olması.
    5. Toplumdaki yerinin farklı olması.
    6. Bağlı olduğu erkeğin hep seyahat ettiğinden emin olma isteği.
    7. Erkeğin başka birisine bağlı olduğunu düşünmesi.
    8. Erkeğin niyetlerini gizli tutmayacağından korkması.
    9. Erkeğin arkadaşlarına fazla bağlı olduğunu, onlara fazla önem verdiğini düşünmesi.
    10. Erkeğin dürüst olmadığını düşünmesi.
    11. Ünlü bir erkek olmasından doğan çekingenlik.
    12. Kadın geyik kadın ise erkeğin güçlü olması ya da fazla şiddetli tutkuya sahip olmasından korkması.
    13. Erkeğin fazla zeki olmasından doğan çekingenlik.
    14. Erkekle bir zamanlar arkadaş olduğunu düşünmesi.
    15. Erkeğin dünyayı tanıma isteğini hor görme.
    16. Düşük karakterinden şüphe etme.
    17. Erkeğin kadının aşkını bilme isteğine duyulan nefret.
    18. Kadın fil kadın ise zayıf tutkulu ya da bir tavşan erkek olduğunu düşünmesi.
    19. Tutkusundan dolayı erkeğin başına bir şey gelmesi korkusu.
    20. Kendi hatalarına üzülme.
    21. Başkaları tarafından fark edilme korkusu.
    22. Erkeğin saçının gri olduğunu ya da kötü kılığını gördüğünde duyulan hayal kırıklığı.
    23. Erkeğin, kocası tarafından iffetini denemek için görevlendirildiği korkusu.
    24. Erkeğin ahlâka fazla önem verdiği düşüncesi.

    Bir erkek yukarıdaki nedenlerden hangisini fark ederse etsin, en baştan itibaren onu ortadan kaldırmak için hareket etmelidir. Böylece büyüklüğü ya da becerisinden dolayı kadında oluşacak utangaçlığı, ona olan sevgisini ve beğenisini göstererek yok etmelidir.

    Kadının daha uygun fırsatlar isteğini ya da erkeğin yanına yaklaşmasının zorluğunu, ona kolay bir yaklaşma yolu göstererek yenmelidir. Kadının fazla saygınlığı daha samimi olarak ortadan kaldırılabilir. Düşük karakterli olmasına dair düşünceden doğan zorlukları cesareti ve akıllılığıyla, ihmalden doğanları fazla ilgiyle ve korkudan ortaya çıkanları da ona uygun cesaretlendirmeyle yenebilir.

    Genelde kadınlarla başarılı olan erkekler şunlardır:

    1. Aşk bilimini iyi bilen erkekler.
    2. Öykü anlatmada yetenekli erkekler.
    3. Çocukluklarından beri kadınları tanıyan erkekler.
    4. Kendine güvenli erkekler.
    5. Kadınlara armağanlar gönderen erkekler.
    6. ıyi konuşan erkekler.
    7. Sevdikleri şeyleri yapan erkekler.
    8. Önceden başka kadınları sevmemiş erkekler.
    9. Haberci olarak hareket eden erkekler.
    10. Kadınların zayıf noktalarını bilen erkekler.
    11. ıyi kadınlar tarafından arzulanan erkekler.
    12. Kadın arkadaşlarıyla birleşen erkekler.
    13. Yakışıklı erkekler.
    14. Kadınlarla yetişen erkekler.
    15. Komşuları olan erkekler.
    16. Kendi hizmetçileriyle de olsa cinsel zevke düşkün erkekler.
    17. Bakıcılarının kızlarının âşığı olanlar.
    18. Yeni evlenmiş erkekler.
    19. Piknik ve zevk partilerini seven erkekler.
    20. Açık görüşlü erkekler.
    21. Çok güçlü diye ünlenen erkekler.
    22. Girişimci ve cesur erkekler.
    23. Öğrenmede, yakışıklılıkta, iyi özelliklerde ve alçak gönüllülükte kadınların kocalarından daha üstün olan erkekler.
    24. Giyim ve yaşam şekli mükemmel erkekler.

    Kolayca kazanılan kadınlar şöyledir:

    1. Evlerinin kapılarında duran kadınlar.
    2. Hep sokağa bakan kadınlar.
    3. Komşularının evinde muhabbet eden kadınlar.
    4. Gözlerini dikip hep size bakan bir kadın.
    5. Bir kadın haberci.
    6. Size kaçamak göz atan bir kadın.
    7. Kocası hiçbir neden olmadan başka bir kadın almış bir kadın.
    8. Kocasından nefret eden ya da kocası tarafından nefret edilen bir kadın.
    9. Ona bakacak hiç kimsesi olmayan bir kadın.
    10. Hiç çocuğu olmayan bir kadın.
    11. Ailesi ya da kastı iyi bilinmeyen bir kadın.
    12. Çocukları ölmüş bir kadın.
    13. Toplum hayatını çok seven bir kadın.
    14. Kocasıyla görünüşte iyi ilişkisi olan bir kadın.
    15. Bir aktörün karısı.
    16. Bir dul.
    17. Fakir bir kadın.
    18. Zevklerden hoşlanan bir kadın.
    19. Genç kardeşleri olan bir erkeğin karısı.
    20. Kibirli bir kadın.
    21. Toplumdaki yeri ya da becerileri kocasından üstün olan bir kadın.
    22. Sanatlardaki becerisinden gurur duyan bir kadın.
    23. Kocasının aldatması yüzünden morali bozuk bir kadın.
    24. Çocukluğunda zengin bir erkekle evlenip, büyüdüğünde onu fazla sevmeyen bir kadın zevklerine uyan karaktere, yeteneklere ve zekâya sahip bir erkek arzular.
    25. Kocası tarafından nedensiz küçümsenmiş bir kadın.
    26. Aynı konum ya da güzellikteki kadınlar tarafından saygı duyulmayan bir kadın.
    27. Kocası seyahat eden bir kadın.
    28. Bir mücevhercinin karısı.
    29. Kıskanç bir kadın.
    30. Açgözlü bir kadın.
    31. Ahlâksız bir kadın.
    32. Kısır bir kadın.
    33. Tembel bir kadın.
    34. Korkak bir kadın.
    35. Kambur bir kadın.
    36. Cüce bir kadın.
    37. Sakat bir kadın.
    38. Kaba bir kadın.
    39. Kötü kokan bir kadın.
    40. Hasta bir kadın.
    41. Yaşlı bir kadın.

    Bu konuda söylenmiş iki özlü söz vardır: "Doğadan çıkan, sanatla artan ve aklın tüm tehlikeyi ortadan kaldırdığı arzu kesin ve güvenli olur. Kadınların düşüncelerini ve fikirlerini dikkatle izleyen ve onların erkeklere sırt çevirme nedenlerini ortadan kaldıran zeki bir erkek genelde kadınlarla başarılı olur."

    Alıntı

    Tüm yazılar kadınlık com sitesinden alıntıdır
     
    Son düzenleme: 28 Mayıs 2009
  2. 25 Nisan 2009
    Konu Sahibi : yesilim
  3. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    Aldatılmanın işaretleri'Acaba sevgilim beni aldatıyor mu' diye paranoya olduysanız bu işaretlere dikkat edin...

    Artık sizinle fazla ilgilenmiyorsa...
    Bir zamanlar, her yaptığınız ve her söylediğinizle ilgilenirdi. Ancak birden bütün bunlar önemsiz olmaya başladı. Sadece hatalarınızı kabullenmiş ve sizi olduğunuz gibi kabul etmiş olabilir, ancak yepyeni biriyle tanışmış da olabilir.

    Farklı kokuyorsa...
    Sevgiliniz birden yeni bir koku kullanmaya başladıysa korkmayın. Ancak giysilerinde ve vücudunda bir erkek kokusu varsa, şüphelenmeye başlayabilirsiniz.

    Yalanlarını yakalıyorsanız...
    Eğer açık bir yalanını yakaladıysanız, şüphelenmeye başlayın. Ancak unutmayın, bir kez yalan söylemesi onun her zaman yalan söyleyeceği anlamına gelmez.

    Size yaklaşmaktan çekiniyorsa...
    Birdenbire sevgili yerine arkadaş gibi davranmaya başlaması, başka biriyle ilgilenmeye başladığının sinyali olabilir.

    Yepyeni bir görünüme büründüyse...
    Birden farklı giysiler giymeye ve sürekli kuaföre gitmeye başladıysa, şüphelenmeye başlayabilirsiniz. Bütün bunları yeni bir işe başladığı için yapıyorsa, fazla korkmanıza gerek yok. Ancak yeni bir işe başlamadıysa ya da bu değişiklikleri sizin için yapmıyorsa, tehlike sinyalleri çalıyor demektir.

    Sağlığına birdenbire daha fazla önem vermeye başladıysa...
    Sürekli spor salonuna gidiyor, daha sağlıklı yiyecekler yiyor ve kısa zamanda kilo vermeyi amaçlıyorsa, daha dikkatli olun. Bunları sadece sizin için yapıyor olabilir. Ancak spor salonundan dönüp duş aldıktan sonra nereye gittiğini size söylemiyorsa, şüphelenmeniz için iyi bir nedeniniz var demektir.

    ış saatleri uzamaya başladıysa...
    Terfi etmediyse ya da çok önemli bir proje üzerinde çalışmıyorsa, iş saatlerini uzatmasının arkasında bambaşka bir nedeni var demektir. Ya sizinle bir sorunu var ya da başka biriyle ilgileniyor olabilir.

    Sürekli yeni iş arkadaşından bahsediyorsa...
    Konuştuğu her şey yeni iş arkadaşıyla ilgiliyse, ancak bu adamı siz bir türlü etrafta göremiyorsanız, size onunla ilgili bazı şeyleri anlatmıyor olabilir. Tehlike sinyalleri çalıyor, dikkat...

    Sizi ailesinden uzaklaştırıyorsa...
    Bir zamanlar sizle tanıştırmak için can attığı ailesini sizden uzak tutmaya başladıysa, bazı hatalarını onların arkasına saklıyor olabilir.

    Birden saldırgan ve paranoyak olduysa...
    Durup dururken her söylediğinizi yanlış anlıyorsa... Ona sorduğunuz en ufak soru bile kavgaya dönüşüyorsa... Bazı telefonları cevaplamaktan kaçınıyor, size garip sorular soruyorsa... Artık onunla oturup her şeyi açıkça konuşmanız, ikiniz için de en iyisi olacaktır.

    Alıntı
     
  4. 25 Nisan 2009
    Konu Sahibi : yesilim
  5. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    Evlilik Enstitüsü'nden Psikiyatrist ve Psikoterapist Doç. Dr. Armagan Samanci'ya göre, Türkiye'de "erkek aldatir ama kadin aldatmaz" gibi bir önyargi bulunuyor. Buna karsilik kadinlar da eslerini, flörtlerini aldatiyor hatta esini aldatan kadin oraninda artis gözüküyor. Ancak kadin ve erkegin esini aldatma nedenleri farklilik gösteriyor. Türkiye'de yapilan bir arastirmada evli kadinlara, "Esinizden baska bir erkekten hoslandiniz mi" sorusu yöneltildi. Evliligi iyi olan kadinlarin yüzde 13'ü, evliligi orta derecede olan kadinlarin yüzde 9'u, evliligi kötü olan kadinlarin yüzde 100'ü "evet" yanitini verdi. Samanci'ya göre, bu arastirma, mutsuz olan kadinin aldatma olasiliginin yüksek oldugunu gösteriyor. Eslerini aldatan erkekler ise üç grupta inceleniyor. Bunlar söyle siralaniyor:
    Iliskisindeki mutsuzluk nedeniyle mutluluk eksikligini tamamlamaya çalisanlar: Bunlar daha çok evliligin ilk 10 yili içinde görülüyor.
    Sürekli aldatma egiliminde olan erkekler: Evlilik öncesinde de sonrasinda da çogul iliskileri olan ve iliskilerinde basarili olamayan insanlar. Çocukluktan gelen iç çatismalari var. Bagli, güvenli iliskiyi uzun süreli olusturamiyorlar. Bu tür aldatma Türkiye'de daha çok yasaniyor.
    Bir iliskinin içine istemeden çekilen erkekler: Bu gruptakiler evli erkeklerle birlikte olmayi tercih eden kadinlar tarafindan iliskinin içine çekilebiliyorlar.
    Öte yandan aldatmanin nedenleri incelendiginde yüzde 50 ile ilk sirayi duygusal anlamda yalniz birakilma olusturuyor. Ikinci sirayi yüzde 30 gibi bir oranla es ile iletisim kuramama, üçüncü sirayi ise yüzde 20 ile esiyle cinsel sorunlar yasama izliyor. Aldatan erkek suçlu çocuk gibi bakiyor
    Doç.Dr.Samanci'ya göre aldatan erkek kendini bazi ipuçlariyla ele veriyor. Esi tarafindan aldatilan kadin, bazi belirsizlikler duyumsuyor. Öncelikle bir seylerin yolunda gitmedigini fark ediyor. Ardindan esinin söylediklerinin birbirini tutmadigina tanik oluyor. Ayrica, aldatan erkek, karisin gözünün içine "suç islemis çocuk gibi" bakiyor. Eve olan ilgisi ve eve ayirdigi zaman, cinsellik azaliyor.

    Aldatildiginin ayrimina varan kadinlarin yüzde 50'ye yakininda güven duygusu ortadan kalkiyor, yüzde 35'i ise, ailenin gelecegini düsünerek 'kocam bunu nasil yapabildi" diyor. Öte yandan aldatilan esler ilk asamada bosanmayi düsünse bile sadece yüzde 20'si bosanma konusunda adim atiyor. Yüzde 80'i ise sorunu çözme yoluna gidiyor. Aldatildigini düsünen kadinlara, emin olmadan harekete geçmemelerini söyleyen Samanci, aldatilan kadinlara su önerilerde bulunuyor:"Aldatilan kadin sorunu esiyle paylassin. Yani, 'böyle hissediyorum, böyle bir sorun var mi' seklinde konussun. 'Evet' yaniti alindiginda yas süreci, sikinti, uykusuzluk, tedirginlik dönemi baslayabilir. Bu dönem bir kaç hafta ile bir kaç ay sürebilir. Aldatilan kisinin esiyle biraraya gelerek sadece karsi taraftan degil kendinsinden de kaynaklanabilen sorunlari çözmek için adim atmasi gerekiyor. Unutulmamasi gerekir ki aldatilma çözülebilen bir sorundur. Çözüldügü zaman da evlilikte geçmise yönelik sorunlari yeniden gözden geçirip

    Alıntı
     
  6. 25 Nisan 2009
    Konu Sahibi : yesilim
  7. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    Güzel düşlerle kurulan evlilik yaşamının kişilik çatışmaları sonucu "cehenneme" dönüşebileceği bildiriliyor. Evlilikte "riskli kişilikler" bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar, "evlenmeden önce partnerinizi iyi tanıyın" uyarısında bulunuyor.

    Evlilikte bazı kişiliklerin sorunlara yol açabildiğine dikkat çeken uzmanlar, bu kişilik yapılarını ve özelliklerini şöyle sıralıyorlar:

    Obesisifler:
    Duygusal ve kısıtlıdırlar, kendilerini iyi ifade edemezler. Aşırı titiz olmalarınla beraber herşeyin programlı olmasını isterler. Çok dakiktirler ve herkesin dakik, planlı ve düzenli olmasını isterler. Eşinin beş dakika dahi geç kalması büyük sorunlara yol açabilir.

    Pasif agresifler:
    Bunlar genelde herşeye "evet" diyen ama "evet" dediklerini yapmayan bir yapıya sahiptirler. Sevmedikleri, istemedikleri şeye dahi "hayır" diyemezler. Karşısındakini düş kırıklığına uğratıp kızdırırlar.

    Sınır kişilikler:
    Bunlar duygusal anlamda çok dalgalıdırlar. Günü günlerine uymaz. Duygusal olarak daha çok çatışmanın içine çekilip karşısındakini daha çok çatışmaya itiyorlar. Bu insanlarla evlilik çok zordur. Sürekli terkedilme korkusu yaşarlar ve bu korku onları gereksiz kıskançlıklara sürükler. Sürekli bir boşluk ve sıkıntı hissi yaşarlar ve kolay kolay mutlu olmazlar. Kendilerine ve başkalarına zarar verme duyguları ön plandadır. Duygusal olarak saldırgandırlar. Bağırıp çağırıp, arada bir tabak gibi eşyaları fırlatabilirler. Kızgınlıklarını kontrolde çok güçlük çekerler. Cinsel kimlik karmaşası yaşarlar.

    Kaçıngan kişilik:
    Sessiz ve çok pasiftirler. Gerektiği zaman olması gereken tartışmadan dahi kaçınırlar. Öyle olunca ilişkiyi çok sağlıklı bir şekilde sürdüremezler.

    Bağımlı kişilik:
    Bu kişilik yapısında olanların bireysellikleri yoktur. Bütün kararları karşısındakinin almasını beklerler. Bireyselliklerini ortaya koyamadıkları için kişiliksizmiş gibi duygu verirler ve karşısındakini sinirlendirebilirler.

    Narsistler:
    Kendini beğenen ve isterik kişilik yapısına sahiptirler. Sürekli olarak dikkatin ve beğeninin kendinde olmasını isterler. Bu kişiler kendilerini herşeyden çok severler, sevilmeyi çok severler ve sevilme ihtiyaçları çok zor doyurulur. Bu nedenle de ilişkilerde hep sorun yaşarlar.

    Karşısındaki ne kadar çabalarsa çabalasın sevilme isteğini doyuramazlar. Bu nedenle sık sık ilişki değişireterek ilk anı yakalamak isterler.

    Alıntı
     
  8. 26 Nisan 2009
    Konu Sahibi : yesilim
  9. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    Ben obesisifgillerdenim,eşim narsistgillerden geçinmeye çalışıyoruz işte...

    Teşekkürler bu güzel bilgiler için Yeşilim.
     
  10. 26 Nisan 2009
    Konu Sahibi : yesilim
  11. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    Eşler sorunları çözmek ya da sorun oluşmaması için birbirlerine karşı empatik davranmalı. Eşlerin, birbirlerinin isteklerini, ihtiyaçlarını anlayarak, eşini dinlemesi ve ona pozitif destek vermesi gerekir. Eşler arasındaki gerçek yakınlık, içtenlik ve bütünlük empati kurabildikleri sürece ortaya çıkar. Eşler empati kurabilmeyi becerebilirlerse koşulsuz sevgiyi ve aşkı yakalayabilirler. Aile içinde öfke ve kızgınlıkla başa çıkabilmelidir. Her kızgınlık bir kurallar ihlalidir. Birbirinize kızdığınızda dikkat edin, sizi rahatsız eden o kişinin davranışları değil, sizin koyduğunuz kurallarınızdır. Sizin için önemli olan nedir? Nedenini çok da bilmeden koyduğunuz kurallarınız mı yoksa kızılan olay mı?
    Sorunları biriktirmeyin

    Aile içerisinde yaşadığınız küçük problemlerinizi biriktirmeyin. Bilindiği gibi patlamalar bir birikimin neticesinde olur. Yeri geldiğinde ifade edilmeyen küçük tepkiler bir sonraki ile birleşip tehlikeli hale gelecektir. Aile içerisinde huzur ve mutluluğu yakalamak için, eşinizle sizi karşı karşıya getirecek olan problemler henüz küçükken oturup konuşun ve onu çözmenin yollarını araştırın. Nasıl olsa kendi kendine çözülür diye düşünmeyin.

    ılişkinizin bakıma ve ilgiye ihtiyacı vardır
    ılişkinize düzenli olarak bakım yapın. Biz insanların çok garip alışkanlıkları ve davranışları vardır. Araba kullanırsınız; kullandığınız araba size problem çıkarmasın diye periyodik bakım yaptırırsınız. Aynı titiz bakımı aile içi iletişiminize vermeniz gerektiğini hep unutursunuz. Zaman zaman ilişkilerinize bakım yapmalısınız. Duygusal banka hesabımızı kabarık tutmanın yollarına bakmalısınız. Richard L. Evans'a göre; “Her şeyin bakıma, ilgiye, izlenmeye ihtiyacı vardır, özellikle hayatımızdaki en hassas ilişkilerin. Ve evlilik de bir istisna değildir. ıhmal edilen bir şey olduğu gibi kalmaz, mutlaka bozulur.’’

    Bunlara dikkat edin
    - Eşinizi kesinlikle başkalarının yanında (çocuğunuz bile olsa) eleştirmeyin.
    - Eleştiri yaparken rencide edici değil, yapıcı olmaya dikkat edin.
    - Eşinizi değiştiremeyeceği fiziki özelliklerinden dolayı eleştirmeyin ya da başkalarıyla karşılaştırmayın.
    - Sürekli eleştiri yapmaktan kaçının. Bu bir süre sonra karşıdaki insanda “duyarsızlığa” sebep olur.
    - Sadece beğenmediğinizde değil, beğendiğinizde de eşinize bunu belli edin.
    - Eşlerinizin ebeveynleriyle iyi ilişkiler kurun.

    Alıntı
     
  12. 27 Nisan 2009
    Konu Sahibi : yesilim
  13. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    Mutsuz evliliğin sağlığı olumsuz etkilediği, yeni bir araştırmayla daha kanıtlandı.

    Kötü giden evliliğin insanı hasta ettiği konusunda yeni kanıtlar ortaya çıktı.

    Ohio Eyalet Üniversitesi bilimadamlarının araştırmasında, anlaşmazlığın yol açtığı stresin, yaraları iyileştirmede anahtar rol oynayan bir kan proteininin üretimini yavaşlattığı belirlendi. Yapılan laboratuvar araştırmasında, deneklerin kollarında yaraya benzer içi su dolu kabarcıklar oluşturuldu ve sık sık kavga eden çiftlerin yaralarının iyileşme sürecinin, kavga etmedikleri zamanlara oranla daha yavaş olduğu görüldü.

    Archives of General Psychiatry dergisinde yayımlanan araştırmada, “Yüksek derecede düşmanca davranış gösteren çiftlerin iyileşme oranları, birbirlerine daha az düşmanca davrananlara oranla yüzde 60 daha düşük” denildi.

    Araştırmada, “Eşin kaybedilmesi ruhi ve fiziki sağlıkta olumsuz değişikliklere yol açsa da, bu, eşin varlığının tek başına koruyucu olacağı anlamına gelmiyor. Sorunlu bir evlilik tek başına stres kaynağıdır” ifadesine yer verildi.

    Bilimadamları, stresin, yaranın iyileşmesinin ilk aşamasında önemli rol oynayan, beyaz kan hücrelerinin ürettiği “proinflamatuar sitokin”lerin üretimini yavaşlattığını söyledi. Bunu yanı sıra anlaşamayan çiftlerin kanlarında, tartışmanın ertesinde sitokin seviyesinin aynı şekilde yüksek derecede olduğunun saptandığı da belirtildi. Sitokinlerin yaralı bölgelerde erken üretimi yararlı olsa da, sürekli yüksek seviyenin de zararlı olduğu belirtildi.

    Araştırmayı kaleme alan bilimadamları, proinflamatuar sitokinlerin seviyesinin yüksekliğinin aralarında kardiyovasküler hastalık, romatizma, kemik erimesi, bazı kanser türlerinin de bulunduğu çeşitli hastalıklarla bağlantısı bulunduğunu söylediler.

    Araştırmaya 22-77 yaş arasındaki 42 evli çift katıldı.

    Alıntı
     
  14. 27 Nisan 2009
    Konu Sahibi : yesilim
  15. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    Birbirlerine dedikodu yapmak için zaman ayıran çiftlerin, evliliği perçinleniyor.

    Çukurova Üniversitesi Psikiyatri Uzmanı Sabri Yurdakul, sır saklama konusundaki ortak yaklaşımların, eşlerin birbirlerine yakınlaşmasına ve iç dünyasını açmalarına yardımcı olacağını söyledi.

    Medikososyal Bölümü ve Yaprak Psikiyatrik, Psikolojik Danışma Merkezi Uzmanı Yurdakul, eşlerin özel hayatlarıyla ilgili konuları paylaşmalarının, onları birbirlerine yakınlaştıracağını söyledi. Yurdakul, “Günün nasıl geçti, nereye gittin, kimlerleydin?” soruları yerine, eşlerin birbirlerine sırdaş olmaları ve yakın çevreleriyle ilgili dedikoduları anlatmalarının, onların paylaşımlarını artıracağını söyledi. Eşlerin her şeyden önce yakın arkadaş olmaları gerektiğine dikkati çeken Sabri Yurdakul, “Birbiriyle iyi arkadaş olan çiftlerin evlilikleri daha sıhhatli yürüyecektir. Bu nedenle günlük hayatla ilgili özel konuları paylaşmaları, ortak yaşamlarını zenginleştirecektir” diye konuştu.

    Eşlerin paylaşımlarının diğer insanlara iletilmemesi konusunda dikkatli olmaları gerektiğini de vurgulayan Yurdakul, sır saklama konusundaki ortak yaklaşımların, eşlerin birbirlerine yakınlaşmasına ve iç dünyasını açmalarına yardımcı olacağını söyledi. İnsanların sırlarını paylaştıkları kimselere daha çok güveneceğini ve onunla konuşma isteğini daha çok duyacağını ifade eden Yurdakul, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu durumda eşler arasındaki diyaloglar artacak ve konuşma konuları artacaktır. Böylelikle birbirleriyle konuşmak için konu bulmakta zorlanmayacak ve televizyonun karşısında oturan iki yabancı olmaktan çıkarak, birbirlerine sırlarını dökmek isteyen iki samimi arkadaşa döneceklerdir ki, bu da evliliğin sağlıklı yürümesine yardımcı olacaktır. Bu yüzden eşlerin birbirleriyle dedikodu yapmak için zaman ayırmaları evliliği perçinleyecek ve paylaşımlarını artıracaktır.”

    Alıntı
     
  16. 28 Nisan 2009
    Konu Sahibi : yesilim
  17. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    Gündelik yaşamın sıkıntılı yükünü sırtında taşıyan kadınların karşılarındakini mutlu etmek için “beyaz yalanlar” söylediği ve yalan söyleyenlerin tipik özelliklerini sergilemedikleri için de bu yalanların ortaya çıkmadığı savunuldu.

    Kadınların söylediği yalanlar fazla “renk vermedikleri” için daha zor anlaşılıyor. Kadınlar daha çok kilolu arkadaşına mini eteğinin yakıştığını söylemek gibi beyaz yalanlar söylüyor. Kadınlar el kol hareketleriyle konuşmalarını destekleyerek inandırıcı görüntü sergilerken, erkekler avuçları terlediği, gözlerini kaçırdığı ve kızardığı için yalanları ortaya çıkıyor.

    Daily Mirror’ın internet sitesindeki habere göre, İngiliz ruhbilimci Dr. Jez Rose’un yaptığı araştırma, kadınların büyük çoğunluğunun beyaz yalanlara başvurduğunu ortaya koydu. Daha çok “kilolu arkadaşına mini eteğin çok yakıştığı” gibi beyaz yalanlar söyleyen kadınlar, yalan söyleyenlerin tipik özelliklerini göstermediği için yalanları ortaya çıkmıyor.

    Rose’a göre yalan söyleyenlerin sergilediği 20 özellik şöyle:

    Yüze dokunma: Söylediklerinin yalan olduğunu gizlemek isteyenler sürekli yüzüne dokunuyor, burnunu kaşıyor, ağzını eliyle kapatıyor ve sık sık dudaklarını ısırıyor.

    Yapay gülümseme: Doğal gülümseyenlerin gözlerinin içi gülerken, yalancıların yüzünde yapay bir gülümseme beliriyor.

    Gözünü kırpıştırma: “Gözler kalbin aynasıdır” sözünün doğruluğunu yalan söyleyenler bir kez daha ispatlıyor ve sık sık gözlerini kırpıştırıyor.

    Gözlerini kaçırma: Göz kontağı da kuramayan yalancılar göz göze gelince hemen başını çeviriyor. Sürekli kapıya bakan bu kişiler yalanı söyledikten sonra kaçıp gitmek istiyor.

    Tereddüt: Yalan söyleyen insan detaylarını kafasında kuramadığı için tereddütte kalıyor, konuşması yavaşlıyor, cevap verirken uzun süre düşünüyor.

    Ayağını yere vurma: Yalan söyleyenler ayaklarını sürekli yere vuruyor, kıpırdatıyor ve sandalyesinde sallanıyor.

    Kollarını kavuşturma: Yalan söyleyen insan hemen kendini korumaya geçiyor ve kollarını kavuşturuyor.

    Tik sergileme: Yalan söyleyen insan her zamanki davranışlarından uzaklaştığı için tiklerini kontrol edemiyor.

    KIPKIRMIZI OLUYOR
    Kızarma: Yalan söyleyince kalp atışları hızlanan kişinin yüzü kızarıyor.

    Garip tepkiler: Yalancı kendi söylediklerine odaklandığı için karşısındakinin söylediklerini duymuyor. Kaşlarını kaldıran, hayretle ağzını kapatan yalancılar garip tepkiler ortaya koyuyor.

    Konunun dışına çıkma: Eğer karşısındaki “kurban” yalan söylediğini anlarsa yalancı hemen konunun dışına çıkarak kendini kurtarmaya çalışıyor.

    Konuyu değiştirme: Yalan söyleyene direkt bir soru sorulursa buna verecek bir yanıt olmadığı için “saçların bugün ne kadar güzel olmuş” gibi bir sözle konuyu değiştiriyor.

    Huzursuzluk: Yalan söyleyenler kulaklarına dokunuyor, parmaklarını çıtırdatıyor, yüzükleri ya da saçlarıyla oynuyor.

    Tutarsızlık: Tipik bir yalancının en önemli özelliği vücut diliyle sözlerinin birbirini tutmaması.

    Ses titremesi: Yalan söyleyenlerin ses tonu alçalıyor, aşırı yükseliyor ya da titriyor.

    Hızlı konuşma: Yalan söyleyenler hızlı hızlı konuşuyor.

    Terleme: Yalancıların hem avuçları, hem de tüm vücudu terliyor.

    Yutkunma: Yalan söyleyenler yutkunmaya başlıyor. Erkeklerin sürekli kravatını gevşetmesi yalan söylediklerini ortaya koyan başlıca özellik.

    Dudaklarını ıslatma: Yalan söyleyenler sürekli ağızları kuruduğu için dudaklarını ıslatıyor.

    Aşırı dostça yaklaşım: Yalan söyleyenler bu sırada inandırmak için büyük güç sergilediği için karşısındakine her zamankinden samimi davranıyor.

    NEDEN ERKEKLERİN YALANI ANLAŞILIYOR?
    Dr Jez Rose’a göre kadınların yalan söylediğinin zor anlaşılmasının sebebi daha sosyal bir yapıya sahip oluşları.
    “Kadınlar sözlerini el kol hareketleri ve rahat davranışlarıyla desteklediği için yalanları maskeleniyor” diyen Rose, kadınların konuşurken inandırıcı şekilde karşısındakinin gözünün içine baktığını kaydetti. Rose, “Bu da sözlerin yanlışlığının ortaya çıkmamasına sebep oluyor.

    Oysa erkekler bu konuda başarısız. Erkekler kadınlarla aynı metotları kullanarak yalanlarını maskelemeye çalışsa da bunu inandırıcı yapamıyor” dedi.

    Erkeklerin eşlerini aldattığında kolayca ortaya çıkmasının nedenini de buna bağlayan Rose, “Erkekler sadece şimdiyi düşünür. Detayları kafalarında kuramadıkları için de söylediklerini unutur” sözleriyle erkeklerin yalan söyleme konusundaki başarısızlığını açıkladı.

    Alıntı
     
  18. 28 Nisan 2009
    Konu Sahibi : yesilim
  19. EU1

    EU1 Guest

    evet erkekler yalanlarını unutuyor, ancak yenıden hatırlayınca aynısını tekrar edıyor destekleyemıyorlar bıle cok bellı oluyor hıh :dilcikar:
    guzel paylasım