Kan ver Uzun Yaşa

Konusu 'Hematoloji - Kan bilimi' forumundadır ve 1BukeT tarafından 13 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    13 Nisan 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  1. 1BukeT

    1BukeT Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.454
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    106
    Kan ver Uzun Yaşa
    İbrahim CESUR

    Kan bağışında bulunarak başkalarının hayatlarının kurtarılmasına yardım etmek büyük bir yardımseverlik ve fedakârlık örneğidir. Üstelik böylece kendilerinin de beklenen yaşam sürelerini uzatmış olabilirler. Finlandiyalı bilim adamları kan vericisi olan insanların, vermeyenlere göre kalp krizi geçirme riskinin çok daha düşük olduğuna dair çarpıcı deliller bulmuşlardır.

    Koupio Üniversitesi'nden Jokka Salonen ve çalışma arkadaşları yaptıkları araştırmaların ilk bulgularına göre, vücudunda yüksek seviyede demir (Fe) bulunan kişilerin kalp krizi açısından büyük bir risk taşıdıklarını göstermişlerdir. Vücutta demirin fazla emilmesinin bir zararı olur mu? Evet, demir vücuda fazla miktarda girerse kandaki seviyesi artmakta ve demirin fazlası depo demir şeklinde karaciğerde birikmektedir. Bu ise demir depolama hastalığına (hemokromatoz) ve sonunda siroza kadar gitmektedir.

    Diyetle demirin az alınması ilk bakışta, insanın aklına kısa bir sürede kansızlığa yol açacakmış gibi gelir. Halbuki durum böyle olmayıp kansızlığın ortaya çıkması için ortalama 8 yıl gereklidir. Vücudun ihtiyacı olan miktarın üzerindeki demir emilimi birkaç yıl içinde her türlü dokuda birikerek onları zarara uğratabilir. Meselâ pankreasta insülin üreten hücrelerde biriken demir şeker hastalığına, karaciğerde biriken demir siroza sebep olur. Hattâ kısırlık bile demirin toksik miktarlarda birikimiyle meydana gelebilir. Alman ve verilen demir miktarlarının sabit tutulması gerekir. Düzenli bir diyet ve kan verme yolu ile bu denge çok iyi bir şekilde korunabilir.

    Kan bağışı ve kalp hastalıklarına karşı korunma arasında güçlü bir ilişkinin olması bilim adamlarını şaşırtmıştır. Yapılan bir araştırmada 9 yıldan daha fazla süre, 2.862 kişinin tıbbî kayıtlar incelenmiştir. 153 kan vericisinden sadece bir kişi kalp krizine maruz kalmıştır (% 0.7). Diğer grupta, yani kan vericisi olmayanlarda ise bu oranın % 12'den fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Kan vericisi olan grupta kalp krizi riskinin düşmesinin sebebi, kan verme ile kandaki demir seviyesinin düşürülmesi olabilir. 1998 Mayıs ayında Salonen ve ekibi "Circulation" adlı bilimsel dergiye verdikleri rapora göre vücutlarında yüksek seviyede demir bulunan kişilerin, düşük demir seviyesine sahip kişilere göre iki kat daha fazla kalp krizi geçirme riski bulunduğunu belirtiyorlar. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar, yüksek demir seviyelerinin kolesterolün serbest radikal formunun oluşmasını teşvik ederek ve bunun da arterlere zarar verebileceğini göstermiştir.

    Diğer yandan Cambridge Üniversitesi'nde epidemiyoloji dalında uzman olan Kay-Tee Khaw'a bu çalışmanın ulaştığı sonuçlara karşı ihtiyatlı davranılması gerektiği görüşünde: "İlgi çekici sonuçlar bulmuşlar ve bunları tamamen reddedenleyiz, ama dikkatli olmak zorundayız; çünkü daha önce ağzımız çok yanmıştı." Khaw'ın dikkati çekmek istediği konu şu; kan vericisi olmayan kişilerin % 25'ten fazlasının daha önceden kalp rahatsızlığı geçirdiği biliniyor, ama kan vericisi olan grup için çok düşük bir yüzde belirtilmiş. Araştırmaya katılanların hepsinin kalp hastalan arasından seçilip ve buradan yola çıkarak araştırma yapılması gerekirdi, diyerek eleştirisini belirtiyor.

    Araştırıcı, kan bağışında bulunanların toplumda saygın bir konuma geldiklerini ve bunun da toplumda sağlık adına bir şuur oluşturabileceği fikrinin doğruluğunu belirtiyor. Ve yaptıkları istatistikî çalışmalarda bu bilincin oluşması yönünde biraz ön yargılı davranmış olabileceklerini kabul ediyor. Fakat her ne kadar böyle ise de, bu iki grup arasındaki kalp krizi geçirme riskleri konusunda belirgin farkların ortaya çıkmasında tamamiyle bir ön yargının söz konusu olamayacağını belirtiyor. Ve kan bağışı ile kalp krizi riskinin azalması arasında güçlü bir bağ olduğu fikrini savunuyor.

    Londra Ulusal Kalp ve Akciğer Enstitüsü'nden bu konuya ilişkin yapılan açıklamada, henüz kesin bir şey olmadığı, bununla birlikte araştırma sonuçlarının doğru olabileceği söyleniyor. Eğer kan bağışı ve kalp hastalıklarından korunma arasında bir ilişki var ise bunu ortaya çıkarmanın yolunun daha büyük bir çalışma ile organize edilmesi ve sağlıklı insanların kan bağışı yapanlar ve kontrol grubu diye iki gruba ayrılarak incelenmesi gereklidir.