Kahraman Tazeoğlu Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve balam tarafından 27 Mart 2008 başlatılmıştır.

    27 Mart 2008
    Konu Sahibi : balam
  1. balam

    balam Guest

    Binmediğim hiç bir otobüs
    Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde
    Gittikçe azalıyor hayat
    Neyi erken yaşadıysam
    Hep ona geç kalıyorum
    Sana göçüyorum her sonbahar
    Yolların çıkmıyor aşkıma
    Unuttuğun yağmurların adı saklımda
    Seni içimden terk ediyorum

    Susmaktan yoruldum
    Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri
    Efkar demliyorum gözlerimde
    yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum
    Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
    Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
    Seni içimden terkediyorum

    Ne unutacak kadar nefret ettin
    Ne hatırlayacak kadar sevdin
    Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin biliyorum
    Beni hep bulmamak için aradın
    Yanılgımdın
    Yandığımdın
    Yangındın

    Sensizliğe yenilmek
    Sana yenilmekten zor olsada
    Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak
    Seni içimden terk ediyorum

    Şimdi
    İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan
    İki yarım kaldık
    Tamamlayamadık bizi
    Elinden tutamadık yanlızlığımın
    Saçlarımıda uzaklarına gömdün

    İçimin mavisi senin okyanusundandı
    Al! geri veriyorum.
    Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
    Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
    Sana bensizliği terkediyorum

    "Yârime uzanmayan bütün dallarım kırılsın" demiştin
    Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?

    Ne tuaf değil mi?
    İçimi acıtanda sendin
    Acımı dindirecek olanda
    "Ya öldür beni"dedim
    Ya da git benden
    İçi bulanık bir sevdanın ucunda
    Seni kaybettim
    Aldırmadın aldırmalarıma
    Bir gecede yakıp yârini
    Şafaklara sattın ihanetini
    Küllerime basanlar bile utandı yaptığından
    İşte soluk bir ömrün son nefesi

    Benden
    İçimden
    Terkediyorum


    Kahraman Tazeoğlu
     
  2. 27 Mart 2008
    Konu Sahibi : balam
  3. balam

    balam Guest

    "Yalnızım çünkü sen varsın"

    "gel" desen gelirdim
    gittiğin uzakta bendim
    dağ gibi bir ihanetten düştüm
    bu kendime son gelişim

    ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
    kendimi suçüstü yakalıyorum
    ve kentsizliğimin isimsizliğini
    Araz'a uyak düşüyorum
    gözlerime senden düşler sürüyorum
    ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor
    bana en büyük tehdit yine ben oluyorum
    sonra bir durağa yaslanıyorum
    sonra bir kente
    ve sen gidiyorsun
    ben kanıyorum
    diyorlar ki "kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun"
    oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun

    yorgun Haliç'e biraz inat
    biraz ihanet bırakıyorum
    ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum
    aklıma düşüyorsun
    düşüyorum
    düşünce
    üşüyorum
    azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum
    ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum
    yalanlarımla bir hiçlikteyim
    beni içinden kaç

    bu kentte her yağmur kendini ağlar
    aklıma düşsen yalnızlık oluyorum
    ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
    nerde kimi üşüyorsun
    artık kendini yakan bir ateşim
    kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz
    şimdi boş duraklara yaslanıyorum
    boş kentlere
    oysa "gel" desen gelecektim

    gün düşlerime dönüşlerimde
    bakışın içiyor beni gözlerimden
    gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara
    uzaklığına uzanıyorum
    sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden
    ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan
    yıkılıyorum şarkılara
    "kimseler biliyor"
    yalnızlık dostumdu
    şimdi korkum oluyor
    oysa "gel" desen gelecektim

    artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor
    güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik
    göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan
    kendimi yitirdikçe sana gidiyorum
    göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum
    düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum
    uysal yalnızlıklar satın alıyorum
    gülüşümle ödeyerek
    ve içimde yalancı bir katil taşıyorum
    yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma
    cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben
    kirli sözlerimi temize çekme
    oysa "gel" desen gelecektim

    gözlerim ihanete ihbar taşıyor
    kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına
    sözü namluna sürmelisin şimdi
    en yaralı yanımdan vurmalısın beni
    çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır

    avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum
    ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam
    susuşuna kan döküyor gözlerim
    sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun
    oysa bilmelisin Araz'ım
    kimsenin içi görünmez
    ve hiç bulamadıklarını
    asla yitiremezsin
    bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
    söylenecek bütün sözler

    her sabah akşam oluyorsun
    alnından ellerine damlıyorsun
    yüzündeki yağmurla iniyorsun kente
    içine dert oluyorsun kentin
    dışına yağmur
    yüreğinde dağılıyor kristal şehirler
    duvarların kan öksürüyor
    ve sen
    başkalarının gözlerini
    yüzümde aramamayı öğreniyorsun
    beni bir durağa yaslıyorsun
    beni bir kente
    gidiyorsun
    oysa "gel" desen gelecektim

    susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın
    en susmakta neydi öyle
    sen en dinlerken
    biliyorum Araz'ım
    insan kendini bulmamalı, hep aramalı
    gittiğin yerden başlıyorum öyleyse
    gece cinnetlerimi de alıp yanıma

    denize bakmayı bilmeyenler
    bir gün mutlaka boğulur
    işte bundandır gözlerinden kaçışlarım

    siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı

    ben şimdi gurbetim
    içimde taşıyorum
    heba olsa da senlerce yılım
    oysa "gel" desen gelecektim

    ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep
    ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden
    şairler ölüdür derler
    inanmıyorum


    en karanlık ceketimi giyiyordum
    ışığa kördüm çünkü
    şimdi ise güneşe ilerliyorum
    dirilmek için

    kimliği paslanıyor eski bir anarşistin
    gecenin kör gözünden utanıyorum
    hadi bana en militan kelimelerle saldır
    batır içime cümlelerini
    beyhude bir dehşet bırak
    hak ediyorum

    gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime
    can kaybından ölüyorum
    cenazemde namaz kılacağım
    zan altındayım
    yalanıma inanıyorum

    yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan
    kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin
    kinim kendime
    susuşum sana
    küsüşüm tüm dünyaya

    üstü kalsın ihanetimin
    "gel" desen gelecektim

    yine bir tren geçiyor içimden
    sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı
    saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor
    görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum
    hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede
    sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan
    süsle beni ey aşk
    geçtiğin yerleri öpüyorum

    yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum
    dişlerindeki nikotin tadı terkimde
    sirenler ve ateş hatları içip
    sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden
    ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla
    yasadışıyım
    tutukla beni gözlerimden

    kalemim bitti yitirdi şiirini şuur
    öldü kanımdaki mürekkep balığı
    solumdaki sise intihar etti intiharlar
    bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek
    yaşamak için geç bir zaman
    ölmek için ise erken

    çok davullu bir senfoni sürçüyor
    dikiş tutmaz ayrılığımda
    kirpiğinden yapılma bir darağacına
    geceyi asıyorum
    yoksun
    bu yağmurlar ıslatmıyor beni
    bir durağa yaslanıyorum sensiz
    gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum
    "gel" desen gelecektim oysa

    kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor
    şimdi herkes biraz sen biraz acı
    göğsümde bir vagon
    gizli sözler batıyor
    fırtınalar çıkıyor üstüme

    şakağımda
    intihar acemisi bir şairin
    delilik provaları
    arkandan uluyan kapılardan
    söküyorum kokunu
    yokluğunu kokluyorum
    yokluğunu yokluyorum

    çöz gözlerimi senden hadi
    ücranda yak bakışımı
    gözlerine bekçi sevdam
    dünden ve senden kalmayım

    içine her düşen
    kendi keşfi sanıyor seni
    oysa sen
    melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin
    ve kendini acıtmak istiyorsun
    ama güller kendine batamaz
    bilmiyor musun
    "gel" mi diyorsun

    herkes kendi gördüğüne bakar
    peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz
    kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu
    hadi en kanadığımız yerden susalım
    "gel" desen gelirdim
    "git" dedin ve gittin

    Aşka...
    Rüzgara...
    Ayrılığa...
    Zamana...

    eyvallah...
     
  4. 27 Mart 2008
    Konu Sahibi : balam
  5. balam

    balam Guest

    seni içimde intihar ettim

    deli dolu geçtik ateş hatlarından
    sevgim korkuyla beraber büyüdü içimde
    sevdikçe korktum
    korktukça daha çok sevdim
    er geç birbirini boğacaktı bu duygular biliyordum
    neden sonra farkına varıyor insan
    ayağına takılan bütün taşları
    yoluna kendi döşediğinin

    senin yarınlara inancın benden yüklüydü
    daha cesaretliydin
    planı çatılmamış yarınlara ektiğin umutlar
    er geç açacaktı biliyordun
    deli sevdalı çocuk ruhumun
    nicelerinin uğruna kıyametler kopardığı
    değersiz değerlere sırt dönmüş güvenli saflığında
    bir sonsuzluk buldun kendine
    ve hayatımızın resimlerini çizdin duvarlarımıza
    sonra birden
    yeşil bir kentte
    ılık bir yaz gecesine astın beni

    sevdalı ömrümün dakikası beş para etmedi
    ödedim
    cümlelerim seni taşımaktan yorgun düştü
    son sözün
    ve son anın efendisi olmaya bilenmiş yüreğine yenildim
    geçmişten nefes alıp geçmişe nefes verdim
    anılar kemirdi yüreğimi
    felç oldu hislerim
    zamanın çoktan dibe çöktüğü kum saatimin belinden
    tek bir saniye bile süzülmüyordu
    ters çevirmeye cesaretim yoktu
    çünkü yeniden başlayacak bir hayatın
    korkağı olmuştum

    aşkların sonrasında hüzün vardır
    ya sen hüznü boğarsın
    ya da hüzün seni boğar
    ama birisi kanatlarını kırarsa eğer
    yaralı kuş rolüne soyunacağına
    yürümeyi denemelisin
    hayata dönmelisin

    bunları düşünebilmek bile kendime dönüşümdü
    ve sonunu infaz ediyordu içimde
    o gece yüreğimden sağ çıksaydın eğer
    ölen ben olurdum
    o gece
    hayatın lekesiz bir anında
    seni intihar ettim
    şimdi katil benim

    artık güncemde bir boşluksun
    yavaş yavaş taze anıların altına gömülüyorsun
    ve sana ait sandığım her şeyin
    aslında benim olduğunu öğreniyorum
    hiçbir duygunun tek ilhamı değilsin
    kendimi keşfettikçe
    seni kaybediyorum
    ve ufkuma sensizliği
    korkusuzca geriyorum
     
  6. 27 Mart 2008
    Konu Sahibi : balam
  7. balam

    balam Guest

    Git




    şimdi gidiyorsun
    git
    oysa senden tek bir damla istemiştim
    sana kocaman bir deniz sunmak için
    şimdi gidiyorsun
    git

    ne zaman başladı bu hikaye
    anımsamak zor
    gençtim
    hazırda fırtınalarım vardı
    dörtnala sevdalarım
    komazdı öyle üç-beş nöbetleri
    geceler içimi acıtmazdı böyle

    bir insan bu kadar eksilebilir mi

    hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adam vardı
    bu şehrin bir yerlerinde
    düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona
    gözlerinde gizledi o seni
    sen bilmedin
    o adam bendim
    unuttun mu

    bak sevdiğin adam gülmeyi bile unuttu
    seni unutamadı

    işin kolayına kaçmadım
    uğruna ölmedim yani
    uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep
    sen bunu da bilmedin
    ben bir bakışına bin anlam yükledim
    sen aşka kestirmeden gittin

    bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma
    şimdi gidiyorsun
    git

    bana karanlığın ne demek olduğunu öğretmeden
    bütün ışıklarımı söndürüyorsun
    bu cehennem cinayetlerini işliyorsun
    sonra bunlara intihar süsü veriyorsun
    yazıklar olsun
    yazıklar olsun
    susuyorsun
    susuyorum
    susacaklarım bitmiyor

    uzun lafın kısası olmaz
    anlatacağım çok şey var
    hoyrat bir rüzgar gibi geldin
    aklımı ve hayatımı dağıttın
    şimdi gidiyorsun
    git

    daha ayrılığa bile çarpmadan
    aşk bizden döndü
    bir yılan gibi soktun koynuma kimsesiz geceleri
    artık ölüm sana dokunamamaktan kötü değil
    ama sana dokunmak da yasak bana
    göz çukurlarımdaki karanlık bunu anlatır
    sen var ya sen
    allah kahretsin!

    yani şimdi
    gözleri sana benzeyen bir kızım olmayacak mı
    yani şimdi başkaları mı sevecek seni
    başkaları mı tutacak ellerini

    ben saçlarını okşadığım zaman
    ellerin öksüz kalırdı
    şimdi gidiyorsun
    git


    Kahraman TAZEOĞLU
     
  8. 27 Mart 2008
    Konu Sahibi : balam
  9. balam

    balam Guest

    Her Aşk Katilidir Bir Öncekinin
    rüzgarlı bir tepenin yamacındayım şimdi
    kent suskun
    ve istasyonlar ayrılık için var bu şehirde
    imlası buzuk, üşümüş ve kirli bir çocuk olurum seni düşünürken
    ömrüme iliştirdiğim martı leşleri yamalı bir geçmişi oynar
    imtihanlar ve intiharlar üzerine kurulu hayatlardan
    gecenin en serseri yanını alırım günceme

    durup durup şiirler yazmak yoluna
    yeni bir yaşam biçimim oldu son günlerde
    kendimi sende kalabalık buluşum belki de bundan
    her gece yorganımın altında sakladığım
    kırlangıç sürüleriyle geliyorum sana
    sen uykudayken
    babam her gece ölüyor şimdilerde
    annem nihavent bir çığlık oluyor
    bana en çok sensizlik koyuyor
    sonra babilin asma bahçelerine asıyorum kendimi
    uyanmak için

    eski bir aşkını anlatıyorken bana
    konuştuklarından yapılma bir sessizlik oluyor ağzım
    kaç kez kanıyorum bir bilsen
    (ya da hiç bilmesen)
    sesinin ardında yüzün sessiz bir tabanca gibi duruyor
    kendimi kötü kurulmuş bir cümle sanıyorum
    gece yüklü bir kamyon uykularımı solluyor

    yastığının altında yalnızlığın var biliyorum
    oysa ben senden bir bardak su istedim
    akdeniz değil
    son yalnızı benimdir bu kentin
    istanbul arkamdan gelir
    ey hüznü yüzünde gülücük diye taşıyan kız
    hep kendine mi saklarsın çocukluğunu

    ağzıma bir bulut bulaşsa da yokluğundan yapılmış
    kayadan seken kurşun
    en serseri yanımız olur kimi zaman
    ve ben hep kendimi terk ederim senden
    her katilin aşkı
    her aşkın katili
    bir öncekinin faili
    hep ben olurum
    hep ben ölürüm

    içime uzanan koridorların ortasından
    hep gülerdin beni görünce
    bense sana hep geç kalırdım
    sona kalırdım
    sonra kanardım

    yağmurlarla inseydin içime
    içim senden yanaydı
    yüzümdeki işgaller senden karaydı
    seni sevmek en gizli ağlama biçimimdi
    sana yazacaklarım sil sil bitmezdi
    ve ben
    sende hiçbir şeydim
    sen bende her şeyken

    canım yastığının altında biriktirdiğin yalnızlıklarım
    kendine varlaşıp bana yoklaşan biri yapar seni
    ve ne kadar kaçsan o kadar yakınsındır aslında kendine
    geciken sevdalar yıkık kentlere benzer bilirsin
    ve sevgisizlik alır bir gün seni benden
    işte bu yüzden
    sen hep sevil
    hep sevil
    sevil

    KAHRAMAN TAZEOĞLU
     
  10. 27 Mart 2008
    Konu Sahibi : balam
  11. balam

    balam Guest

    Yitikliğimize

    Birbirimize dokunmalarımız korkak kelebeklerdir,
    dokununca renkleri yıkılan...
    Çünkü küskün çocuklar inanmazlar.
    Ki inanmak küskün bir çocuğun en büyük kan kaybıdır.
    Susarım içimde bir yangın başlar.
    Dokunsam arta kalan sen, kül olan ben.
    Taş duvarlar yanmaz bilirim.
    Büyük yangınların isini giyinirler.

    (ama nafile..
    hiçbir kalem ve hiçbir ben, sonraki sayfada aynı sen’i bulamıyoruz.
    uzaklar hep uzak kalıyor sevdaya...
    sen yine de artık sesime düşme.)

    Her gece gözlerimden hatıralar çalınmış.
    Bir denizci ağ atmış yalçınlaşmış düşlerime...
    Düşmüşüm.
    Bir ses... giden gitmiştir demiş...
    Susmuşum...
    Bir baharın bedeliydi bu...

    Kahraman TAZEOĞLU
     
  12. 27 Mart 2008
    Konu Sahibi : balam
  13. balam

    balam Guest

    Usta

    Umrumdan taşıyor zamansızlığım.
    İsmin içimde titriyor, sesin sesime düşüyor; ses veriyorum... Oysa sen en sağır yarasın yüreğimde...

    Gözlerini günceme düşürdüğümden bu yana,
    yorgunum gitmelerin tümüne.
    Gözlerini günceme düşürdüğüm günden bu yana,
    dipnotlarda çürüyor sevda adına ne varsa...

    Meğer ne çok beklemişim gelmeyişlerini.
    Sen beni anlarsın be usta
    ne garip sıkıntıdır şu suskunluğuma en uygun makamı bulamamak.
    İçimin buz kestiği yerden çıkıp geliyorsun gözlerime.
    Sen geldiğinde ise düşürmüş oluyorum düşünden kendimi...

    Kahraman Tazeoğlu
     
  14. 27 Mart 2008
    Konu Sahibi : balam
  15. balam

    balam Guest

    Gece Geçilen Şehirler Işik Seli Gibidir

    acilar büyütülerek unutulur sevdigim
    yüzünden kopunca bir buzul çiglik
    ellerin buz tutmuş iki yarim şarki olur
    ve ben yoksulluk kokulu bir gidiş birakirim sana

    beni adresime sorsun esmer bakişlarin
    dönsen de bulamazsin nasilsa gitsen de

    kentlerden sakindigim bekçi duruşlarimi ara
    emaresi boldur sokaklarin
    sol omuz başimdaki kokundan yakalanirim
    sokul ki geceme avuçlarin islanmasin

    saat başlarini beş geçer yelkovanin
    senle zamansizim amansizim
    senle büyük susarim
    kendime yenilirim her kavgada
    sonra koca agiz bir çocuk olurum
    bütün trabzanlardan kayarim
    bütün köprülerden sarkarim
    yüzüm kente sürülür
    içime sesin kaçar
    ben seni aglarim

    alişmak ölümdür
    sanki hiç ölmedik
    tanrinin gögsümüze taktigi bir nişandir ölüm

    teneşirlere yatiriliyor şimdi ellerim
    sana uzanmaktan yargiliyim

    hirçin bir iklimin sir girdabisin
    seni anlamak kendine çelmeler takmaktir
    ve kendini affetmesidir her seferinde
    (bazen beni affedebiliyorum istanbul)

    zehir yüklü bir mektup var
    dalgakiranlarimda parçali bulutlu durur
    sana kent şiirleri biriktirdigim bir gecede
    çok eşli bir yagmur başlar
    kentin en dövüşçü çocuklari aglar
    bilirim dişarida yagmur varsa
    sen içinde agliyorsundur
    aglama ki gülmesinler bize
    bak sen seviyorsun diye var sonbahar
    her mevsim gelişine söz veriyor
    saçlarina fisildiyor
    saçlarina
    bana bir pencere bile açmadigin saçlarina

    sensizlige alişmak bir bozgun agirlamaktir içinde biliyorum
    örtülerine unutma beni çiçekleri takiyorum
    şimdi yaşama hakkim sana
    gel de yagmurumdan iç
    seni seviyorum


    Kahraman Tazeoğlu
     
  16. 27 Mart 2008
    Konu Sahibi : balam
  17. balam

    balam Guest

    Şehirler Olmasa Anilarimiz Ölü Olurdu
    ...
    ve hep uçurum kenarlarinda gülümsüyordun bana
    nicedir kendimi biriktiriyorum herşey aşka varir diyerek
    ve utanmadan aglayabiliyorum artik gidişlerine
    bir tek sen çikiyorsun şehirden tüm kalabaliklar yalnizlaşiyor
    içi boşalmiş bir kente içtigim antlari kusuyorum
    "yanindayim" diyorsun en yanim bayramlaniyor

    geceleri molasiz geçiyorum şehirleri
    bir aşka bir ölüm yetmiyor bu çagda
    gecemin en zifiri yanini kemiriyor bir sirtlan
    ve leşim bir aşki kusmaya and içiyor
    sönmüş olsa da

    gölgeme bile sözüm geçmiyor artik
    oysa ben şehir çocuguyum
    yani yorgunum
    her karanlik bir kent kursa da bana
    içinde ellerin olmayan herşey sadece kalabalik

    bilir misin yanimdaki
    düşler kirilarak çogalir
    ve yoklaşarak azalmak
    bir varoluş şeklidir çaresizligin
    çünkü güneşi terk edenler çabuk ölür
    elleri tütün kokulu gece yalnizlari
    nikotin biriktirir gece nöbetlerine
    bu yüzden
    bütün çay bardaklarina dudak izim bulaşiyor
    buralarda ölmek ve gülmek arasinda fark kalmamiş
    sürüyorum kendimi
    büyük sevdalarini küçük korkulara yedirtenlerin şehrinden
    ömrüm!
    kendine sakli bir kent bul
    yarin gözlerinden yapilmiş

    Kahraman Tazeoğlu
     
  18. 13 Haziran 2008
    Konu Sahibi : balam
  19. yemyesil

    yemyesil Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    223
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Siz hiç başkasını öldürerek intihar ettiniz mi? Hemen yarın birini sevin; çok sevin. Onu canınızın öbür tarafı yapın. Mesela, sevdiğiniz geceye ağladığında karanlık üstünüze yapışacak olsun ıslak ıslak. İki kişilik doyun acıktığınızda... Ve bir zaman sora içinizdeki "o", size acı vermeye başlasın ve ne zaman onu içinizden söküp atmak için bir hamle yapsanız, kendinizi parçalıyormuş gibi olun. Daha sonra yenilin ve cınınızın öbür yarısı olan bu varlığını, içinizde öldürmeye karar verin. Şunu da sakın unutmayın, onu öldürmek kendinizi de öldürmeniz demektir.
    İnsanın kendisini öldürmesine intihar diyorlar. Ama siz bunu, onu öldürmek adına yapın ve "seni intihar ettim" diye haykırın...
    O zaman hem katil, hem ceset, hem de şair olur, "seni içimden terk ediyorum" adlı bir kitap yazarsınız...
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 13 Haziran 2008