Karacaolan iirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve Mune tarafından 27 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

    27 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : Mune
  1. Mune

    Mune Administrator Yönetici

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    27.597
    Beğenildi:
    58.622
    Ödül Puanları:
    663
    Elif

    İncecikten bir kar yağar
    Tozar Elif Elif diye
    Deli gönül abdal olmuş
    Gezer Elif Elif diye

    Elif'in uğru nakışlı
    Yavru balaban bakışlı
    Yayla çiçeği kokuşlu
    Kokar Elif Elif diye

    Elif kaşlarını çatar
    Gamzesi bağrıma batar
    Ak elleri kalem tutar
    Yazar Elif Elif diye

    Evlerinin önü çardak
    Elif'in elinde bardak
    Sanki yeşil başlı ördek
    Yüzer Elif Elif diye

    Karac(a)oğlan eğmelerin
    Gönül sevmez değmelerin
    İliklenmiş düğmelerin
    Çözer Elif Elif diye
    --------------------------------
    Gönül Ne Gezersin

    Gönül ne gezersin sarp kayalarda
    İniver aşağı yola gidelim
    Bir güzel sevmeyle gönül eğlenmez
    Gel güzeli bolca İl'e gidelim

    Koyuverin gitsin sefil baykuşu
    Durmuyor akıyor gözümün yaşı
    Kadir kıymet bilmez imiş her kişi
    Kadirli kıymetli İl'e gidelim

    Şahini koyuverin avını alsın
    Yarenim yoldaşım yanıma gelsin
    Şu garip illerde düşmanım ölsün
    Emmili dayılı İl'e gidelim

    Karac'aoğlan der ki yiyip içmeden
    Güzeller usanmaz konup göçmeden
    Muhanatın köprüsünden geçmeden
    Düşelim de azgın sele gidelim
    ----------------------------------------------
    Ela Gözlüm Ben Bu Elden Gidersem,
    Zülfü Perişanım Kal Melül Melül.
    Kerem Et, Aklından Çıkarma Beni,
    Ağla Göz Yaşını, Sil Melül Melül.

    Elvan Çiçekleri Takma Başına,
    Kudret Kalemini Çekme Kaşına,
    Beni Ağlatırsan Doyma Yaşına,
    Ağla Göz Yasini, Sil Melül Melül

    Yeter Ey Sevdiğim Sen Seni Düzet
    Karaları Bağla,Beyazı Çöz At
    O Nazik Ellerin Bir Daha Uzat
    Ayrılık Şerbetin Ver Melül Melül

    Karac’oğlan Der Ki Ölüp Ölünce
    Bende Güzel Sevdim Kendi Halimce
    Varıp Gurbet Ele Vasıl Olunca
    Dostlardan Haberim Al Melül Melül
    ----------------------------------
    Üryan geldim gene üryan giderim
    Ölmemeye elde fermanım mı var
    Azrail gelmiş de can talep eyler
    Benim can vermeye dermanım mı var

    Dirilirler dirilirler gelirler
    Huzur-ı mahşerde divan dururlar
    Harami var diye korku verirler
    Benim ipek yüklü kervanım mı var

    Er isen erliğin meydana getir
    Kadir Mevlâ'm noksanımı sen yetir
    Bana derler gam yükünü sen götür
    Benim yük götürür dermanım mı var

    Karac'oğlan der ki ismim öğerler
    Ağı oldu yediğimiz şekerler
    Güzel sever diye isnad ederler
    Benim Hakk'dan özge sevdiğim mi var
    ------------------------------------------------
    Karac'oğlan der ki kondum göçülmez
    Acıdır ecel şerbeti içilmez
    Üç derdim var birbirinden seçilmez
    Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

    Bir ah çeksem dağı taşı eritir
    Gözüm yaşı değirmeni yürütür
    Bu hasretlik beni dahi çürütür
    Bana sıla da bir gurbet il de bir

    Gittim gurbet il'e geri gelinmez
    Kim ölüp de kim kaldığı bilinmez
    Ölsem gurbet ilde gözüm yumulmaz
    Anam atam hiç ağlarım yok benim

    Karacaoğlan





    1606' doğduğu, 1679'da ya da 1689'da öldüğü sanılmaktadır. Yaşamı üstüne kesin bilgi yoktur. Bugüne değin yapılan inceleme ve araştırmalara göre 17.yy'da yaşamıştır. Nereli olduğu üstüne değişik görüşler öne sürülmüştür. Bazıları Kozan Dağı yakınındaki Bahçe ilçesinin Varsak (Farsak) köyünde doğduğunu söylerler. Bazıları da Osmaniye ili Düziçi ilçesinin Farsak köyünde doğduğunu söylerler*. Gaziantep'in Barak Türkmenleri de, Kilis'in Musabeyli bucağında yaşayan Çavuşlu Türkmenleri de onu kendi aşiretlerinden sayarlar. Bir başka söylentiye göre Kozan'a bağlı Feke ilçesinin Gökçe köyündendir. Batı Anadolu'da yaşayan Karakeçili aşireti onu kendinden sayar. Mersin'in Silifke, Mut, Gülnar ilçelerinin köylerinde, o yöreden olduğu ileri sürülür. Bir menkıbeye göre de Belgradlı olduğu söylenir. Bu kaynaklardan ve şiirlerinden edinilen bilgilerden çıkarılan, onun Çukurova'da doğup, yörenin Türkmen aşiretleri arasında yaşadığıdır.

    Doğum yeri gibi, ölüm yeri de kesin olarak bilinmemektedir. Şiirlerinden, çok uzun yaşadığı anlaşılmaktadır. Hoca Hamdi Efendi'nin anılarına göre Maraş'taki Cezel Yaylası'nda doksan altı yaşında ölmüştür. En son bulgulara göre ise mezarının İçel'in Mut ilçesinin Çukur köyündeki Karacaoğlan Tepesi denilen yerde olduğu sanılmaktadır.
     
  2. 27 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : Mune
  3. fearless

    fearless Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    166
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Karacaoğlan
    Vara vara vardım ol kara taşa
    Hasret ettin beni kavim kardaşa
    Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
    Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

    Karac'oğlan der ki kondum göçülmez
    Acıdır ecel şerbeti içilmez
    Üç derdim var birbirinden seçilmez
    Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
     
  4. 30 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : Mune
  5. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.613
    Beğenildi:
    5.138
    Ödül Puanları:
    438
    17. Yy.)Türk halk şairi. Etkileyici bir dil ve duygu evreni kurduğu şiirleriyle Türk halk şiiri geleneğinde çığır açmıştır. 1606' doğduğu, 1679'da ya da 1689'da öldüğü sanılmaktadır. Yaşamı üstüne kesin bilgi yoktur. Bugüne değin yapılan inceleme ve araştırmalara göre 17.yy'da yaşamıştır. Nereli olduğu üstüne değişik görüşler öne sürülmüştür. Bazıları Kozan Dağı yakınındaki Bahçe ilçesinin Varsak (Farsak) köyünde doğduğunu söylerler. Gaziantep'in Barak Türkmenleri de, Kilis'in Musabeyli bucağında yaşayan Çavuşlu Türkmenleri de onu kendi aşiretlerinden sayarlar. Bir başka söylentiye göre Kozan'a bağlı Feke ilçesinin Gökçe köyündendir. Batı Anadolu'da yaşayan Karakeçili aşireti onu kendinden sayar. Mersin'in Silifke, Mut, Gülnar ilçelerinin köylerinde, o yöreden olduğu ileri sürülür. Bir menkıbeye göre de Belgradlı olduğu söylenir. Bu kaynaklardan ve şiirlerinden edinilen bilgilerden çıkarılan, onun Çukurova'da doğup, yörenin Türkmen aşiretleri arasında yaşadığıdır. Adı bazı kaynaklarda Simayil, kendi şiirlerinden bazısında ise Halil ve Hasan olarak geçer. Akşehirli Hoca Hamdi Efendi'nin anılarına göre Karacaoğlan yetim büyüdü. Çirkin bir kızla evlendirilmek, babası gibi ömür boyu askere alınmak korkusu ve o sıralarda Çukurova'da derebeyi olan Kozanoğulları ile arasının açılması sonucu genç yaşta gurbete çıktı. İki kız kardeşini de yanında götürdüğünü, Bursa'ya, hatta İstanbul'a gittiğini belirten şiirleri vardır. Yine bu şiirlerinden anlaşıldığına göre, Bursa'da ev bark sahibi oldu, evlat acısı gördü. Anadolu'nun çeşitli illerini gezdiği, Rumeli'ye geçtiği, Mısır ve Trablus'a gittiği de sanılıyor. Yaşamının büyük bir bölümünü Çukurova, Maraş, Gaziantep yörelerinde geçirdi. Doğum yeri gibi, ölüm yeri de kesin olarak bilinmemektedir. Şiirlerinden, çok uzun yaşadığı anlaşılmaktadır. Hoca Hamdi Efendi'nin anılarına göre Maraş'taki Cezel Yaylası'nda doksan altı yaşında ölmüştür. En son bulgulara göre ise mezarının İçel'in Mut ilçesinin Çukur köyündeki Karacaoğlan Tepesi denilen yerde olduğu sanılmaktadır.

    Karacaoğlan Osmanlı Devleti'nin iktisadi bunalımlar ve iç karışıklıklar içinde bulunduğu bir çağda yaşamıştır. Şiirinin kaynağını, doğup büyüdüğü göçebe toplumunun gelenekleri ve içinde yaşadığı, yurt edindiği doğa oluşturur. Güneydoğu Anadolu, Çukurova, Toroslar ve Gavurdağları yörelerinde yaşayan Türkmen aşiretlerinin yaşayış, duyuş ve düşünüş özellikleri, onun kişiliği ile birleşerek âşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş getirir. Anadolu halkının 17.yy'da çektiği acılar, göçebe yaşantısının yoklukları, çileleri, çaresizlikleri, şiirinde yer almaz. Şiirlerindeki insana dönüklüğünün özünde belirgin olan tema doğa ve aşktır. Ayrılık, gurbet, sıla özlemi, ölüm ise şiirinin bu bütünselliği içinde beliren başka temalardır. Duygulanışlarını gerçekçi biçimde dile getirir. Düşündüklerini açık, anlaşılır bir dille ortaya koyar. Acı, ayrılık, ölüm temalarını işlediği şiirlerinde de bu özelliği göze çarpar. Düşten çok gerçeğe yaslanır. Çıkış noktası yaşanmışlıktır. Ona göre, kişi yaşadığı sürece yaşamdan alabileceklerini almalı, gönlünü dilediğince eğlendirmelidir. Yaşama sevincinin kaynağı güzele, sevgiliye ve doğaya olan tutkunluğudur. Güzelleri, yiğitleri över, dert ortağı bildiği dağlara seslenir. Lirik söyleyişinin özünde, halkının duyuş ve düşünüş özellikleri görülür. Göçebe yaşamının vazgeçilmez bir parçası olan doğa, onun şirinin başlıca temalarından biridir. Yaşadığı, gezip gördüğü yörelerin doğasını görkemli bir biçimde dile getirir. Dost, kardeş bildiği, sevgilisiyle eş gördüğü, iç içe yaşadığı bu doğa, onun için sadece bir mekan olmaktan ötedir. Şiirinin başka önemli bir teması olan aşkın varoluşu, doğadaki benzetmelerle güzelleşir. Onunla yaşanan sevinç, onun getirdiği acı doğa ile paylaşılır. Sevgili, şiirinde doğanın ayrılmaz bir parçasıdır. Şiirlerinde yer yer sıla özlemi ve ölüm temasına da rastlanır. Sevdiğinden, ilinden, obasından ayrı düşüşü özlemle dile getirir, yakınır. Ölüm de, ayrılık ve yoksullukla eş tuttuğu bir derttir. Doğa temasının yanı sıra şirinin asıl odak noktasını oluşturan aşk/sevgili kavramını, âşık şiirinin geleneksel kalıpları dışında bir söyleyişle ele alır. Onun için sevgili, düşlenen, bin bir hayal ile var edilen, ulaşılmazlığın umutsuzluğuyla adına türküler yakılan bir varlık değildir; doğa ve insan ilişkileri içindedir. Onu, yaşamdan ve bu ilişkilerden soyutlamadan verir. İlk kez onun şiirinde sevgililerin adları söylenir: Elif, Anşa, Zeynep, Hürü, Döndü, Döne, Esma, Emine, Hatice...Karacaoğlan bunların kimine bir pınar başında su doldururken, kimine helkeleri omuzunda suya giderken, kimine de yayık yayıp halı dokurken görüp vurulmuştur. Gönlü bir güzel ile eylenmez, bir kişiye bağlanmaz. Uçarılık, onun duygu dünyasının şiirsel söyleyişine yansıyan en belirgin yanıdır. Erotizm, şiirine sevmek ve sevişmek olgusuyla yansır. Kanlı-canlı sevgili, cinsellik motifleriyle daha da belirginleşir, şiirinde etkileyici bir biçimde yer eder. Onun sevgiye ve kadına bakış açısı, âşık şiirine yenilik getirir ve bu gelenek içinde etkileyici bir özellik taşır. Tanrı kavramı ve din teması şiirinde önemlice bir yer tutmasa bile, bu konudaki yaklaşımıyla da kendi şiir geleneğine yine değişik bir bakış açısı getirmiş ve sonraki kuşaklar üzerinde etkileyici yönlendirici olmuştur.

    Karacaoğlan yaşadığı çağda yetişmiş başka saz şairlerinin tersine, dil ve ölçü bakımından Divan Edebiyatı'nın etkisinden uzak kalmıştır. Güneydoğu Anadolu insanının o çağdaki günlük konuşma diliyle yazmıştır. Kullandığı Arapça ve Farsça sözcüklerin sayısı azdır. Yöresel sözcükleri ise yoğun bir biçimde kullanır. Deyimler ve benzetmelerle halk şiirinde kendine özgü bir şiir evreni kurmuştur. Bu da onun şiirine ayrı bir renk katar. Bu sözcüklerin bir çoğunu halk dilinde yaşayan biçimiyle, söylenişlerini bozarak ya da anlamlarını değiştirerek kullanır. Karacaoğlan, halk şiirinin geleneksel yarım uyak düzenini ve yer yer de redifi kullanmıştır. Hece ölçüsünün 11'li (6+5) ve 8'li (4+4) kalıplarıyla yazmıştır. Bazı şiirlerinde ölçü uygunluğunu sağlamak için hece düşmelerine başvurduğu da görülür. Mecaz ve mazmûnlara çokca başvurması, söyleyişini etkili kılan önemli öğelerdir. Şiirsel söyleyişinin önemli bir özelliği de, halk şiiri türü olan mani söylemeye yakın oluşudur. Koşmalar, semailer, varsağılar ve türküler şiirleri arasında önemlice yer tutar. Bunların her birinde açık, anlaşılır bir biçimde, içli ve özlü bir söyleyiş birliği kurmuştur. Pir Sultan Abdal, Âşık Garip, Köroğlu, Öksüz Dede, Kul Mehmet'ten etkilenmiş, şiirleriyle Âşık Ömer, Âşık Hasan, Âşık İsmail, Katibî, Kuloğlu, Gevheri gibi çağdaşı şairleri olduğu kadar 18.yy ve şairlerinden Dadaloğlu, Gündeşlioğlu, Beyoğlu, Deliboran'ı, 19.yy şairlerinden de Bayburtlu Zihni, Dertli, Seyranî, Zileli Talibî, Ruhsatî, Şem'î ve Yeşilabdal'ı etkilemiştir. Daha sonra da gerek Meşrutiyet, gerek Cumhuriyet dönemlerinde, halk edebiyatı geleneğinden yararlanan şairlerden R.T. Bölükbaşı, F.N. Çamlıbel, K.B. Çağlar, A.K. Tecer ve C. Külebi, Karacaoğlan'dan esinlenmişlerdir. Şiirleri 1920'den beri araştırılan, derlenip yayımlanan Karacaoğlan'ın bugüne değin, yazılı kaynaklara beş yüzün üzerinde şiiri geçmiştir.

    Vara vara vardım ol kara taşa
    Hasret ettin beni kavim kardaşa
    Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
    Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

    Nice sultanları tahttan indirdi
    Nicesinin gül benzini soldurdu
    Nicelerin gelmez yola gönderdi
    Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

    Karac'oğlan der ki kondum göçülmez
    Acıdır ecel şerbeti içilmez
    Üç derdim var birbirinden seçilmez
    Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

    *************
    Üryan geldim gene üryan giderim
    Ölmemeye elde fermanım mı var
    Azrail gelmiş de can talep eyler
    Benim can vermeye dermanım mı var

    Dirilirler dirilirler gelirler
    Huzur-ı mahşerde divan dururlar
    Harami var diye korku verirler
    Benim ipek yüklü kervanım mı var

    Er isen erliğin meydana getir
    Kadir Mevlâ'm noksanımı sen yetir
    Bana derler gam yükünü sen götür
    Benim yük götürür dermanım mı var

    Karac'oğlan der ki ismim öğerler
    Ağı oldu yediğimiz şekerler
    Güzel sever diye isnad ederler
    Benim Hakk'dan özge sevdiğim mi var
     
  6. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Mune
  7. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER

    Ala gözlerini sevdiğim dilber
    Göster cemalini görmeye geldim
    Şeftalini derde derman dediler
    Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim

    Gündüz hayallerim gece düşlerim
    Uyandıkça ağlamaya başlarım
    Sevdiğim üstünde uçan kuşların
    Tutup kanatların kırmaya geldim

    Senin aşkların gülmez dediler
    Ağlayıp yaşını silmez dediler
    Seni bir kez saran ölmez dediler
    Gerçek mi efendim sormaya geldim

    Senin işin yiyip içmek dediler
    Yaren ile konup göçmek dediler
    Göğsün cennet koynun uçmak dediler
    Hak nasip ederse görmeye geldim

    Mail oldum senin ince beline
    Canım kurban olsun tatlı diline
    Aşık olup senin hüsnün bağına
    Kırmızı güllerin dermeye geldim

    Karac'oğlan der ki işin doğrusu
    Gokte melek yerde huma yavrusu
    Söyleyim ben sana sözün doğrusu
    Soyunup koynuna girmeye geldim
     
  8. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Mune
  9. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    ALA GÖZLÜM BEN BU İLDEN GİDERSEM

    Ala gözlüm ben bu ilden gidersem
    Zülfü perişanım kal melil melil
    Kerem et aklından çıkarma beni
    Ağla gözyaşını sil melil melil

    Yeğin ey sevdiğim sen seni düzet
    Karayi bağla da beyazı çöz at
    Doldur ver badeyi bir daha uzat
    Ayrılık şerbetin ver melil melil

    Elvan çiçeklerden sokma başına
    Kudret kalemini çekme kaşına
    Beni unutursan doyma yaşına
    Gez benim aşkımla yar melil melil

    Karac'oğlan der ki olup ölünce
    Bende güzel sevdim kendi halimce
    Varıp gurbet ele vasıl olunca
    Dostlardan haberim al melil melil

    **********************************

    AŞAM DEDİM KARLI DAĞIN BAŞINDAN
    Aşam dedim, karlı dağlar başından
    Yüce dağlar koç yiğide dağ m'olur
    Ağrır bedenim, sızlar yaralarım
    Bu yarayı çeken yiğit sağ m'olur

    Sıra sıra dikemedim söğüdü
    Ben başıma veremedim öğüdü
    Elleri göğsünde görün yiğidi
    Yiğit mağrur gezmek ile bey m'olur

    Ögüt versen, bana öğüt kâr etmez
    O yârin hayali karşımdan gitmez
    Kementle bağlasam, kolun bağ tutmaz
    Yârin zülüfünden özge bağ m'olur

    Karac'oğlan der ki, fani dünyadan
    Korkmaz mısın haram ile zinadan
    Ayırır seni anan babandan
    Gurbet ile düşen yiğit sağ m'olur
     
  10. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Mune
  11. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    DELİ GÖNÜL

    Deli gonul gezer gezer gelirsin
    Arı gibi her çicekten alırsın
    Nerde güzel görsen orda kalırsın
    Ben senin derdini çekemem gönül

    Santur mu istersin saz mı istersin
    Ördek mi istersin kaz mı istersin
    Tomurcuk memeli kız mı istersin
    Ben senin derdini çekemem gönül

    Çıkıp yücelere bakmak istersin
    Coşkun sular gibi akmak istersin
    Her güzelle yatıp kalkmak istersin
    Ben senin derdini çekemem gönül

    Karac'oğlan der ki okuyam yazam
    Keleş değilim ki kervanlar bozam
    Giyinem kuşanam bir hosça gezem
    Ben senin derdini çekemem gönül

    *****************************
    GEL

    Bağlandı yollarım, kaldım çaresiz
    Gayri dünya bana aralandı gel
    Derildi defterim artsız arasız
    Üst üste dizildi sıralandı gel

    Yâri görse idim haftada ayda
    Sevip ayrılmaktan ne buldum fayda
    Azrail göğsümde canım hay hayda
    Ciğerimin başı yaralandı gel

    Karac'oğlan der ki başa yazıldı
    Gözüm yaşı ceyhun oldu süzüldü
    Kefenim biçildi, kabrim kazıldı
    Mezarımın üstü karalandı gel





     
  12. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Mune
  13. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    İNCECİKTEN BİR KAR YAĞAR


    İncecikten bir kar yağar
    Tozar Elif Elif diye
    Deli gönül abdal olmuş
    Gezer Elif Elif diye

    Elif'in uğru nakışlı
    Yavru balaban bakışlı
    Yayla çiçeği kokuşlu
    Kokar Elif Elif diye

    Elif kaşlarını çatar
    Gamzesi bağrıma batar
    Ak elleri kalem tutar
    Yazar Elif Elif diye

    Evlerinin önü çardak
    Elif'in elinde bardak
    Sanki yeşil başlı ördek
    Yüzer Elif Elif diye

    Karac'oğlan eğmelerin
    Gönül sevmez değmelerin
    İliklenmiş düğmelerin
    Çözer Elif Elif diye
     
  14. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Mune
  15. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    KADİR MEVLAM SENDEN BİR DİLEĞİM VAR

    Kadir Mevlam senden bir dileğim var
    Muhannes kuluna muhtaç eyleme
    Cennet-i alâyı nasib et bana
    Sırat köprüsünden yolum bağlama

    Kapımıza kara deve çökünce
    Fırtınasi şol alemi yıkınca
    Cehenneme kul seçilip çıkınca
    Kadir Mevlam o kullardan eyleme

    Kadir Mevlam ateş atma özüme
    Dünya malı görünmüyor gözüme
    Kadir Mevlam sen bak benim yüzüme
    Cehennemin ateşiyle dağlama

    Karac'oğlan hata çıkmaz dilimden
    Kocadım da hayır gelmez elimden
    Kadir Mevlam asla geçmez kulundan
    Deli gönül ah çekip de ağlama
     
  16. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Mune
  17. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    NAZLI YÂRDAN GELDİ BANA BİR NAME

    Nazlı yârdan geldi bana bir name
    Eğer doğru ise kırdı belimi
    Dediler ki yarini yad iller almış
    Kadir Mevlam nasib eyle ölümü

    Bülbüle söyleyin gülüne konsun
    Beni yârdan eden Allah'tan bulsun
    Sabreyle sevdiğim ilkbahar olsun
    Terkedeyim vatanımı ilimi

    Ak yâri gördükçe ağladım coştum
    Al elinden dolu badeler içtim
    Kötüler sandı ki ben yârdan geçtim
    Ölmeyince çeker miyim elimi

    Karac'oğlan derki konmadan göçmem
    Her olur olmaza sırrımı açmam
    Kötüler köprü olsa üstünden geçmem
    Taşık suya uğradırım yolumu
     
  18. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Mune
  19. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    VAR GİT ÖLÜM

    Ölüm ardıma düşüp de yorulma
    Var git ölüm bir zaman da gene gel
    Akıbet alırsın komazsın beni
    Var git ölüm bir zaman da gene gel

    Şöyle bir vakitler yiyip içerken
    Yiyip içip yaylalarda gezerken
    Gene mi geldin ben senden kaçarken
    Var git ölüm bir zaman gene gel

    Çıkıp boz kurtlayın ulaşamadım
    Yalan dünya sana çıkışamadım
    Eşimle dostumla buluşamadım
    Var git ölüm bir zaman da gene gel

    Karac'oğlan der ki derdim pek beter
    Bahçede bülbüller şakıyıp öter
    Anayı atayı dün aldın yeter
    Var git ölüm bir zaman gene gel