kadinim

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve seyran tarafından 26 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    26 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : seyran
  1. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Köhne bir yük katarı gibi ayak par*maklarımızı ezerek önümüzsıra ge*çen bu yorgun asır, bizim asrımız değildi.

    Korkarım, tozu dumana katarak pürtelaş gelen yenisi de, o imanla beklediğimiz ahengin asrı olmayacak.

    Raylar üstünde alelade bir tımarhane bu...

    ...tıklım tıkış vagonlarında vahşi bir itiş kakış; dumanında genzi yakan bir ihtiras kokusu...

    Şüphesiz zamanla bu cinnet de ufukta yitip gidecek; lakin bizim için başka katar yok ömrümüzün içinden geçecek.

    Görünen o ki kadınım, seninle biz, "ha*yat" denen bu metruk peronda, üzerinde adres yazmayan mektuplar gibi bekleşip, aş*kımızı acılardan damıtarak yaşlanacağız.



    * * *



    Öyle bir çağdayız ki, insanoğlu geçen asır düşünü gördüğü "denizler altında 20 bin fersah" yolu katedip, "arzunun merkezine" yaklaştıkça, uzaklaştı insanlığından...

    Kalabalıklaştıkça arttı kayıtsızlığın ıssız*lığı...

    Her bineni ise bulayan sefil bir trenle onun borsadan başka tapınak, paradan başka tanrı tanımayan son yolcuları, kainatın raylarındaki şiiri, ilhamı, aşkı ezip geçti.

    "Ah o gönül şarkıları" sustu önce...

    Sonra, sevdaların ömrü kısaldı; tadı kaç*tı hasretin, şehvetin harı söndü.

    Sanal posta kutusu, mektubu öldürdü; bak, bir tek satır yok kalemimden sana kala*cak.

    Silinip gidiyor telefondaki aşk mesajları; "seni seviyorum," -ki amentüsüdür itiraf ge*celerinin- parfüm sıkılmış plastik bir gül da*lının teybinde tutsak...

    Korkuyorum gülüm; "Seni seviyorum" desem sana, plastik kokacak.



    * * *



    A kadınım,

    A hüznümün bahçesi!..

    Görmem mi sanırsın; sesi kısık gözleri*nin nicedir... dudakların buselere sağır...

    Oysa ben, haykırmak için sesine, solu*mak için nefesine muhtacım.

    Bilsen neler verirdim bakışlarından o kederi silebilmek, sana itimadın hazzını yeniden verebilmek için...

    Lakin öyle bir tufana yakalandık ki, bir*birimize kavuşmak için çekiştirdiğimiz kement boğuyor bizi...

    Mübadele garında saadet ülkesine kesil*miş iki "açık" biletle mecalsiz bekleşiyoruz.

    Kudretim olsa, seni bu harabe istasyon*dan kapar, koştukça yelelerinden takvim sayfaları uçuşan bir kısrağın terkisine attı*ğım gibi, o çok sevdiğin ihtişam romanları*nın mağrur asrına taşırdım.

    Soyunurduk bütün o delik deşik kos*tümlerimizden, boyası akmış maskelerimizden... mecburi rollerimizden...

    "Devamsızlık yüzünden" tarihten ko*vulmuş iki muzip çocuk gibi, azad olurduk kendimizden...

    Benim boynumda alıçtan kolyeler, senin tebessümünde sümbülden gamzeler; çözüp dudaklarımızın mührünü, iççekişlerimizi toprağa gömer, her akşam ilk sana gülümse*yen yıldızına ip dolayıp keyifle ayaklarımızı sallandırırdık dünyaya...

    Dilimizde, "kavuşmanın tadını/ ayrılık feryadını" taşıyan bir şarkıyla...

    Uşşak makamında...

    can dundar
     
  2. 27 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : seyran
  3. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    iyi pazarlar..iyi tatiller..ve teşekkürler can dündar için