kadınız güçlüyüz...

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve kxixsmetsiz kedi tarafından 21 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    21 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : kxixsmetsiz kedi
  1. kxixsmetsiz kedi

    kxixsmetsiz kedi 15senedirseviyorum seniii Üye

    Katılım:
    25 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.872
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    KADINLARDAN KORKARIM

    “Erkekler kadınlardan üstündür” diyen “moronlardan” ve “kadın-erkek eşittir” diyen saftoriklerden değilim. Kadınların erkeklerden açık ara üstün olduğunu bilirim. Kadınların bu üstünlüğü “fıtri” bir üstünlüktür. Yani doğuştandır. Sonradan kazanılma değildir.
    Bir doğumda bebeğin erkek mi yoksa kız mı olacağı ihtimali %50-%50 değildir. İhtimal, %51 erkek, %49 kız şeklindedir. Çünkü erkekler daha çok sayıda doğarlar, aynı oranda da fazla ölürler. Ortalama ömür de kadınlarda erkeklere göre 5-10 yıl daha fazladır.
    Tabiat kadınlara torpil geçmiştir. Ölüm onları daha uzun sürede yakalar. Hekimler bunun için, “kadınlar hastalanır, erkekler ölürler” özdeyişini üretmişlerdir.
    Kadınlar güçlüdürler. Güçlü olmasalar, hamilelik gibi çok yıpratıcı bir sürece, doğum gibi acılı bir olaya bir çok kez, bilerek ve isteyerek katlanabilirler miydi? Bir erkek bir tek defa hamile kalıp doğum yapsa, sadece onun anlattıklarından ötürü, yüzlerce erkeğin üremeyi durduracaklarına adım gibi eminim. Ama ne çare ki hep kadınlar doğuruyor ve erkekler içinse slogan: “dayanılması en kolay ağrı başkasının çektiği ağrıdır.”
    Kadınlar kararlıdırlar. Onların arasından “kararsız Kasımlar” çok az çıkar. Hele konu evlerini, çocuklarını korumak falan olunca, kararlılıklarının sınırı yoktur. Bayburt’ta hekimlik yaparken gelen adli vakaların, toplu dövüş ve yaralamaların çokluğundan yakındığımda bir avukat arkadaşım, “tedavi ettiğin yaralılara dikkat et. Kafasına küreğin yassı tarafı ile vurulmuşsa onu vuran erkektir. Keskin tarafı ile vurulmuşsa onu mutlaka bir kadın vurmuştur.” Dikkat ettim, vallahi öyleydi.
    Erkekler kadınların bu doğal üstünlüklerinin, sezgisel olarak farkındadırlar. Bu nedenle kendileri aleyhine olan dengesizliği azaltmak için kadınların okumasına, ekonomik güç sahibi olmasına, sosyal statülerinin yükselmesine karşıdırlar. Kadını eve kapamak, başını bağlamak, siyasette söz sahibi etmemek hep bu “erkek çaresizliğinin” sonucudur.
    Bana bunları son yaşadıklarımız yazdırıyor. Kadınlar, kendilerini yönetmekte olan erkeklerin, artık devlet gücünü de arkalarına alarak, altında ezildikleri kadın üstünlüğünü gidermek için, hayatlarının her alanına el atacağını sezinleyip silkindiler. Böyle bir olasılığa karşı dünyalarını koruyacağını düşündükleri “erkek muhalefetin”, egemenlerden daha biçare ve isteksiz olduklarını görünce ayağa kalktılar.
    Atatürk’ün nice zorlukları göğüsleyerek kendilerine sağladığı haklara kravatlı erkelerin nasıl göz koyduğunu; blue-jeanli ana muhalefetin de nasıl aymaz olduğunu anladıklarında, çocuklarının ellerinden tuttular, başlarına bandanalarını bağladılar, ellerine bayraklarını aldılar ve “el mi yaman-bey mi yaman”, tüm Türkiye’ye, dahası tüm dünyaya gösterdiler.
    malul iktidar ve “biz kadınları severiz; onlar bizim başımızın tacıdır” edebiyatının sakat bıraktığı erkek muhalefet, bu kadın ayaklanmasından ders almazsa, korkarım başları fena belaya girer.
    Ben kadınların erkeklerden üstün olduğunu bilen bir erkeğim. Bu nedenle kadınlardan korkarım.
    Hele hele o kadınlar bir de ayaklanmışlarsa, korkudan uykularım kaçar. Zira vurdular mı küreğin keskin tarafı ile vururlar.

    UğurCilasun


    yerimsenibenyerimsenibenyerimseniben