Kaplcalar hakknda bilmeniz gerekenler

Konusu 'Faydalı Bilgiler' forumundadır ve yesilim tarafından 22 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

    22 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : yesilim
  1. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    KAPLICALAR HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER
    Halk arasında "ılıca", "kaplıca", "içmece", "çermik", "girme" gibi değişik isimler takılan kaplıca suları, 20 dereceyi aşan sıcaklıkları ve ihtiva ettikleri maden tuzlarıyla şifa potansiyeli taşıyor.
    18 Aralık 2005 Pazar 15:33
    İSTANBUL (İHA) - Halk arasında "ılıca", "kaplıca", "içmece", "çermik", "girme" gibi değişik isimler takılan kaplıca suları, 20 dereceyi aşan sıcaklıkları ve ihtiva ettikleri maden tuzlarıyla şifa potansiyeli taşıyor. Bu suların bileşimlerinde ayrıca, karbondioksit ve kükürtlü hidrojen gibi gazlar veya radyoaktif elemanlar bulunuyor. Kadın hastalıklarından mide ağrılarına, egzamadan solunum yolu rahatsızlıklarına kadar birçok hastalığa iyi gelen kaplıcalara gitmeden önce mutlaka doktora danışmak gerekiyor. Çünkü, hangi kaplıcanın hastalığınıza iyi geleceğine, ne kadar müddetle faydalanacağınıza ancak doktor karar vermeli. Günde kaç defa, ne zaman ve ne miktarda içileceği yine doktor tarafından tavsiye edilmiş olmalıdır.
    İHA muhabirinin çeşitli kaynaklardan derlediği bilgilere göre, her kaplıcanın özelliğine göre bir faydalanma şekli var. Kiminin suyunu içerken kimiyle banyo yapılır. Bir diğerinin çamur veya buharından istifade edilir.
    Banyo Kürleri: Sıcaklıkları vücut ısısına yakın olan (35-38) maden sularıyla gerçekleştirilir. Küvet veya havuz gibi bir yere biriktirilen suya bütün vücutla girilirse buna "tam banyo"; yarı beline kadar girilirse "yarı banyo" denir. Suyu bol olan kaplıcalarda "duş banyoları" da yapılmaktadır.
    Buhar Kürleri: Sıcaklıkları vücut ısısının üzerinde olan maden sularının buharından istifade edilmektedir. Tavandan veya tabandan açılan deliklerden fışkıran buharlar teneffüs edilerek (iç çekilerek) şifa aranır. Ayrıca, fışkıran buharlar dış deriye temas ederek cilde de tesirli olur.
    İçme Kürleri: Bazı maden suları, ihtiva ettikleri minerallerin özelliğinden dolayı içilmekle fayda verirler.
    Çamur Kürleri: Maden sularıyla senelerce ıslak kalarak çamur halini almış olan kaplıca toprağı, madensel tuzlara doymuştur. Bu çamur gözeneklerden içeriye sızarak dokulara nüfuz eder.

    HASTALIKLARA GÖRE KAPLICALAR
    İltihabi Romatizma (Artrit): Kalbi ve sinir sistemini etkileyen, çocuklarda ve yetişkinlerde görülen bir hastalıktır. Ateşli ve sükunetli devreleri vardır. Ateşli devrede kaplıca tedavisi yerine yatakta istirahat ve ilaç tedavisi uygulanır. İlaç tedavisi müspet netice verip hasta ateşli devreyi atlattıktan sonra kaplıca destekleyici bir tedavi olarak tavsiye edilebilir. Bu durumda kaplıcanın şu faydaları görülecektir: Mafsallardaki ağrılar azalır. Ateş ve nabız normale döner. Halsizlik ve iştahsızlık sona erer, hasta kendisini daha zinde hisseder. Kansızlık ve kanda görülen romatizmal bulgular ortadan kalkar. Yeni nöbetler engellenmiş olur.
    Yaşlılık Romatizması (Osteoartrit): Genellikle elli yaşın üzerindeki erkeklerde görülür. Geçmişte hastalanmış veya kaza geçirmiş eklemleri tutar. Eklemler şişer ve hareket sırasında çok ağrı verir. Parmak kemiklerinin uç eklemlerine yakın yerlerde kemik büyümesi görülebilir. Ağırlık taşıyan eklemler, hareket sırasında gıcırtılı ses çıkarır. Hastalık ilerlemiş ise istirahat, fizikoterapi ve ortopedik müdahaleden sonra ancak kaplıca tedavisi uygulanabilir.
    Bir Hastalık Sonrasında Ortaya Çıkan Romatizma (Romatoit Artrit): Genellikle, 20-40 yaş arası kadınlarda görülür. Sebebi tam bilinmemekle beraber, iltihabi bir kadın hastalığından sonra ortaya çıktığı için, bir çeşit bağışıklık reaksiyonu olduğu sanılmaktadır. El ve ayakların ufak eklemlerinde, alt çene kemiğinin kafatasına birleştiği yerde, köprücük ve göğüs kemiği eklemlerinde ağrıyla birlikte şişlikler görülür. Hastalığın ilerlemesini beklemeden bir doktora müracaat edilirse, kaplıca tedavisi çok iyi neticeler verebilir.
    Doku Harabiyeti ile Neticelenen Romatizmalar (Fibrozit): Mafsal ağrıları ve tutuklukları ile birlikte, erkeklerde damar sertliği, kadınlarda şişmanlama eğilimi görülür. Eklem yerlerindeki bağ doku iltihaplanma sonucu yıkıma uğrar ve tutukluklara sebep olur. İlerlemesi halinde hastada iştahsızlık, hareketsizlik ve beslenme bozuklukları görülür. Zaman zaman vücut ateşinde yükselmeler olur. Kaplıca tedavisinin iyi neticeler verdiği gözlenmiştir.
    Ameliyat Sonrası Ortaya çıkan Eklem Tutuklukları: Çeşitli iş kazaları sırasında, hareket sistemlerinde meydana gelen kırık, çıkık ve ezilmelerin bazan ameliyatla tedavisi gerekmektedir. Ameliyat sonrasında cerrahi müdahale gören eklem yerlerinde ağrılar ortaya çıkabilir. Bu ağrılar için de kaplıca tedavisi çok iyi neticeler vermektedir.

    KARACİĞER, KALP VE DAMAR HASTALIKLARI
    Siroz başlangıcında, karaciğer iltihabı (hepatit) tedavisinden sonra, ailevi sarılıklarda, safra kesesi taşlarının tedavisinden sonra yeni taş teşekkülünü önlemek için kaplıca kürleri tavsiye edilmektedir. Safra kesesi tembelliğinde, safra kesesi ameliyatlarından sonra ortaya çıkan hazımsızlıkların tedavisinde maden suları çok iyi neticeler vermektedir. Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında sodalı ve sulfatlı sular kullanılmaktadır.
    Uzmanlar, halk arasında, "tansiyonu olanlar sıcak suya girmemelidir" gibi yanlış bir inanç bulunduğunu vurgulayarak, "İster yüksek tansiyonunuz, ister düşük tansiyonunuz olsun, sıcak su kaplıcalarına gönül rahatlığı ile gidebilirsiniz. Zira, sıcak maden sularının tansiyonu normal seviyeye getirici sihirli tesiri vardır. Kalp çarpıntısı ve asabi tansiyonu olanlar da aynı şekilde çekinmeden kaplıcadan istifade edebilirler. Damar sertliğine bağlı tansiy kinlerde görülen bir hastalıktır. Ateşli mteşli devrede kaplıca tedavive sükunetli donlarda maden suları çok iyi netice vermekte, kalbin ve dokuların solunumunu arttırarak damarları genişletmektedir. Böylece kan dolaşımını normal seviyeye getirmektedir" diyor.
    Uzmanlara göre, eğer tansiyonun sebebi iç salgı bezlerindeki bir tümör ise, hastanın öncelikle ilaçla tedavisi şart. Tedavi iyi netice verdikten sonra, damarların bozulan dengesini düzeltmek için kaplıcaya gidilebilir. Kalp yetersizliğinden muzdarip olan hastalar ancak doktor kontrolünde kaplıcadan faydalanmalıdır.
    Toplar damar hastalıklarında kaplıcanın son derece etkili olduğu ve varis teşekkülünü önleyici rol oynadığı bilinmektedir. İçme şeklinde tatbik edilen sülfatlı ve bikarbonatlı maden suları, böbrek rahatsızlıklarına iyi gelmekte ve vücuttan bol miktarda su atılmasını sağlamaktadır.
    Karbondioksitli sıcak sular, tansiyon düşürücüdür. Kan dolaşımını hızlandırır. Tuzlu ve iyotlu sıcak sular, iltihap kuruturken; radyoaktif sıcak sular da ağrı dindirici ve sinirleri teskin edici özelliğe sahiptir. Bunların ne kadar müddetle ne miktarda alınacağı mutlaka doktora danışılmalıdır.

    ŞİŞMANLIK, ŞEKER, DAMLA VE BÖBREK HASTALIKLARI
    Banyo ve içme kürleri şeklinde tatbik edilen ve halk arasında "acı su" diye bilinen sülfatlı sular, vücutta depolanmış yağları yakarak fazla kiloları attırır. Böbreğin faaliyetini hızlandırarak vücuttan su ve tuzun bol miktarda boşalmasını temin eder. Ayrıca karaciğeri tembih ederek kandaki zararlı partikülleri temizler.
    Şeker hastaları sodalı suları, içme ve banyo kürleri olarak alır. Kükürtlü suları ise yalnız banyo şeklinde alır.
    Eklemlerde ürik asit kristallerinin birikmesi sadece gut hastalığında görüldüğünden "Romatizma" ile karıştırılmamalıdır. Sebebi bilinmemekle beraber, aşırı beslenen kişilerde sık rastlanmaktadır. Kanı ürik asitten temizlemek için, hastalığın başlangıcında, sülfatlı sular çok iyi netice vermektedir. Radyoaktif sular da mafsal ağrılarının giderilmesinde kullanılabilir. Gut hastalığıyla birlikte böbrekte taş teşekkül etmiş ise sodalı su içmesi tavsiye edilebilir.
    Halk arasında "acı su" tabir edilen az mineralli sülfatlı sular, böbrek rahatsızlığından mustarip hastalara çok iyi gelmektedir. Bu suların, idrardaki albümin oranını azaltıcı ve kanda birikmiş zehri vücuttan dışarı atıcı tesirleri vardır. Ayrıca, böbrek taşlarını erittiği gibi, yeni taşların oluşmasını da engellemektedir. Sülfatlı sular, aç karnına, günde iki defa, bir-iki bardak içilerek alınır.
    Bu arada, iltihaplı olmayan mafsal kireçlenmelerine ve yumuşak doku hastalıklarına iyi gelen kaplıcaların bulunduğu iller şunlar:
    "Sakarya/Adapazarı-Kuzuluk. Afyon-Gazlı Göl-Sandıklı ve Oruçoğlu. Ankara-Kızılcahamam-Haymana ve Beypazarı. Aydın-Ortakçı-Alangülü ve Kızıldere. Balıkesir-Gönen ve Kepekler. Bolu-Termal. Bursa-Armutlu-Oylat-Vakıfbahçe ve Çekirge. Denizli-Pamukkale. Diyarbakır-Çermik. Erzurum-Hasankale ve Pasinler. İstanbul-Tuzla. İzmir-Balçova ve Çeşme. Kayseri-Bayramhacı. Kırşehir-Terme. Konya-Ilgın. Kütahya-Simav, Gediz ve Yoncalı. Manisa-Salihli ve Kurşunlu. Mardin-Germiob. Nevşehir-Kozaklı. Niğde-Çiftehan ve Ziga Çelikli. Ordu-Ilıcalar. Rize-Çamlıhemşin. Samsun-Havza. Sivas-Kangal-Balıkli mteşli devrede kaplıca tedaviı ve Çerm kinlerde görülen bir hastalıktır. Ateşli ve sükunetli dik. Siirt-Garnave ve Hesta. Yalova-Termal. Yozgat-Boğazlıyan."
    Alıntı