Karar anı !...

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve guldenasya tarafından 4 Ekim 2010 başlatılmıştır.

    4 Ekim 2010
    Konu Sahibi : guldenasya
  1. guldenasya

    guldenasya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    15 Eylül 2010
    Mesajlar:
    64
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    KARAR ANI !...
    Yazan: Tolga ÇELEBİ

    Öyle anlar gelir ki; doğru kararı vermek, sırat köprüsünden geçmek kadar güç olur. Bizler öyle ciddi kararlar veririz ki; hayatımızın akışı tamamen değişir. Karar vermek; hayatımızı değiştirmek için kullandığımız bir güçtür, bununla birlikte zor anlarda doğru kararı vermek gerçekten de çok güçtür...

    Bizler, yani insanlık ailesinin her bir ferdi; yeni bir karar verdiğimizde, yeni bir sebebin yaratılmasına, vesile oluruz. Buna karşılık bir etkinin doğmasına ve zincirleme olarak birçok olayın başlamasına sebep oluruz. Fakat alınan her karar geleceğimizi etkilemez. Bunun olması için eyleme geçmek gereklidir. Yani alınan her kararın ardından eyleme geçmeliyiz. Örneğin işyerini büyütmeye karar veren bir girişimci; bu kararı için eyleme geçmezse, bu hayal olmaktan öteye geçemez.

    Kişisel gelişim uzmanlarına göre, başarılı insanlar kararlarını çabucak verebilmektedir. Çünkü değer sistemleri, vizyonları, inançları kafalarında nettir. Kararlarını değiştirme konusunda ise bu insanlar ya çok yavaş davranmak ta, ya da hiç değiştirmemektedirler. Buna karşılık başarısızlıklara uğrayan insanlar, yavaş karar vermekte ve sık sık değiştirmektedirler.

    Karar verdik, eyleme geçtik, peki ya bundan sonra!... İşte bundan sonra kendimizi bu karara adamalıyız, sebat etmeliyiz. Şartları sık sık gözden geçirip, yolun neresinde olduğumuzu düşünmeliyiz. Bu kararın hayatımıza getireceği heyecanı, değişikliği, enerjiyi izlemeliyiz.

    “Hayat cesur bir tecrübedir, ya da hiçbir şey değildir.” - HELEN KELLER -

    Zamanın başlangıcından önce, siz henüz bir hayalken, amacınız çoktan belirlenmişti. Bir amaç için yaratılmış olan siz, kendinizin en iyisi olmak için şu anda buradasınız. Ebeveynlerimizin, arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin veya meslektaşlarımızın kötü bir taklidi değil, tam anlamıyla, yüzde yüz kendiniz olmak için. (Matthew Kelly - %100 Kendiniz Olun)

    İnsanların davranışlarının gerisinde ortak bir güç vardır. Bu güç hayatımızın her yönünü etkiliyor; ilişkilerimize de, mali konularımıza da, vücutlarımıza da, beyinlerimize de ulaşıyor. Sizi şu an da bile kontrol etmekte olan o güç ACI ve ZEVK’tir. İnsanlar yaptığı her şeyi, ya acıdan kurutulma ihtiyacından ötürü, ya da zevke yani mutluluğa kavuşma arzusundan ötürü yaparlar.

    İnsanlar sık sık hayatlarında gerçekleştirmek istedikleri değişikliklerden söz ederler. Ama bu söylediklerini yapmazlar. Eyleme geçmeleri gerektiğini bildikleri için de kendilerine kızar, öfkelenirler, ama bir türlü eyleme geçmezler. Benliğinizin bir düzeyinde şimdi eyleme geçmenin, ertelemekten daha fazla acı vereceğini biliyorsunuz. Ama bazen de bir şeyi öyle çok ertelersiniz ki, birden bire üzerinizde onu yapmanın baskısını hissedersiniz, yapayım da bitsin dersiniz. Bu size hiç oldu mu? Nedeni nedir peki? Acıyla zevki bağladığınız şeyi değiştirdiniz. Birden bire eyleme geçmemek, ertelemekten daha acılı oldu.

    Sizi hayallerinizin erkeğine ya da kadınına yaklaşmaktan alı koyan şey nedir? Yıllardır planladığız o işi kurmaya başlamanızı engelleyen nedir? Bütün bu eylemlerin size yararı olacağını, hayatınıza kesinlikle zevk ve mutluluk getirebileceğini bildiğiniz halde, eyleme geçmeyi başaramıyorsunuz, çünkü o an için gerekeni yapmaya daha çok acı bağlıyor, fırsatı kaçırmaya daha az acı bağlıyorsunuz. Yeni bir iş kurup batabilirsiniz, bu durum da hiç denememek daha iyi değil mi? Çoğu kişi için, kaybetme korkusu, kazanma arzusundan çok daha büyüktür. (Anthony Robbins – İçindeki Devi Uyandır)

    Neyin acı, neyin mutluluk olduğu hepimize göre farklıdır. Klasik müzik dinlemek bir insanı mutlu ederken, diğer bir insan için acı olabilir. Spor yapmak da bir-çok insan için acıyı ve yorgunluğu çağrıştırıyor, ama spor yapmayı hayat prensibi haline getiren insanlar için bu durum tam tersi. Ama iyi bir haberim var; neyi acıya bağlayıp, neyi mutluluğa bağlayacağımız tamamen bizim elimizde. Herhangi bir davranışı ya da duyguyu büyük bir acı ile bağdaştırırsak, ne pahasına olursa olsun o davranıştan kaçınıyoruz. Bunu kullanarak acı ve zevk gücünü istediğimiz gibi kullanabiliriz.

    Eğer bir dış etken sizi üzerse, duyduğumuz acı o şeyin kendisinden değil, sizin ona verdiğiniz değerden geliyordur, onu da her an ortadan kaldırma gücünüz vardır.
    - MARCUS AURELIUS -

    Neyi acıya, neyi zevke bağladığımızı değiştirerek, davranışlarımız da kısa zamanda değiştirebiliriz. Örneğin sigara kullanan bir insan, zevki sigaranın dumanına bağlamıştır. Sigarayı bırakmanın büyük acı getireceğine inanmaktadır.

    Kendi eylemlerimize bilinçli olarak karar vermek bize kalmıştır, çünkü kendi düşüncelerimizi kendimiz yönlendirmezsek, bizi kendi istedikleri gibi davranmak üzere şartlandıranların etkisine gireriz. Hayatımızın kontrolünü kendi elimize almak istiyorsak, kendi zihnimizde reklam yapmayı öğrenmek zorundayız. Nasıl mı? Yapmamak istediğiniz davranışlara acıyı öyle yoğun bir dozda bağlamalıyız ki, bir daha o davranışları düşünmek bile istemeyelim. Sizin de hiçbir zaman, asla yapmayacağınız bir takım şeyler yok mu? Onlara bağladığınız duyguları düşünün. Kaçınmak istediğiniz davranışlara da aynı duyguları bağlarsanız, onları da bir daha yapamazsınız. Çoğu insan sadece, değişmenin acısı değişim için gereken acıdan daha büyük hale geldiği zaman değişir.