Kadınlar Fıkradan Anlamaz

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve realist tarafından 1 Ocak 2009 başlatılmıştır.

    1 Ocak 2009
    Konu Sahibi : realist
  1. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    Kadınlar Fıkradan Anlamaz
    altı yaşında iken, bitişik evde oturan kıza, "senden beş santim uzakta duracağım. ve bana dokunamayacaksın. bahse girerim."dedim.
    "nasıl?" diye, sordu.
    "kapının arkasında durarak." o kadar şiddetli bir kahkaha attım ki; pantolonumun cebindeki bütün bilyeler yere döküldü.
    küçük kız bana, sanki kurbağa imişim gibi bakarak, "bunda gülecek ne var? eğer sen, kapının arkasında dikilecek kadar münasebetsiz olursan, sana kimse dokunmaz." dedi.
    o yıldan bu yana, kadınların şakadan anlamadığını, öğrenemedim.
    kadınlar, ya yanlış zamanda, ya yanlış fıkraya güler, ya da hiç gülmezler. garip bir kadının fıkra bittikten sonra, "eee, sonra?" dediğini, bir başka kadının da; fıkranın gülünecek yerine gelene kadar, devamlı olarak gülerek, asıl gülünecek yere gelincede birden ciddileşerek, bana "şimdi nerede oturuyorsunuz?" diye sorduğunu hatırlıyorum.
    aslında gülünecek şey fıkranın kendisinden değil de, onun oluşturduğu birlik, his ve tahayyülden ortaya çıkar. eğer kişi, yeni oturma odasının perdelerini, küçük bir yazlık evi ve grogory peck i tahayyül ediyorsa, olayları; günlük yaşantıyı göldeki alabalığı, davetkar gözlü sekreteri düşünenler, gibi görmez.
    kadınlar üzerlerinde, kendilerin gerçekçilik zeminine çeken, bir ağırlık taşırlar. bu yüzden yontulmamış fıkralara gülerek gerçekçilikten ayrılmamış olurlar.
    bir akşam eve geldiğinde, kapıdan içeri girer girmez, "sana komik bir fıkra anlatayım mı karıcığım?" dedikten sonra, anlatmağa başladım; "bir adam varmış. anladın mı? ve hergün lokantaya gidip oturduğunda, kulağının arkasına bir kereviz takarmış. bir gün kulağının arkasına soğan takmış. her gün onu seyretmekte olan birisi, hemen yanına yaklaşarak "söylermisin, bu gün kulağına niye soğan taktın?" adam hemen cevaplamış; "kerevizleri kalmamış." son kelime ağzımdan çıkar çıkmaz, katılarak gülmeğe başladım.
    karım, "peki neden kerevizleri yokmuş?" diye sorduktan sonra, kendi kendine konuşuyormuş gibi ekledi; "bu bana, bill ve grace nin yemeğe geleceklerini hatırlattı. peynir almamız lazım."
    o gece aynı fıkrayı bill ile grace e de anlattım. bill kasıklarını tutarak kahkahalar savururken, grace hoş bir şekilde gülümsedikten sonra, "kereviz de çok pahalılaştı," dedi. sonra karıma dönerek, "bu gün kendi kendime, eğer yiyecek fiyatları böyle yükselmeğe devam ederse daha çok para kazanan bir koca bulmam gerekecek, diyordum." dedi.
    bu söze iki kadın kahkahalarla gülerken, bill ve ben sakin sakin, yeşil zeytinlerimizi yiyorduk.
    kadınlar, erkekler gibi her zaman şakaya hazır değillerdir. erkekler iş toplantılarının ortasında bile fıkra anlatabilirler. oysa kadınların fıkra dinlemesi için; bulaşıklarının yıkanmış, çocukların işi bitmiş ve gezmede olmaları gerekir.
    bir gün otururken karısına "bunu işitmiymiydin? iki yaşlı ingiliz kulüpte otururlarken, biri diğerine "karını bu sabah gömdüğünü duydum. çok üzüldüm" demiş. diğeri cevaplamış; "öldüğü için gömmem gerekti."
    karım yüzüme, fıkraya başladığım andaki ifade ile baktı. tebessümüm sanki birden yere düştü. ve hemen sordu:
    "kadın neden ölmüş?"
    kızarak, "bak," dedim. "adamlardan biri "karını bu sabah gömdüğünü duydum"
    karısı, "orasını anladım." dedi. "bağırmağa başlama. eğer böyle yapacaksan; fıkrayı dinlemek istemiyorum."
    erkeklerin kadınları güldürememelerinin bir nedeni de; fıkrayı erkeğin anlatmasıdır. tanımak için fazla uğraşmazlar ama, kadınlar; erkekleri gülünç bulurlar. bir kadının diğerine, büyük bir heyecanla; kocasının mağazasını, sarışınlara karşı davranışını ve lüks otomobillerini anlattığını, çok gördüm. fakat bir erkeğin olması, onun gülünç olduğu düşüncesi, bütün neşeyi kaçırır.
    yalnızca karımın değil, diğer kadınların da şakadan anlamadıklarını hesap edemediğim için başkalarının eşleri ile de uğraştım. ara sıra partilerde, vakit ilerleyince hanımlardan bazıları fıkra anlatmağa başlar. sonunda, ben de bir fıkra hatırlamağa çalışır ve anlatırım. birden karım dahil bütün kadınlar susarak, ayaklarının ucuna bakmağa başlarlar. sonra biri diğerine dönerek neşeyle; "uzatmağa başladığından beri saçların çok güzelleşti." der.
    artık, kadınları güldürmek konusu ortaya çıktığında, çok dikkatli hareket ediyorum. fıkralarımı, erkek arkadaşlarıma, yemek masasına oturmadan önce, içkimizi içerken anlatıyordu ve kadınların aralarında ertesi gün alacakları yazlık elbiseyi konuşmalarına, fırsat tanıyorum. konuşurlarken içlerinden biri, bir ara sesini alçaltarak fısıldamağa başlıyor ve ardından hep birlikte kahkahalarla gülüyorlar.
    bir gün, ne olursa olsun, neye güldüklerini öğreneceğim.
    (alıntıdır.ZeynepAkıllı-Hikayeler net)