Kemik erimesi..Osteoporoz ...Kalsiyum

Konusu 'Vitaminler' forumundadır ve Lara tarafından 16 Eylül 2006 başlatılmıştır.

    16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Lara
  1. Lara

    Lara Guru Üye

    Katılım:
    24 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    709
    Beğenildi:
    31
    Ödül Puanları:
    308
    Günlük alınması gereken kalsiyum miktarı, genç kadınlar için 1300 miligram olarak tavsiye ediliyor. Bunu nerden alabiliriz diye merak ediyorsanız.. 1 fincan süt 300 miligram, 1 kase yoğurt 400 miligram içeriyor. Yani 3 fincan süt ya da 2 fincan süt ve 1 fincan yoğurt, günlük miktarı karşılayacaktır. Dondurma, peynir, sütlü tatlı ve ayran gibi diğer süt ürünlerini de almayı ihmal etmeyin..



    Ancak, unutulmaması gereken bir husus da, fosforik asit içeren diğer içecekler kasiyumu yok ediyor. Bu nedenle çocuk ve gençlerin içeceklerine de dikkat etmek gerekli.



    Genç bir kadınsanız, lütfen çocukluğunuzu hatırlayın ve ne kadar kasiyum aldığınızı analiz edin. Eğer düşük ise, bari bu yaşınızda kalsiyum alımınıza önem gösterin. İş işten geçmeden..


     
  2. 26 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Lara
  3. kxixzlarayeryokmu

    kxixzlarayeryokmu Aktif Üye Üye

    Katılım:
    16 Eylül 2006
    Mesajlar:
    24
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    kemik erimesi için süt ve soğan yenmesi gerektiğini duymuştum
     
  4. 5 Aralık 2006
    Konu Sahibi : Lara
  5. Mune

    Mune Administrator Yönetici

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    27.514
    Beğenildi:
    58.340
    Ödül Puanları:
    663
    Halk arasında “kemik erimesi” olarak bilinen osteoporoz, artan yaşla birlikte etkisini gösteriyor. Vücudumuzu taşıyan kemiklerin kütlesindeki azalma, kırıkların, ağrıların artmasına neden oluyor. Ancak osteoporoz bir kader değil. Bilinçli bir beslenme ve aktif bir yaşam ile ilerleyen yaşlarda da sağlıklı bir kemik yapısına sahip olmak mümkün…

    Halk arasında kemik erimesi diye biliniyor osteoporoz. Aslında bu rahatsızlıkta kemiğin erimesi değil, birim başına düşen kemik kütlesinde azalma söz konusu. Daha açık bir anlatımla, kemiğin içi boşluklarla dolunca kemik de gözenekli ve daha kolay kırılabilir bir hale geliyor…

    İnsandaki birçok dokuda olduğu gibi, kemik dokusunda da sürekli bir yapım ve sürekli bir yıkım vardır. Ömrünü tamamlamış dokuları vücut uzaklaştırırken yerine yenisi gelir. Gençlerde, gelişmekte olanlarda yapım daha fazladır, orta jenerasyonda yapım ve yıkım dengededir. Yaşlı jenerasyonda yıkım daha fazladır. İşte yıkım daha fazla, yapım daha az olunca, yıkılan kısımların yerleri boşluklar halinde kalır. Yaşlılıkta oluşan post menopozal osteoporoz veya senil osteoporoz, insanın yaşamı içinde karşılaşacağı doğal bir durum. Ancak osteoporozun bir hastalık olduğu durumlar da söz konusu. Örneğin genç erişkinlerde görülen idiopatik osteoporozlar gibi… Bu rahatsızlık hormon dengesi bozulduğunda, kemik yapım ve yıkımını etkileyen diğer faktörler işin içine girdiğinde- ki bunlar gelişim hormonları olabilir, tiroid hormonları olabilir- karşımıza çıkabilir. Bu tür osteoporozlar, “sekonder osteoporoz” adıyla anılıyor.

    Osteoporozun belirtileri
    Osteoporozun en yaygın bulgusu, omurga bölgesinde, sırt bölgesinde görülen ağrılar. Bu ağrıların nedeni de zayıflayan kemikte görülen mikro kırıklar olarak açıklanıyor. Prof. Dr. Metin Türkmen konuyla ilgili şöyle konuşuyor: “Sağlıklı kemiklerimizde mikroskobik düzeyde bir sürü kırık olur. Bu kırıklar vücut tarafından yapılan yeni kemik dokusu ile hemen onarılır. Ama bu yapım ve tamir olayı osteoporozda duraklamaya girince, o mikro kırıklar büyüyerek makro kırıklar haline gelir. Osteoporozun en kolay görüldüğü bölge omurgadır ve oluşan kırıklar kendini ağrıyla belli eder. Dolayısıyla kritik yaş dönemine girmiş bir kadın sırtının ağrıdığını belirttiğinde, ilk akla gelen osteoporoz olur. Bunun dışındaki yaygın belirtiler de kolay kırıklardır. Orta yaş dönemindeki insanların düştüklerinde en çok el bileklerinde kırıklar görülür. Düşerken kendilerini korumak için ellerini uzattıkları esnada, el bileklerinde kırıklar oluşabilir. Kişi biraz daha yaşlanınca, düşmeyle kalçası kırılır. Biraz daha yaşlanınca, özellikle kasları da zayıf ise kafasının ve göğsünün ağırlığı altında ezilen omurgasındaki kırıklar nedeniyle sırtında eğrilikler görülür.”

    Osteoporozu önlemenin yolları

    Osteoporozlu bir kemik kaslar tarafından iyice destekleniyorsa, yani hasta yaşlanmış ve osteoporozlu olsa da düzenli hareket ediyorsa, kalça, sırt ve bel kasları kuvvetliyse, kırık oluşumu daha az oluyor. Prof. Dr. Türkmen, bunu şöyle açıklıyor:

    “Bir kemiğin kırılmalara karşı direnebilmesi için tek başına kuvvetli olması yetmez. O kemiği koruyan ve hareketlendiren bir de kas dokusu var. Kasların da, kasları yöneten sinir sisteminin de sağlam olması gerekir. Osteoporoz, kemiğin kütlesinin azalmasından kaynaklandığına göre, bunu önlemek için öncelikle kemik depolarını dolduğu sürece çok doldurmak gerekir. Kemikteki kalsiyum depoları ilk yirmi beş yıl çok kolay dolar. Yirmi beş yılla kırk beş yıl arasında zoraki dolar, ama kırk beş yıldan sonra pratik olarak bu depolara ilave yapmak mümkün değildir. Artık bütün gayret, olanı muhafaza etmek içindir. Kemik depolarını gençliğinde doldurmayan birisi, yaşlılıkta osteoporozdan kurtulamaz.“

    Prof. Dr. Türkmen’in söylediğine göre, vücutta öyle bir denge var ki, kullanılmadığı veya ihtiyaç olmadığı zaman o maddeyi biriktirmiyor. Kalsiyumun da vücutta depolanması için, vücudun ona ihtiyacı olması gerekiyor. Bu nedenle de insanın aktif, sportif, hareketli olması önemli. “O zaman vücutta kuvvetli kemiğe ihtiyaç olacaktır, kemik depoları dolsun diye de vücudun kalsiyuma ihtiyacı olacaktır” diyen Prof. Dr. Türkmen kalsiyumun osteoporozu önlemede tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak şöyle konuşuyor:

    “D vitamini de çok önemlidir. D vitaminini aktif hale getirmek için güneşe çıkmak gerekir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Gıdamızda kalsiyum olmalı, beyazpeynir, süt ve yoğurdu daha çok tüketmeliyiz. Aldığımız bu kalsiyumu depolamak için, spor yapmalıyız, egzersiz yapmalıyız, kısacası aktif olmalıyız. Aktif olmadan osteoporozla mücadele etmek mümkün değildir.“ Prof. Türkmen, yaşlılıkta yapılan kemik yoğunluğu ölçümünde sağlıklı bir karara varabilmek için, gençlik dönemindeki kemik yoğunluğunu da bilmenin önemli olduğunu vurgulayarak, yaşlılık dönemini beklemeden, gençlik döneminde de kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmanın önemini vurguluyor. Zira, gençlik döneminde kemik yoğunluğu düşük olan ve bunu bilmeyen birisi için yaşlılık döneminde yapılan ilk kontrolde tespit edilen düşük yoğunluk değeri, yanlış değerlendirmelere ve paniğe neden olabiliyor

    Kimler risk altında?

    Sekonder osteoporoz denilen, genç yaştaki insanlarda bile osteoporozu tetikleyebilecek birtakım faktörler var. Bunların başında da ilaç kullanımı geliyor. Özellikle kortizon kullanan veya uzun dönemde kullanması planlanan hastaların osteoporoz yönünden ilacı kullanmadan önce değerlendirip kullanım sırasındaki değerlerine göre gerekirse osteoporoz tedavisine başlanabiliyor. Prof. Dr. Zeynep Güven bunu şöyle açıklıyor: “Kortizon, kemik yıkan hücrelerin faaliyetini bir miktar artırıyor, daha doğrusu bunların faaliyetini frenleyemiyor. Dolayısıyla aynı zamanda yapım devam ediyor ama yıkım arttığı için - zaten osteoporozun da temel mekanizması bu – ilacın da böyle bir olumsuz yan etkisi oluyor. Bu tür ilaçların bazı hastalıklarda çok erken yaşlarda, zorunlu olarak uzun süreli ve yüksek dozda kullanımları gerektiği için, bu hastalar osteoporoz açısından özellikle riskli grubu oluşturuyor. Uzun süreli antiepiletik ilaç kullananlar ya da antikoagulan yani kanı sulandırıcı ilaç kullananlar da bir miktar riskli ama en yüksek riski taşıyanlar kortizon kullananlar.”

    Bunun dışında özellikle menopoza girme dönemi çok önemli. Eğer özel bir risk yoksa menopoz öncesinde özel bir tarama yapılmıyor. Menopoza giriş döneminde temel kemik yoğunluğu ölçümü yapıp kişinin o anda bulunduğu durum değerlendiriliyor. Prof. Dr. Zeynep Güven, eğer herhangi bir kontraendikasyon riski yoksa kadın doğum hekimi de uygun görüyorsa, hastaya beş seneyi aşmamak şartıyla östrojen hormonu önerildiğini söylüyor. Prof. Dr. Güven şöyle devam ediyor: “Östrojen hormonu kullanabilen kadınlarda çok yakın ve sık takibe gerek yok, çünkü östrojen hormonunun kemik yıkan hücrelerin faaliyetini yavaşlatma, dolayısıyla osteoporozu önleme gibi olumlu bir etkisi var. Ama bir şekilde menopoza giren kişi hormon alamıyorsa, ya da aldıktan belirli bir süre sonra reglden kesiliyorsa ilk beş yıl içerisinde osteoporoz gelişme riski veya başlama riski yüzde 40. Dolayısıyla bu ilk beş yıllık süre, osteoporozu biraz hızlı bekleyebildiğimiz bir dönem. Bu dönemde gerekirse yıllık ya da iki yılda bir kez olmak üzere takiplerini yapıp osteoporoza doğru bir gidiş varsa, o zaman kemik yıkım hücrelerinin faaliyetini yavaşlatan birtakım ilaçların kullanımına başlıyoruz.” Öte yandan menopoza girmiş her kadının kalsiyum ihtiyacı arttığı için, mutlaka kalsiyum desteği sağlanıyor. Bunun yanı sıra, D vitamini eksikliği Türkiye’de önemli bir sorun. Yapılan son araştırmalar da bu konunun önemini destekleyici nitelik taşıyor. Ülkemizin içinde bulunduğu Ortadoğu grubu kadınlarda, özellikle osteoporozu olanlarda yüzde 80’lerin üzerinde D vitamini eksikliği saptanmış durumda. Prof. Dr. Zeynep Güven, bu nedenle D vitamini takviyesini de yaygınlaştırmaya çalıştıklarını vurguluyor.

    Uygulanan tedaviler
    “Osteoporoz teşhisi konan hastada bir komplikasyon yoksa, yani kırık oluşmamışsa koruyucu tedaviye başlanıyor. Koruyucu tedavide ana çıkış noktası hastayı aktif hale getirmek, egzersiz yapmasını sağlamak. Tempolu yürüyüşler kemiğin mevcut kuvvetini korumasını sağlıyor. Aktivite ve hareket sayesinde kişinin kasları geliştikçe, kemiklere gelen zorlayıcı kuvvetler de azaltılmış oluyor ve dolayısı ile kırık riski de düşüyor. Prof. Dr. Türkmen bunun dışında bir de koruyucu ilaç kullanımına başlanabileceğini vurgulayarak şu bilgileri veriyor: “Bu ilaç grupları osteoporoz döneminde görülen yıkımı azaltabilir ve dengeleyebilir. Dolayısıyla bu tür ilaçları da hastanın yaş grubuna uygun olarak tedavide kullanıyoruz. Ancak tek başına ilaç pek bir şey ifade etmez, önemli olan aktif olmaktır.“

    Tedavinin bir diğer yanı da, oluşan komplikasyonlarla ilgili. Örneğin omurgasında kırıklar başlayan, bu kırıklara bağlı ağrıları olan hastayı korumak için bazı tedbirler alınıyor. Bu tedbirler şöyle sıralanabiliyor: Egzersizler yaptırılıyor, mevcut omurga kırığının artmasını önlemek için hasta korselenip, çökmüş olan omurgaların içi kemik çimentosu ya da buna benzer bazı organik malzemelerle doldurularak omurganın daha fazla çökmesi engelleniyor. Böylelikle hastaların hem ağrısı diniyor hem de duruşu düzeliyor, hasta yaşam kalitesine tekrar kavuşuyor. El bileği ve kalçasında kırıklar mevcut olan hastanın da tedavisi yapılıyor. Bütün bu tedavilerde hastayı ağrısız ve aktif bir hale getirmek amaçlanıyor. Çünkü bu yaş grubunda hareketsizlik dönemi uzadıkça, osteoporoz hızla ilerliyor. “Osteoropozu ilaç ve ilaç dışı yöntemlerle tedavi etmenin yanı sıra önemli olan, kişisel risk faktörlerini göz önünde bulundurarak osteoporozun gelişmemesi için önlem almaktır” diyen Prof. Dr. Güven, osteoropozu önlemede de en önemli silahın aktif bir yaşam sürmek, düzenli egzersiz yapmak, yeterli kalsiyum ve D vitamini almak olduğunu bir kez daha vurguluyor.



    alıntıdır

     
  6. 18 Haziran 2007
    Konu Sahibi : Lara
  7. shaman

    shaman Aktif Üye Üye

    Katılım:
    26 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    42
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    Kemik erimesine karşı doğal hormanlar

    TOHUMLAR:

    Hmen hemen tümü özelliklede keten tohumu,rezene tohumu,balkabağı tohumu,susam tohumu,ayçiçeği tohumu ve filizlen miş tohumlar(mercimek,soya fasulyesi)

    SERT KABUKLU YEMİŞLER:

    Badem,fındık,yerfıstığı,ceviz ve bunların yağı


    RAFİNE EDİLMİŞ TAHILLAR:

    Özellikle mısır,kara buğday,darı,yulaf,arpa,çavdar,buğday

    TAZE MEYVELER:

    Elma,muz,kivi

    Kurutulmuş meyveler:hurma,incir,erik,üzüm kalsiyum bakımındanzengin olanların tümü


    SEBZELER:

    Koyu yeşil yapraklı sebzeler (brokoli,ıspanak)kereviz,rezene
    Baklagiller:Özellikle soya fasulyesi ve soya ürünleri,mercimek


    OTLAR:

    Özellikle sarımsak,zencefilk,maydanoz,biberiye,adaçayı,ısırganotu,devedikeni,su teresi,kahverengi deniz yosunu


    BAL:

    Özellikle çiçek balı ayrıca arı polenive arı sütü takviyesi.Bitkisel hormonlar menepoz sıkıtılarının azalmasına büyük ölçüde yardımcı olurlar ayrıca osteoporoza karşı da koruma sağlar.Bitkisel hormonlar koroner kalp hastalığı ve kanser gibi hastalıklara yakalanma riskini de büyük oranda azaltır.
     
  8. 20 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : Lara
  9. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    Kalsiyum kaybının artması ve mineral yoğunluğunun azalması sonucu, kemiklerin kolaylıkla kırılması olan osteoporoz, özellikle ilerleyen yaşlarda ciddi bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Ülkemizde genelde 50 yaşından sonra süt içmeye başlanmasına karşın, süt içme alışkanlığının çocuk yaşta kazanılması ve yaşam boyu sürdürülmesi ise bu hastalıktan korunmada önem taşıyor. Diyetisyen Aysen Arıcan, büyüme çağında yeterli kalsiyum alımının kemik kütlesinin artmasını ve ileri yaşlarda kemik erimesi riskinin önemli oranda azalmasını sağladığına dikkat çekiyor.

    OSTEOPOROZDAN SÜT İÇEREK KORUNUN
    Yaşlılık döneminde kemik erimesine maruz kalmamak için çocukluktan itibaren düzenli olarak süt tüketmek önem taşıyor. Çünkü osteoporozdan korunmanın en etkili yollarından biri, beslenme yoluyla alınan kalsiyumun yeterli olmasıdır.
    Süt ve süt ürünleri, kalsiyum açısından zengin ve en rahat ulaşılabilecek besin maddeleri arasında yer alıyor. 100 ml tam yağlı süt 118 mg, yarım yağlı süt 120 mg, yağsız süt ise 122 mg kalsiyum içeriyor. Bu nedenle çocukluktan itibaren düzenli ve yeterli süt içme alışkanlığını kazanmak ve sürdürmek gerekiyor.

    SÜT İÇMEK İÇİN YAŞLANMAYI BEKLEMEYİN
    Beslenmenin ve süt tüketiminin özellikle kemik sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinin çocukluk ve gençlik dönemlerinde, yaşlılıktan çok daha önemli olduğunu belirten Diyetisyen Aysen Arıcan, buna karşın ülkemizde genellikle 50 yaşından sonra süt içilmeye başlandığına dikkat çekiyor.
    “Kemik yapısının 2/3’ü mineral, bu mineralin yüzde 40’ı da kalsiyumdan oluşuyor. Vücutta bulunan toplam kalsiyumun yüzde 90-99’u iskelet sistemi ve dişlerde bulunuyor. Büyüme çağında yeterli kalsiyum alımı, kemik kütlesinin artmasını ve ileri yaşlarda kemik erimesi riskinin önemli oranda azalmasını sağlıyor. Beslenmenin ve süt tüketiminin özellikle kemik sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, çocukluk ve gençlik dönemlerinde yaşlılıkta daha önemlidir. Birçok insan 50 yaşından sonra süt içmeye başlıyor. Oysa bu alışkanlık çocuklukta kazanılmalı ve yaşam boyu sürdürülmelidir.”
    Kemik oluşumu 30 yaşa kadar devam ediyor. 30 yaşından sonra yeterli kalsiyum kaynağı besin alınmaması, bazı hormonal değişiklikler, bağırsaklarda kalsiyumun emiliminin azalması kemikten kalsiyum çekilmesini kısaca kemik kaybını başlatıyor. Kalıtım, cinsiyet, yaş, östrojen hormonunun azalması, yetersiz ve dengesiz beslenme osteoporoz riskinde artışa neden oluyor.

    KADINLARIN MİNERAL YOĞUNLUĞU DAHA DÜŞÜK
    Genelde kadınların kemik mineral yoğunluğu erkeklerden düşüktür. 70 yaşındaki kadın bedeninde, 20 yaştaki kalsiyumun yüzde 60’ı kalırken, erkekte bu oran yüzde 76’dır. Kadınlarda kemik kaybı, menopozda önemli ölçüde hızlanıyor. Menopozdan sonraki kemik kaybının esas nedenini östrojen yetersizliği oluşturuyor.
    Kemik ve kaslardaki kayıplar; boy kısalması, kemiklerin kırılganlığında artış, deri altı yağ tabakasının incelmesi, diş kayıpları, bacaklarda eğrilik, şekil bozuklukları ve kamburluk gibi duruş bozukluklarına neden oluyor. Kasların belirli hareketleri yapabilme yetenekleri azalıyor.

    OSTEOPOROZDAN KORUNMA ÖNERİLERİ
    * Güneş ışınlarından düzenli olarak yararlanmak, deride D vitamini sentezlenmesi için gereklidir. D vitamini bağırsaklarda kalsiyumun emilmesini kolaylaştıran CA BP’i (kalsiyum bağlayıcı protein) uyararak, kemik ve eklem sağlığında önemli rol oynar. Bu nedenle her mevsim güneşten yeteri kadar yararlanmak gerekir. Güneşle direk temas ile eller, kollar ve yüzden 15 dakikada yeterli D vitamini sentezlenmektedir.
    * Kalsiyumun emilimini engellediğinden aşırı posa alımı önerilmemektedir. Besinlerin içinde doğal olarak bulunan posa günlük gereksinimi karşılar.
    * Aşırı protein ve fosfor tüketiminden kaçınmak gerekir. Yüksek proteinli diyet idrarla kalsiyum atımını artırır ve osteoporoz için önemli bir risk faktörüdür.
    * Aşırı tuz alımı, idrarla kalsiyum atımını artırır. Bu nedenle yemeklere aşırı tuz eklemekten ve tuzlanmış salamura besinleri aşırı tüketmekten kaçınmak gerekir.
    * Fiziksel aktivite gençlikte kemik kütlesini artırır, yaşlılıkta ise kemik kaybını önler. Her yaş döneminde haftada en az 3- 4 kez 45- 60 dakika yürüyüş gereklidir.
    * Aşırı kafein tüketilmemelidir. Kafein içeren çay, kahve türleri, gazlı ve kolalı içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.
    Alılntı
     
  10. 20 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : Lara
  11. CUVCUV

    CUVCUV Popüler Üye Üye

    Katılım:
    2 Mart 2007
    Mesajlar:
    1.246
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    106
    "Kemik yapısının 2/3’ü mineral, bu mineralin yüzde 40’ı da kalsiyumdan oluşuyor. Vücutta bulunan toplam kalsiyumun yüzde 90-99’u iskelet sistemi ve dişlerde bulunuyor. Büyüme çağında yeterli kalsiyum alımı, kemik kütlesinin artmasını ve ileri yaşlarda kemik erimesi riskinin önemli oranda azalmasını sağlıyor. Beslenmenin ve süt tüketiminin özellikle kemik sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, çocukluk ve gençlik dönemlerinde yaşlılıkta daha önemlidir. Birçok insan 50 yaşından sonra süt içmeye başlıyor. Oysa bu alışkanlık çocuklukta kazanılmalı ve yaşam boyu sürdürülmelidir.”

    Bilinçlenmek adına teşekkürler Yeşilim :)
     
  12. 20 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : Lara
  13. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    Teşekkürler Yeşilim.Bir katkı da benden olsun.En fazla kalsiyum içeren peynir parmesan peyniri.Lor peynirinin de beyaz peynirden daha fazla kalsiyum içerdiğini duymuştum.
     
  14. 23 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : Lara
  15. selda71

    selda71 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Haziran 2007
    Mesajlar:
    66
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    76
    Osteoporoz kemik erimesi


    Tanım:

    Halk arasında -kemik erimesi- de denen bu hastalık, insan hayatının uzaması ile kendini hissettirmiştir. Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri her yıl sadece bu hastalık nedeni ile ortaya çıkan kemik kırıklarının tedavisi için yaklaşık 12 milyar dolar harcamaktadır. Hastalıktan bahsetmeden önce bir az kemiklerimiz hakkında bilgi aktaralım. Kemiklerimiz vücudumuzu dış tehlikelerden koruyan (beyin,kalp), hareket etmemiz için eklemler oluşturan, bazı mineralleri depolayan, kemik iliği denilen ve kanımızın şekilli elemanlarının da yapıldığı dokuları içinde barındıran çok özel yapılardır. Aslında kalsiyum, fosfor ve magnezyum gibi minerallerin oluşturduğu kristallerden yapılmışlardır. Kemiklerde kemik yapan ve kemik yıkan iki tip hücre bulunur. Hayatın başlarından 20-25 yaşlarına kadar kemik yapan hücrelerin üstünlüğü sürer. 40-45 yaşlarına kadar bir yapım yıkım dengesi görülürse de bu yaşlardan itibaren yıkım artar. İşte bu yıkımın artması kemiğin taşıdığı mineral miktarını azaltır bu azalma kırıklara sebep olacak kadar ciddi boyutlarda olabilir. Kemiklerin taşıdıkları mineral içeriğinin ciddi olarak azaldığı durumlarda OSTEOPOROZ'dan bahsedilir.

    Düşük kemik kitlesi ve kemiğin mikromimari yapısının bozulması sonucu kemik kırılganlığı ve kırılganlığa yatkınlıkta artışla karakterize, en sık görülen metabolik kemik hastalığıdır.

    Son zamanlarda oldukça önemli hale gelmiştir. Bunun en önemli sebepleri teknolojinin bizlere sağladığı imkanlarla daha kolay ve sedanter yaşam sürerken ortalama insan ömrünün de uzamasıdır. Genelde orta ve ileri yaş, postmenapozal kadın hastalığı olan osteoporozla her geçen yıl daha çok insan yüzyüze gelmektedir.

    Kaç Çeşit Osteoporoz Vardır?

    Genelde 3 tip osteoporoz vardır.

    Birinci tip osteoporoz daha çok kadınlarda görülen bir hastalıktır. Kemik yıkan hücrelerden daha önce bahsetmiştik. Bu hücrelerin aşırı kemik yıkmalarını engelleyen faktörlerden birisi de östrojendir. Östrojen, kadınlarda büyük miktarlarda yumurtalıklar tarafından üretilir. Yaklaşık 45 yaşlarına gelen kadınlarda yumurtalık fonksiyonları azalmaya ve bitmeye başlar, kadınlar adetten kesilir. Bu döneme menapoz denir. Yumurtalık faaliyetlerinin bitmesi vücuttaki östrojen miktarını birden bire düşürür. Kemik yıkan hücreler kontrolsüzce kemikleri yıkmaya başlarlar.

    Ikinci tip osteoporoz ise ileriki yaşlarda ortaya çıkar. 40 -45 yaşlarından itibaren kemiklerde yapımın azaldığı ve yıkımın arttığından söz etmiş idik. Kemiklerdeki bu yıkım fazlalığı yaş ilerledikçe belirgin bir hal alır ve özellikle 70 yaşından sonra kendini gösterir. Normal koşullarda insanlar bir oturma mesafesinden yere düşerler ise bir şey olmaz. Ancak bu hastaların çok daha kısa mesafelerden düşmeleri ile veya basit bir hapşırmaları ile kemiklerinde kırıklar meydana gelmektedir.

    Üçünçü tip osteoporoz başka bir nedene bağlı olarak ortaya çıkar. Sıklıkla kortizon kullanan hastalarda görülür. Astım, allerji, romatizmal hastalıklar veya diğer nedenler ile kortizon kullanan hastaların kemiklerinde, ilacın uzun kullanımdan sonra ortaya çıkar.

    Osteoporoz Belirtileri Nelerdir?

    Osteoporoz çok sinsi bir hastalıktır. Genelde başka hastalıkların arkasına saklanarak belirtilerini gösterir. Erken dönemde Osteoporoz'un belirgin belirtileri yoktur. Menapoz sonrası görülen tipte başlangıçta bir bulgu yoktur. Menapozu takip eden 3-5 yıl içerisinde kemiklerin %30 dan fazlası kaybedilebilir. Eğer Osteoporoz tam olarak oluşmuş ise sırt ve bel ağrıları, sırtta kamburlaşma, boyda kısalma görülür. Özellikle omur kemikleri bu tip osteoporoz dan çok etkilenirler , sıklıkla bu kemiklerde kırıklar olur. Bu yapısal bozulma, boyda kısalma olarak kendisini gösterir. Ayrıca el bilek kemikleri de bu hastalıktan etkilenir. Daha yaşlı insanlarda ortaya çıkan ikinci tip te ise bulgular ağrılar ile kendini gösterebilir. İlerlemiş durumlarda kalça kemiği kırıkları görülür. Yapılan çalışamalar bu kırıkların insan hayatını tehdit edici boyutlar ulaşabileceğini göstermiştir. Kalça kırığı operasyonu geçiren hastaların %25 kadarı 1 yıl içerisinde hayatlarını kaybetmektedirler. Diğer bir %25 i ise yürüme güçlüğü nedeni ile yatağa bağlanmaktadır. Bu rakamlar bu hastalığın ortaya çıkmadan anlaşılması gerektiğini gösteriyorlar.

    Kimler Daha Çok Risk Altında?

    Osteoporoz konusunda çalışan bilim adamları bazı ırklarda bu hastalığın görülmediğini ve bazı özellikleri olan kişilerde de daha sık osteoporoz görüldüğünü tespit etmişlerdir.

    Osteoporozun daha sık görüldüğü kişilerin ortak yanları şunlardır:

    Kadınlar

    İnce ve Narin Yapılı Kadınlar

    Cilt ve Saç Rengi Açık Olan Kadınlar

    Erken Menapoza Girenler

    Fiziksel Aktivitesi Az Olan Kadınlar

    Sigara ve Alkol Kullananlar

    Süt ve Süt Ürünlerini Az Alanlar

    Böbrek Fonksiyon Bozukluğu Olanlar

    Kortizon Kullananlar

    Fazla Doğum Yapanlar

    Ailesinde Osteoporoz Görülenler

    İnaktif ve sedanter yaşam önemli mi?

    Fiziksel aktivite doruk kemik mineral dansitesinin önemli belirleyicilerinden biridir, aktif olmayan ve hareketsiz yaşam sürdürenlerde kemik mineral yoğunluğu ve aktif kas desteği azalmaktadır. Atlama ve zıplama içeren fiziksel aktiviteler büyük bir osteojenik potansiyele sahiptir. Egzersizlerin özelliği iskelete dik olarak yük bindirici olmalıdır. Yüzme ve bisiklete binme gibi aktiviteler iskelete yük bindirme etkileri az olmakla beraber kemik yoğunluğuna olumlu etkileri vardır. Bunun yanında çok aşırı sportif aktiviteler kemik mineral yoğunluğunu olumsuz etkiler (özellikle kadınlarda amenore ve düşük kiloya yol açması nedeniyle).

    Kalsiyum ve d vitamininin önemi var mı?

    Büyüme sırasında yeterli kalsiyum ve D vitamini alınmazsa iskelet yapımının doruk noktaya ulaşamayacağı aşikardır. Kalsiyum ihtiyacı sadece büyüme sırasında değil tüm yaşam boyunca devam eder. Optimal Kalsiyum (Ca) ihtiyacı (günlük)

    infantlarda
    0-6 ay:
    400 mg

    6 ay-1 yaş:
    600 mg

    Çocuklarda
    1-5 yaş:
    800 mg

    6-10 yaş:
    800-1200 mg

    Adölesan - genç erişkinlerde 11-24 yaş:
    1200-1500 mg

    Erkek
    25-65 yaş:
    1000 mg

    65 yaş üzeri:
    1500 mg

    Kadın
    25-50 yaş:
    1000 mg

    50 yaş üzeri ve Östrojen alan:
    1000 mg

    50 yaş üzeri ve Östrojen almayan:
    1500 mg

    65 yaş üzeri ve gebelik laktasyon dönemin-de:
    1200 mg



    Optimal kalsiyumun diyetle alınması tercih edilmelidir. Gıdalardaki kalsiyumun biyoyararlanımı %30 civarında olmaktadır. Başlıca kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir. Ayrıca koyu yeşil yapraklı sebzeler, soya fasulyesi, baklagiller, fındık, pekmez, tahin ve küçük balıklar kalsiyumdan zengin gıdalardır. Günlük kalsiyum ihtiyacı gıdalarla karşılanamıyorsa kalsiyum tuzları şeklinde ilave kalsiyum kullanılmalıdır.

    Alkol ve sigara kullanımı osteoporozu nasıl etkiler?

    Alkol, kalsiyum dengesini sağlayan hormonları etkiler, kemik yapımını azaltır ve osteopeni oluşturur. Alkol sitokrom P 450 enzimini indükleyerek 25 (OH) vit. D nin karaciğerde yıkımını artırmaktadır. Ayrıca hipogonadizm, hiperkortikolizm, metabolik asidoz ve ileri dönemlerde karaciğer sirozuna yol açarak osteopeni oluşturur. Yetersiz kalsiyum alımı (yanlış beslenme) ve kalsiyum emiliminin bozulması da söz konusudur. Aşın alkol tüketimi hem kadın hem de erkekte kemik yoğunluğunu azaltmakla birlikte düşme riskini de artırdığı için ayrı bir risk faktörü olarak görülmektedir. Sosyal alkol tüketiminin kemik yoğunluğu üzerindeki etkileri çok net değil ise de çoğu veri yoğunluğu azalttığı yönündedir.

    Bir çok araştırma sigara içme alışkanlığı ile osteoporotik kırık riski ve sıklığı arasında paralel bir ilişkiyi göstermiştir. Bunun nedenleri arasında nikotin ve diğer toksik maddelerin karaciğerde sitokrom P 450 enzimini indüklemesi yanında sigaranın antiöstrojen etkileri de yer almaktadır. Sigara içenlerde kalsiyum emiliminde azalma gösterilmiştir. Sigara içenler genellikle zayıftır ve daha erken menapoza girerler. Sigara içen kadınlarda osteoporoza bağlı kırıklar 1,5-2,5 kat daha fazladır. Yapılan bir araştırmada erkeklerde 1 yıl sigara içiminin kalça kırık riskini % l artırdığı gösterilmiştir.

    Osteopeni - osteoporoz - yerleşmiş osteoporoz ne demektir?

    Osteopeni:

    Genç erişkine göre KMY nin 1SD arasında olması

    Osteoporoz:

    Genç erişkine göre KMY nin 2,5 SD' nin üzerinde olması

    Yerleşmiş Osteoporoz:

    KMY nin -2,5 SD nin üzerinde ve ek olarak bir veya daha fazla kırık olması.

    Osteoporoz Nasıl Teşhis Edilir?

    Osteoporozun ciddiyetini anlaşıldıktan sonra Dünya'da da ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Osteporoz ortaya çıkmadan bunu gösterebilecek değişik aletler geliştirilmiştir. Bu aletlerin bir kısmı ses dalgalarını kullanırken bazıları da X ışınları gibi değişik kaynakları kullanmaktadır. Günümüzde en çok kullanılan yöntem DEXA yöntemidir. Hastalar için bir zararı gösterilmemiştir. Hasta bir masaya yatar ve hareketli bir kamera ile ışın kaynağı vücut üzerinde gezinerek sonuçları sistemin bilgisayarına aktarır. Ölçüm süresi uygulanacak yöntem ve makine cinsine göre değişse de ortalama 30-45 dakika da tüm işlemler bitmektedir. Tabii ilerlemiş osteoporoz normal röntgen filmleri yardımı ile de anlaşılabilir. Bir klasik röntgen filminde osteoporozun görülmesi, kemik kütlesinin en az %30 unun kaybedilmiş olduğunu gösterir. Günümüzde geliştirilmiş bir çok yöntem olmasına karşın hekimlerin klinik değerlendirmeleri , hastalığın anlaşılmasında ki en önemli faktördür.

    Osteoporoz'dan Nasıl Korunulur ?

    Düzenli hekime gitme alışkanlığı bu hastalıkta sizleri koruyacak en önemli adımdır. Basit bazı önlemlerde osteoporoza karşı yardımcı olabilir. Nedir bu önlemler? Öncelikle beslenmemizde bazı değişiklikler yapmalıyız.

    En önemlisi kendinizi OSTEOPOROZ'a karşı sık sık kontrol ettiriniz.İleriki yaşantınızdaki rahat ve aktivite ancak erken teşhis ile mümkün olabilir. Sizde kemiklerinizi zaman zaman ölçtürebilirsiniz.

    1. Süt ve süt ürünleri gibi kalsiyumdan zengin besinlerin alınması gerekir.Ancak bu tip ürünler yüksek oranlarda da yağ içerebilirler, yağsız veya yağı azaltılmış olan tiplerini kullanmalısınız.
    2. Özellikle Magnezyum ve C vit takviyesi alınız.
    3. Yüksek proteinli beslenmeden de kaçınmalısınız.
    4. Tuz alımını azaltın.
    5. Lifli besinlerle beslenin (sebzeler).
    6. Alkol ve kahveden uzak durunuz.
    7. Mutlaka Doktorunuzun uygun göreceği egzersizi yapın.

    Evinizde de bazı değişiklikler yapmalısınız:
    Bunda amaç hayatı kolaylaştırmak ve sizi düşmekten korumaktır.

    1. Çorap ve ayakkabı giyerken bir yere oturun.
    2. Uygun ayakkabı seçin.
    3. Ağır eşyaları taşımayın.
    4. Eğilmeniz gerekiyorsa, belinizi bükmeden, dizlerinizi bükerek eğilin.
    5. Ani hareketlerden kaçının.
    6. Buzlu ve kaygan zeminlerde dolaşmamaya özen gösteriniz.
    7. Evinizin aydınlatmasını gözden geçirin ve daha iyi bir görüş sağlayacak şekilde aydınlatın.
    8. Yatak odası ve banyo arasındaki yolu her zaman aydınlatın.
    9. Sık kullandığınız eşyalarınızı yakınınıza yerleştirin.
    10. Evinizde kolay erişilebilecek yerlerde telefonlar bulundurun.
    11. Banyo ve tuvaletlere sağlam tutunabileceğiniz tutma kolları yaptırın.
    12. Banyo küveti ve zemininin kayganlığını önleyecek tedbirleri alınız.

    Yanları destekli iskemleleri tercih ediniz.

    I- Kemik yıkımım azaltanlar:
    1- HRT (östrojen-progesteron)
    2- Antiöstrojen (raloksifen)
    3- Kalsitonin
    4- Bifosfanatlar
    5- Kalsiyum
    6- Vitamin D ve deriveleri
    7- Tiazid diüretikleri

    II -Kemik yapımını artıranlar:
    l - Florid
    2-Testesteron
    3-Anabolik steroidler
    4-Parat hormon

    Bu çok geniş tedavi seçeneklerinden hastanın yaşı, risk faktörleri, kemik mineral yoğunluğu ölçüm sonuçları ve ülkemizin sosyo ekonomik durumu da göz önüne alınarak (çünkü uygulanan tedaviler genelde pahalı tedavilerdir.) hasta için en uygun kombinasyon yapılmalıdır. Bugün için tedavinin birinci basamağında HRT, Alendronat, Vitamin D ve deriveleri, Kalsiyum ve Raloksifen görünmektedir. ikinci basamakta Kalsitonin ve Etidronat, üçüncü basamakta diğer tedavi seçenekleri yer almaktadır.

    Osteoporoz Tedavisinde Neler Kullanılır?

    Tedavinin esasını risk faktörlerinin ortadan kaldırılması, fizik tedavi rehabilitasyon ve medikal tedavi oluşturur. Amaç; kemik mineral yoğunluğunun stabilize edilmesi ve artırılması, kırıkların önlenmesi, iskeletin deformitelerine bağlı belirtilerin iyileştirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılmasıdır.

    Dengeli beslenme ( yeterli kalsiyum ve protein alımı), yeterli fizik aktivite, aşırı alkol ve sigara kullanılmaması tedavide önemli yol almamızı sağlar.

    Hastalar ağır yük kaldırmaktan kaçınmalı, yük taşırken de gövdeye yakın olarak tutmalıdır. Çünkü öne eğilerek kaldırılan yük bel bölgesinde kaldırılan ağırlığın 10-20 kat fazlası yüklenmeye sebep olmaktadır. Kemik mineral dansitesinin devamlılığı ve artması için iskelete yük bindirici egzersizler verilmelidir. Ayrıca fleksiyon egzersizleri yapılmamalı, ekstansiyon egzersizlerine ağırlık verilmelidir.

    Akut ağrının tedavisinde analjeziklerin yanında uygun pozisyonlama, yatak istirahati ve TENS, hot pack, infraruj gibi fizik tedavi modaliteleri kullanılır.

    Kronik ağrıda kifotik postürün düzeltilmesi için uygun ortez kullanılabilir. Fakat kas güçsüzlüğüne yol açabileceği için kullanım süresi iyi ayarlanmalı ve beraberinde sırt ekstansör güçlendirme egzersizleri verilmelidir. Yine bu dönemde analjezik etkili fizik tedavi modaliteleri kullanılabilir.
     
  16. 24 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : Lara
  17. PANDORA_AMAZON

    PANDORA_AMAZON Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    191
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    bende de var hemde 30 yaşında çıktı en ufak çarpmalarda kemiklerim kırılıyo aslında süt ve süt ürünlerini çok tüketirim ,aslında her kadın kemik densimetresini ölçtürmesi gerekir benim ki tesadüfi çıkmıştı
     
  18. 7 Ekim 2007
    Konu Sahibi : Lara
  19. anne-10

    anne-10 eşim ve oğullarıma aşığım Üye

    Katılım:
    19 Haziran 2007
    Mesajlar:
    1.111
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    'Osteoporozdan korunmak için süt için'


    Sağlık Bakanlığı, ''Osteoporozdan korunmak için, sağlık için, sağlıklı süt için'' kampanyası çerçevesinde, kemik erimesi konusunda 11 İl' den gelen sağlık personeline eğitim veriyor.

    [​IMG]



    Sağlık Bakanlığı, ''Osteoporozdan korunmak için, sağlık için, sağlıklı süt için'' kampanyası çerçevesinde, osteoporozun (kemik erimesi) önlenmesinde süt tüketiminin önemi konusunda 11 il sağlık müdürlüğünden gelen personele eğitim veriyor.

    Büyükhanlı Park Otel'de düzenlenen iki günlük eğitim toplantısının açılışında konuşan Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Turan Buzgan, Türkiye'de bulaşıcı hastalıklarla mücadele konusunda önemli gelişmeler kaydedildiğini ancak beslenmeye bağlı kronik hastalıklar konusunda hala yeterli bilinç düzeyine ulaşılamadığını söyledi.

    Buzgan, Türkiye'de yetersiz beslenmeye bağlı sıkıntılar yaşandığını, ancak dengesiz beslenmenin çok daha önemli bir sorun olarak ortaya çıktığını ifade etti.

    Osteoporozun farkındalığı konusunda hala eksiklikler bulunduğuna işaret eden Buzgan, ''Osteoporoz toplumda hala 'yaşlı kadın hastalığı' olarak biliniyor'' dedi. Süt ve süt ürünlerinin doğumdan itibaren her dönemde düzenli olarak tüketilmesinin önemine dikkati çeken Buzgan, osteoporozun önlenmesinde süt tüketimi kadar, güneş ışığından yararlanma ve fiziksel aktivitenin de yeri olduğunu dile getirdi. Buzgan, sözü edilen tüm unsurlar bütün halinde düşünüldüğünde osteoporozun önüne geçilebileceğini kaydetti.


    'HER 6 KADINDAN BİRİNDE OSTEOPOROZ KIRIĞI GÖRÜLÜYOR'


    Sağlık Bakanlığı Toplum Beslenmesi Şube Müdürü Dr. Dt. Meltem Soylu da, sağlıklı nesiller yetişmesi için gebelik döneminden itibaren beslenmeye önem verilmesi gerektiğini anlatarak, Türkiye'de süt ve süt ürünleri tüketiminin az denebilecek düzeyde olduğunu söyledi.


    Osteoporozun önlenmesinde süt tüketiminin önemine işaret eden Soylu, her 6 kadından birinde osteoporoz kırığı görüldüğünü, osteoporozun sessiz ilerlediğini ve tedavi maliyetinin de çok yüksek olduğunu anlattı.
    Osteoporozun bilgilendirme ve alınacak tedbirlerle kolaylıkla önlenebileceğini söyleyen Soylu, bunun için sağlık çalışanlarının topluma doğru mesaj vermesi, il bazında stratejiler geliştirilmesi ve konuya önemle yaklaşılması gerektiğini söyledi.

    Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tanju Besler de küçük yaşlarda beslenme bilincini artırarak, ileride karşılaşılabilecek bir çok hastalığın önlenebileceğini söyledi.

    Süt ve süt ürünlerinin tüketiminin Türk toplumundaki yerinin önemine işaret eden Besler, ''Süt, bireyin büyüme ve gelişmesi için gerekli olan besin ögelerinin tam..... yakınını içerir'' dedi. Bir bardak sütle 6 yaşında bir çocuğun ihtiyacı olan kalsiyumun yüzde 52'sinin, proteinin yüzde 35'inin ve fosforun yüzde 55'inin karşılandığını anlatan Besler, sütün içerdiği fosfor-kalsiyum oranı nedeniyle de vücudun kalsiyumdan yararlanması için en ideal ölçüye sahip olduğunu söyledi.

    Sağlık personelinin süt ve süt ürünlerinin yararı hakkında bilgilendirilmesi, toplumda bu konuda farkındalığın artırılması için eğitimler verilmesi ve il bazında çalışmalar yapılmasının yanı sıra osteoporoz risk analizine yönelik bir çalışma da yürütülen eğitim progr....., Hatay, Mersin, Ankara, Çorum, Şanlıurfa, Isparta, Kayseri, Nevşehir, Afyonkarahisar, Kütahya ve Tokat sağlık müdürlüklerinden gelen personel katılıyor.

    Eğitim toplantısı, akademisyenlerin konuyla ilgili sunumları ve panellerle yarın da devam edecek. Toplantıda, ''Osteoporozdan korunmak için, sağlık için, sağlıklı süt için'' progr..... ilişkin il etkinlik planları da hazırlanacak.