Kavuşamayınca ölümü seçti!..

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Gulpare tarafından 2 Kasım 2007 başlatılmıştır.

    2 Kasım 2007
    Konu Sahibi : Gulpare
  1. Gulpare

    Gulpare Aktif Üye Üye

    Katılım:
    17 Ekim 2007
    Mesajlar:
    805
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    86
    http://www.youtube.com/watch?v=bZyXtmxU5SU


    Sadece bir kadın beni ben olduğum için sevdi’ diyordu Mustafa Kemal. Bir iddiaya göre, o kadınla gizlice evlenmişti. Ne var ki bu aşk trajik biçimde sonlandı; Fikriye Hanım intihar etti...

    ÖNAY YILMAZ

    ‘Beni iki kadın çok sevdi. Biri, yalnız ben olduğum için, hiçbir şey beklemeden. Öteki ise, mevkim için." Böyle diyordu Gazi Mustafa Kemal kız kardeşi Makbule’ye...
    O kadınlardan Mustafa Kemal’i sadece o olduğu için seven kadın Fikriye Hanım’dı. Mustafa Kemal ile Fikriye’nin yaşadığı ve trajik biçimde sonlanan bu aşk, Hıfzı Topuz’un bu ay piyasaya çıkacak ‘Gazi ve Fikriye’ adlı kitabıyla yeniden gündeme geldi.

    Ser verip sır vermediler
    Topuz’a göre kitap, belgesel ve tarihsel bir kurgu. Fikriye’nin hayatta kalan yakınlarına göre Mustafa Kemal, kendisini sınırsız bir aşkla seven bu kadınla, geleneksel biçimde evlenmiş, ama bu olay gizli tutulmuş. Bunun nedeni ise Mustafa Kemal’in Fikriye’yi koruma endişesi. Çok onurlu, duygulu, içine kapalı bir yaradılışta olan Fikriye de verdiği söze bağlı kalarak nikâh olayını hiç açıklamamış.
    Ancak Atatürk’ün çevresinde olanların yakınları ise, bu evliliği hiç duymamışlar ve Fikriye Hanım’ın yakınlarının görüşlerine katılmıyorlar. Nikâh tanıkları da, hiçbir belge bırakmadan bu dünyadan göçüp gitmişler ve olayın ayrıntıları tarihin karanlıklarına gömülmüş.


    İşte kitaptan çarpıcı bölümler

    İlk sıcak temas...
    10 Ağustos 1913’te Mustafa Kemal Edirne’den İstanbul’a döndü... Vasfiye Hanım, Fikriye, Jülide kendisini gözyaşlarıyla karşıladılar... Boynuna sarılıp uzun uzun öptüler. Fikriye de kollarını beline doladı. Mustafa Kemal’in içi bir hoş oldu. İlk kez Fikriye’ye dokunmaktan tatlı bir haz duyduğunu anladı. Fikriye’nin yüzü kıpkırmızı kesilmişti, kalbi güm güm atıyor, kulakları uğulduyordu. Hani ortam elverişli olsa onu dudaklarından öpecekti. Kendini zor tuttu, sonra "Benim canım Kemal Ağabeyciğim, size böyle sarılmayı ne kadar çok istemiştim" dedi.
    Son gün ayrılırlarken yine sıkı sıkıya birbirlerine sarıldılar. Fikriye’nin göğüsleri Mustafa Kemal’in göğsüne değdi. Sonra el sıkıştılar. Fikriye, elini sevdiği adamın elinden hiç çekmek istemedi. Onun elini avuçlarında birkaç kez sıkıp bıraktı.

    Fikriye sevilmiyor
    Zübeyde Hanım, Fikriye’nin oğluna gösterdiği bu aşırı ilgiden biraz rahatsızlık duyuyordu. Onu asla gelini olarak görmek istemiyordu. Onun kafasında soylu ve ünlü ailelerden bir kız vardı. Söz gelimi bir nazır ya da sadrazam kızı...
    Makbule Ablası’nın Fikriye’ye karşı tutumu da annesininkinden daha değişik değildi... "Ne yapışkan kız şu Fikriye, bir gün bir kısmeti çıksa, evlenip gitse de kurtulsak" deyip duruyordu.
    Zübeyde Hanım, Fikriye’yi oğlunun gözünden düşürmeye çalışıyordu: "Benim Paşa oğlum gönlünü kaptırdı galiba şu soğuk kıza. Onun nesini beğenir bilmem! Bir gözleri var güzel olan. O da bütün kızlarda var. Hiç değer mi? Benim oğlum sağ olsun, hiç kendi değerini bilmez."

    ‘Çok tatlı bir kız’
    Sofya’da görevliyken İzmir’e gelen Mustafa Kemal ile Dr. Fikret arasında şu konuşma geçer:
    - "Peki orada duygusal yaşamında yer alan kimseler yok mu?"
    - "Ben duygusal bir insanım, kızlarla konuşurken hep duygusal sözler ederim, sevgi dolu mektuplar yazarım. Yaradılışım böyle. "
    - "Hiç ciddi ciddi hoşlandığın kimse olmadı mı?"
    - "Ben de insanım, elbette sevmiş olabilirim. Selanik’te ders verdiğim bir kız vardı, babası orada kumandandı. Sonra o kız da korkunç bir kaza geçirdi, o aşk defteri feci bir biçimde kapandı."
    - "Başka?"
    - "Fikriye aklıma geliyor. Üvey babamın yeğeni. Çok tatlı bir kız. Büyüdükçe güzelleşti. Şimdi 16 yaşında bana çok düşkün olduğunu biliyorum. Çok hoşlanıyorum Fikriye’den ama ben hiç evlenecek durumda bir adam mıyım? Yarın ne olacağı belli mi? Yazık olur çocuğa..."

    Evlenme teklifi
    "Çocuğum, sana bu akşam hiç beklemediğin bir şeyler söyleyeceğim. Seninle evlenmeye karar verdim. Bunu ne zamandır düşünüyordum. Sen buraya gelince durum çok değişti. Seninle aynı evde yaşıyoruz. Bu olayı bir gün bana karşı kullanabilirler. Evime genç bir kız kapattığım ve onunla geleneklerimize uygun olmayan bir şekilde ilişki kurduğum söylenebilir. Böyle bir duruma düşmemizi istemem."

    ‘Kovun bu kadını’
    Mustafa Kemal, Latife Hanım ile evlenmiştir. Fikriye, uzun bir rahatsızlık döneminden sonra Türkiye’ye döner. Köşk’e sevdiği adamı ziyarete gelir. Gazi, Fikriye ve Latife Hanım arasında soğuk bir konuşma geçer. Fikriye odasına çıkınca Gazi sessizliği bozar, "Çok zayıflamış. Çok acıdım."
    - "Kemal, sen acıyorsun ama ben hiç acımadım. Bu ne yüzsüzlük? Sen olmasaydın ben kovardım."
    İki gün geçmiştir. Latife Hanım akşam eve gelir gelmez seslenir:
    - "Ali Çavuş, bu kadın hâlâ burada mı?"
    - "Burada hanımefendi, rahatsız."
    - "Hiç dinlemem, kovun gitsin."
    Latife Hanım bu sözleri Fikriye’nin duyması için yüksek sesle söylemişti.
    Birkaç gün otelde kalan Fikriye, yine Köşk’e dönerek Paşa’sını görmek ister, ancak Latife Hanım’ın yüzünden göremez, bu onun trajik sonunu hazırlar. Fikriye geri dönerken arabada tabancayla intihar eder.