Karı-Koca

Konusu 'Komik Yazılar' forumundadır ve duru801 tarafından 25 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    25 Ocak 2008
    Konu Sahibi : duru801
  1. duru801

    duru801 Guest

    KADIN- Bugün kiminle karşılaştım biliyor musun?
    ADAM- Bilmiyorum, orada değildim.
    KADIN- Eski karınla.
    ADAM- Ya? Nerede?
    KADIN- Markette. Daha doğrusu biz karşılaşana kadar orası marketti;
    birdenbire cenaze levazımatçısına dönüştü. Hani sanki birbirimize
    uygün mezartaşı bakıyormuşuz da karşılaşmışız gibi oldu. Birbirimizi
    öyle abartılı görmezden geldik ki o sıra göbek atmaya başlasak bu
    kadar dikkat çekmezdi. O hemen büyük omomatik kutularının arasına
    kafasını gömdü, ben de deli gibi domates seçmeye başladım.
    ADAM- Bu yüzden mi şu anda dolapta altı kilo domates var?
    KADIN- Ne yapayım? Geri mi verseydim? Seçmiş bulundum bir kere. Benim
    yine iyi; eski karın altı tane beş kiloluk omomatik aldı. Sinirden ne
    yapacağını şaşırdı. Elinin titremesinden omolar köpürdü. Hem de
    ambalajın içindeyken ve bir damla dahi suyla temas etmemişken.
    ADAM- Sen ne yaptın, salça mı?
    KADIN- Hayır efendim, ben o kadar rahattım ki. Zaten benim rahatlığım
    onu deli etti.
    ADAM- Tabii tabii. O kadar rahattın ki bütün yaz idare edecek kadar
    domates aldın.
    KADIN- Ne demek istiyorsun sen?
    ADAM- Bir şey demek istemiyorum. Ama belli ki sen de rahatsız olmuşsun işte.
    KADIN- Ben rahatsız filan olmadım. Sadece karının çok gereksiz agresif
    tavırları beni güldürdü o kadar.
    ADAM- Gülerken biraz domates toplayayım diye düşündün...
    KADIN- Daha ne kadar uzatacaksın bu domates konusunu?
    ADAM- Yavrum ne var bunda, karımla karşılaşmışsın, bu da normal
    şartlarda gergin bir durumdur.
    KADIN- Bir dakika, bir dakika... Sen şimdi bana?yavrum?eski
    karına?karım?dedin değil mi?
    ADAM- Bilmiyorum... Öyle mi dedim?
    KADIN- Bırak şimdi. Bal gibi biliyorsun öyle dediğini.
    ADAM- Dedimse dedim, ne var bunda?
    KADIN- Allahım bu adamın genişliği beni öldürecek... Ne söylesek?Ne
    var bunda? ?Yani benimle konusurken eski karından?karım?diye söz etmen
    normal mi?
    ADAM- Yavrum niye takıyorsun böyle detaylara bu kadar?
    KADIN- Rica etsem bana yaşamın içinden bir tane gerekli detay söyler
    misin? Senin için her şey gereksiz. Ekmeği dilimleyip sofraya
    getirmek, yemeğe aynı anda başlamak, bir yemeğe giderken ikimizin aynı
    tarzda giyinmesi ve buna ilave edebileceğimiz bütün vesaireler
    gereksiz. Hatta sana kalsa eve filan da gerek yok, nezih bir mağara da
    işimizi görür aslında.
    ADAM- Mağara mı? Nereden nereye taşıyorsun tartışmayı?
    KADIN- Ne yani, ekmeği elinle parçalama adetin yok mu?
    ADAM- Eee ne var bunda?
    KADIN- Açıklayayım. Ekmek ilk yapıldığında, yani bundan binlerce yıl
    önce gerçekten senin yöntemin uygulanıyordu. Yani kabilenin iri yarı
    erkekleri ekmeği parçalara ayırıp dağıtıyordu. Sonra insanlık bıçağı
    buldu. Hatta bununla da yetinmedi, bıçak konusunda da derinleşip özel
    ekmek bıçağını buldu. Hani şu keskin yeri tırtırlı olan, hatırladın
    mı? Ama sen atalarımızın bu çabalarını hiçe sayıp hâlâ ilk çağdaki
    yöntemi kullanıyorsun!
    ADAM- Yahu sen ne zaman karımla karşılaşsan biz kavga etmek zorunda mıyız?
    KADIN- O SENİN ESKİ KARIN!!!
    ADAM- Bağırma!
    KADIN- Bağırmıyorum. Sadece biraz sesimi yükselttim o kadar.
    ADAM- Tamam işte, buna Türkçe'de bağırmak diyoruz ve kesinlikle
    hoşlanmıyoruz. Mümkünse manyaklaşma.
    KADIN- Bak... Bunun karınla bir ilgisi yok.
    ADAM- Eski karımla!
    KADIN- Hoşuna gider diye öyle söyledim, hâlâ onu seviyorsun ya...
    ADAM- Haydaaaa...
    KADIN- Ne bu şimdi, haydaaa! Halay mı çekiyoruz?
    ADAM- Nereden çıktı karımı sevdiğim?
    KADIN- Sürekli karım demenden olacak.
    ADAM- Onu sevseydim boşamazdım.
    KADIN- Öyle olmadı zaten, o seni boşadı. Biz de bu vesileyle tanıştık
    hatırlarsan. Bana ilk altı ay karını anlattın ve toplam bir yıl
    boyunca da karının adıyla seslendin.
    ADAM- Her şeyi bu kadar abartmasan olmuyor değil mi? Bir kere
    boşanmayı isteyen bendim ve sana taş çatlasa iki kere karımın adıyla
    seslenmişimdir... Eski karımın yani...
    KADIN- Hayret. Boşanmak isteyen biri bu isteği olumlu karşılandı diye
    neden ağlıyor?
    ADAM- Ben mi ağladım?
    KADIN- Aralıklarla altı ay boyunca. Ne zaman eski karını hatırlatacak
    bir şeyle karşılaşsan ağladın. Hatta bu konuyu bir ara öyle
    abartmıştın ki az kalsın deliriyordum. Ekmek görsen, o da ekmek yerdi,
    gazete görsen, karım o kadar iyi bulmaca çözerdi ki, görsen Şiar
    Yalçın'ı yerdin, diyip diyip ağlamadın mı?
    ADAM- Ya, sen hakikaten ne acaip kadınsın ya! Nereden uyduruyorsun sen
    bunları? Evet, tamam gerçekten çok iyi bulmaca çözerdi, bu doğru...
    Hatta bazen öyle zor soruları bilirdi ki, şaşar kalırdım. Mesela bir
    keresinde ben çözüyorum bulmacayı, bir soruya takıldım kaldım, tamam
    mı? Soru da öyle kritik bir yerde ki, onu bulsam bütün bulmaca
    çözülüyor, öyle de stratejik bir yerde... Yani nereden baksan altı
    kelime o soruya bağlı. Soru da üç harflik bir şey, bir tibet öküzü mü,
    sığırı mı öyle bir şey işte... Ulan düşün düşün, yok! Tibet neresi
    bilmiyorum... Zaman içinde öküzlerle karşılaşmışım ama hiçbirine
    memleketini sormamışım. Hani birader isim nedir, sizin orada size ne
    diyorlar şeklinde bir muhabbetim olmamış hiçbiriyle. Tibet'te
    hayvancılık ne durumdadır bilmiyorum... Ona da soramıyorum, çok iyi
    çözüyor ya. Ben de ona karşı, ne var canım senin kadar ben de çözerim
    tribine girmişim. O da güya benimle ilgilenmiyormuş gibi yapıyor. Ama
    gözucuyla da nasıl kıvrandığımı görüyor. Yalnız bu arada söyleyeyim
    ondaki gözucu da kimsede yoktur ha... Öyle dikkatlıdir ki kafayı
    yersin... Neyse bir ara kahve getirdim bahanesiyle geldi, tam kahveyi
    önüme koyarken yine gözucuyla hangi soruya takıldığımı tesbit etti,
    tamam mı? Bak dikkat et, kahveyi koyarken yani maksimum dört sanıye
    içinde baktı ve hangi soruya takıldığımı anladı... ve aniden YAK
    dedi... Meğer Tibet sığırının adı Yak'mış. Bunun üzerine bir sinirimiz
    bozuldu, neredeyse bir saate yakın?vallahi bravo YAK diye bildin?diye
    diye gülmüştük. Olacak şey değil yani, sen tut o arada gör ve Yak
    diye... Aşkım! Hayatım, nereye gitti bu be? Sevgiliiiim! Neredesin?...
    Allah allah! Ne oldu yahu? Ben şimdi kötü bir şey mi söyledim buna?

     
  2. 25 Ocak 2008
    Konu Sahibi : duru801
  3. *xsxekerpare*

    *xsxekerpare* Aktif Üye Üye

    Katılım:
    23 Ocak 2008
    Mesajlar:
    61
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    eheheheh güzelmiişş beğendimm
     
  4. 17 Şubat 2008
    Konu Sahibi : duru801
  5. SUTASAYRAN

    SUTASAYRAN Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    5 Ocak 2008
    Mesajlar:
    2.973
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    bende çok beğendim saaol canımm
     
  6. 17 Şubat 2008
    Konu Sahibi : duru801
  7. yorgun savaxsxçxix

    yorgun savaxsxçxix Popüler Üye Üye

    Katılım:
    14 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    7.562
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    Çok güzel bir oyundu. Yılmaz Erdoğan ve Demet Akbağ'ın yorumuyla, mimikleriyle buna benzer bir çok diyalog geçiyor. Tavsiye ederim izlemenizi, VCD si de çıktı, kitapçılarda, müzik marketlerde bulabilirsiniz.