Kafein Bağımlılığı

Konusu 'Sağlıklı Beslenme' forumundadır ve seaBahAR tarafından 24 Ocak 2009 başlatılmıştır.

    24 Ocak 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  1. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.195
    Ödül Puanları:
    238
    [​IMG]

    Kahve ve kafein, insan sağlığına etkileri yıllardır üzerinde çalışılan bir konu. Bunun en önemli nedeni kafein tüketiminin giderek artması. Kafeinin sağlığa etkileri üzerinde yapılan çalışmaların büyük çoğunluğunu kadınlar üzerindeki etkileri oluşturuyor. Özellikle de gebe kadınlar, göğüs hastalığı ve kalsiyum eksikliği olanlar. 1970’lerde ve 1980’lerde yapılan araştırmaların sonuçlarında, daha sonradan çıkan kimi çelişkiler, araştırmacıların bu konuya daha çok eğilmelerine neden olmuş ve açıklanmayan sorunları gün ışığına çıkartmaya yoğunlaşılmıştı. Yeni bulgulara göre, çoğu insan için merak konusu olan pek çok soruya da açıklık getirildi.

    Ama önce kafeinin ne olduğuna bir bakalım. Kafein, dünya üzerindeki 60’dan fazla bitki türünün meyvesinde, tohumların ya da yapraklarında bulunan doğal bir madde. Dolayısıyla, bu bitkilerden yapılan yiyecek ya da içeceklerimizin çoğunda doğal olarak bulunuyor. Ancak, tat vermek için özellikle yiyeceklere ve içeceklere katıldığı ya da etkilerini arttırmak için ilaçlara eklendiğinde oluyor. Kafein en çok da hazır kahvede, çayda, kolada ve çikolatada bulunuyor. Aslında farkında olmadan, bir gün boyunca epey kafein alıyoruz. Günde 2-3 fincan hazır kahve içsek bile 250-300 mg kafein tüketmiş oluyoruz ki, bu pek de azımsanmayacak bir miktar.

    Kafein Tüketince Vücudumuzda Neler Oluyor?
    Peki, bu kadar kafein tüketimini sağlığımıza ne kadar etkisi var? Aslında kafeinin en iyi bilinen etkisi, uyarıcı özelliği. İnsanın uyuması, beyinde üretilen adenozinle ilişkili. Adenozin, sinir hücrelerinin etkinliğini zayıflatıyor ve kan damarlarını genişleterek uykudayken daha fazla oksijen alınmasını sağlıyor. Kafein alındığındaysa, sinir hücreleri bunu adonazin olarak algılıyor. Ancak adenozinin yaptığı gibi hücrelerin etkinliğini yavaşlatmıyor. Adenozin reseptörlerine bağlanarak, adenozini bloke etkinliğini yavaşlamak yerine artıyor. Ayrıca beyindeki kan damarlarını da daraltıyor. Bu yüzden baş ağrısı için kullanılan kimi ilaçlarda kafein bulunuyor. Beyindeki nöronların etkisinin artması da, adrenalininizin artmasıyla sonuçlanıyor; gözbebekleri büyüyor, kalp daha hızlı atmaya başlıyor, kaslar kasılıyor. Kafeinin vücuttaki töleransı kişiden kişiye değişiyor.

    Kafein gebelikte önerilmiyor
    Araştırmalara göre, kafeinin özellikle gebe kadınlar üzerindeki etkisinin fazla olduğu saptanmış. Journal of American Medical Association (JAMA)’da yayınlanan bir araştırmada, gebeliklerinin ilk üç ayında düşük yapan 550, düşük yapmayan 950 kadın incelenmiş ve veriler karşılaştırılmış. Sonuçta, günde 1-2 fincan kahve içen kadınlardaki düşük yapma riskinin hiç içmeyenlere oranla %30 arttığı gözlenmiş. Kahve tüketimi 4 fincana çıktığında yüzde 40,5 fincan üzerindeyse yüzde 220’ye çıkmış bu oran. Öte yandan kafeinin kanser riskini arttırdığına yönelik kesin bulgular yok. Ancak, kalsiyum eksikliğine yol açtığı biliniyor. Çünkü kafein, çeşitli vitaminlerin, kalsiyum ve demir gibi minerallerin emilimini engelliyor; Kalsiyum depolanmasını olumsuz etkiliyor. Bu da kemik yoğunluğunu azaltacağı, yani sonuçta kemik erimesiyle karşı karşıya kalınacağı kuşkusu uyandırıyor. Özellikle yetişkinler için tehlikeli görünen bu etkinin de çok sorun yaratmayacağı, son zamanlarda yapılan araştırmaların bir sonucu. Bunu önlemenin en kolay yolu, günde en azından 1 bardak süt içerek, gerekli kalsiyumu alabilir ve kafeinin bu olumsuz etkisini önleyebilirsiniz. Bunun yanında, kahvenizi sütlü içmek de bir çözüm gibi görünüyor. Kafeinin tansiyon üzerine de pek bir etkisi olmadığı vurgulanıyor. Kafein tüketiminin kan basıncını bir süreliğine yükselttiği biliniyor; ancak bunun yüksek tansiyona yol açmadığı bulundu.

    Yine de yüksek tansiyonu olanların, yoğun stres altındayken kafein tüketimlerine dikkat etmeleri gerekiyor. İdrar söktürücü özelliği nedeniyle, şişkinlikten kaynaklanan rahatsızlıkların giderilmesine yardımcı olan kafeinin, öte yandan kan şekerini düşürerek, adet öncesi sendromu şiddetlendirebileceği düşünülüyor. Kimi araştırmalara göre, günde 3-4 fincan kahve içenlerde adet öncesi sendrom şikayetleri üç kat artmış. Kafein ayrıca böbrekleri de çalıştırıyor. Bu da, idrara çıkmayı sıklaştırarak, bir süre sonra meshanede tahriş ve dolayısıyla bir rahatsızlığa neden olabiliyor öte yandan, yine son zamanlarda yapılan bir araştırma, kafeinin parkinson hastalığı riskini azalttığını gösteriyor. Benzer şekilde, enerji harcanmasını arttırarak daha fazla kalori yakmaya yardımcı olmak, astım krizlerini azaltmak gibi olumlu etkileri de olduğu söyleniyor. Vücudumuzun kafeinden hoşlandığı zamanlar da yok değil; özellikle de uyanık kalmamız gerektiğinde. Kafein böyle durumlarda insanı uyardığı için adrenalin artıyor. Kendinizi iyi hissetmeniz için de vücudunuzda dopamin üretimini düzenliyor. Ancak tüm bunlar kısa süreli etkiler. Oysa asıl sorun, kafeinin uzun vadedeki etkileri. Bunların arasında en önemlilerinden birisi de uykuya dalmak için, en önemli etkenin adenozin reseptörleri olduğu biliniyor. Ancak, kafein alımı bu reseptörlerin etkilerini devre dışı bırakır.

    Üstelik kafeinin vücutta yarı ömrü yaklaşık 6 saat kadardır. Bunun anlamı, öğleden sonra saat 15:00’de 200 mg kafein içecek miktarda kahve içmişseniz, akşam saat 21:00’de vücudunuzda hala 100 mg kafein bulunuyor demektir. Bu da, bilinen etkileriyle, uyumanızı güçleştirecektir. Bunu sürdürürseniz, uzun vadede bir uykusuzluk sorunu yaşamanız büyük olasılıktır.


    Bağımlılık yapıyor

    Kafeinin bilinen bir diğer özelliği de bağımlılık yaptığı. Diğer bağımlılık yapan maddeler kadar etkili olmasa da, alışkanlık yapma yöntemi onlarınkiyle aynı. Bırakması kolay olabilir ama bırakmanızın gerekip gerekmediğine, sağlığınıza olan etkilerinize bakarak karar verilmesi gerekiyor. Yüksek tansiyonunuz, kemik sorunlarınız, ya da çarpıntılarınız varsa, kahvenizi yudumlarken bir kez daha düşünün. Yoksa, rahatça kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Ancak yine de, yüksek dozda almayın, yoksa sizde bir madde bağımlısı olabilirsiniz!



    -alıntı-
     
  2. 24 Ocak 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  3. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.195
    Ödül Puanları:
    238
    İtiraf ediyorum; ben bir madde bağımlısıyım.. :kahve:
     
  4. 26 Ocak 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  5. Kalliste

    Kalliste Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    30 Nisan 2007
    Mesajlar:
    9.326
    Beğenildi:
    51
    Ödül Puanları:
    153
    Benimde itiraf etmem gerekir:eek: sabah kalkar kalkmaz ilk elimi attığım fincanımdır:kahve:

    Uyku problemi yaratmadı şimdiye kadar bu da kişidn kişiye değiştiğinin bir göstergesidir CADIARZU

    Bir cümle dikkatimi çekti ve benim de uyguladığım bir yöntemin doğruluğuna karar vermeme yardımcı oldu daha önce yapmış fakat araştırmamıştım, bazende psikolojik olduğunu düşünüyordum şölyle ki;

    Baş ağrım olduğunda şekersiz ve sütsüz bir fincan kahvenin içine ince bir dilim limon sıkar içerim baş ağrısını en acilinden kovalarım hihoyyyt Yazıdada söylemiş bağzı ağrı kesicilerin içinde kafein bulunuyor diye CADIARZU
     
  6. 27 Ocak 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  7. sahil

    sahil Aktif Üye Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    114
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    ben bir ara ciddi anlamda bağımlı gibi bir şey olmuştum mutlaka günlük içmek istiyordum
    şimdi kendimi durdurabiliyorum ama tabiki hala kahveyi çok seviyorum hihoyyyt özellikle türk kahvesini:1rolleyes: ve itiraf edeyim telvesini yemeye bayılıyorum hatta kuru kuru bile yediğim oluyor:asigim: var böyle bişy:kahve:
    bu arada tabiki kendimi çok iyi hissediyorum içince :)
     
  8. 28 Mart 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  9. Siyah_24

    Siyah_24 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    11 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.205
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    en az içitigim vakit 5 6 f,ncan nescafe.. eskiden süt tozu ile şekrsiz içerdim şimdi diyetteyim diye süt tozunuda kullnamıyorum sade nescafe.. nolacak benim halim
     
  10. 29 Mart 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  11. crystal

    crystal Aktif Üye Üye

    Katılım:
    2 Ekim 2007
    Mesajlar:
    129
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    ben de çok fazla tüketiyorummirmirmirmir dün forumda gezerken okudum da, kafein karaciğerin çalışmasını yavaşlatıyormuş, karaciğerde yağ yakımından sorumlu olduğu için dolayısıyla yağ yakımını da yavaşlatıyormuş.. bunun yanında önceki bilgilerimden de spordan önce bir fincan sade türk kahvesinin sporu daha verimli yaptığını biliyorum:) ben sporda yapmıyorum gerçi ama 4-5 bardak içiyorum neyimeyse..
     
  12. 29 Mart 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  13. azelya55

    azelya55 Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    7.116
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    0
    Ben de sabah uyanır uyanmaz nescafe içiyorum :kahve: Ne kadar acı bir durum..:1ninca:
    Ama yağ yakımını azalttığını yeni öğrendim...Bırakırım diyemiyorum, en azından sabah içmeye devam eder, akşamları elimi sürmem..:eek:
     
  14. 30 Mart 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  15. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.195
    Ödül Puanları:
    238
    Güzel karar.. :hooray:
    Akşamları kahve yerine, limonlu sıcak su / bitki çayı / soğuk süt güzel ve sağlıklı alternatifler..

    Not: Süt için soğuk diye belirtmemin kişisel tercih dışında bir nedeni yoktur.. Önemle belirtilir.. :roflol:
     
  16. 18 Nisan 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  17. cocostar

    cocostar azimli,sabırlı,kararlı Üye

    Katılım:
    10 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.057
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    106
    ben de baya içiyordum kahveyi. hamilelikte 9 ay içmedim .. şimdi günde 1 kupa içiyordum. onu da haftada bire çekmeye çalışcam.