Kadınlar terk ediyor mu?

Konusu 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' forumundadır ve 1BukeT tarafından 9 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    9 Ocak 2008
    Konu Sahibi : 1BukeT
  1. 1BukeT

    1BukeT Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.454
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    106
    Kadınlar yanlışını gördükleri erkekleri terk ediyor, erkeklerse, neden terkedildiklerini anlamak ve çözüm getirmek için psikologların kapısını aşındırıyor.

    On puanlık uzman sorusu: İlişkinin güneşi tam tepede gibi görünürken kadın çantasını toplayıp, çıkarken kapıyı da arkasına bile bakmadan kaparsa ne olur? Ya terkedilen, geride kalan ve yanıtını asla bulamayacağı 'neden' sorusuyla başbaşa kalan erkek ne yapar? Bu tip erkeklerin anlayamadığı kadın terketmeleri günümüzde pek çok insanın tahmininden de fazla yaşanıyor. Elle Dergisi'nin haberine göre; giderek daha çok sayıda kadın eşini, sevgilisini ya da erkek arkadaşını terk ediyor.

    İnsanların kişisel özgürlüklerinin değerini daha çok farketmeye başladıkları çağımızda kadınlar geleneksel aile rollerinin içine hapsolmaktan sıkıldıklarını rahatça söyleyebiliyorlar. Zaten sonradan kurulmuş ataerkil kültürün dayatması olan, aslen kadın ruhuna hiç uygun düşmeyen böyle pek çok gelenek gibi her koşulda kadın sadakati de yavaş yavaş çöpe gidiyor.

    Çok iyi eğitim almış, kendi işinin sahibi ya da işinde emin adımlarla yükselen, iyi bir geliri ve zevk aldığı hobileri olan, kendine iyi bakan ve öz saygısı gelişmiş kadınlar tek bir erkek modeline, sanki dünyada ondan başka erkek yokmuş gibi mahkum olmak istemiyorlar. Binlerce yıllık insanlık tarihinde sadece son birkaç yüzyıldır boyunlarında olan bukağıların, onların gerçek kaderi olmadığını farkeden kadınlar mızıkmaya başladı.

    Düşünün bir kez konuştuğumuz diller, gittiğimiz kulüpler, giydiğimiz kıyafetler bile sürekli değişirken kadınlar niye aynı kalsın ABDde yaşayan, kitapları ve makaleleriyle kadın-erkek ilişkilerinin karanlık dehlizlerine ışık tutan araştırmacı ve eğitmen David de Angelo, ani kadın terkedişlerinin yüzde 99 oranında şöyle işlediğini söylüyor: Şimdi düşünün.

    Harika bir kadınla tanıştınız ve harika bir başlangıç yaptınız. Sonra birden kadın size olan ilgisini kaybetmeye başlıyor. Eğer tam bu noktada sizin kadına olan ilginiz artmaya başlarsa, kapı önüne konmaya adaysınız demektir. Durumun farkında bile olsanız; yapacağınız bir şey yok. Çünkü kadın sizi çoktan gözden çıkarmıştır.

    BEYAZ ATLI PRENS DEĞİL, RUH EŞİ

    Kadınlar tarafından nedensiz terkedildiğini zanneden binlerce erkekle anketler yapmış olan David de Angelo'nun bu konuda pek çok kitabı var. 'Double Your Dating', 'Sex Secrets', 'The 8 Personality Types that Naturally Attract Women' gibi rehberlerin ve makalelerin yazarı. David de Angelo araştırmaların ve her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği danışmanlık sitesine gelen soruların analizini yapınca kadınların fütursuzca çıkıp giderken kullandıkları cümlenin, özünde hep aynı olduğunu saptamış:

    'Sana olan duygularımdan emin değilim. Biraz yalnız kalmak istiyorum. Kendimi anlamalıyım. Sorun sen değilsin; benim.' Peki konu gerçekten neyle ilgili? Sorun arzularda mı, isteklerde mi, güç dengesinde mi, davranışlarda mı, kişiliklerde mi, yoksa DNA'larda mı? Hmmm. Hepsine birden hayır. Sorun tamamen kadın ve erkek olmakla ilgili. Bu nedenle etrafta bu kadar çok beyaz atlı prensini arayan prenses dururken; giderek daha çok sayıda erkek 'arkadaşlık önce gelir' diyen kızlara ya da 'ben ruh eşimi arıyorum' diyen kadınlara toslamış oldukları için gözleri yaşlı geziyor. Belki de 'hayır' yanıtı, gerçekten vasat erkeklerin gerçek kaderidir.

    David de Angelo'nun araştırmalarına göre kadın her ne kadar gerçek nedeni açık etmese de, bu davranışın altında yatan çok önemli bir tek sebep var. O da 'çekicilik'

    Durum o ki erkeğin kadının gözündeki çekiciliği herhangi bir nedenle hasar gördüğünde, kadın artık ikinci kez düşünmüyor bile. Araştırmalardan çıkan sonuca göre isterse dünyanın en hoş adamı olduğunu düşünsün, beraber olduğu kadının gözünde cazibesini yitiren erkek terk edilmeye mahkum.

    David de Angelo, 'Giden kadın size bir şey söylemiyorsa, şöyle dediğini farzedebilirsiniz' diyor: 'Onu daha fazla yaralamak istemiyorum. En iyisi sessiz sedasız çekip gideyim. Böylesi daha kolay olacak.'

    KADINLAR ÇİN BULMACASINA BENZER

    Günümüzde pek çok erkek kadınların bir Çin bulmacasına benzediğinin farkında. Gerçi bunu eskiden de biliyorlardı; ancak kadınları anlamak şimdiye dek hiç bir kadar yaşamsal olmamıştı. David de Angelo kitabında diyor ki, 'Bu konuda emin olabileceğiniz tek nokta var:

    Kadınlar pek çok konuda erkeklerden çok değişik fikirlere sahiptirler ve bu kadınların pek çok konuda erkeklerden çok değişik beklentileri bulunur. Bir bakın: Kadınlar moda dergileri satın alır, pembe dizi seyreder ve romantik aşk romanları okurlar. Erkekler ne yapar? Playboy satın alır, spor karşılaşmaları izler ve gazete okurlar.

    Burada en önemli sorun, kadınınızın satın aldığı, izlediği ve okuduğu romanlardaki erkeklere benzeyip benzemediğiniz.' Eh, devir değişti. Artık kadınlar da gördüklerine sahip olmak istiyorlar. Peki bu duruma düşmüş erkekler ne yapmalı Bu konuda kimi akılcı, kimi de sadece ilginç öneriler var.

    Ama temel olarak erkeğin ilk önce ilişkide yaşanan sorunun gerçekten de kendisiyle bir ilgisi olmadığını anlaması gerekiyor.

    Çünkü bu büyük çocuklar terk edildikleri zaman kadına yeteri kadar iyi davranmadıklarını, isteklerini karşılayamadıklarını ya da iyi bir sevgili olamadıklarını düşünüyorlar. Ünlü uzmanın erkeklere ikinci önerisi, 'kuyruğu dik tutmaları.' Yani gitmek isteyen kadına asla 'Yeter ki sen kal. Ne istersen onu yapacağım' dememeleri gerekiyor.

    Bu yakarış, sadece kadının uzaklaşan topuk seslerinin duyulması sürecini hızlandırıyor. Çünkü dünya kurulduğundan beri daha güçlü nesiller için daha güçlü erkekleri tercih eden kadınlar, zayıf karakterli erkeklerden içgüdüsel olarak haz almıyorlar.

    Üçüncü öneri erkeğin hem kadının, hem de kendisinin gereksinimlerini ve beklentilerini gözden geçirmesi. Bunlar çakışmıyorsa, o ilişkiye başlamak zaten zaman kaybı. Burada akılcı davranmak erkeklere düşüyor; çünkü kadınlar genelde doğal güdüleriyle hareket ediyorlar.

    O an bir çekim hissediyor; sonra da rahatça vazgeçebiliyorlar. Burada unutulmaması gereken en önemli nokta, doğada da eş seçimini dişi olan yaptığı. Yani kadın istemiyorsa, zorlamanın anlamı yok. Erkeğin terkedilmemek için yapması gereken tek şey ise kafayı çalıştırmaktan geçiyor.

    David de Angelo: 'Bir erkeğin başarısı beraber olduğu kadının psikolojisini ve kendisinin kadına dönük çekiciliğini çok iyi analiz etmekten geçer. Bunu başarabilirse sorun daha başlamadan çözülebilir. Kadınların güçten, paradan ve ünden hoşlandığı söylenir. Ama bunlara düşkünlük görüntüsü kadının o an etrafta sizden daha iyisi olmadığı için yaptığı bir rol olabilir.

    Dahası kadınlar zayıf ve kararsız erkeklerden hiç hoşlanmazlar. Eğer ilginin azaldığını farkederseniz önce siz onu terkedin. Böylece oturup ilişkinizin niye bu noktaya geldiğini birlikte gözden geçirme ve konuşma şansınız olabilir.'

    Ancak bu çözümün de bir kötü yönü var: Her kadın bu blöfü yutmayabilir.
     
  2. 9 Ocak 2008
    Konu Sahibi : 1BukeT
  3. cinsilatif

    cinsilatif sana emanet... Pro Üye

    Katılım:
    21 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.254
    Beğenildi:
    196
    Ödül Puanları:
    163
    etrafımda gördüğüm,duyduğum,bildiğim ilişkilerdeki terk eden tarafa baktığımda çıkan istatistik ne derece geçerli ve güvenilir bilmiyorum ama kadınların daha fazla terk edildiği yönünde...
    bunun da öyle kafa karıştırıcı sebepleri yok.alternatifleri fazla...
    biz az ile ya da ortalama ile yetinirken,onlar neden daha iyisi olmasının peşinde.