Kadını da asker bu milletin

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve seyran tarafından 6 Kasım 2007 başlatılmıştır.

    6 Kasım 2007
    Konu Sahibi : seyran
  1. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Burada yazabileceğimi öğrendiğim zaman, bir kadın köşesinde biz bize kadınca söyleşiler yapmayı geçirmiştim aklımdan. Aşktan, güzellikten, hoş tesadüflerden, evliliklerden, hobilerden bahsedecektim. Kadınca dik ve ayakta durmaktan, biraz da kendimiz için yaşamaktan, kolay pes etmemekten bahsedecektim… Yağmurların ne getireceğinden, gecelerin hangi üzüntüleri karanlığa katacağından ve her sabahın hangi koyuları ağartacağından söz edecektim.

    Konuşabileceğimiz en büyük acı ayrılıklar olacaktı ki, onu da liberalizmin savunucusu Adam Smith'in ünlü sözündeki gibi "tutmayın yapsınlar, bırakın geçsinler" rahatlığına ilave edilmiş “güçlendim, her şey bambaşka olacak” şarkısıyla fonda Ajda olmak üzere yapacaktım.. Bu gün başka bir yazı vardı yayına verilmek üzere, dün tüm ülkede gündem değişti. Haber kanallarında yada gazetelerde manşetler, başlıklar, ebatlar, sıralamalar nasıl bir anda değiştiyse yüreğimizde de öncelikler öyle değişti...

    Böyle bir zamanda kremlerden-kırışıklardan bahsedemezdim, Mehmetçik yüzüne savaş boyaları sürmüşken.. Aşklardan söz edemezdim, "terhis" sonrasına bırakılmış düğünler cennete kalmışken.. Ve en önemlisi de, annelikten-çocuklardan söz edemezdim, yavrusunu ay-yıldızlı kundakta toprağa beleyen anneler ağlıyorken… Günde en az sekiz bardak su içmekten, küçük öğünler halinde ama sık yemekten, kilo verirken proteinin kas kaybını nasıl önleyeceğinden de bahsedemezdim onsekiz yirmi yaşlarında çocuklar dağlarda aç-susuz çakal avına çıkıyorken..

    Daha Şırnak'daki on üç vatan evladının acısı yüreğimizde hükmünü sürerken, geçtiğimiz Pazar günü sabah saatlerinde bir haberle sarsıldık. Hani bazen aklınız bal gibi yerindedir de anlamamış gibi yaparsınız, aslında anlamak istemediğiniz şeyin "gerçekte olmamışlığı" dır o anda tüm dilediğiniz.. Küçücük de olsa tek bir ihtimaldir umuda kapılmaktan geri duramadığınız. Bir anlıktır, gerekçenize çocuklar bile güler ve aslında çoğu kez saçmadır ama bir sonrası mecburi kabullenme olan son tereddüt noktanızdır burası, siz hala "aksinden emin" mişsiniz gibi yaparken..

    O Pazar ben de öyle yapıyorum, kabullenemiyorum ve bunun için gerekçelerimi sıralıyorum kendime.. On üç asker şehit diyor (daha sonra farklı sayılardan bahsedildi) ciddi bir haber kanalında. Sağ üst köşedeki "arşiv" yazısına bakarak yalnızca habere ait görüntülerin arşivden olduğunu rahatlıkla anlayabilecekken, (şehit sayısının bir önceki ile benzerliğine güvenerek) haberin de arşivden olabileceği gibi bir "kabullenmeyi erteleyiş" yaşıyorum, alttaki Hakkari ifadesine rağmen.. Oysa bir önceki Şırnak'tı diyorum.. O anı özetleyen bir kaç ifade; farkına varış, sınırsız bir öfke, kocaman iç acısı ve aynı final; yine göz yaşı..

    Hakkari için anlatıla gelen şöyle bir efsane varmış oralarda; Tanrı bütün dağlara bir araya toplanmalarını söylemiş, Hakkari’de toplanmışlar, sonra dağılın demeyi unutmuş diyorlar. Coğrafya zor ötesi, şartlar çetin, üstelik düşman sinsidir... Sınır, prensip, gerekçe yoktur lugatinde; kural-kaide, centilmenlik, insaf zaten hiç geçmez yakınlarından. Kısacası öyle her babayiğidin harcı değilken buralarda bir kaç adım atmak; açlıkla-susuzlukla, hasretle, sırtındaki kilolarca yükle hiç olmadığı kadar yakınken ölüme Mehmetçik, bu cesaretle sadece gurur duyulur..

    Aynı Pazar gelişmeleri dinliyorum, devletin zirvesi terör için toplanacak deniliyor.. Terör devletin zirvesinde, terörist iğrençliğin zirvesinde, şehitlerimize gelince gencecik hayatlarını geri getirecekse yüreğimizin zirvesinde…

    Hatice Olgun