Kadinlar Cinsel şiddete Maruz Kaliyor!

Konusu 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' forumundadır ve 1BukeT tarafından 17 Mart 2007 başlatılmıştır.

    17 Mart 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  1. 1BukeT

    1BukeT Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.454
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    106
    Türkiye'de kadınların yüzde 45'inin fiziksel, yüzde 40'ının ise cinsel şiddete maruz kaldığı ortaya çıktı.

    Araştırma sonuçlarına göre, kadınları istemediği cinsel ilişkiye zorlamak, tecavüz, başka kişilerle cinsel ilişkiye zorlamak, cinsel olarak kişiyi korkutan ve kıran davranışlarda bulunmak, sürekli kadınlığını aşağılamak, telefonla, mektupla veya sözlü olarak sürekli cinsel içerikli tacizlerde bulunmak, cinsel organlara zarar vermek, namus ve töre nedeniyle baskı uygulamak gibi cinsel şiddet içeren eylemlerde artış var.

    Cinsel Tıp Derneği'nin (CTD) Ankara'da yaklaşık bin kadın üzerinde yaptığı araştırma sonuçlarına göre, kadınların yüzde 45'i fiziksel şiddete, yüzde 40'a yakını da cinsel şiddete maruz kalıyor, yani kocaları tarafından istemediği biçimde ya da türde cinsel ilişkiye zorlanıyor. Ayrıca fiziksel şiddete maruz kalan kadınların yüzde 40'a yakını ise fiziksel şiddetten sonra cinsel şiddete uğruyor.

    Araştırmada, cinsel şiddete uğrayan kadınların yüzde 60'nın evli, yüzde 20'sinin boşanmış, yüzde 10'nun nikahsız birliktelik yaşayan ve yüzde 10'nun da bekarlar olduğu belirlendi.

    Araştırmaya göre, cinsel şiddete maruz kalan kadınların yüzde 50'i ara sıra, yüzde 35'i bazen ve yüzde 15'i de nadiren olarak cinsel şiddete uğruyor.

    Cinsel şiddete uğrayan kadınların yüzde 60'ı kocasından, yüzde 20'si boşandığı eşinden, yüzde 10'u birlikte yaşadığı erkekten, bir kısmının da akraba ve tanıdıklarının şiddetine maruz kalıyor. Cinsel şiddete uğrayan kadınların sadece yüzde 15'i yaşadıklarına çare olarak mahkemeye, yüzde 12'si de karakola başvuruyor.

    CTD Başkanı Dr. Cem Keçe, cinsel şiddet konusundaki gerçek sonuçların araştırmadaki sonuçların üzerinde olduğunu belirterek, bu duruma maruz kalan kadınların çoğunluğunun sessiz kalmayı tercih ettiğini kaydetti.

    Gazetelerin 3. sayfalarını dolduran kadınlara yönelik şiddet olaylarını; ırza geçme, ensest ilişki, fahişelik, pornografi ve eş dövme başlıkları altında toplanabileceğini ifade eden Keçe, fiziksel şiddete uğrayan kadınların büyük bir bölümünün cinsel şiddete de uğradığı savundu. Keçe, "İlişkilerde görülen acıların en yaygın olanı cinsel şiddettir. Kadınların çoğu dayak, sövme, itip kalkma gibi fiziksel şiddet uygulamalarından sonra cinsel ilişki kurmaya zorlanma, ters ilişki, ensest ilişki, çocukların önünde cinsel ilişkiye zorlanma, aşırı cinsel ilişki kurma baskısı, oral ilişki ve çeşitli aletler kullanarak ilişkiye zorlama gibi cinsel şiddete de maruz kalmaktadır. Direndiklerinde veya itiraz ettiklerinde ise tecavüze uğramaktadırlar" dedi.

    Keçe, cinsel şiddet uygulayan erkeklerin, "Kadınlar cinsel şiddetten haz alır" şeklinde görüş taşıdığını anlatan Keçe, şunları kaydetti:

    "Yeni yasal düzenlemeler yapılmalıdır"

    "Cinsel şiddet olgularının kadınlar tarafından çok kere bildirilmemesini, kadınların aslında olayları kışkırttığı ve cinsel şiddetten zevk aldığı düşünceleriyle açıklayan cinsel mitlerin maalesef halen sürdüğünü üzülerek görmekteyiz. Aksine kadınların kuyruk salladığı, mini etek giyerek veya karanlıkta dolaşarak ya da başka yollarla erkekleri kendilerine saldırmayı kışkırttığı görüşüne sahip erkeklerin sayısında da artış vardır.

    Kadınların cinsel şiddet olaylarını duyurmamasının çok nedenleri vardır. Bedensel ve ruhsal bir travmaya maruz kalmış kadının, topluma mağdur olduğunu ispat etmesi yükümlülüğü de bulunuyor. Kadın masum olduğunu kanıtlayabilse bile, toplumun, hatta ailesinin gözünde kötü şekilde algılanma korkusu yaşar. Bu durumdan kurtulması için bekar olan bir kadına kendisine cinsel şiddet uygulayan erkekle evlenmesi önerilir. Sadece mini etek giymek kadınlara yönelik şiddet olaylarının belli başlı nedenlerinden birisidir. Kadın ve erkek arasındaki güç ilişkisi kadınların aleyhine işliyor.

    Çalışan ve eğitimli kadınlar bile işyerlerinde cinsel tacize maruz kalıyorlar. Cinsel taciz de iş verimini düşürüyor. Cinsel tacize uğrayanlar, dışlanma, işten atılma ve mimlenme endişesiyle bu durumu saklamayı uygun buluyor.

    Cinsel tacizi önlemeye yönelik yeni yasal düzenlemeler yapılmalı ve toplumda bu konuya ilişkin bir duyarlılık oluşturulmalıdır.

    Ekonomik nedenler ve geçim sıkıntısı nedeniyle kocaların kendi seçtikleri başka erkeklerle karılarının cinsel ilişkiye girme talepleri sanıldığı kadar nadir rastlanan durum değildir.

    Kaçırılarak tecavüze uğrayan ve ailesinin zoruyla evlendirilen kadınların sayısında da artış var. Bu durum ise kadın açısından ömür boyu cinsel taciz anlamına geliyor. Aileler, bekareti bozulan, başkasıyla evlendiremeyeceklerini düşündükleri kızlarını zorla, hatta döverek tecavüzcü ile evlenmeye zorluyorlar. Tecavüzün travmasıyla kadınlar cinsel isteksizlik ve cinsel soğukluk duyarlar. Eşler ise bu nedenle fiziksel şiddet uygulayarak tecavüzü sürdürürler. Tecavüzcü erkek cezalandırılmak yerine ailenin zoruyla mağdur durumdaki kızla evlendirilerek ödüllendiriliyor. Bu eğitimsizlik ve cahillikten kaynaklanıyor.

    Cinsel şiddete uğrayan kadınlarda cinsel isteksizlik, orgazm olamama, ağrılı cinsel ilişki, korku, ürkeklik, içine kapanma, konuşurken gözle iletişim kuramama, çekingenlik, titreme krizleri, uykusuzluk, halsizlik, aşırı yorgunluk, kendini suçlama, sesli uyaranlara karşı aşırı tepki, bulantı, baş dönmesi, unutkanlık, çarpıntı, öfke patlamaları, umutsuzluk, çarpıntı, yalnız sokağa çıkamama, güvensizlik, yalnızlık, ağlama krizleri ve hayata karşı ümitsizlik sık görülmektedir.

    Şiddet uygulayan erkekleri yalnızca, 'hasta ruhlu' ve 'alkolik' olarak düşünmemek lazım. Aralarında normal ve sorunsuz davranan erkeklerde çoğunlukta. Alkollü olduklarında erkekler, daha rahat cinsel şiddet uygulayabiliyorlar ve şiddeti alkolün arkasına sığınarak açıklayabiliyorlar. Ancak, alkol şiddetin kaynağı değil erkeklerin kullandığı kötü bir araçtır."

    Cinsel şiddet uygulayan erkeklerin ortak özellikleri

    Cinsel şiddet uygulamaya meyilli erkeklerin ikili ilişkilerde genellikle önceden sinyaller verdiğini belirten CTD Başkanı Dr. Keçe, "Sinyalleri anlamak ve karşınızdaki kişiyi tanımak kadınlarımızı sorunlu bir ilişkiye derinlemesine dalmaktan koruyabilir" dedi.

    Keçe, cinsel şiddet gösterebilecek erkeklerin özelliklerini şöyle sıralayarak, kadınlara şu uyarılarda bulundu: "Cinsel şiddet uygulama potansiyeline sahip erkeklerden kaçınmak için aşağıdaki sinyallere dikkat edin.

    Bunlar;
    İlişkiniz olan erkek kırıcı olursa,
    Aşırı ve nedensiz yere kıskançlık gösterirse,
    Aşağılayıcı yorumlar yaparsa,
    Sizi görmezlikten gelirse,
    Nasıl giyineceğinize karışır ve baskı yaparsa,
    Sizi kendisiyle eşit konumda görmez ve kendini üstün görürse,
    Çok fazla içki içer, uyuşturucu kullanırsa,
    Sizi sarhoş olmaya, uyuşturucu kullanmaya veya cinsel ilişkiye girmeye zorlarsa,
    Sert, sinirli ve tehdit edici biçimde davranırsa,
    Ani çıkış ve inişleri varsa,
    Genelde karşı cins hakkında olumsuz konuşursa,
    Şiddet kullanma konusunda tehditkar olursa dikkatli olunmasını ve ilişkinin yeniden gözden geçirilmesini tavsiye ediyoruz."

    Dr. Keçe, cinsel şiddetin önlenebilmesinde eğitimin önemine dikkat çekerek, eğitimin sadece okullarda verilen derslerden ibaret olmadığının da altını çizdi. Hiç kimsenin cinsel şiddete maruz kalmak istemeyeceğini, hiç kimsenin cinsel şiddeti hak etmediğini, hiçbir davranışın cinsel şiddet için neden olarak gösterilemeyeceğini belirten Keçe, "Cinsel şiddeti cinsel mitler, yanlış kültürel değerler ve eğitimsiz toplumlar yaratır. Okullarda çocukların terbiye edilmesi için şiddet uygulanması hoş karşılanıyor, sayıları artık azalsa da erkeklere askerde şiddet ve şiddetin erkeklik için ne kadar gerekli olduğu öğretilebiliyor" açıklamasında bulundu.

    Cinsel şiddete maruz kalanlara, var olan durumu, kendilerini anlayacak ve destek verecek ve yardımcı olabilecek bir yakınına anlatmasını öneren Keçe, "Polise başvurun, tıbbi ve psikolojik yardım alın ve durumunuzu tercihen bu konuda çalışan bir hukukçuya danışın" diye konuştu.

    Keçe, bir yakını cinsel şiddete maruz kalanlara ise, "Ona destek olun, dinlemeye hazır olduğunuzu gösterin. Onu dinleyerek inandığınızı, bunun onun suçu olmadığını, olanlardan dolayı üzgün olduğunuzu ve yardıma hazır olduğunuzu belirtin. Onunla vakit geçirin, hukuki danışmanlık ve tıbbi açıdan yardım almasını ve güvenlikli bir yerde kalmasını sağlayın, gündelik hayatında destek olun" önerisinde bulundu.
     
  2. 18 Mart 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  3. tutuklu

    tutuklu Aktif Üye Üye

    Katılım:
    31 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    388
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    86
    bu yazılanlar çok acı... erkekler bu kadar aşağılık mı?
     
  4. 18 Mart 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  5. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    22
    Ödül Puanları:
    148
  6. 18 Mart 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  7. 1BukeT

    1BukeT Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.454
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    106






    Yaşam
    "Kadına karşı şiddet" AİHM yolunda

    "Kadına Karşı Şiddet" Avrupa Birliği'ne giriş süresinde Türkiye'nin çözümlenmesi gereken sorunlardan biri.

    Tüm uluslararası sözleşmeler ve yasalar çerçevesinde, "Kadına Yönelik Şiddet"e karşı düzenlenen kampanyalar birbirini izliyor. Bu kapsamda 4329 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun çıkarıldı.

    Bu kanunun da yetmediği, AİHM'e uzanan bir örnekle gündeme geldi. Avukat Habibe Yılmaz Kayar 'ın açtığı dava şöyle:

    Kadın kocası tarafından dövülüp, mahkemeye gider. Kocanın kadına yaklaşması yasaklanarak, koruma kararı çıkar. Aradan zaman geçer. Koruma kararının yasal süresi dolar ve kadın korumasız kaldığından, koca bir kez daha karısını döver. Doktor raporuna karşın, mahkeme ikinci kez koruma vermeye yanaşmaz.

    Tüm hukuksal yolların tıkandığı noktada, İstanbul Barosu avukatlarından Habibe Yılmaz Kayar devreye girerek şiddete uğradığı için koruma talebi reddedilen kadının avukatlığını aldı ve AİHM'e başvuruda bulundu. Mahkeme Kayar'ın başvurusunu kabul etti.

    Kayar, bianet'e yaptığı açıklama da şunları söyledi:

    "4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun amacına aykırı fiili uygulamalar, şiddete karşı korunma isteğinin reddi, yasalar ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde korunan bir çok maddenin ihlali sebebiyle, iç hukuk yolları tükenmiş olduğundan AİHM ne başvuru yapmıştık. Dosyamız görülmek üzere kayda girdi".

    Kayar, sorularımıza verdiği yanıtta, Türk mahkemelerindeki sürecin, kendisinin devreye girmesinden çok daha önce başlamış olduğuna değindi.

    "Bu dosyayla ilişkim, şiddet vakasının ikinci aşamasından sonra oldu. Müvekkilim olan şahıs daha önce kocasından gördüğü şiddet nedeniyle, mahkemeye başvurarak koruma kararı almış. Yasal süre bitip, koruma kaldırılınca eşi tarafından yeniden şiddete uğramış ve tekrardan koruma isteğinde bulunmuş ama, isteği reddedilmiş. Ben bu aşamada devreye girdim."

    Ne yaptınız bu durumda?

    Başka bir mahkemeden koruma kararı çıkartalım, dedik. İlk engel orada çıktı. Darp olayının başka bir adliye de olduğu belirtilerek, görevsizlik kararı verildi. Bizde işaret edilen mahkemeye başvuru yaptık.

    Darp var ve mahkeme reddediyor, değil mi?

    Evet, kadın, korumanın yasal süresi biter bitmez koca tarafından darp ediliyor. Rapor var ama, mahkeme yeniden koruma vermeyi reddediyor. Biz de, bunun üzerine zaten "görevsizlik" veren mahkemeye başvuru yaptık. Orada ilk engele çarpınca, yeniden, korumayı reddeden ve görevli olan adliyeye, elimizdeki raporla başvuruda bulunduk.

    Korumayı reddeden mahkeme bu kez ne yaptı?

    Koruma talebimize dört gün içinde yine ret yanıtı verdi.

    Neden?

    Ayrıntıya girmeyeyim, tamamen teknik gerekçelerle. Biz de bunun üzerine itirazda bulunduk. 20 gün sonraya duruşma günü verildi. Yine koruma talebi reddedildi. Darp raporuna rağmen. Usule uygun olmayan bir ret kararıydı. Zira, yasaya göre şiddete maruz kalma ihtimali bile, koruma kararı verilmesi için yeterli bir karar. İspatlanmış bir şiddet söz konusu. Buna rağmen reddedildi.

    Ve siz de AİHM'e başvuru yaptınız?

    Çünkü, iç hukuk yolları tıkanmıştı ve tek yol olarak AİHM kalmıştı. Nihai karardan sonra yapacak bir şey yok. O yüzden AİHM'e başvurduk. Şiddete karşı korunma isteğinin reddi, yasalar ve sözleşmede korunan bir çok maddenin ihlali sebebiyle, iç hukuk yolları tükenmiş olduğundan AİHM'e başvuru yaptık.