Kendin olmak

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve realist tarafından 14 Aralık 2008 başlatılmıştır.

    14 Aralık 2008
    Konu Sahibi : realist
  1. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    “Hayatının sürekli tekrar ettiğini düşün. Şu an yaptığın şey seni mutlu etmiyorsa bir dahaki sefere tekrarlandığında yine mutlu olmayacaksın. Bunun için eğer mutlu bir hayat geçirmek istiyorsan seni mutlu eden, iyi hissetmeni sağlayan şeyleri yapmalısın.”(Irwin Yalom)




    Geçmişten günümüze toplumların gelişimine baktığımızda hem birey olarak hem de toplum olarak bir kimlik kavramı üzerinde sürekli durulmuştur.

    Gelişen ve büyüyen dünyamızda her şeyin madde planında ele alındığı bir dönemde kimlik oluşumu farklı zamanlarda ve farklı coğrafyalarda insan varoluşu açısından değişik şekillerde yorumlanıp açıklanmıştır.

    Buradaki kimlik oluşumu önce bireyin kendi olması yani gerçek benine ulaşması sonrasında ise toplum olarak bizi biz yapan ve bizi diğer kültürlerden, topluluklardan ayıran belirgin özelliklerin toplamıdır.

    Dolayısıyla bir kişinin kendi olabilmesi, varolabilmesi ve varlığını her durum ve şartta sürdürebilmesinin olmazsa olmaz ilk şartıdır.

    Kendi olamayan insanlar başkaları da olamazlar, sadece başkalarının taklidi, karikatürü olabilir. Bu da kişinin yok olması ve yaşamda önce kendisine sonrasın da ise yaşadığı topluma yabancılaşması anlamına gelmektedir.

    Kendin olmak varoluşunun temel şartıdır.

    Kendin olmak seni sen yapan, seni diğerlerinden ayıran,

    Seni topluluklar içerisinde farklı kılan şeydir. Bu da seni özgürleştiren bir eylemdir.

    Hayat dediğimiz aldatmaca içerisinde kendi gerçeklerimizden kaçarak yaşıyoruz. Belki de kendi gerçeklerimizin ne olduğunun farkında bile değiliz. Kendimizi, yaşadığımız duyguları isimlendiremeyecek aldatmacalar içerisine sokmakla gerçeklere ulaştığımızı sanıyoruz. Geriye dönüp bakma ihtiyacı hissedebilsek ne kadar yenildiğimizin farkına varacağız. Ama nedense bir türlü eylemi gerçekleştirme cesaretini kendimizde bulamıyoruz.

    Güçlü, köklü ve zengin bir kişiliğe sahip olmak istiyorsak kendin olmak bağlamında özgüven sahibi olmalıyız. Kişiliğimizde özgüven problemini çözemezsek tüm eylemlerimizde taklitçi bir zihniyete sahip oluruz. Bu da bizi özgüvenden yoksun, yenilenmeye kapalı, sürekli başkalarının söylemleriyle hareket eden bir kişiliğe büründürür.

    Daha ne kadar kendimizden kaçacağız? Kendimize gelme zamanı gelmedi mi? Ne dersiniz?

    Alıntı
     
  2. 14 Aralık 2008
    Konu Sahibi : realist
  3. EU1

    EU1 Guest

    evet güzel bir yazı.teşekkürler,iyi geldi.